AKP'li Milletvekilinden Tayyip Erdoğan'a Füze.
AKP Milletvekili Serkan Bayram'dan partisine yeni eleştiriler:
“Adalet hepimize lazım. Ben yaptıysam bana da ‘gereğini yapın’ kardeşim. Partide bir sürü kişinin ismi geçiyor, top çevirmeye gerek yok.
◼️ Millet aç, millet intihar ediyor. Benim vicdanım rahat, heybem boş. Ucu kime dokunacaksa dokunsun. Bana mı, ona mı, temizlensin.
◼️ Türkiye’yi adaleti de, borsayı da fonları da rahatlatmamız lazım. Yoksa Allah korusun Türkiye’de sosyal patlama olur.
◼️ Toplum inanılmaz rahatsız. Bu ülkenin evladıyım, bu milletin ne dediğini, ne hissettiğini görüyorum. İçim yanıyor. Adalet böyle giderse, Türkiye uçuruma gider.
◼️ Olay çok büyük. Ekonomiye zararı 100 milyar dolar. Borsa tepetaklak. Rakamlar manyak manyak.
◼️ Milleti aptal yerine koymaya gerek yok. Millet geçinemiyor, emekli zorda, cami cemaati konuşuyor, her yerdeyim, görüyorum. Günlerdir uyuyamıyorum.
◼️ Zehra Taşkesenlioğlu olayında SPK üzerine gitseydi, bugün bu olmazdı. Kapat kapat, onu kapat, bunu kapat. Ona dokunuyor, kapat; buna dokunuyor, kapat.
◼️ Hayati beyin oğlunun üzerine tedbiri koyuyorsun, sonra hemen kaldırıyorsun. Ya koyma, ya kaldırma kardeşim.
◼️ Adaleti paspas etmeye kimsenin hakkı yok. 20 yıl şerefle avukatlık yaptım, 25 senedir siyasetteyim. Yıllardır eşek gibi çalıştım.
◼️ Bu millet iki duygusala bakar cebindeki ve gönlündeki. Cebindeki veremiyorsun. Ondan sonra belediyeyi kaybettim geri alayım.
◼️ Üsküdar’ı kazanamıyorsun, Meclis üyelerini tutukluyorsun. Sahada kazanamadığını masada kazanmak.. Bu mu, utanıyorum. Bileğimizin gücüyle kazanacağız.
◼️ Bir zincir var, herkes birbirine bulaşmış. İşadamları, yargıçlar beni arıyor. Umudumuzsun diyor. Arayanların isimlerini bilsen, şok olursun. Arayan herkes tebrik ediyor, sesimiz oldun diyorlar.
◼️ Toplum sıkışmış durumda. Ülkenin sahibi biz değiliz, sahip millet biz hamalız. Millet istediğine alır verir.
◼️ 2024 seçimlerinde genel merkez ahbapçılık yaptı, bir sürü yeri kaybettik. Şimdi de karşı mahalleyi dağıtalım, biz devam edelim. Toplumda böyle bir duygu yok.
◼️ Adaleti yitirirsek her şeyimizi kaybederiz. İki yıl sonra seçim gelecek, millet bize gerekeni yapar.
◼️ Toplumda infial var. Korkudan konuşamıyorlar. Millet mutsuz ve umutsuz. Bu olay fitil oldu.
◼️Paralar çok yüksek, manyak paralar. Köprüleri satalım, hazineden verelim, niye verelim?
◼️ Özel uçakla Hacca giden kim? Devlet arkamızda görüntüsü veren kim? Milletten özür dilesinler. Bırakın safsatayı.”
(Veli Toprak - Sözcü)
SİZE NİÇİN G-Ü-V-E-N-M-İ-Y-O-R-U-Z
İstiyoruz ki milletimiz adına hepimiz olan biteni görelim.
85 tutuklu varken Fatma Betül Sayan ve eşinin elini kolunu sallayarak terk eden bir yargı sistemine güvenmiyoruz.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Biz niye Mecliste bir komisyon istiyoruz? Yargıya ve AK Parti bürokrasisine güvenmediğimiz için. AK Parti bürokrasisine niye güvenmiyoruz? İsmini koyalım.
Onlarca kağıdı değerinin 3 katı fiyatla piyasaya arzına izin veren Sermaye Piyasası Kurulu'nun oturduğu masaya güvenmiyoruz.
Katılım Evime ve Tera'ya banka kurma izni veren BDDK'nın oturduğu masaya güvenmiyoruz.
Başka şirketlerin devir işlemlerini aylarca bekletirken Tera Holding'in işlemlerine kısa sürede onay veren Rekabet Kurumu'nun oturduğu masaya güvenmiyoruz.
BİST İstanbul yönetim kurulu üyesiyken sorumlu olması, şüpheli olması gerekirken Devlet Denetleme Kurulu Başkanı olarak soruşturma makamında oturan birisinin oturduğu masaya güvenmiyoruz.
85 tutuklu varken Fatma Betül Sayan ve eşinin elini kolunu sallayarak terk eden bir yargı sistemine güvenmiyoruz.
İçinde belli kelimeler geçti diye yüzlerce hesaba yasak koyan bir yargı sistemine güvenmiyoruz.
SPK'ya yazı yazdığı halde 2025 yılında bunun takibini yapmayan bir başsavcılığa güvenmiyoruz.
İstiyoruz ki milletimiz adına hepimiz olan biteni görelim. Bunu bizden esirgemeyin.
Eğer siz de bürokrasinize tam güveniyorsanız, yargınıza tam güveniyorsanız eş zamanlı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de milletimiz adına aynı bilgilere, aynı seviyede, aynı şekilde hakim olmasının önünü açın.
🔴 Dilxweşî û pîrozbahî 💐
Keça me ya delal û zîrek "Dîlan", piştî çend salan ji xwendinê, tevî karê xwe yê di warê medyayê de ji bo îdarekirna jiyanê û derbaskirina şevên bêxewî, xebat û westiyanê, karî bawernameya lîsansê bi pileya sêyem di beşa "Endazyariya Torên Komputerê"(Computer Network) de bi dest bixe.
Bi vê helkeftê, em wek malbat, dilê me tijîye ji kêf û serbilindî ku piştî salên pir zehmet û di nav şert û mercên giran de, niha nigeraniya wê demê bûye berhema serkeftineke ciwan bo pêşerojê.
Dîlana delal, ji zaroktiya te heta îro, çi di dibistan û zanîngehê de, çi di çiyagerî û jîngeparêziyê de, di werziş û taykwandoyê de, me her dem bi serkeftinên te şanazî kiriye. Tu mînaka exlaq û mirovdostî, netewperwerî û welatperwerî, zîrekî û îradeyeke polayîn î.
Pîroz be keçika me ya xurt û delal!
Tu hêjayî her serkeftinê yî.
Aydın olmak böyle bir şey.
Akıl yaşta değil,baştadır.
Bu cennet mekan bilge Kürt Annesi buna çok iyi bir örnektir.
Nitelikli insanların varlığı toplumun medeniyette ulaştıkları seviyeyi gösterir.
Araştırsınlar,Kürt'lerin ne büyük bir medeniyete sahip olduklarını görecekler.
Her Ülke Kürt'leri kendi içinde eritmeye matuf bir proje içindeler.
Bunu anlamayanın vay haline.
Her girişim,acaba Kürt'leri nasıl eritirizle ilgili.
Dünya'da ve özelikle Orta Doğuda Kürtlerin ne kadar büyük bir nüfusa sahip olduklarını her ortadoğu Ülkesi bilir "Kürt'ler hariç."
"Ermenistan'da Ezidi Kürtler ayrı bir etnik topluluk olarak kabul ediliyor. Aynı dili konuşan köy çocuklarının bir bölümü Kürtçe, diğer bölümü ise “Ezidice” adı altında eğitim alıyor."
Haber doğru. Ermenistan'da Kurmancî Kürtçesi iki ayrı alfabe, iki ayrı kitap ve iki ayrı isimle öğretiliyor.
Êzidî inancına mensup Kürtlerin çoğu nüfusta millet hanesine Êzidî şeklinde kaydedilirken, az bir kısmı kendi çabasıyla kendini Kürd diye kaydettirmiş.
Bu sebeple, aralarında neredeyse şive farkı bile olmayan aynı bölgenin sakinleri, birdenbire "Êzidkî" diye bir dil daha konuştuklarını farketmişler ve iki adet dilleri olmuş :)
Ermenistan da ultra bilimsel (!) davranan bir devlet olarak tabii ki "Êzidkî" dilinin gelişimini teşvik edip, katkı sunmuş.
İbretlik bir hîkaye.
Nasıl böyle bir haberi servis edebiliyorsunuz.
Kürt çocuklarına hem Kürt'çe hemde Ezidice ders veriliyor diyorsunuz.Kürt'çeyi anladık da,bu Ezidice ne demek.
Kürt ve Kürtçe bütün şiveleri içerir.
Ayrıca Ezidice diye bir dil yok.Ezidi Kürt'ler var,dilleri Kurmanci Kürt'çesidir.
Ermenistan'da Elegez Dağı'nın eteklerinde bulunan Elegez köyünde yaşayan Ezidi Kürtler, çocuklarını hem Kürtçe hem de “Ezidice” dilinde eğitiyor
https://t.co/GVMM87I9cu
https://t.co/F9DAqiJO1f Bir dilin ve kimliğin kayıp oluşuyla ilgili ancak bu kadar mükemmel anlatılır.
Hala anlamayan varsa geçmiş ola.
Not: Dinlemek için linki tıklayın>>>
İçərişəhərdə "Milli Geyimlər Günü" çərçivəsində "Dəst" Təşəbbüs Qrupunun üzvləri "Teşi" musiqisinin sədası altında musiqili kompozisiya nümayiş etdiriblər.
Burada "teşi" kürd dilində ip əyirən alətin adıdır. Alət fırlandıqca müəllif onun hansı ağacdan hazırlandığını xatırlayır, daha sonra sevdiyi qıza qovuşmasını arzulayır.
Kompozisiyada kürd milli geyimlərindən və ərbanələrdən (qavallardan) istifadə olunub.
#prfAbdullahKıran Birêz mamoste ma ev çi dibêje?
Bi gor wî Millette kî wek Kurd tunne.
Serimin tevlihevket.Dibê Ji Amed'ê heta Azerbeycan'e hemu hirç u hoven.Yanê dibê Kurd ne merivin.
Gelo cenabê te ji bona vi yekê çi bersiv bide.
Hakemlerin bütün hilelerine rağmen başarı gösterip maçı 3-2 kazanıp bizleri dılşad eden Amed Spora ne kadar teşekkür etsek azdır.
Başarıların daim olsun AMEDSPOR !
Jbo meriv xwe bide qebulkirin gellek re u ribaz hene,jiwan yekji spore.
Xuda alîkari mazlumaye.Her hebî Amed Spor.
Birêz Kıran,min dit cenabê te derketiye seyr u sefera Englîstan'ê,pîroz be.
Ger tu dixwazî birazîyê min Galip Dalay li Okfod mamosteye û lêkolînerê qidemlî ê Chatham House ye.
Galip gellek zîreke u naskirîye. Hevdîtîna we wê gellek baş be.
Slav û rêz.
@AbdullahMervani
Maalesef,Kürt'ler tabir caizse,nasılki bir inek sütünü verir ve Kova dolmaya ramak kala deviriyorsa;aynen o misal bir sosyolojiye sahip.
Bu dermansız, bir hastalıktır.Kürt'ler sadece ümmetin yetimleri değil,Dünya'nın yetimleridirler.
Şansızlıkları siyasi lider çıkarmayışlarıdır!
Yaşar Kemal ağabey, telefonla aradığında, o heybetli sesiyle ilk cümlesi şu olur, sonra da kahkahayı basardı:
- Kuro lavo ez Kurdi zanım ha ! ( Ulan oğlum Kürtçe biliyorum ha)
Yaşar abiyi anlamaya çalışır, söze bu cümleyle başlamasının nedenleri üzerinde düşünür ve bu hallerini, kendi dilini konuşmaya hasret kalma hali olarak görürdüm.
O ve niceleri maalesef Kürtçe konuşmaya hasret içinde hayata veda ettiler.
Sevgi hasret eder ve hasret eden sevgi, bir gün nefrete dönüşebilir ve sevginin nefrete dönüşmesinin en büyük anlatıcısı Yaşar Kemal’dir.
Peki insan kendi dilini bu kadar çok severken bir gün gelir, kendi dilinden nefret eder mi?
Evet edebilir.
Kürtçe’ye reva görülen muamele, Kürtçe uğruna verilen mücadelelerin hüsranla sonuçlanması, Kürtler’i kendi dilinden nefret eden bir halk haline getirebilir, korkar hale zaten çoktan getirdiğini kim inkar edebilir?
Gabar’da vaktiyle dinlediğim bir Kürt köylüsüne, bana bozuk Türkçesiyle bir şeyler anlatmaya çalıştığında, ‘Kürtçe biliyorum, istersen Kürtçe konuşabilirsin’ demiş o bana unutamayacağım bir cevap vermişti:
-Bu dağlarda öyle şeyler yaşadık ki, artık bu dilden nefret ediyorum!
İnsanın yaşadıklarından ötürü kendi dilinden nefret etmesi nasıl bir duygu, nasıl yazılır, nasıl anlatılır düşünmek bile çok korkutucu olmalı.
Suriye’de daha fazla kan dökülmeden sulha varılması elbette hayırlı oldu.
Sorgulamadan, düşünmeden itaat edenler hariç, hiç bir Kürt silahlı mücadeleyle zafer elde edileceğine inanmadı, onu da biliyorum.
Kürtler’in hiç bir meşruiyeti olmayan silaha dayalı mücadele yöntemlerini Kürtler değil, bilhassa Türkiye’de, Türkler’in ve Kürtler’in düşmanları belirledi, ifşalar başlar bir gün, bunu da daha iyi bilir öğrenir herkes.
Ve yıllar sonra…
Türkiye’de silahlar nihayet gömülüyor ve iyi ki gömülüyor.
‘ Enkazın Mahiyeti’ni konuşmaya sıra gelmedi daha.
Yıllarca gizlenmiş ölümler, şimdi açıklanıyor, halk kurulan taziye çadırlarında ölülerine ağlıyor, yas tazeleniyor.
Ama Kırk yılda yaşanan ölümlerin sayısı bile tam olarak tespit edilemiyor.
‘Devrimci savaş stratejileri’ bir halka statü değil, yıkımdan başka bir şey getirmedi.
Olan oldu, ve olanın telafisi artık çok zor.
Ama iki, bilemedin üç milyon insanın Suriye’de kendi dilinde eğitim- öğretim görmesinin, bu yüzyılın şekillenmesine, yeni ticaret yollarına, tek kutuplu dünyaya, güvenliğe, istikrara, Suriye halklarının bir arada yaşamasına ne gibi zararı, ziyanı olurdu bilemiyor insan.
Tarihin her kırılma anında, her anlaşma ve silahları susturma zamanlarında, siyasi kazanım, kayıp, kazanç hesabı, şu bu her şeyin bir izahı olur, muhasebesi de yapılır mutlaka.
Ama bir halkı dili üzerinden ve her defasında yüz yıldır onur kırılmasına uğratmak, kendi dilinden nefret ettirecek bir hale getirmek, ne insaniyete, ne ulusal- uluslararası hukuka, ne bir dine sığar.
Onuru kırılmış, ulusal gururu incinmiş ve bir kez daha yenilmiş hisseden komşunuzla sulh içinde yaşayabileceğinize, o komşunuzun size kardeşçe duygular besleyebileceğine inanabiliyor musunuz gerçekten?
Günün #KürtTarihi ve #Kültürü Notu:
I. Dünya savaşı sonrası Kürdistan toprakları 5 ülke arasında bölündü; bu ülkeler toprakları alt-bölge ve şehirlere göre kendi içlerinde tekrar dizayn etti.
Bu ülkeler Türkiye, İran, İrak, Suriye ve eski Sovyetler Birliği.
En çok toprak %43 ile Türkiye’de.
Kürdistan ismi sadece Batı İran’da kaldı: Kordestan olarak korundu.
Başkenti ise Senandaj.
Izady
Bir El Kitabı, Kürtler, 25’den derlenmiştir.