🔹Yolsuzluktan yargılanıp tutuklanan İmamğlu için memlekette kaos çıkaran CHP 'lilere soruyoruz !
Diyorsunuz ki "bu adaletsizlik"
- bakın Gerçek adaletsizlik nedir.!? yakın tarihten
bir örnek
▪️Fatin Rüştü Zorlu'nun
"hukuksuzca idam edilen bir Dışişleri Bakanı" olduğunu...
- 64 yıl önce ve 51 yaşında "elleri arkasında kelepçeli"
idam edildiğini...
- Hücreden alındığında “önce benimle mi başlıyorsunuz.!?” diye sorduğunda, cevap bile verilmediğini...
- Ailesine mektup yazmak istediğini söylediğinde,
“kısa olsun” diye azarlandığını ve güneş doğmadan işi bitirmek için acele edildiğini..
- Abdest aldığını ve gömleğinin kollarını indirdiğini,
kol düğmelerini taktığını, kravatını arayıp bulamadığını...
- Ada komutanı Tarık Güryay’a dönüp
“benden evvel asılmış olanların ölüme nasıl gittiklerini bilmiyorum, fakat ben bir insanın olabileceği
kadar sakin ve metinim” dediğini...
- İmam Kur’an okurken, idamlık Fatin Rüştü Zorlu’nun, imamın bazı hatalarını düzelttiğini...
- İdam sehpasına metanetle yürüdüğünü,
yardım almadan sehpaya çıktığını...
- Boğazına idam ipliğini geçirmeye çalışan
celladın ellerinin titrediğini görünce
“oğlum ne titriyorsun ? ilmik senin değil,
benim boynuma geçecek" dediğini...
- Biliyor muydunuz.!?
Bence biliyorsunuz ama işinize gelmiyor.
Bundan dolayı unuttuğumuzu sanmayın.
İntikam vakti geldiğinde
hepsinin acısını misliyle çıkartırız.
Çünkü sizler geçmişiyle gurur duyan CHP'ye destek veriyorsunuz ,
Bundan dolayı kıyamete kadar imanım
gereği kutuplaşacağız. ☝
🔴Paris’te yapılan bu sokak röportajında bir Fransız vatandaş;
“Eğer Yahudiler üç bin yıl önce oradaydıysa, o zaman Amerika’yı da Yerli Amerikalılara verelim!”
Tüm İslâmî STK'lara Çağrı:
Ateşkes ilan edilir edilmez tüm ülkede sevinç gösterileri düzenleyip araç konvoyları yapmalı, kalabalık kitleleri toplayıp zafer görüntüsünü dünyaya göstermeliyiz. Ayrıca Gazze'yi yeniden inşa etmek hepimizin boynunun borcu. İnfak edeceğiz.
İki doktor, tarihe geçecek iki kahraman.
İlki Dr. Muhammed Ebu Silmiye. Şifa Hastanesi’ni terk etmeyi ve İsrail’le ağız birliği yapmayı reddettiği için aylarca esir tutuldu.
İkincisi Dr. Husam Abu Safiya. Kemal Adwan Hastanesi’ni terk etmeyi reddettiği için şu anda esir.
Çocuklarımız sahte kahramanların değil, bu insanların hikayeleri ile büyümeli.
Bir ay öncesine dönelim.
İlk fotoğrafta, elinde silahla bir “terör” örgütü liderini görüyoruz.
İkinci fotoğrafta, her kesimden insanla kucaklayıcı bir muhabbet kurmuş, hayvan sevgisiyle öne çıkan şık bir adam.
Birincisi 22 yıl hapis yatmasına rağmen vazgeçmemiş, çarpışarak ölmek istediğini söylüyor.
İkincisi, hayattaki en değerli şeyin müzik, kitap ve kediler olduğunu söylüyor.
Birinin dilinde ölüm, ötekinde sanat ve yaşamın kutsallığı var.
Günümüze gelelim. Birincisi, üzerine bombalar yağan bebekleri ön cephede savunurken şehit oldu.
İkincisi, bebekleri öldüren bir çete adına savcı tehdit ederken deşifre oldu.
Basit bir kıyas ama Batı dediğimiz dünya her şeyiyle ikinci adam. Şık giyimi, elinde kitaplar, dilinde sanat ama ruhu çürümüş bir katil.
Ekran önünde her canlının hakkını savunurken arka planda milyonlarca bebeği tek tuşla yok edebilecek kadar cani.
Başınıza bir şey gelse koşacağınız ilk insan o, çünkü modern dünyanın dinine uygun yaşıyor. Fakat perdeyi aralayınca karşınıza para için her cana kıyabilecek bir katil çıkıyor.
Birincisine gelecek olursak, birincisi Doğu mu bilmiyorum. Çünkü Doğu, ikinci adam olmak için çırpınan zavallıların diyarı. Zihni, takım elbiseli katiller tarafından allak bullak edilmiş. Dünyaya başkasının gözünden bakıyor.
Biz katilimize aşık edildik. Katilimizin bize sunduğu bir din var. Buna uyan her şeyi çok seviyor, uymayanı reddediyoruz. İçimizden katille mücadele eden çıkarsa ona da terörist diyoruz.
Bacaklarını ayırmadan oturan, rahatsızlık vermemek için gözlerini kaçıran, selamlaşmak için tokalaşmaya yeltenmeyen, gereksiz laubalilikle illallah dedirtmeyen ağır başlı, edepli, merhametli, beyefendiler yetiştireceğiz. Ülkenin bu yöndeki açığı gittikçe artıyor.
Bizi İsrail'i desteklemekle suçlayanlar (1 kişi) var.
Ramazan ayında Filistinli yetimlere iftar verdiğimizi bilmiyorlar.
Hiçbir İsrail menşeli ürün satmadığımızı (daha kârlı olmasına rağmen) bilmiyorlar.
Yerli malları bulabilmek için tedarikçileri, toptancıları gezdiğimizi bilmiyorlar.
Filistin için yapılan etkinliklere maddî ve manevî destek verdiğimizi bilmiyorlar.
Türk şair Yunus Emre'nin dediği gibi:
Bilmeyen ne bilsin bizi, bilenlere selâm olsun!