Birbirimize sarılalım.
Bir parti gider diğeri gelir. Sonra gelen gider öbürü gelir.
Yeter ki biz birbirimize ve ülkemize sarılalım. Türkiye’nin büyük potansiyeli var. Hem onu kullanalım, hem zenginleşelim, hem mutlu olalım.
Siyasal görüşlerimiz için birbirimizi kırmayalım.🙋♂���🙏
Bizleri etten ve kemikten birer makine zanneden sisteme ve ona çanak tutanlara bu serzenişim! Ben bir hemşireyim. Yüzbinlerce sağlık emekçisi arasından sadece bir hemşire.
Hani o hasta olduğunda rapor alması yasak olan, kolunda damar yolu kateteriyle tedavi olurken hastasına da bakmaya devam eden, saatlerce uykusuz, yorgun ve tükenmiş olmasına karşın sorumluluklarını iyi bilen, personel yok diye gün aşırı 24 saat çalıştırılması yer yer zorunlu olan,
karnında çocuğuyla dakikalarca yerlerde tekmelenen, annesine, babasına, hatta evladına küfürler edilen, yaptığı işin önemini bilmesine rağmen başkalarınca değersiz hissettirilen, ekip arkadaşlarınca takma lakaplar takılan, birileri istemedi diye yıllık iznini dahi talebince kullanamayan, yöneticisinden azar işiten, hukuksuzca tehdit edilen, dövülen hatta öldürülen sağlık emekçilerinden yalnızca biri!
Senelerdir herkesin her şeyi çok iyi bildiği ancak bazı pek yetkili zümrelerin üç maymunu oynamaya utanmadığı gerçekler arasında yaşamını idame ettiren bir kamu sağlık görevlisi kısaca.
Dedim ya lafın başında; bizleri etten ve kemikten birer makine zanneden güruha karşı ben de bu manalı akıma katkı vereyim derken galerime baktım ve bu fotoğrafları gördüm. Derinden etkiledi beni.
O masum bebekler benim hastalarımdan yalnızca birkaçıydı. Öyle masum, öyle mazlum, öyle temizlerdi ki. Hiçbir maddi unsur, beşeri karşılık o samimi şefkati vermez, veremezdi. Öylede oldu. Tekrar tekrar bakınca çok daha iyi anlıyor insan.
Diğer fotoğraf ise daima kendisinin yanında olmaktan gurur duyduğum sevgili babam. Akciğer kanserine karşı 2 senedir verdiğimiz amansız mücadeleyi maalesef kaybettik. Çok zorlukları başta kendisi olmak üzere birlikte yaşadık. Henüz birkaç ay önce dünyadaki çınarımızı yitirdik…
Hastanedeki uzun zamanlarımızı, evdeki evlat hemşirelik süreçlerimi anımsatan, zor zamanları yad ettiren bu fotoğrafa ve mazlum yavrularla edindiğim şu anılara baktığımda, inanır mısınız; aynı şefkati, aynı merhameti, aynı içtenliği gördüm.
Ne bir eksik ne bir fazla!
Biz hayallere, hayatlara, yaşamlara dokunuyoruz. Dokunduğunuz herkeste can sıcaklığını hissediyorsunuz! İşte o can kah garip babanıza kah masum bir yavrucağa ait olsa da. Aynı masumiyeti hissediyorsunuz.
Sonra dedim ki kendi kendime, ya biz hayatın her köşesinde böyle düşünüp böyle davranırken, böyle hissedip böyle dokunurken, o beyaz üniformalarımız gibi tertemiz niyetlerle samimice çabalarken; birileri bizlere niye bunca kötülüğü reva görüyor?
Neden bir tatlı huzuru, bir nebze insanca yaşamı zul görüyor, haram ediyor?
Cevabı da kendinde aslında bu sorunun. Çünkü onlar bariz kötüler! Bunca katmanlı kötülüğü ancak bariz kötü yaratıklar yapabilir.
Ben de bu kırmızı kartı iyiliğimizi, ailelerimizi, duygularımızı hiçe sayan tepeden tırnağa sağlığın bariz kötü yöneticilerine gösteriyorum. Cezasız kalmamaları ümidiyle hem de!
#SağlıkcıdanKırmızıKart @hepsen_2020
Ahmet Hakan: 2 bin çadır ne olacaktı AHBAP’a vermeseydiniz AFAD’a mı verecektiniz?
Kerem Kınık: AFAD’a verecektik.
Ahmet Hakan: O zaman AHBAP'ın parasını verin, sorun çözülsün.
Kızılay Başkanı: Bakarız ona da bakarız.
Rukiye Kıyılı..
27 yaşında, Hemşire..
Hatay İskenderun Devlet Hastanesi'nden hastaları tahliye ederken meydana gelen ikinci depremde göçük altında kalarak hayatını kaybetti..
Hastaneye 11 yıl evvel çürük raporu verilmişti ve rapor hala hastanenin sitesinde bulunuyor..
- İşçi , memur bağışlayabileceği son kuruşa kadar bağışını yaptı zaten sayın vali.
Üstüne gönüllü deprem bölgesine gitti.
Memurun , işçinin ödemesini , kredisini , faturasını kim ödeyecek?
Çocuklarına kim bakacak.
Ülkede milyarderler varken bize kadar düştünüz mü gerçekten?
1- Hulki Cevizoğlu "99 Depreminde Ecevit bölgeye gidemedi, devlet 1 hafta bölgeden haber alamadı" buyurmuş. Görüntüde Rahmetli Ecevit'le röportajı yapan muhabir benim. Sakarya'da, Valilik önündeki koordinasyon merkezi önünde, deprem günü yapıldı bu röportaj.
📌 Şimdi anlaşıldı...
📌 Ekrem İmamoğlu'na "İngiliz uşağı" diyerek saldıran eski AKP Mv. Nursel Reyhanlıoğlu'nun abisinin, deprem öncesi Kahramanmaraş İl Tapu Kadastro Müdürü olarak çalıştığı ortaya çıktı.
@avasas1
Bakın Benim için ÖLÜM kalım meselesi bu. Eğer Özgür hoca olarak beni biraz seviyorsanız bu adrese koşun. 3 Kız 1 Erkek Ses geliyor. Teyzesi BEN konuştum. Adres
Cebrail mah. 3203. Sok Kent Apt. 1.Blok daire 3 Antakya
Teyzenin numarası:532-466-47-20
Türkiye’yi YIĞIN bu adrese
Ya bu nedir yaaa?! Kız göçükten çıkmış, kardeşinden bahsediyor. Muhabir önce sahte sahte ah vah diyor. Ekipler gelmedi deyince muhabir lafını kesip kızdan uzaklaşıyor... O kızın çaresiz bakışı öyle üzdü ki beni! Tuğba hanım kusura bakmayın ama siz muhabir falan değilsiniz!
Show TV muhabiri Tuba Södekoğlu, enkazdan çıkan genç kızın, "Annem babam, kardeşim enkazın altında. Kaç gündür yardım bekliyoruz, kimse gelmiyor" sözleri üzerine, depremzedeye arkasını dönüp uzaklaştı.