Sevgili vatandaşlar, bugün önemli birgün.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Vatandaşlarının vize randevu hakkını gasp eden bazı resmi olmayan vize şirketlerinin içerisinde yer almış çok sayıda insan tüm delilleriyle ihbarda bulundular.
Olay tahmin ettiğimizden daha kötü.
5.000 - 10.000 Euro karşılığında GARANTİLİ VİZE aldığına dair yazışmaları elimde mevcut. Ve bu ihbar edenler gerçekten vize aldıklarını da söylüyorlar.
Hepsini ülkelerin temsilcileriyle paylaşacağım.
Türkiye’de karaborsacılık, seyahat hakkını dolaylı da olsa engellemek suçtur. Bu basit bir suç değildir.
Macaristan Büyükelçisi Viktor Matis’e ilgisi için de teşekkür ederim. İlk arayan kendisi oldu ve tüm detayları istedi. Geçmişte de bu konuyu incelemeye almış. Anlaşmalı vize şirketleri de detaylı bilgi almak için görüşmek istedi onlara da teşekkür ediyorum.
Bugün diğer ilgili ülkelerin temsilcileriyle de görüşeceğim.
Bu konu yurtdışına gidin veya gitmeyin her vatandaşın konusu. Siz gitmeseniz bile çocuklarınız gitmek istiyor ama karşılarına böyle zorluklar çıkıyor.
Bu bahsettiğim şahıslar milletin hakkını gasp edip bu şekilde tekrar rahat hareket edememeli.
Lütfen bu konuya destek verin ve elinde bilgisi olanlar bana ulaşsın.
Bu şekilde millete vize satan herkes suç işliyor. Milletin hakkını gasp ediyorsunuz.
Kazıksepeti'ni açtık. Yurt dışından alışverişe yasak getirilmesiyle herhangi bir üründe ithalatçıların sizi ne kadar kazıkladığını kazıksepeti'ne girerek görebilirsiniz. Hatta siz de ürün ekleyebilirsiniz. Paylaşın, eşinize dostunuza gösterin lütfen.
İstanbul’da çocuğa saldıran şahısları savcılık: yaralama, hakaret, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından tutuklamış.
Tek bir suçlama olsa tutuklanmayabilirlerdi. Gözaltı sayısı da artabilir. Bunların sayısı maalesef az değil.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nı tebrik ederim.
Türkiye’de vatandaş olmanın maliyeti her geçen gün artıyor.
Gelir seviyemiz Kenya’ya benzerken, alışveriş fiyatlarımız Londra ile yarışıyor.
Yetmiyor; vatandaşın yurt dışından almaya çalıştığı 30 euroluk ürüne bile engel getiriliyor.
Çocuğuna oyun konsolu almak isteyen bir baba;
• %20 gümrük vergisi,
• %20 ÖTV ve
• %20 KDV ödemek zorunda kalıyor.
Ama aynı ülkede bir iş insanı özel jet veya sevgilisine pırlanta aldığında:
• ÖTV: %0.
Bu kararların “yerli üreticiyi korumak” için alındığı söylendi. Sonuç? Bazı yerli üreticiler fiyatlara %200’e varan zamlar yaptı.
Bireysel alışverişte 1 dolarlık her ürüne gümrük vergisi uygulayan bazı ülkeler:
• Türkiye
• Afganistan
• Burkina Faso
• Kamboçya
• Kongo
• Cibuti
Oyun oynamak bir yana dursun, bu kararlardan sonra ürün geliştiren gençlerin projelerde kullandığı parçanın bulunması çok zorlaştı.
Kısacası: 15 yaşındaki Güney Koreli bir genç enerjisini devre tasarlamaya harcarken, Türkiye’deki gençler 31 euroluk mouse veya sensör aldığı için “gümrük kaçakçısı” muamelesi görüyor.
Teknolojiyi lüks, pırlantayı ihtiyaç sayan ülkeler
kendi geleceğini kaybeder.
Bu konularda yapacağım çalışmaların devamı için paylaşmanız ve takip etmeniz çok önemli.
Özellikle son 15 yılda işlenen kadın cinayetlerinin artık toplum nezhinde normalleştiğinin farkında mısınız? Bir cinayet işleniyor ve unutuluyor. Özellikle devletin bu konuda caydırıcı hiçbir adım atmaması bu cinayetlerin artışına sebep oluyor. Adaletin olmadığı yerde, toplum kendi adaletini sağlıyor. Milletin yiyecek sokamadığı yere adam pompalı tüfekle girmiş bütün herkesin içinde bir kadını öldürmüş. Bakın bu mevzu normal bir mevzu değil. Kimse kusura bakmasın bir insanın hele ki bir kadının bu şekilde öldürülmesi, toplumun kendi adaletini sağlaması dümdüz devletin suçudur.
Bunu izah edemiyoruz. Tekrar ediyoruz:
Niyet okuyarak hukuk uygulanmaz. Kaldı ki Boğaç Soydemir, “bunun hadis olduğunu bilmiyordum, özür dilerim” diyor. Neden özür dilediği bile belirsiz; ama yine de bir kesim bu sözlerden dolayı kırıldıysa diye özür beyan ediyor. Buna rağmen ifadeleri keyfi şekilde yorumlayıp suç isnat etmek hukukla bağdaşmaz.
Savcı zaten hukuku gözetmiyor; ancak mahkemenin geldiği noktada, savcının tutuklama talebi artık bir talep olmaktan çıkıp adeta emir gibi görülüyor ve doğrudan uygulanıyor.
Çocuklar üzerinden siyaset yapacak değiliz. Ancak eğitimi yöneten Bakanın, devlet okullarına güvenmeyip çocuğunu özel bir okula göndermesini sorgulamak zorundayız. Milletin çocuklarına imam hatip güzellemesi yaparak imam hatiplere yönlendiren Sayın Bakan, kendi çocuğunu özel okula gönderiyorsa samimi değildir.
Bizim derdimiz ne o çocuk, ne de özel okullar. Bizim derdimiz devlet okullarında eğitimin niteliğinin yükseltilmesidir. Sayın Bakanın görevi ve yapması gereken budur, bunu yapamıyorsa o makamı boşaltmalıdır.
Türkiye Dünyanın en sinirli 2’nci ülkesi. Bu alanda Avrupa’da rakipsiziz. Neşesi çalınan bir milletiz. Antidepresan tüketimimiz son 15 yılda 3’e katlandı. Hapishane nüfusu 2000’lerin 4 katı. Silahlı şiddet olayları her geçen yıl artıyor.
Bu vb. gözaltıların hayırlı bir şey olduğunu zanneden inançlı insanlarımız yanılıyorlar. Tam tersine toplumumuz böyle gözaltılarla iyice nefessiz kalıyor.
Orkun Özeller, cezaevinden Cumhuriyet gazetesine konuştu:
- Dibi kirden tamamen sararmış tastan su içtim, bana etki etmez. Burası bana beş yıldızlı otel gibi gelir.
- Bir Orkun’u susturmak istediler ama şimdi tüm Türkiye konuşuyor.
- Beni perişan etmek isteyenler bilsin ki kendimi daha da güçlü hissediyorum. Bir şeyler değişecekse ben burada kalmaya razıyım. Türk milleti, dayatılan bu süreci kabul etmeyecek.
80 sene önce dünya savaşı varken oluşan yağ kuyruğunu hatırlıyor.
Bir ay önceki sahte diploma skandalını hatırlamıyor.
İki ay önceki LGS skandalını hatırlamıyor.
Bir yıl önceki yenidoğan çetesi skandalını hatırlamıyor.
Altı ay önceki Bolu otel yangını skandalını hatırlamıyor.
İki ay önceki dev orman yangınlarında gerçekleşen ihmalleri hatırlamıyor.
Bir yıl önceki 3 milletvekilinin altın kaçakçılığı skandalını hatırlamıyor.
Dört yıl önce ticaret bakanının kendi şirketinden bakanlığa dezenfektan satması skandalını hatırlamıyor.
İki yıl önce Kızılay'ın depremzedelere çadır satması skandalını hatırlamıyor.