Selam olsun Ekim Devrimi’nin yaratıcılarına…
Devrim Senin Hakkın!
Dünyamızda bugün 700 milyon insan aşırı yoksulluk, 3,5 milyar insan ise yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Buna karşılık, yalnızca 3 bin patronun serveti 16 trilyon dolara ulaşmış durumda.
İnsanlık tarihinin gördüğü bu en ağır yoksullaştırma saldırısından halkımız da payına düşeni en acı şekilde alıyor. Milyonlarca emekçi, açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşarken, sadece en zengin 10 patronun elindeki servet, 5 yılda 20,9 milyar dolardan 31,9 milyar dolara çıktı.
Bizim büyük yoksulluğumuz, bir avuç zenginin doymak bilmeyen kâr hırsını besliyor; onların devasa servetlerine servet katmasını sağlıyor.
Giderek daha da derinleşen yoksulluğun yanı sıra, her türden adaletsizlik, yolsuzluk ve hırsızlık da neredeyse bir kuralmışçasına halkımızın üzerine boca ediliyor.
Peki, nereden alıyorlar bu gücü?
Bu hep böyle sürmek zorunda mı?
İnsanlığın ve ülkemizin kaderi değiştirilemez mi?
Bu sorulara umutsuz yanıtlar verenleri, tarihimize bakmaya ve silkinmeye davet ediyoruz. Çünkü bugün, insanlığın en umutlu günlerinden birinin yıldönümündeyiz.
108 yıl önce bugün, işçi sınıfı kendi geleceğini patronların ve sarayların elinden nasıl çekip kurtarabileceğini tüm dünyaya gösterdi.
Ekim Devrimi, insanlığın en değerli tarihsel hakkı olan “Devrim Hakkı”nı kullandığında yeryüzünde nasıl bir cennet yaratılabileceğini kanıtladı.
Ekim; umut, aydınlık ve geleceğe duyulan güçlü inancın adı, tüm dünya halklarının pusulası oldu.
Bu pusula, aynı zamanda, yoksul halklara uzanan bir kardeşlik eliydi. Tam da bu yüzden, işgal altındaki ülkemize, Anadolu’ya uzanan tek gerçek dostluk eli, Ekim’in eli oldu.
Bugün, Ekim’in geri çekildiği dünyamızda, insanlık çok ağır ve barbarca bir saldırı altında. Ama biliyoruz ki, bu karanlıktan çıkışın yolu, elimizdeki o pusuladadır.
İhtiyacımız olan, insanlığın biricik ve gerçek çıkışını talep etmek; bu sesi yükseltmek, büyütmek ve örgütlü hâle getirmektir.
Güzel ülkemizde büyük bir yoksulluk ve adaletsizlikle sınanan halkımızın kurtuluşu, devrim hakkına sahip çıkarak ayağa kalkmasıyla mümkün olacak; biliyoruz!
Selam olsun insanlığın biricik kurtuluş yolunu tüm görkemiyle bize armağan eden Ekim Devrimi’nin öncülerine.
Selam olsun Ekim’in yaratıcısı Bolşeviklere ve onların önderi Lenin’e.
Selam olsun Türkiye İşçi Sınıfı'na ve onun sosyalist geleceğine!
Devrim hakkımız, ona mutlaka ulaşacağız!
🚩1 Mayıs pankartımız hazır:
Geçip tezgahın başına, sana kefen dokuruz ey sermaye!
Patrona, zorbaya diz çökmüyoruz!
Gelin 1 Mayıs’ta eşitlik için, özgürlük için, laiklik için, hayatımız ve yarınlarımız için, hesap sormak için yürüyelim.
Buluşma: 09.30 Okmeydanı Semt Evi
Kadının yeri evi diyenlerden, çalışma hakkımıza göz dikenlerden, ne giyeceğimize, nasıl doğuracağımıza karar verenlerden hesap sormak için haydi 1 Mayıs’a ❗️
Patrona, zorbaya diz çökmeyiz.
🔴 Gelin 1 Mayıs’ta birlikte yürüyelim: https://t.co/lxv4D4PAZA
Emekçi ailenin emekçi evladısın.
Yatınız, katınız, bankada paranız, Ankara'da arkanız yok!
Tarikatta mürit değilsin. Patrona eyvallahın yok.
Bin bir güçlükle mezun olmaya çabalıyor, okurken bir yandan da çalışıyorsun. Ailen, sevdiklerin, dostların için mücadele ediyor, ülkenden de asla vazgeçmiyorsun.
Hayal satanlara, umut tacirlerine karnın tok...
Bu düzen batmış, çökmüş. Verecek bir şeyi de kalmamış artık!
Bu ülkeyi yaşanabilir kılan senin umudun, direncin, mücadelen kardeşim.
Bugün öğrenci yarın sen de işçisin.
TKP ile 1 Mayıs'a!
Madem binlerce erkekle dolu stadyumda futbolcuların eline tutuşturduğu pankartla kadınlara ‘normal’i dayatmaya kalkıyor Sağlık Bakanlığı, o zaman işte bizim pankartlarımız @saglikbakanligi
Normali, anormali, nasıl doğurmamız gerektiğini, her şeyin iyisini çok bilenlere sesleniyoruz: normal olan hesap sormaktır, anormal olan sizin ülkeyi yönetmeniz.
Hesap sormak için Kadın Dayanışma Komitelerine katıl: https://t.co/mBScEHpruH
Sömürünün, talanın, yağmanın, adaletsizliğin karşısında diz çökülmez. Korkarak, boyun eğerek, teslim olarak diz çökmeyiz. Yurtseverin, devrimcinin, emekçinin anısına saygıyla diz çökeriz.
7 Nisan Pazartesi 20.00
📌Beşiktaş İstanbul
📌Ulus Meydanı Ankara
📌Kıbrıs Şehitleri İzmir
Dün sabah evlerinden gözaltına alınan ve aralarında İstanbul İl Başkanı ile Parti Meclisi üyelerimizin de bulunduğu arkadaşlarımızın altısı, Savcılık tarafından yapılan karar değişikliğinin ardından tutuklama talebiyle Sulh ve Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.
Parti üye ve yöneticilerimiz ve protesto hakkını kullandığı için gözaltına alınan tüm yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Alınan bu talimatlı karara boyun eğmeyeceğiz.
Parti Meclisi üyelerimiz Ahmet Dincel ve Arda Hacıyusufoğlu ile İstanbul ve Adana’da beş partili arkadaşımız bu sabah gözaltına altına alındı. Arkadaşlarımız genel oy hakkını savunurken protesto haklarını kullandıkları için gözaltındalar. Derhal serbest bırakılmalılar.
Defne/Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz konteyner kenti'nde skandal karar orada kalan depremzede ailelere geçmişe dair(Haziran 2024'ten itibaren) 1 milyon 28 bin TL elektrik borcunu ödemeleri isteniyor.
@BurcuOzkaya21@timursoykan@Handanturank@aydinsule1@merdanyanardag
Töbsen Genel Sekreteri Hizam Hasırcı , AFAD elektriği ödemediği için bu soğukta elektriksiz ve ısınma sorunuyla karşı karşıya kalan öğretmenlerin yaşadığı bu zulmü dile getirmek adına ,Hatay/ Defne ilçesinde depremzedeler için kurulan Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Geçici Konaklama Merkezî önünde açıklama yaptı.
Genel Sekreter Hizam Hasırcı
" AFAD elektriği ödemedi. Konteyner kentte yaşayan öğretmen ve aileler soğukta mağdur oldu.Hatay/ Defne ilçesinde depremzedeler için kurulan Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz Geçici Konaklama Merkezi konteyner kentte 210 aile yaşamaktadır. 210 ailenin elektriği bu soğukta kesilmiştir. Burada yemek yapma ve ısınma elektrikle gerçekleşmektedir. Öğretmenlere reva görülen bu zulmü kabul etmiyoruz. " dedi . Yetkilileri göreve çağırdı.
@Hizamrc@DefneIlceMem@HatayValiligi@hataymem@defnebelediyesi
#deprem #konteyner
Gazze ile ilgili belgesel yapabilseydim Kemal Advan hatanesinin başhekimi Dr. Hussam Ebu Safiye'yi anlatırdım.
Aylarca saldırılara, elektrik-su-ilaç yokluğuna rağmen, oğlunun öldürüldüğü gün bile hastalarını terk etmedi.
Gerçek kahramanlık bu bence!
Bu da son fotoğrafı.