Araf suresinde geçen ve insanın buhranlarına, savruluşlarına ve dünyaya meyline reçete olarak sunulan “Sabah akşam, yalvararak ve ürpererek, sesini yükseltmeden, için için Rabbini an; sakın gafillerden olma” ayetini bu Ramazan ayında daha bereketli bir şekilde hayatımıza geçirmek nasip olsun. Allah’ı anmak; sadece zikir çekmek değildir günün her anında, alışverişte, sözlerimizde, niyetimizde, ticaretimizde, zekat ve infak konularında, misafir ağırlamada, bir kalbi onarmada, bir simayı sevindirmede Allah’ı hatırlayıp sadece O’nun rızası için davranmak da saklıdır. Oruç, Allah’a yakınlaşmaya bir vesiledir ancak her hale sirayet etmiş bir oruç insanı kemale erdiren, arınmış bir kalple bayrama ulaştıran ulvi bir haldir. Her anlamda arınma ayı olmasını temenni ederim. Ramazanı şerifimiz mübarek olsun.
Dünya imtihan yeridir.
Allah verdiği ile de vermediği ile de sınar.
Evlilik de imtihandır bekarlık da.
Evlat da imtihandır evlatsızlık da.
Hastalık da imtihandır sağlık da.
Zenginlik sınavdır, fakirlik de öyledir.
Anne babanın varlığı da yokluğu da imtihandır.
Yalnız kalmak bir sınav, arkadaşlar başka bir sınavdır.
Allah herkesi bir şekilde imtihan eder.
İstediği zaman, dilediği yerden dener.
Hiçbir imtihan diğerinden kolay da değildir zor da değildir.
Herkesin sınavı kendisine özeldir.
Bugünkü sınav yarın değişebilir.
Şimdi rahat olan yarın dertler içinde olabilir.
Bugün sorun yaşayan yarın rahatlayabilir.
Sınav süreci son nefese dek böyle değişkendir.
Maksat, nimetlerin ya da dertlerin içinde Allah’a en güzel şekilde sabrederek ve şükrederek kulluk etmektir.
Rabbimiz kimsenin çabasını boşa çıkaracak değildir.
ey rabbim, bu kalbi sen yarattın. içine duyguları da sen yerleştirdin. öyleyse senin rahmetinle, bu kalbi sahipsiz bırakma. kararsızlıkla, dağınıklıkla, yönsüzlükle kuşatılmış halde bırakma. hikmetinle, ona karanlıkta yol göster. ona işaretler gönder. ona sükûnet ve güven ver. ve üzerine senden bir sevgi indir. amin ya rab.
Allahım olmayacak olanın umudunu yük etme kalbime. Benim daha fazla kendime zulmetmeme izin verme. Aklımı, yüreğimi kurtar bu yanılgıdan, peşinden sürüklendiğim bu hayali çek al içimden. Mümkün olanı sevdir, güzelleştir Allahım beni imkânsızlıkla, çaresizlikle baş başa bırakma.
Niyet ettiğin mevzularda bir istikrar sağlayamamış olsan da, defalarca bozmuş olup kendine olan inancın kırılmış olsa dahi yeniden adım atmaktan vazgeçme. Bizi ilerleten tamlığımız degil yolda oluşumuzdur, hiç hata yapmamamız değil hatadan sonraki tavrımızdır. Her yeniden deneyiş insanı güçlendirir, tümüyle vazgeçiş ise çürütür.
Aman bir “söz” işte deyip geçmeyin. Konuştuğu her sözle insan bir seçim yapar. Şikayet musibeti, şükür içeren sözler nimeti artırır. Bir kırıcı söz muhatabının belini bükebilir, bir söz insanı yeniden yaşama bağlayabilir. Bir söz, fitnenin de bir barışın da ilk fitili olabilir.
Koşarak gittiğimiz pek çok yerden ağlayarak dönebiliriz. Yaşamayı çok istediğimiz bir şehirde bizi türlü felaketler bekliyor olabilir. İdeal olan, insanın bir yere tertemiz girip tertemiz çıkmasıdır.
Mekke'den yüreği kan ağlayarak ayrılan peygamberimiz (s.a.s.), Medine'ye göçerken İsra suresinde şöyle teselli edilmektedir:
"De ki, Rabbim! Girilecek yere doğrulukla girmemi, çıkılacak yerden de doğrulukla çıkmamı sağla. Bana tarafından yardımcı bir güç ver!" (İsra 17/80)
Müfessirlerin izahına göre burada girilecek yer Medine, çıkılacak yer Mekke'dir.
Şehirler değişir, mekânlar değişir, bir şey değişmez: Nerede bulunursak bulunalım iyi bir insan olmamız gerektiği.
Dolayısıyla mutlu olduğumuz yerden bilmediğimiz başka bir yere mecburen giderken aklımıza hep, Mekke'den mahzun bir şekilde ayrılan efendimiz (s.a.s.) gelmeli. Mekke'den ayrılmak O'nun için çok zordu ancak Medine'de nice güzel günler yaşadı.
Hayatta her birimizin gönlünde daima yaşamak istediği bir Mekke'si vardır. Ailesi oradadır, anıları oradadır, yaşanmışlıkları oradadır, dahası gelecek planları oradadır. Fakat bir yandan da insanı bazen, yazgısında onu türlü güzelliklerle bekleyen Medine'si bekler.
Yazgımızın Medine'sine şans verelim.
Allah'ın bizim için açacağı kapılardan, "Rabbim kötülüğümü istemez." diyerek, tevekkül ve teslimiyet içerisinde girelim.
"Kim Allah'a dayanıp güvenirse Allah ona yeter." (Talâk 65/3)