Kağıt üzerinde "eğitim" deyip sahada tam zamanlı çalıştırmak adil değildir.‼️
Alın teri döken, fiilen üreten her stajyer ve çırak gerçek sosyal güvenlik haklarına kavuşmalıdır.
@adalet_bakanlik@isikhanvedat@tcmeb
Yargı Sözünü Söyledi #AdaletStajyerçırağıHaklıBuldu
Bakınız ne buldum.
cem küçük, Ayakkabı kutularına paraları 'FETÖ' koydu diyor da,
Av. Selim Şen: Öyleyse neden faiziyle geri aldılar..?
Küçüğün yüzünü okudunuz mu.?
15 yaşındaki stajyer kardeşimiz vefat etmiş. Rabbim rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Ailesine sabırlar versin.
İnsanlar ölüyor ama staj ve çıraklık süresi SGK başlangıcı sayılmıyor.
Alparslan Türkeş’in oğlu Kutalmış Türkeş:
“Başbuğ Türkeş MHP Genel Başkanı olduğu halde, MHP Tabelasını yerlere atıp ayakları altında çiğneyen, Alparslan Türkeş’e hakaretler ederek MHP yi terk eden Yaşar Yıldırım’ın Bahçeli tarafından Genel Başkan yardımcısı ve milletvekili yapılması tesadüf değil tabii ki!
Vakti zamanında MHP nin kurucusu Başbuğ Türkeş’e en ağır hakaretleri edecek karakterde olmasalar, bugün de apoyu meclise davet edip umut hakkı isteyecek kadar Alparslan Türkeş’in şahsına ve fikirlerine ihanet içinde olamazlardı!”
MHP’nin Çanakkale’deki sevilen, önemli isimlerinden olan Aliye Ertopçu, partisinden istifa ettiğini duyurdu.
Ertopçu, “Terörü bitirme söylemi adı altında teröristlerin serbest bırakılmasını, terör örgütü elebaşına siyasi statü veya meşruiyet kazandırılmasını kabul etmiyorum.
Milliyetçilik; vatanın bölünmez bütünlüğünü savunmak, şehidin emanetine sahip çıkmak, gazisine saygı göstermek ve gerektiğinde yanlış gördüğüne karşı dimdik durabilmektir.
Vicdani kanaatim ve siyasi duruşum doğrultusunda MHP’den istifa ediyorum. Ne mutlu Türk’ün diyene” ifadelerini kullandı.
#çanakkale #canakkale #sondaki̇ka #bişeyvar
Alparslan Türkeş’in oğlu Kutalmış Türkeş’ten, MHP’li Yaşar Yıldırım’a sert sözler:
“Başbuğ Türkeş MHP Genel Başkanı olduğu halde, MHP Tabelasını yerlere atıp ayakları altında çiğneyen, Alparslan Türkeş’e hakaretler ederek MHP yi terk eden Yaşar Yıldırım’ın Bahçeli tarafından Genel Başkan yardımcısı ve milletvekili yapılması tesadüf değil tabii ki!
Vakti zamanında MHP nin kurucusu Başbuğ Türkeş’e en ağır hakaretleri edecek karakterde olmasalar, bugün de apoyu meclise davet edip umut hakkı isteyecek kadar Alparslan Türkeş’in şahsına ve fikirlerine ihanet içinde olamazlardı!”
Yıllardır çözüm bekleyen ve milyonlarca vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren stajyer ve çırakların sigorta başlangıcı sorunu, çalışma hayatımızın ve sosyal güvenlik sistemimizin en derin yaralarından biri olmaya devam etmektedir.
@dunyagazetesii@ozgurerdursun@Akparti@MHP_Bilgi@yenipartiyiz@RTErdogan@dbdevletbahceli@eczozgurozel@Yusuf__Tekin@tcmeb@isikhanvedat@csgbakanligi@memetsimsek@HMBakanligi@abakingurlek@iletisim@herkesicinCHP@iyiparti@YeniYolTBMM@SaadetPartisi@devapartisi@_DemokratParti@rprefahpartisi@anahtarparti@zaferpartisi@bbpgenelmerkez@DSPGenelMerkez@BTP_Parti@tipgenelmerkez@dypmerkez@emekpartisi@NumanKurtulmus@mehmetucum@oktay_saral@ejderacikkapi@MahinurOzdemir@profdrorhanates@MvDrHasanArslan@aerdemcantimur@Korkutata_Zeki@isikhanvedat@vedatbilgn@akbasogluemin@NazimMavis@leylasahinusta@resulkurt34@vedatbilgn@zorlu77
Geçmiş yıllarda meslek liselerinde, çıraklık okullarında veya üniversite stajlarında fiilen iş yerlerine giderek üretim çarklarının dönmesine katkı sağladık.
O dönemde devletimiz tarafından adımıza resmi sigorta kartları düzenlendi, sigorta sicil numaraları verildi.
Bize verilen bu kartlar ve e-Devlet sisteminde yer alan "Sigorta Tescil Tarihi" ibaresi, haklı olarak ilk işe başlama tarihimiz olduğuna dair sarsılmaz bir güven oluşturdu.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, o dönemde adımıza yalnızca kısa vadeli (iş kazası ve meslek hastalığı) sigorta primlerinin yatırıldığı, emekliliğe esas uzun vadeli primlerin yatırılmadığı gerekçesiyle bu tarihler emeklilik hesabında ilk sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmemektedir.
Özellikle EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi sonrasında elinde 1990'lı yıllara ait sigorta kartı ve e-Devlet tescil kaydı bulunan yüz binlerce mağdur, sistem dışı bırakılarak büyük bir hak kaybına uğramıştır.
Sosyal güvenlik uzmanlarının da sık sık dile getirdiği üzere, talebimiz devlete ilave bir finansal yük getirmek üzerine kurulu değildir.
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak net ve uygulanabilir çözüm önerimiz şudur:
Tescil Tarihi Esas Alınmalıdır: e-Devlet sisteminde resmi olarak yer alan tescil tarihimizin, emeklilik hesabında da uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini talep ediyoruz.
İsteğe Bağlı Borçlanma Hakkı Tanınmalıdır: Devletimizden bedava prim günü istemiyoruz. O dönemde eksik kalan malullük, yaşlılık ve ölüm (uzun vadeli) sigorta primlerini, tıpkı doğum veya askerlik borçlanmasında olduğu gibi kendimiz borçlanarak ödemeye hazırız.
Kazan-Kazan Modeli: Vatandaşa isteğe bağlı borçlanma imkanı verilmesi, hem geçmişten gelen bu büyük mağduriyeti ve adaletsizliği ortadan kaldıracak hem de Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) ciddi bir sıcak para akışı ve prim geliri sağlayacaktır.
Fiilen çalışarak alın teri döktüğümüz, devletin resmi belgeleriyle tescillenen günlerimizin yok sayılması sosyal adalet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Seçim süreçlerinin yaklaştığı ve toplumsal taleplerin gündeme geldiği bu dönemde; Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızdan ve TBMM'deki tüm siyasi partilerimizden bu haklı sesimize kulak vermelerini bekliyoruz.
Çözüm son derece basittir: e-Devlet'teki tescil tarihi başlangıç sayılsın, eksik uzun vadeli primler borçlanma yoluyla vatandaş tarafından ödensin!
Staj ve çıraklık mağdurlarının yıllardır süren bu haklı mücadelesi, adalet tecelli edene ve ilk tescil tarihlerimiz hak ettiğimiz gibi sigorta başlangıcı sayılana kadar kararlılıkla devam edecektir.
Kamuoyuna ve yetkililere saygıyla duyurulur.
STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU
Yargı Sözünü Söyledi
#AdaletStajyerçırağıHaklıBuldu
ÇIRAK GELECEK, USTA GELENEKTİR; HAKSIZLIK İKİSİNİN DE GELECEĞİNİ YOK ETMESİN!
Aynı işyerinde, aynı tezgâhta, aynı şantiyede, aynı tehlikenin içinde çalışan yetişkin işçi, çırak ve stajyer ise “öğrenci”!
Bu nasıl adalet?
Fiilen çalışan, üretime katılan, alın teri döken çocukların ve gençlerin emeğini “öğrenci” diyerek yok saymak; sigortasını eksik bırakmak ve emeklilik hakkını gasp etmek insan onuruna yakışmaz!
Usta bir gelenektir, çırak bir gelecektir.
Bugünün ustasının hakkını gasp etmek, yarının ustası olacak çırakların geleceğini sömürmek demektir.
Çocuklarımız ucuz iş gücü değil, güvenceli bir geleceğin sahibi olmalıdır!
Artık söz değil, ADALET İSTİYORUZ!
Fiilî çalışmaya gerçek sigorta,
emeğe tam karşılık,
çırak ve stajyere tam sosyal güvenlik!
Çıraklık ve staj mağduriyeti sona erene kadar mücadelemiz sürecek!
🇹🇷
Yargı Sözünü Söyledi
#AdaletStajyerçırağıHaklıBuldu
Sakat ol,
Topal ol,
Sağır ol,
Duygusuz ol,
Hissiz ol
Lal ol,
Kör ol,
Ama Asla,
"Nankör ve Yalancı" olma..
Bismişah Allah Allah..
#AdaletStajyerçırağıHaklıBuldu
STAJYER ÇIRAK ÇOCUKLAR İŞKAZASINDAN HAYATINI KAYBETMEYE DEVAM EDİYOR
Daha dün çırak ve stajyerlerin geçirdiği iş kazalarını, kaybettikleri uzuvları ve Yargıtayın meseleye nasıl baktığını konuşuyorduk.
Bugün önümüze yeni bir isim daha geldi:
EREN GÜNDOĞDU — 15 YAŞINDA.
Tekirdağ Çerkezköy'de stajyer olarak bulunduğu inşaatta kablo çekerken elektrik akımına kapıldı.
Hastaneye kaldırıldı.
Kurtarılamadı.
Daha 15 yaşındaydı.
Meslek öğrenecekti. Eğitim görecekti. Geleceğini kuracaktı.
Fakat şimdi hazırladığımız “Vefat Eden Çırak ve Stajyer Çocuklarımız” listesine bir isim daha eklemek zorunda kalıyoruz.
İşte insanın artık sormaktan yorulduğu, fakat cevap verilinceye kadar sormaktan vazgeçmemesi gereken soru burada:
Bir türlü neden önlem alamıyoruz?
Arda Tonbul'u makinede kaybettik.
Zekai Dikici'yi elektrik tesisatı yaptığı inşaatta yüksekten düşerek kaybettik.
Ulaş Dumlu'yu elektrik işi sırasında kaybettik.
Ömer Çakar'ı klima tesisatı işinde kaybettik.
Mahir Buğra Karagön'ü pastanende elektrik akımına kapılarak kaybettik.
Şimdi de 15 yaşındaki Eren Gündoğdu'yu elektrik akımına kapılarak kaybettik.
İsim değişiyor.
Şehir değişiyor.
İşyeri değişiyor.
Ama tehlike değişmiyor.
Üstelik hukuk bu çocukları görmüyor değil.
Daha önce incelediğimiz Yargıtay kararında, stajyerlik sözleşmesiyle çalışan öğrencinin ölümüyle ilgili olay SGK tarafından iş kazası kabul edilmişti.
Muhtemelen buda yargıya taşındığında benzer bir gelişme olacaktır.
Başka Yargıtay kararlarında da çırakların geçirdiği kazaların iş kazası niteliği ve iş sağlığı-güvenliği koruması açık biçimde karşımıza çıkıyor.
O halde çok temel bir çelişkiyle karşı karşıyayız:
Çocuk öğrenci ise neden inşaatta elektrik kablosu çekiyor?
Çocuk öğrenci ise şu anda okullar kapalı. Bu çocuk orda ne arıyordu.
Cevabı açık çünkü öğrenci değildi.
İşçi gibi üretimin ve tehlikenin içindeyse neden hâlâ yalnızca “öğrenci/stajyer” etiketi üzerinden tartışıyoruz?
Ve en önemlisi:
Bir çocuk öldükten sonra olayın “iş kazası” olduğunu tartışmak yerine, neden o çocuk hayattayken iş güvenliğini sağlayamıyoruz?
Neden sigortasını tam sigorta üzerinden gerçekleştirilemiyor.
Mesleki eğitimin amacı çocuklara meslek öğretmektir.
Elektrik akımına kapılmayı öğretmek değildir.
Yüksekten düşmeyi öğretmek değildir.
Pres makinesinde parmak kaybetmeyi öğretmek değildir.
Kızgın yağla yanmayı öğretmek değildir.
Ölmeyi hiç değildir.
Bugün Eren'in ölümüyle birlikte bizim çalıştığımız dosya sayısıı 45'e yükseldi.
Hedef bu listeyi 46'ya, 47'ye çıkarmak değildir.
Asıl başarı, bu listeye artık tek bir çocuğun adının dahi eklenmemesini sağlamaktır.
Eren Gündoğdu'yu da unutmayacağız.
Diğer çocuklarımızı da unutmayacağız.
Fakat yalnız hatırlamak yetmez.
Bir çocuk daha ölmeden; eğitim, denetim ve iş güvenliği sisteminin gerçekten çocukları koruyup korumadığını yeniden sorgulamak zorundayız.
Çünkü artık “haberimiz yoktu” denilemez.
Yargı kararları var.
Ölen çocukların isimleri var.
Ağır yaralanan çocuklar var.
Uzuvlarını kaybeden sözde öğrenciler var.
Ve şimdi önümüzde 15 yaşındaki Eren Gündoğdu var.
Daha kaç çocuk?