Her saatin her dakkasına
Emeğini katarsan hakçasına
Her şeyiyle dünya önüne serilir
Üstelik oğlum adam oldun demektir
Yazan: Rudyard Kipling
Çeviren: Mustafa Bülent Ecevit
Bunu attım, sonra çorbayı ocağa koydum, yazmamın üstünden 1 saat geçmeden halkı kim ve düşmanlığa sevketme suçu ile ilgili soruşturma açıldı dedi gazeteci bir arkadaş.
Açıkçası yalan haberdir diye varsayıyorum.
1 saat içinde kim ne okudu da kin ve düşmanlığa sevkoldu da ne olay oldu da konu savcılığa gitti de soruşturma başladı değil mi?
Mantıklı değil yani vardır bir hata herhalde
Tercümesi burada bunu demek istiyor.
Türk milleti yok Türkçe yok (Türkçeyi Araplar öğretmiş Türklere). Araplar Lawrence İngilizler satmadı Filistini
Türkler sattı
Derdi Hicazdan başlayan Şam'a İdlibe kadar Osmanlı Türk askerini vura vura deşe deşe süren Arap ihanetini aklamak
Mescidi Nebeviyi Kudüsü Şamı 500 bin şehit verip difa eden Türk batırmak
Anadoluda Türk halkına kıyan Ermeni ve Rumu da savunur
Tripoliçe katliamını da
Yalan ne kadar büyük olursa satışı o kadar kolay.
https://t.co/trKB139xXv
@GerAmbTurkiye Ekselansları, sizi böyle bir konuda rahatsız etmek istemezdim ancak...
İki haftadır Ankara Büyükelçiliği Vize Bölümü'nden yanıt bekliyorum. Auslandsportal desteği bu sorunu yalnızca büyükelçiliğin çözebileceğini yazılı olarak bildirdi. Yardımcı olabilir misiniz?
Dikkat,
Fatma Betül Sayan Kaya, bu işlemleri yaparken "eski bakan" DEĞİL; ülkeyi yöneten ve tüm savunma ihalelerini bilen AKP'nin Gn. Bşk. YARDIMCISI.
Dünyanın her yerinde bu tür "insider" yani içeriden öğrenenlerin ticareti, hapis gerektiren SUÇTUR.
Ülkemizin iki kıymetli ailesi, Sarallar ve Şahinler aileleri, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte tarihi bir kucaklaşma ve buluşmayla genel merkezimizde bir araya geldiler.
AKP’nin Belediyeleri kazanma formülü:
1- Muhalif Belediye Başkanı tutuklanacak
2- Muhalif Belediye Meclis üyeleri tutuklanacak
3- Seçim tarihi ayarlanacak
4- AKP’ye oy verecek olan muhalif üye salınacak ve göreve iade edilecek
5- Göreve iade edilen gidecek AKP’ye oy verecek.
Adalar Belediyesi de bu formülle 5’e 4 oyla bu sabah AKP’ye geçti.
Değerli Dostlar, 63 gün hukuksuz tutukluluğumun ardından tekrar aranızda olmak çok güzel, hepinizi çok özlemişim.
Söylediğimi iddia ettikleri kelimeleri ve iddiaları söyleyenlerin tutuksuz yargılandığı hatta yargılanıp Yargıtay kararıyla da beraat ettiği kelimeleri ve iddiaları söylemediğim halde haksız ve hukuksuz, akıl almaz bir şekilde tutuklandım ve 63 gün hapiste yatırıldım.
Bu süreçte bana destek olan, durumumu gündemde tutan, kamuoyunu bilgilendiren, eşimi ve ailemi yalnız bırakmayan herkese çok ama çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.
Olan biteni daha iyi anlayabilmeniz için Sözcü'de çıkan röportajımın uzun halini buradan paylaşıyorum.
---------------------------------------------------------
Söylemediğim söz nedeniyle 63 gün hapis yattım
13 gün yerde yattım, 256 tahtakurusu ısırığı saydım.
AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle 63 gün tutuklu kaldı. Tahliyesinin ardından SÖZCÜ’ye konuşan Mahruki, tutuklanmasına neden olan paylaşımını, cezaevinde geçirdiği 63 günü ve hakkında verilen 15 aylık cezayı anlattı. Mahruki’nin anlatımında, hukuk mücadelesi kadar Silivri Cezaevi’nde karşılaştığı ağır koşullar ve içeride tanık oldukları da öne çıktı.
Mahruki’ye göre sürecin en büyük çelişkisi, tutuklanmasına gerekçe gösterilen ifadelerin kendi paylaşımında hiç bulunmamasıydı. Üç satır, iki cümle ve 40 kelimeden oluşan paylaşımında “tiyatro” demediğini, buna rağmen önce bu ifadeyi kullandığı gerekçesiyle tutuklamaya sevk edildiğini, daha sonra hazırlanan iddianamede ise tiyatrodan vaz geçilip bu kez “oyun” ifadesinin kullanıldığını söyledi. Oysa “Tiyatro da geçmiyor, oyun da geçmiyor” diyen Mahruki, savcının kendisine ne anlatmak istediğini sormadan işlem yaptığını belirtti.
Daha önce de sosyal medya paylaşımı nedeniyle 16 gün tutuklu kaldığını anlatan Mahruki, bu kez TCK’nin 216 ve 218. maddelerinden yargılandığını söyledi. Söz konusu maddelerin de önceki gibi “niyet okuma”ya açık olduğunu savunan Mahruki, “İnsanların söylemediği şeyler söylenmiş, yüklemediği anlamlar yüklenmiş gibi yorumlanabiliyor. Ben bana çok büyük bir adaletsizlik ve hukuksuzluk yapıldığını düşünüyorum” dedi.
Tutuklanmanıza neden olan paylaşımda ne yazıyordu?
Üç satırdan, iki cümleden oluşan 40 kelimelik bir tweet attım. 15 Temmuz’un önceden gelen emareleri olduğunu, tutanaklara bile girdiğini, bunun bilerek engellenmediğini ve yaşananların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş için bir fırsat olarak görüldüğünü anlatmaya çalıştım. Satranç metaforunu kullandım.
Savcı benimle hiç görüşmedi. “Bunu neden yazdın, ne demek istedin?” diye sormadı. Ama benim yazdığım tweette 15 Temmuz’a “tiyatro” dediğimi iddia ederek tutuklamaya sevk etti. Tiyatro kelimesi tweetimde geçmiyor. Tweetin altında 10 yıl önce, 15 Temmuz’dan iki gün sonra yazdığım, Sözcü’deki köşemde yayınlanan yazıyı da paylaşmıştım O yazıda 15 Temmuz’u açıkça kanlı bir darbe girişimi olarak anlatmıştım ama savcı bu yazımı Sorgu Hakimliğiyle paylaşmadı, aslında davayla ilgili önemli bir delili dosyadan sakladı.
253 şehit vermişiz, sayısız gazi. Ben şehit torunuyum. Böyle acımasız ve kanlı bir olayı hiç oyunlaştırır mıyım, tiyatro gibi bir şey söyler miyim? Hâkim karşısına çıktığımda da bunu şiddetle reddettim. “Ne tiyatrosu, ben böyle bir şey söylemedim, bunu hakaret olarak kabul ediyorum ve kendisine iade ediyorum” dedim. Ama hakkımda tutuklama kararı verildi.
Sonrasında hukuki süreç nasıl ilerledi?
Sorgu zaptını haftalar sonra elime aldığımda hâkimin sorgu zaptında “tevil yoluyla ikrar” yazdığını gördüm. Avukatım Şehmus Tekik’e “Bu ne demek?” diye sordum. Benim konuşurken başka bir şeyi söylerken onu kabul ettiğim anlamına geldiğini söyledi. Ama hâkim beni sadece dinledi ve böyle bir şey söylemedi, hiç soru sormadı. Haftalar sonra o ifadeyi görünce neden tutuklandığımı anlamış oldum.
Önce “tiyatro” diye yollandım, iddianamede bu kez “oyun” dediğim yazıldı. Oysa “oyun” kelimesi de tweetimde geçmiyor. Yani 40 kelimelik bir paylaşımda önce “tiyatro”, sonra “oyun” denildi. İkisi de yok.
İçerdeyken emsal kararı olan olan bir dosya hakkında bilgi sahibi oldum. 15 Temmuz’dan dört gün sonra bir vatandaş çıkıp açıkça “tiyatrodur, senaryodur, oyundur” gibi ifadeler kullanmış. Yargılanmış ve beraat etmiş. Yargıtay da bunu ağır eleştiri kapsamında değerlendirmiş. Bu yıl 12 Temmuz’da da iki kişi “15 Temmuz tiyatrodur” dediği gerekçesiyle gözaltına alınmış ama tutuksuz yargılanmışlar. Tiyatro diyeni, oyun diyeni tutuklamıyorlar. Biri beraat ediyor, diğerleri tutuksuz yargılanıyor. Ben tiyatro ve oyun demediğim halde 63 gün hapis yattım. Bu akılalmaz bir durum. Duruşmada ben bunu anlatınca savcı “Tiyatro ve oyunu çıkartıyorum” dedi. Yani 63 gün tutuklu kalmama gerekçe yapılan ifadelerden vazgeçti. Ama “hâlâ suç unsuru görüyorum” diyerek cezalandırılmamı istedi. Sonuçta 15 ay ceza verildi ve hükmün açıklanması geri bırakıldı. Gerekçeli kararı gerçekten merak ediyorum. Şimdi hukukçulara soruyorum: 63 gün tutuklu kalmama neden olan “tiyatro” ve “oyun” iddiasından vazgeçildiyse bu yaşadıklarım nasıl açıklanacak?
63 gün boyunca Silivri’de neler yaşadınız?
Aslında koğuşlar uluslararası standartlara göre yedi kişilik. Her odayı 6 kişilik yapmışlar. Biz 59 kişiye kadar çıktık. İçeride 48 yatak vardı, her gün yaklaşık 10 kişi yerde yatıyordu. Ben de 13 gün yerde yattım. İlk üç gün ise geçici koğuşta kaldım. Orası çok kötüydü. Üç kişilik olarak tasarlanmış yerde 25 kişi kalıyordu. İlk üç günde vücudumda 256 tane tahtakurusu ısırığı saydım. Gece kimse uyuyamıyordu. Duvarlar kan lekeleriyle doluydu. Tahtakurularını gördüğünüz yerde eziyorsunuz, kan emdikleri için kırmızı iz bırakıyorlar. Bacakları ve ayakları şişen insanlar gördüm.
Cezaevinde sizi en çok etkileyen şey ne oldu?
Cezaevinde beni en çok sarsan olaylardan biri de şeker hastası, 50’li yaşlarında bir vatandaşın yaşadıklarıydı. İlk günlerde sorun yaşamış, durumu hızla kötüleşmiş. Gözleriyle ilgili ciddi sıkıntılar yaşamış. Ayağındaki yara ilerlemiş, hastaneye sevk edildiğinde bacağını kesmek zorunda kalmışlar. Bir süre sonra bu adamı tekrar 60 kişilik koğuşa getirdiler, çok şaşırdık tabi, Öz bakımını yapamıyordu. Koğuştaki başkan dahil diğer bazı tutuklular gönüllü olarak onu yıkadı, temizliğiyle, kan şekeri ölçümüyle, ilaçlarıyla ilgilendiler. Revire gidip geliyordu pansuman vs için ama koğuştakiler ilgilenmese yaşayamazdı. Bir süre sonra tekrar hastaneye gitti ve bu kez kolunun da kesildiği haberini aldık. Sonra tahliye olmuş. Böyle ağır durumu olan bir hasta tutkulunun bakımından diğer tutukluların vicdanen ve haliyle bilfiil sorumlu olmak zorunda kalması bana çok garip geldi.
Bunca ağır koşula rağmen cezaevindeki hayat nasıldı?
45 yaş üstündekiler temizlik işlerinden muaf. Meydancının gençlerden oluşan bir ekibi var. Her sabah koğuş ve tuvaletler temizleniyor, çöpler atılıyor, haftada bir koğuş komple yıkanıyor. İnsanların birbirine anlayış ve saygıyla yaklaşması o zor süreci daha katlanılabilir hale getiriyor. Herkes haftalık alışveriş parasından meydancıların ihtiyaçları için pay ayırıyor. Semaverde kaynatılan suda torba içinde yemekler ısıtılıyor ama onu tencere gibi kullanıp yemek de yapıyorlar. Hatta semaverde çıtır çıtır tost yapmanın yöntemini bulmuşlar. En önemli imkân görüntülü telefondu. Haftada toplam 60 dakika konuşabiliyorduk. Çocuklarımı görebiliyordum. Eşimle, çocuklarımla her gün 10 dakika bile konuşmak çok rahatlatıcıydı. Çocuklarım 13 ve 11 yaşında. Babalarının bir anda tutuklanıp cezaevine girmesi onlar için de maalesef travma oldu.
Tahliye olduktan sonra ne hissettiniz?
Tahliye olduğuma elbette sevindim ama içim buruk sevindim, kendi adıma da, hukuk adına da. En başta zaten tutuklanmamam gerekiyordu. 63 günüm çalındı benim hayatımdan, ailemle, çocuklarımla geçireceğim zamanımızdan, toplumdan tecrit edildim. Böyle bir travma yaşamayı asla hak etmedik.
Bana yapılan suçlama da öte yandan çok yaralayıcı. Benim gibi 30 yıldan fazladır ülkeye sayısız gönüllü ve karşılıksız hizmeti olmuş, uluslararası arenada çeşitli alanlarda pek çok kez gururla ve başarıyla temsil etmiş, 1995’te Everest’e çıkan ilk Türk dağcı olarak ve 1999’da da öncü deprem kurtarma çalışmalarıyla koca toplumda 2 kere paradigma değişimi, zihinsel devrim yaratmış, ufuk açmış, Türk bayrağını her yerde yüceltmiş, Türk milletine sadece gurur vermiş birine halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek suçlaması gerçek olamayacak kadar aşırı zorlama kalıyor.
Hukukun üstünlüğü sıralamalarında uluslararası değerlendirmelerde ekonomik büyüklüğümüzle doğru orantılı olmayan çok gerilerdeyiz. Atatürk’ün Türkiyesi bunu hak etmiyor oysa devletin dini adalettir. Hukukun üstünlüğünü, hukuk önünde eşitliği, adil ve tarafsız mahkemeleri yeniden hâkim kılmalıyız. Aksi sürdürülebilir bir düzen olamaz.
“Paranız korunacak” denildi,
Millet bunu “kuruşu kuruşuna devlet ödeyecek” diye çevirdi...
Öyle bir garanti yok!
Cücük kadar da ödeme yapılabilir!
Hesabınızı ona göre yapın...
📣PROTEST XI JINPING IN WASHINGTON, D.C.
Join the East Turkistan National Movement (ETNM)and allied organizations on September 24, 2026, as we gather at the White House to send a strong, unified message to Xi Jinping and the world.
The time is now to stand up and demand justice. East Turkistan was once an independent country, currently occupied by the so-called People's Republic of China. Restoring East Turkistan's independence is the only way forward and the only solution to end the ongoing Uyghur Genocide.
We need everyone to stand together! Let your voice be heard for freedom.
🚩 EVENT DETAILS:
🗓 September 24, 2026
📍 The White House, Washington, D.C.
🕜 Exact time will be announced closer to the date.
Ben şu anda, geçmişte veya gelecekte Vatikan benzeri bir İslam'a inanmıyorum. Ezher'de, herhangi bir dini kurumda eğitim alabilirsiniz, ancak devlet her zaman kanunla yönetilir, mollalarla değil. Bu yüzden her zaman başbuğuma bağlı kalacağım, hiçbir mollaya değil.
En son Üsküdar’da milletin belediye başkanını seçme hakkını elinden aldınız ya;
Siz istediğiniz kadar halkın elinden seçim hakkını almaya kalkın, bu millet gün gelir seçimlerde verdiği oylarıyla ‘ anayasadaki seçme ve seçilme’ hakkını sizden geri almayı bilir.
Ne yorum yapsam "seksist" diyeceksiniz. Üç yaşında çocuğu öldürmüş, hâlâ "kusurlu olduğumu düşünmüyorum" diyor! Lan 3 yaşında sabiyi, Kuyucu Murad şerefsizinin emrine karşı gelerek yeniçeriler bile öldürmediler. Sen hâlâ kusur musur...
Avrupa'daki hemcinsleriniz hiç böyle değil!
HASSAS | Eskişehir'de 3 yaşındaki Elif Mavi'nin hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı.
"Hemen frene bastım ancak mesafe çok yakın olduğu için çarptım. Kusurlu olduğumu düşünmüyorum." diyen sürücüye ev hapsi verildi.
Yıl 2013!
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi gündeme geldiğinde Erdoğan gelen teklifi reddetmiş, "Bu ihaleyi onaylarsam vatana ihanet ederim" demişti.
Yıl 2026!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Boğaz köprüleri ve otoyollar özelleştirme kapsamına alınıyor.
Aradan geçen 13 yılda Erdoğan'ın fikrini değiştiren ne oldu?
Bu kararın arkasında ne bir plan ne bir strateji var. ��lkenin kaynaklarını hunharca tüketen iktidar büyük bir çaresizlik içinde gözünü bir defa daha geleceğimize dikti.
Ekonomik buhranı çözmek yerine elimizdeki değerli varlıkları elden çıkararak yol alınmaya çalışılıyor, kaynaklarımız ziyan ediliyor.
Şayet bu yanlış kararda ısrar edilirse garanti gelir otuz yıl boyunca başkasına akacak ve bu açığı kapatmak yine vatandaşa kalacak.
AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı!
Cumhurbaşkanı kararıyla;
2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol ve 2 Çevre Otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı.
Özelleştirme programına alınanlar⬇️
🔴Köprüler
1. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
2. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
🔴Otoyollar
1. KGM Avrupa Otoyolu
2. KGM Anadolu Otoyolu
3. İzmir-Aydın Otoyolu
4. İzmir-Çeşme Otoyolu
5. Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu
6. Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu
7. Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu
8. Toprakkale-İskenderun Otoyolu
🔴Çevre Otoyolları
1. Bursa Çevre Otoyolu
(Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı)
2. Gaziantep Çevre Otoyolu
Devletin ücretli işlettiği 2 Boğaz Köprüsü ve 8 Otoyolun;
🔵2025 yılı toplam kârı 600 Milyon Dolar
🔵30 yıllık toplam kârı 18 Milyar Dolar!
Güncel kurla 871 Milyar 920 Milyon Lira!
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş ve devletin yüksek kârla işlettiği bu köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir.
Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar.
Bunun adı Türkiye’nin geleceğini satmaktır!
Derhal bu özelleştirme kararından vazgeçin!
Kaynak: 05.09.2026 tarihli Resmi Gazete, 20.10.2010 tarihli Resmi Gazete
Bosna kasabı lakaplı soykırımcı Ratko Mladiç cezasını çekerken gebermişti.
Bosna kasabını övenlere karşı yapılan suç duyuruları sonucu, bir doktorun işine son verilmiş, bir futbolcu takımsız kalmış, Saraybosna'da bir firma yine bir kişi işten atılmış, Frankfurt havalimanında çalışan 3 kişinin işine son verilmiş.
Bizde neden, terör örgütü PKK ve elebaşını övenlere, hala geçerli olan kanunlara göre ceza verilmiyor.