“Ben hiçim” demek, aslında “ne kadar mütevazı olduğumu görün” diyen gizli bir kibrin ve her şey olma iddiasının yansımasıdır. Hiçlik ilan edilmez çünkü gerçek hiçlik dilsizdir.
Erkan Oğur, konserin başında sessizliği o kadar naif bir şekilde talep etti ki: “Müziğin yarısı sestir, diğer yarısı sessizlik. Bu ikisi birleşince müzik olur. Seyirci sessiz kalarak müziğe katılır; sahnede ses çıkaranlar ile onu sessizce karşılayanlar müziği birlikte yaparlar.”
@Adele@AdeleGlobaI@AdeleAccess İnsan, bu güzellikle konuşabilmek için yeni bir dile ihtiyaç duyuyor. Çünkü senin gibi birini anlatmaya kalkınca eski kelimeler yetersiz kalıyor; aynı sözcüklerle bambaşka bir güzelliği tarif etmek mümkün olmuyor.
Niye İbrâhim Tatlıses bildiğim kadarıyla felsefe profesörü olduğunu iddia etmiyor
Senin de sesini duymadık
Kendini Türkücü ile kıyaslatıyorsa demek ki birey düşmanı ona göre Urfalı bir Arap olmak dışında bireyin başka bir özelliği olamaz
Meslek, kariyer, zanaat, sanat, karakter filan boş bunlar anlamına gelir bu felsefeci yani puhahahahhahahsh
Birkaç bahar, bir o kadar kış.
Ömürdür; uzun, kısa.
Ne ise göreceğin;
Kısmet ne kadarsa.
Hangi yılsa o, hangi ayın hangi günü,
Saati çalınca, gelince sıran.
Nasıl yaşadıysa habersiz,
Nasıl öldüyse bunca insan
| Ziya Osman Saba
📷 Hünkâr Camii Şerifi,
Saraybosna'dan.
#MedeniyetimizinSessizTanıkları
#OttomanTombStones
Turkcell müşteri hizmetlerini aradım. Kürşat isimli bir temsilciyle görüştüm.
Görüşmenin sonunda, her zamanki gibi: “Başka bir sorunuz var mı?” diye sordu.
Ben de: “Çin Sarayı’nı kaç kişiyle bastın?” dedim.
Hiç duraksamadan: “40 kişiyle.” dedi.
Adının hakkını vermek bu.
Fatih Altaylı'nın programına katılan Felsefeci Ahmet Arslan:
Tanrı, insanın yaratmış olduğu bir efsanedir.
Şimdi onun yerine yeni ve farklı başka efsaneler eklendi. Mesela Sosyalizm.
Kant ahlakı var, Aristo ahlakı var. Alt tabakayı boşver, alt tabakanın ne önemi var.
Öteki dünya var, cehennem var, ateşler var dediğinde kusura bakma Arap bedevisine bunlar inandırıcı gelebilir ama biraz tinsel bir dünya görüşüne sahip biri hiç bu hiç inandırıcı gelmez.
Din artık işlevini yerine getiremiyor
Tarık Buğra’nın babasından yediği o meşhur tokat, yıllar sonra bir romana dönüştü. O gün tanıdığı gazi, Küçük Ağa’nın unutulmaz karakteri Çolak Salih’e ilham verdi.
Çünkü Tarık Buğra, sadece kendi hikayesini değil, Türkiye’nin hikayesini yazıyordu.
Ne çemen ne sayeyi gül Ne bahar ne buy-i sümbül Bana vasfın etme bülbül Men esiri kakül yara Can kurban o şivekara Gel benim kakülü kemendim Boyu boynuma menendim Sen benim ağam efendim Men esiri kakül yara Can kurban o şivekara
Nafi Budak/Urfa