Burası Rasullah (sav)'in müjdelerinden biri olan yahudilerle savaşımızın olacağı ve onları zelil edeceğimiz amik topraklarıdır. Bu toprakların gençleri olarak ankaraya, gazze yürüşüne sözü muhattabına söylemeye gidiyoruz. Rabbim hayra vesile kılsın. #GazzeİçinBenVarım
Basın Açıklaması
Fon Krizi Kapitalist Ekonomik Sistemin Acı Bir Meyvesidir
Enflasyon, döviz/kur sarmalı ve piyasa çöküşlerinin asıl sebebi kâğıt para, faiz ve kapitalist finans sistemidir. İktidarlar veya sistem savunucuları "yabancı sermaye, parasal sıkılaştırma, kredi notu ve güven" masallarıyla insanları oyalarken, krizin faturası, borç batağına girmiş, aldığı borcun faizini dahi ödemekte zorlanan ve alın teri dökerek çalışıp ağır vergi yükü altında ezilen dar gelirliye, emekliye bir bütünde halkın tamamına kesilmektedir. Oysa halk çaresiz değildir; asıl sorun sistemin kendisidir. Çözüm ise sadece İslam’dadır...
Basın açıklamasını okumak için yorumdaki linke tıklayın 🔻
Çocuğa hayatın gayesini öğretmeyen, doğru ile yanlışı sağlam bir ölçüye bağlamayan, ahlâkı eğitimin merkezine koymayan bir anlayış; bilgili fakat istikametsiz nesiller ortaya çıkarabilir.
İslâmî eğitim ise aklı ve kalbi birlikte inşa eder.
#OkullarMezarOlmasın
NESLİMİZ TEHLİKEDE, KURTULUŞ İSLAMİ EĞİTİMDE!
Bir çocuğun okulda korkuyla yürümesi, arkadaşından gelecek bir tehdidi beklemesi, şiddeti sıradanlaştırması ve suça sürüklenmesi; yalnızca bireysel bir problem değil, bir neslin nasıl yetiştirildiğiyle ilgili büyük bir meseledir.
Türk Eğitim-Sen’in 2026 tarihli araştırmasında, öğrencilerin %23,9’unun suça karıştığı belirtiliyor. Bu tablo; çocuklarımızın yalnızca bilgiye değil, doğru bir terbiyeye, sağlam bir şahsiyete ve onları kötülükten sakındıracak bir eğitim anlayışına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Eğitim; insana haddini, sorumluluğunu, emaneti ve hayatın gayesini öğretmektir.
İslâm’ın eğitim anlayışında genç; başıboş bırakılan, nefsinin ve çevresinin yönlendirmesine terk edilen bir varlık değil, Allah’ın kulu ve yeryüzünde sorumluluk taşıyan bir şahsiyet olarak yetiştirilir.
Bugün gençlerimizi şiddetin, zorbalığın, çete kültürünün, madde bağımlılığının ve ahlâkî yozlaşmanın kuşatmasından korumak istiyorsak yalnızca güvenlik tedbirlerini artırmak yetmez. Bu sonuçları doğuran zihniyeti ve eğitim anlayışını da sorgulamak gerekir.
Çocuğa hayatın gayesini öğretmeyen, doğru ile yanlışı sağlam bir ölçüye bağlamayan, ahlâkı eğitimin merkezine koymayan bir anlayış; bilgili fakat istikametsiz nesiller ortaya çıkarabilir.
İslâmî eğitim ise aklı ve kalbi birlikte inşa eder.
#OkullarMezarOlmasın
#GeleceğimizİslamiEğitimde
Bir eğitim sistemi mevcut öğrencilerini daha önce mezun ettiği öğrencilerinden koruma gereği duyuyorsa o sistem eğitmiyor öğütüyor demektir.
Videonun tamamı için 👇
https://t.co/y8hklVtkPz
#manisa#saldırı
Gençliği şiddetin, tüketimin, bireysel çıkarın ve sınırsız özgürlük anlayışının insafına bırakmak yerine; Allah’ın razı olacağı bir hayatı yaşama gayesiyle yetişen, İslami şahsiyet sahibi, akidesi ve ahlakı sağlam, sorumluluk bilinci taşıyan bir nesil yetiştirilmelidir.
#manisa
Öncelikle saldırıda yaralanan kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar niyaz ediyor, ailelerine de metanet ve sabır vermesini rabbimizden niyaz ediyoruz.
Manisa Turgutlu’da yaşanan okul saldırısı, eğitimdeki krizin artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya geldiğini gösteriyor!
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi çevresinde meydana gelen silahlı saldırıda öğrencilerin yaralanması, hepimizi derinden sarsmıştır. Sabahın erken saatlerinde eğitim görmek için okula gelen öğrencilerin silahlı saldırının hedefi olması, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir tablodur.
Anne ve babalar çocuklarını okula gönderirken “Bugün çocuğuma bir şey olacak mı?” kaygısı yaşamamalıdır.
Öğretmenler ders anlatırken, öğrenciler ders dinlerken şiddet tehdidiyle karşı karşıya kalmamalıdır.
Okullar çocuklarımızın korku, şiddet ve tehdit ile karşılaşacağı yerler değil; güven, ilim, ahlak ve şahsiyet kazanacağı mekânlar olmalıdır.
Elbette okulların fiziki güvenliği sağlanmalı, silahların öğrencilerin erişimine ulaşmasını engelleyecek tedbirler alınmalı ve saldırının bütün yönleriyle soruşturulması sağlanmalıdır.
Ancak mesele bundan ibaret değildir.
Bir gencin eline silah alıp okul arkadaşlarını hedef alması, yalnızca güvenlik kameraları, polis tedbiri veya okul kapısındaki kontrollerle açıklanabilecek bir mesele değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Biz nasıl bir nesil yetiştiriyoruz?
Gençlerimizi şiddeti eğlence haline getiren kültürden,
suçu başarı gibi gösteren anlayıştan,
mafya ve çete hayatını romantikleştiren içeriklerden,
gayrimeşru hayatı normalleştiren anlayışlardan
koruyacak bir eğitim ve kültür politikası ortaya konulmalıdır.
Gençliği şiddetin, tüketimin, bireysel çıkarın ve sınırsız özgürlük anlayışının insafına bırakmak yerine; Allah’ın razı olacağı bir hayatı yaşama gayesiyle yetişen, İslami şahsiyet sahibi, akidesi ve ahlakı sağlam, sorumluluk bilinci taşıyan bir nesil yetiştirilmelidir.
#manisa
#saldırı
Yapay Zeka Ekonomisi | Eko Vizyon
Eko Vizyon’un bu bölümünde; yapay zeka ekonomisini, onu kontrol eden güçleri ve bu ekonominin potansiyel etki sahasını ele alıyoruz.
"Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji değil. Aynı zamanda sermaye, enerji, veri, çip, iş gücü, devlet gücü ve jeopolitik hâkimiyet meselesi.
Peki neden? Çünkü yapay zekâyı kim kontrol ederse yalnızca teknolojiyi değil, geleceğin ekonomisini de kontrol etme potansiyeline sahip olur..."
Yapay Zeka Ekonomisi | Eko Vizyon
Eko Vizyon’un bu bölümünde; yapay zeka ekonomisini, onu kontrol eden güçleri ve bu ekonominin potansiyel etki sahasını ele alıyoruz.
"Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji değil. Aynı zamanda sermaye, enerji, veri, çip, iş gücü, devlet gücü ve jeopolitik hâkimiyet meselesi.
Peki neden? Çünkü yapay zekâyı kim kontrol ederse yalnızca teknolojiyi değil, geleceğin ekonomisini de kontrol etme potansiyeline sahip olur..."
#Makale
Eğitimde Güven Ortamını Neden Sağlayamıyoruz?
🖋️ “Okullardaki güvenlik sorunu yalnızca kamera, polis ve disiplin tedbirleriyle çözülemez; asıl mesele, şiddete ve zorbalığa yönelen şahsiyetin nasıl oluştuğudur.”
🖋️ “Seküler eğitim bilgi ve başarıyı öne çıkarırken ahlak ve sorumluluğu geri plana itiyor; İslam ise güvenliği insanın zihninde ve şahsiyetinde inşa etmeyi hedefliyor.”
🖋️ “Gençliği ve okulları kuşatan güvenlik krizinden çıkış, pansuman tedbirlerle değil; insanı şahsiyet sahibi kılan Nebevî eğitim anlayışının ve İslam’ın hükümlerinin hayata geçirilmesiyle mümkündür.”
➡️ Makaleye linkten (https://t.co/E1laGxY59N) ulaşabilirsiniz.
Okullar açılıyor ve yeni eğitim döneminin başladığı bu sabah, okulları, çocukları ve gençleri tehdit eden sokak çetelerine, yeni nesil suç örgütlerine yönelik Türkiye genelinde eş zamanlı operasyonlar yapıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in belirttiğine göre 78 Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında, 2 bin 447 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış. Bakan, okul ve öğrencileri tehdit eden bu çeteler ile ilgili "sokaklarımız suç örgütlerine bırakılmayacaktır." dedi.
Öğrencileri ve tüm toplumu bu tür suç örgütleri ve çetelerin tehdidinden korumak için atılan adımlar önemlidir zira sadece okullar değil, sokaklar ve tüm toplum tehdit altındadır. Ancak bu adımlar, sorunun çözümü için tek başına yeterli değildir. Çünkü bu sabah operasyon yapılan çetelerin elemanlarını da yine bu eğitim sistemi yetiştirdi, adeta suç makinelerine dönüşen bu kişiler aynı okullarda eğitim gördüler. Laiklik esası üzerine kurulu bu eğitim sistemi; düşünmeyen, sorgulamayan, tarihine ve değerlerine yabancılaşmış sorunlu bir gençlik yetiştiriyor. Her türlü fikri saldırıya karşı savunmasız, popüler kültür tarafından öğütülmüş, asosyal, apolitik, özgüvenini, yaşama gayesini kaybetmiş ve suça sürüklenmiş nesiller yetiştiriyor.
Bu sebeple okulları ve öğrencileri tehdit eden çetelere yönelik yapılan operasyon gibi laik eğitim sistemine de topyekun operasyon yapılması gerekir. Zira eğitim sistemindeki en büyük sorun laik Batı kültürünün kendisidir. Bu kültür imanlı, ahlaklı, şuurlu ve şahsiyetli nesiller yerine, deist, ateist, şuursuz, gayesiz, asosyal problemli nesillerin yetişmesine sebep olmaktadır. Toplumu orta çağ karanlığına hapseden işte bu laik Batı kültürüdür. Dolayısıyla neslimiz tehlikede, kurtuluş ise İslami eğitim sistemindedir.
Sokaklar Güvende ismi verilen operasyon ile iki binden fazla kişi gözaltına alınmış.
Ancak belki de her ay benzer suçlardan hükümlü olup ceza indirimi yasasından tahliye edilenler de buna yakındır.
Sokakların güvende olması sadece suçluların yakalanması ile sağlanamaz. Suç ve suçlu üreten bu sistem sadece sinekleri yakalanan bir bataklık misali değil midir?
Toplumsal yozlaşma, suçun alenileşmesi, dayatılan yasalar ile ailenin etkisizleştirilmesi, ebeveyn korumasının yok edilmesi, cezaevlerinin doluluk oranı sebebiyle rutin hale gelen infaz indirimleri ile sokaklar nasıl güvende olabilir?
Algıları değiştirmek için değil, suça neden olan ekonomik ve sosyolojik durumu düzeltmek için uğraşın!
Sorunlar hayatımızda çözüm ise işte burada. Gençlik kollarımızın başlatmış olduğu bu kampanya çok yerinde ve zamanında olmuştur. Eğitim öğretim yılının başında çocuklarımızı ve neslimizi zehirleyen bâtıl fikir ve düşüncelerden uzak tutmak için bu kampanyaya sizde destek verin…
Milyonlarca evladımız yeni ders dönemine adım atarken; evlatlarımız kaygılı, karamsar ve umutsuz.
Yarınlarımız; rant kapısına dönüştürülen okul masraflarıyla, inançsızlık ve savrulma bunalımlarıyla, batıyı merkeze alan hayat tarzıyla planlı şekilde tahrip ediliyor.
Sistem, bu çöküntüyü “gündem oyunlarıyla” örtbas ediyor.
Yayın organları yaşanan manevi çürümeyi “modernizm” maskesiyle sunuyor.
Fakat şunun farkındayız:
Bu, evlatlarımızın kimliğini ve duruşunu silme planıdır.
Gençlerimizi ve yarınlarımızı muhafaza edecek tek kale İslami Eğitim Modeli’dir.
Rabbimizden kampanyamızı, kardeşlerimizi İslami kimlik ve şahsiyetine kavuşturan, geleceğini imar eden nesiller yetiştirmeye vesile kılmasını niyaz etsin.
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Bencede düşünmeli nede olsa kendi komutanları yerine halktan olan ajanlarını yerleştirip para ödemeden kimseyle kötü olmadan işlerini hallediyorlar. O halde ey Müslümanlar bu ajan ve hainlere destek vermeyin Abd ile dost olan gün gelir abd ile mezara girer…
Ey rüveybidalar!!
Madem arkasındasınız, madem kırmızı çizginiz filistin o halde neden bu aile evsiz kaldı, neden limanlardan ticaret gemileriniz durmadan yahudi varlığına mal taşıyor. Sizin kırmızı çizginiz bu mudur? Sizin arkasında durduğunuz dava bu mudur?
İşgal ve yıkımın ortasında beşikte bir bebek…
İşgalci İsrail’in Batı Şeria’da bir aileyi daha evsiz bıraktığı bu manzara, insanlık vicdanının utanç vesikasıdır.
Zulüm ile abad olunmaz.
Beşikteki mazlum bebekler bir Musa misali yetişecek; özgür Filistin, özgür Kudüs’ün müjdesi olacaktır.
Bizler mazlum Filistin halkının yanında kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. 🇹🇷🇵🇸
Akide kelimesi Arapçada "bağlamak", "düğümlemek", "sağlamlaştırmak" ve "gönülden sıkı sıkıya bağlanmak" manalarına gelen a-k-d kökünden türetilmiştir.
İslam akidesi ise; bir Müslüman için düşüncelerini ve amellerini üzerine kaim kıldığı esastır.
İnsan, hayat, kâinat ve bu hayatın öncesi ile sonrasını açıklayan, bunlar arasındaki ilişkiyi kuran aklî, siyasî ve kapsamlı bir fikrî liderliktir.
İslam akidesi, hayata dair tüm mefhumların, nizamların, anayasal hükümlerin ve duyguların üzerine inşa edildiği yegâne fikrî kaidedir.
Bir Müslüman için belirleyici olan bu fikrî liderlik, asla heva ve heves olamaz; bilakis kişinin hevası şeriata tabi olmak zorundadır.
Akideye dayanan bu sarsılmaz ölçü, gelip geçici siyasi iktidarların, konkonktürel esen rüzgarların veya toplumsal algıların esiri olmayı kesinlikle reddeder.
Liderliğini vakıaya, reel siyasete, toplumsal algılara, iktidarlara değil de İslam akidesine teslim eden bir Müslüman;
✔️ Allah’ın helal dediğini helal, haram dediğini haram sayar.
✔️ Allah’ın hükmünden başkasını asla razı gelmez.
✔️ Karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun, zalimlerce tehdit edilse dahi akidesinden ve şer’î hükümlerden zerre kadar taviz vermez.
✔️ Doğru sözde ve salih amelde sebat gösterir, kınayıcının kınamasına aldırmadan hakkı tutup kaldırır.
✔️ Allah’ın rızası neredeyse maslahatı orada arar.
✔️ Değiştirmek için çıktığı yolda değişen dünyayla birlikte değişmeyip Allah’ın hükmünde sebat edendir.
Kısacası liderliğini sadece İslam akidesine veren bir Müslümanın dünü de, bugünü de, yarını da; ölümü ve hayatı da sadece Allah içindir.
Allah’ım bizlerin ayaklarını İslam dini üzere sabit kıl ve bizleri güzel akibete nail olacak takva sahiplerinden eyle. (amin)
Akideye dayanan bu sarsılmaz ölçü, gelip geçici siyasi iktidarların, konkonktürel esen rüzgarların veya toplumsal algıların esiri olmayı kesinlikle reddeder.
Akide kelimesi Arapçada "bağlamak", "düğümlemek", "sağlamlaştırmak" ve "gönülden sıkı sıkıya bağlanmak" manalarına gelen a-k-d kökünden türetilmiştir.
İslam akidesi ise; bir Müslüman için düşüncelerini ve amellerini üzerine kaim kıldığı esastır.
İnsan, hayat, kâinat ve bu hayatın öncesi ile sonrasını açıklayan, bunlar arasındaki ilişkiyi kuran aklî, siyasî ve kapsamlı bir fikrî liderliktir.
İslam akidesi, hayata dair tüm mefhumların, nizamların, anayasal hükümlerin ve duyguların üzerine inşa edildiği yegâne fikrî kaidedir.
Bir Müslüman için belirleyici olan bu fikrî liderlik, asla heva ve heves olamaz; bilakis kişinin hevası şeriata tabi olmak zorundadır.
Akideye dayanan bu sarsılmaz ölçü, gelip geçici siyasi iktidarların, konkonktürel esen rüzgarların veya toplumsal algıların esiri olmayı kesinlikle reddeder.
Liderliğini vakıaya, reel siyasete, toplumsal algılara, iktidarlara değil de İslam akidesine teslim eden bir Müslüman;
✔️ Allah’ın helal dediğini helal, haram dediğini haram sayar.
✔️ Allah’ın hükmünden başkasını asla razı gelmez.
✔️ Karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun, zalimlerce tehdit edilse dahi akidesinden ve şer’î hükümlerden zerre kadar taviz vermez.
✔️ Doğru sözde ve salih amelde sebat gösterir, kınayıcının kınamasına aldırmadan hakkı tutup kaldırır.
✔️ Allah’ın rızası neredeyse maslahatı orada arar.
✔️ Değiştirmek için çıktığı yolda değişen dünyayla birlikte değişmeyip Allah’ın hükmünde sebat edendir.
Kısacası liderliğini sadece İslam akidesine veren bir Müslümanın dünü de, bugünü de, yarını da; ölümü ve hayatı da sadece Allah içindir.
Allah’ım bizlerin ayaklarını İslam dini üzere sabit kıl ve bizleri güzel akibete nail olacak takva sahiplerinden eyle. (amin)
Aralarında 15 Temmuz ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin de bulunduğu 7 otoyol özelleştiriliyor. Halkın vergileriyle inşa edilen ve hayatı sürdürmenin zaruri ihtiyaçlarından olan ulaşımın bu denli ticarileştirilmesi, laik kapitalist yönetim anlayışının yeni bir zulmüdür.
Akaryakıtın cep yakıp enflasyonun zirvelerde gezdiği, ücret ve gelirlerin ise açlık-yoksulluk sınırı arasında gidip geldiği böylesi kriz ortamında vatandaşı maksimalist kâr hırsını benimseyen şirketlerin kucağına atmak kabul edilemez.
Görünen o ki faiz, finans ve rant ekonomisinin oluşturduğu kara delik büyüdükçe kamu mülkiyeti sadece kâğıt üzerinde kalacak; zengine aktarılmak üzere fakirden daha fazla alınacaktır. En önemlisi, İslam’ın iktisadi sistemi tatbik edilmedikçe borç ve sömürü sarmalı asla sona ermeyecektir.
“Her kim de Benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” (Tâ-Hâ, 124)
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda üzerinde "önce" ve "sonra" yazan İran haritasını kendi fotoğrafıyla değiştirdi.
Bu tam anlamıyla bir "Firavun Şeciyesi" ve güç zehirlenmesinin tezahürlerindendir.
Nasıl ki binlerce yıl önce Firavun, Nil nehrine bakıp ayette de geçtiği gibi "Mısır’ın mülkiyeti ve altımdan akan ırmaklar benim değil mi" diyerek büyüklendiyse, bugün de Trump ve vahşi kapitalizm dünyayı bir menfaat haritası olarak görmektedir.
Gazze’yi bir sahil yatırım projesi olarak görmek, Grönland’a sahip olmak istemek, Ortadoğu'dan Afrika’ya kadar her yeri kendi "âli" menfaatleri için rant toprakları zannetmek çağdaş Firavun zihniyetinin ta kendisidir.
Ne var ki Rabbimizin değişmez yasaları vardır; teker teker işlemektedir.
Suların kendi emrinde olduğunu zanneden Firavun nasıl o sularda boğulduysa, asrımızın modern Firavunları da kurdukları mülkiyet hayallerinde ve yaşattıkları zulümlerin içinde elbet hezimete uğrayacaklardır.
Zira mülkün hakiki sahibi olan Allah, vaadinden asla dönmeyecek ve yeryüzündeki zulüm düzenini sonunda değiştirecektir.
Şüphesiz ki bu alemlerin Rabbine hiç de zor değildir.
Kaç tane kapı çalıyoruz?
Allah Subhanehu ve Teala'ya dinini yüceltmek, dinini aziz kılmak, dinini kerih görücülere rağmen yeryüzünde egemen kılmak üzere ahdi olan bir Müslüman, şifa bekleyen bu insanlığın bir çareliğine kayıtsız kalamaz.
Kaç tane kapı çalıyoruz?
Allah Subhanehu ve Teala'ya dinini yüceltmek, dinini aziz kılmak, dinini kerih görücülere rağmen yeryüzünde egemen kılmak üzere ahdi olan bir Müslüman, şifa bekleyen bu insanlığın bir çareliğine kayıtsız kalamaz.
Yaşadığımız fasit toplumu İslâm ile değiştirmek yerine, İslam'ın bazı hükümlerini yaşadığımız toplumda meşrulaştırma adına yapılan her arayış beyhudedir.
Çünkü İslam'ın hükümleri kıyamete kadar geçerli iken bugün meşru görülmeyen şeyler ilk yasa değişikliğinde meşru görülebilir.
Zamanın değişmesi ile hüküm değişmez, dinde güncelleme yapma ile içtihat yapma aynı şey değildir.
Nasıl ki el kesmek şer'i delile binaen meşru ise; Halife Ömer'in kıtlık döneminde el kesmeyi uygulamaması dini güncellemek değil, o da aynı şekilde şer'i delile binaen bir uygulamadır ve de meşrudur.
Mesela bugün demokrasi ve laiklik meşru sayılmaktadır. Oysa ki İslam'a göre hiçbir zaman meşru olmayacaktır.
Güncelleme aklın belki de heva ve hevesin ortaya koyduğu yorum, içtihat ise şeri nasların içinden müçtehidin İslam'ı hükme ulaşmak için ulaştığı şeri hükümdür.
Şer'i olan şey meşru değilse meşru hâle getirmek her müminin görevidir. Zira Allah'ın şeriatı hayatımıza yön vermesi ve uygulanması içindir.
Zira İslam, nasıl ki işgalci saldırgan kafire karşı cihadı emrediyorsa, zafer kazandıktan sonra da ondan sakınmayı, onu hakka boyun eğdirme çabası içinde olmayı emreder.
Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, ülkeye uygulanan yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş ulusal varlıkların serbest bırakılması amacıyla ABD’ye maden kaynaklarına erişim imkânı teklif etti.
İngiliz Financial Times (FT) gazetesine konuşan Muttaki, ülkenin ekonomi politikasının dışa açık olduğunu; madencilik, altyapı, tarım ve ticaret gibi sektörlerde Amerikan yatırımlarını memnuniyetle karşılayacaklarını ifade etti.
Yorum:
Amerika’nın sömürgeci bir devlet olarak Afganistan’a nasıl baktığı, 20 yıllık işgali, katliamları ve İslam’a olan büyük düşmanlığı izahtan varestedir. Yine Amerika’nın, dünyada anlaşmaları en çok ihlal eden devlet olarak, kendisiyle eşit düzeyde karşılıklı ilişkiler kurulmasının imkansızlığı siyasi bir hakikattir. Amerika’yı bir ülkeye yatırıma davet etmek —özellikle de enerji gibi devletlerin stratejik güç ve bağımsızlığını yakından ilgilendiren bir alanda iş birliği istemek— ne İslami ferasetle ne de ümmetin maslahatıyla bağdaşır. Aksine bu durum, onun sömürgeci boyunduruğu altına girmenin zeminini hazırlar.
Ayrıca Muttaki’nin, iki ülke arasındaki ilişkilerin geçmişteki 20 yıllık savaştan ziyade gelecekteki iş birliği temelinde değerlendirilmesi gerektiğine dair sözleri de büyük bir yanılgıdır. Çünkü Amerika, İslam ve Müslümanlarla savaş halinde olan bir devlettir; yakın zaman önce Pakistan’daki ajanlarını Afganistan’a saldırtan devlettir. Bu vasfına göre onunla kurulacak tek ilişki, yıkıcı bir hesaplaşma olmalıdır. Afganistan İslam Emirliği yönetimi geçmişte bu gerçeği tecrübe etmiş, Amerika’nın burnunu sürtmüş, "Önce güçlenelim, sonra savaşırız" mugalatasını yerle bir etmiş ve böylece Allah’ın izniyle başarıya ulaşmıştır.
Dolayısıyla bugün İran savaşında zayıflığı açığa çıkan Amerika’ya karşı izlenecek politika da bundan başkası değildir. Zira İslam, nasıl ki işgalci saldırgan kafire karşı cihadı emrediyorsa, zafer kazandıktan sonra da ondan sakınmayı, onu hakka boyun eğdirme çabası içinde olmayı emreder. Yapılması gereken; başta bölge halklarını teşvik etmek olmak üzere yayılmacı bir dış politika benimseyerek ümmetin gücüyle güçlenmeye çalışmaktır. Amerika’nın gasp ettiği servetleri geri almanın, Afganistan’ın etrafını saran iş birlikçi rejimleri ortadan kaldırmanın, İslami akide ve Raşidi Hilafet temelinde doğru bir kalkınmaya ulaşmanın yegâne yolu budur.