"Receb ayınızı tebrik ederim.
Şaban ayınız da mübarek olsun…"
Amin 🤲
Bu mübarek aylar için gönlünüzden geçen bir duayı yorumlarda paylaşın.
#MahmudEsadCoşan#üçaylar
PAPA’NIN TÜRKİYEYE GELMESİ
Biz büyük TÜRKİYE OLACAKSAK bunun kanadı altında Papa’da olur, mevcut kiliselerde olur. Onlar bizim devletimizin kanatları altında ZİMMİDİR yani; Allah’ın zimmeti altında (özel koruması altında) olanlardır.
Canları, malları, akılları, namusları ve ibadet haneleri her türlü saldırıdan güvendedir.
Büyük Türkiye olacaksak tebamız altındaki azınlıklarada sahip çıkacağız. Bu nedenle bir Hıristiyan liderin bizim kontrolümüzde ve gözetimizde olmak şartı ile ülkemize gelip gitmesi gayet normal bir hadisedir.
Korkulacak hiçbir yanı yok.
Bu organizeyi sivil toplum örgütü yapsa bu tehlikedir ancak devletin organizesi fıkhen gayet normaldir.
PAPAYA KARŞI ÇIKANLAR ONLARCA NAMUSUMUZU ÖNCE IRZINA GEÇİP SONRA ŞEHİT EDER HAŞDİ ŞABİLERİ ne hikmet ise mücahit ve şehit görüyorlar. Şia ile Hıristiyan inanç felsefesi arasında hiç bir fark yok halbuki.
KORKACAK BİR ŞEY YOK:
ROMA FETHOLUNACAK, VATİKAN FETHOLUNACAK.
son olarak şu fotoğrafın güzelliğine bakarmısınız:
Reis arkasını haritada islam dünyasına vermiş, başının üzerine Hicaz’ı denk getirmiş.
Bunun üzerine birde TALAALBEDRU, TEVHİT İLAHİLER VE SALAVATLARI OKUMAK tam bir duruştur ve tebliğdir.
Allah ondan razı olsun.
Müslümanlar olarak fıkıh, akaid ve siyaset-i şeriyye tahlillerimizi tazelememiz gerekiyor.
Reis ehl-i ilmînde daha çok mutaaa yapması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Fethedeceğimiz Romanın ve Vatikanın mağlup olacak muhataplarından Papa’nın ülkemize ziyareti konusunda sosyal medyada konuşulanlar, yapılan ilmi ve siyasi değerlendirmeler; ilmen ve siyaseten meseleyi kendi referanslarımız açısından değerlendirme pratiğimizin heyecanımıza mağlup edildiğini göstermekte.
Bu meseleye her bir ilim adamı sakin sakin şu başlıklar ile bakması gerekir:
Akaid, Fıkıh, Siyer ve Tarihi müktesebatımız açısından bakmak gerekirken; nice acılarla muhatap olduğumuz diyalog tuzağının getirdiği haklı korkuyla, ilmi ve fıkhi değerlendirmeyi bir an unutmakla, siyer-i nebi açısından ilahinin mahiyetini dikkatle araştırılmamakla, tebliğ usul yöntemlerinin devlet aklı tarafından kürsüdeki vaiz gibi olmayacağı hakikatini bilmemekle ve sahih bir içeriğin hangi yollar ile batıl olacağına veya batıl için kullanılmış olduğuna dair müessir niyet amelini bir an unutup yerine fiilin sahibinin niyetini bilmeyip bilakis kalbindekini zannımızla tespit edeceğiz cüreti ile değerlendirmekten geçmekte.
TALAAL BEDRU MESELESİ:
Bu kaside Efendimiz Medine’ye giriş yaptığında Necran kabilesinden oluşan ve çoğu kadınlar olan karşılama heyeti tarafından seslendirildi.
Bu kaside tamamıyla Efendimizin yüce vasıflarını ve ehl-i kitabın inkar etmeye çalıştığı sıfatlarını ihtiva eder.
Bu kasideyi söyleyenler birinci ve ikinci Akabe biatlarında Müslüman olmuş olan Necran kabilesine mensup sahabelerden oluşmakta. Bu ilahiyi söyleyenlerin evveliyatı müşrik olmasına rağmen son derece büyük faziletleri öğrenmiş olmaları onların sadece ehl-i kitap ile çok sıkı ilişkileri olmakla kasidede geçen manaları ve faziletleri onlardan öğrendiklerini göstermekte. Kayıtlarda da böyle zikredilir.
Bugün inkar ettikleri Efendimizin vasıflarını onların kadim eserindeki malumatlar ile yine onların yüzüne yüzüne haykırmak büyük bir inceliktir.
Yani devlet burada bilerek veya bilmeyerek EHL-İ KİTABİN kendi eserlerinde Efendimizin vasıflarından zikredilen yüce hasletleri okumakla, HIRISTİYANLARIN muasır liderinin yüzüne karşı okunması ile duruşunu ve imanını haykırmıştır.
Ayrıca -kadınların seslendirmesi kısmını tamamen yanlış olduğunu görmemle birlikte- bu ince akıl ve tavır cihadın en faziletlisi; “zalim idareciye hakkı söylemektir” hakikatinin kendisidir.
Bu okuma onların kendi kitaplarında zikredilen hakikatler ile yine onlara Efendimizi ve yolunu anlatmaktır.
Bu aynı zamanda “bakın sizin kitaplarınızın anlattığı benim peygamberim budur, hak din islam budur, din budur, karanlıkları aydınlatacak nur budur, dün nasıl sizinde sakini olduğunuz YESRİB’İ Efendimizin getirdikleri nasıl Medine-i Münevvere yaptı ise bu hakikatler şimdi de sizleri ve diyarlarınızı gün gelecek nura gark edecektir, muhtaç olduğunuz hakikat budur” demek manasından başka bir anlama gelmez.
“Bununla Papa karşılandı” demek saçma bir şey. Böyle bir hükmü vermek için bunu icra edenlerin ve ettirenlerin niyetlerini bilmemiz fıkhen zorunludur. Yani konu tamamen niyet amel ilişkisi ile alakalıdır.
“Bu ilahiyi okutmakla şayet Papayı haşa efendimiz benzettiler” denilirse bu durumda konu bir kişinin küfür ameli işlediği anlamına gelerek konu ameli olarak konuşulmaktan çıkar bir şahsı küfre nispet etme boyutuna yani konu TEKFİR BAŞLIĞINA girer.
Burada devlet idarecisinin böyle bir niyeti yok ise devlet adamına “sen papayı Resulullah’a benzettin” diyen kişinin kendisi manen bir mümini küfre yaklaştırmakla kendisi tehlikeye düşer.
KADINLARIN SESLENDİRMESİ:
Şeran caiz değildir. TALAAL BEDRU meselesinde haram olan şey işte bu kısımdır. Bunun ötesi papaya okunması bir hakikatin ifadesindir.
Bu koro yeni tertip edilmiş bir koro değil. Mardin bölgesinde tertip edilmiş bir çok din mensubunu içeren çok uzun zamandır bu tür ilahiler okuyan özel bir koro.
Kadınların giysisi üzerinden yapılan değerlendirmeler ise; bu koronun uzun yıllar böyle giyindiklerinin bilinmemesi ile alakalı olsa gerek.