Benim için neler yapmadın ki?
Ömrün beni korumak ve kollamakla geçti Nihat.
Doğduğun Karadeniz’e sen sahip çıktın. Benim dağlarımı, çiçeklerimi, ağaçlarımı yok ederlerken, tüm Karadeniz sahilini düzdüm yaparlarken benim sessiz haykırışlarımı sen duyurdun bu millete. Ben can çekişirken muhteşem kelimelerin ve isyanınla topraklarımın en tarihi ağıtını yaktın bana. Benden ağaçlarımı, çiçeklerimi, üzerimde yaşayan hayvanların yuvalarını aldılar. Herkes sustu, sen çığlık attın Nihat!
Hep bana sahip çıktın Nihat!
Üzerimde yürüyen ve denize akan nehirlerimi kirlettiler, susuz kaldım; ağacımı kestiler nefessiz ve dayanaksız bırakıldım; üzerimde benden beslenen hainlerin betonlarına gömüldüm Nihat… Sen ana avrat sövdün beni yok etmeye çalışanlara…
Kırlangıçlarımın özgürlüğünü ve asla evcilleştirilmeyeceğini yazdın. Güvercinler gibi insanların ayaklarının dibinde yemek için eğilmediklerini… Kurt gibi yaşayıp köpekleri boğmanın kitabını yazdın...
Ladinlerin sarp kayalıklarda nasıl dimdik olduğunu anlattın. İnsan ve aydın olmanın da dik durmak olduğunu…
Benim için göğsünü siper edip canıma düşenlerin haklarını da sen savundun Nihat! Bazen anmadılar, bazen haberlerde yasakladılar, bazen üzerlerine basıp çiğnemeye kalktılar, şehitlerin kanını sen yerde koymadın Nihat!
Bana ölüm fermanları yazan iktidarları, tüm bunlara çanak tutan muhalefetleri, hepsine el pençe divan duran paralı satılmış aydınını gazetecisini affetmedin, onlara acımadın, ne iseler suratlarına suratlarına söyledin… Hainliklerini gözüne soktun! Şamarın kuvvetliydi, sesin gürdü, seni görmezden gelenleri de umursamadın, yine bildiğini okudun…
Bilirdim Nihat, sen dağlarımda, topraklarımda, ormanlarımda gezmeyi, gölüme bakıp dalıp gitmeyi çok severdin. Hele ilkbaharımı… Çiçekler tomurcuklandığında senin de içinde güller-nergisler açardı. Hiç papatyaların yapraklarını kopararak “seviyor” “sevmiyor” oynamadın. Bilirdim beni çok sevdiğini… Savaşını görürdüm, nefesini hissederdim, Kızılay’da gezerken ayak seslerini dinlerdim…
O bastığın toprağımdaki ayak izlerini hiç silmedim Nihat biliyor musun?
Ben istesem de silinmez ki zaten. Öyle bir iz bıraktın ki toprağıma bana düşmanlar hiltiyle, vinçle gelip kazıyamazdı o izleri. O izler, inanılmaz hikayeleri yazdığın kağıtlar, uçları bite bite kenara bıraktığın kalemler benim gizli sandığımda duruyor.
Bir tek silgin yoktu. Çünkü yaşadığın hayat boyunca utanıp da sileceğin bir geçmişin hiç olmadı, silip de kurtulacağın bir ihanetin cümleleri kaleminden hiç akmadı kağıda… O yüzden hayatlarınca binlerce silgi bitirmiş mahluklara hiç benzemedin.
Seğmenlerin çimleri seni çok özledi! Çoraplarını çıkarıp bastığın o çimlerin damarlarında senin ayak izlerinin hafızası var. Dokunduğun insanların, mücadele aşkını içinde büyüttüğün çocukların, benim için anam demeden ölmeye hazır hale getirdiğin evlatların, ladinin, meşenin, hamsinin, Elmadağ’ın, Erciyes’in, Çukurova’nın, Ayaş domatesinin, Toros yaylalarının, Karadeniz’in hırçın dalgalarının, fırtına deresinin, Ganita’daki rüzgara direnen kuşların-kırlangıçların, ayrık otunun, çayın, kahvenin, tütünün sana selamı var Nihat. Seni çok özlediler. Trabzonspor’un, senin için gözyaşı döken, Kocatepe avlusunu dolduran binlerin, seni evinde yapayalnız izleyen umutsuz olan ama umudunu doğurduğun gencin, senin kitaplarını okuya okuya, seni televizyonlarda izleye izleye bana olan aşkına hayran olan milyonların yani Türk milletinin sana selamı var. Hepsi hep bir ağızdan “Hakkımız sana helaldir Nihat” diye bağırıyorlar. Tıpkı senin haksızlıklara karşı isyan edercesine bağırdığın gibi…
Ha bir de…
Burada seninle koyun koyuna bağrımda yatan şehitlerin, senin gibi benim için savaşıp canıma düşen aydın ve yazarların ve adı ve fikri hiç silinmeyecek Mustafa Kemal’in de hakkı helal sana…
50 yıl aralıksızca beni savundun Nihat. Hep beni yazdın, korumak için tüm bedenini, ruhunu siper ettin.
Bir kere de ben sana yani “Vatan” yani “Bu onurlu topraklar” yazı yazsın istedim. Senin on binlerce yazına, söylemine bu kelimeler ne ki…
Ama bil istiyorum ki, benim de hakkım sana helal! Sen de hakkını helal et bana Nihat!
Bir yıldır kollarımdasın, benim korumamdasın…
Bil ki, seni sarıp sarmalamak bana onurdur…
Sen hainlere baş eğmedin…
Allah’ını affetmedin…
Bugün benim için mücadele eden yaşayan neferler ve sevenler de Allah’ını affetmeyecek ve baş eğmeyecek.
Benim soylu evlatlarım beni koruyacak yaşatacak, sen gibi olmasa da sana benim üzerimden dua ederek güç bulup savaşacak.
Hep söylerdin ya…
"Vatan sana canım feda" diye.
Bana hiç unutulmayacak bir can verdin Nihat!
Emin ellerdesin…
Benim canımdasın, yani vatanın bağrındasın.
Bir senedir şeref verdin, bir ömür şeref vereceksin!
YAZAN: VATAN
(Nihat Genç'e...)
Yolsuzluk operasyonunda dikkat çeken “fantazi”…
Irak'ta Milletvekili Hind El-Abbasi'nin evinde 57 milyon dolar nakit, 27 kilogram saf altın ve altından yapılmış iç çamaşırı ele geçirildi.
Operasyonda aralarında milletvekilleri ve bürokratların da bulunduğu 47 şüpheli gözaltına alındı.
Başta derneğimizin değerli üyeleri olmak üzere, ülkemizin bütün emeklilerinin ve hatta bütün Dünya Emeklilerinin, 30 Haziran Emekliler Günü'nü en içten dileklerimizle kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu günler temenni ediyoruz. Birleşmiş Milletler (BM)'den de 30 Haziran gününün "DÜNYA EMEKLİLER GÜNÜ" olarak kabul edilmesini istiyoruz.
Türkiye Emekliler Derneği
Genel Yönetim Kurulu Adına
Kazım ERGÜN
Genel Başkan
#30haziranemeklilergünü #TÜED
Türk Bilim İnsanı Akciğer Kanseri İlacı Buldu
Türk bilim insanı Dr. Gizem Karslı Uzunbaş'ın, MIT ve Harvard'a bağlı Broad Enstitüsü'ndeki ekibiyle birlikte 6 yıl süren çalışmasının ürünü olan akciğer kanseri ilacı, FDA onayı aldı.
Bu başarı sadece bilim dünyası için değil, milyonlarca hasta ve ailesi için de yeni bir umut anlamına geliyor.
Bir Türk bilim insanının dünya tıbbına yön veren bu başarısı alkışı hak ediyor.
Dr. Gizem Karslı Uzunbaş'ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 👏👏🇹🇷🇹🇷🙏🙏🙏
Firuz Köyü’nde bir Su’dan zehirlenme vakası
Firuz Mahallesi'nde yaşananlar belki tek bir köyün hikâyesi gibi görülebilir. Oysa mesele bundan çok daha büyüktür. Sorun, kırsal altyapının görünmez hale gelmesidir. https://t.co/fynjcQ1va9
🎥"TÜRKİYE VE NATO, GÜVENLİK Mİ TEHDİT Mİ?"
20.06.2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz panelin kaydı yayınlanmıştır.
Murat Kurtuldu(@MrtKrtld) moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde;
Levent Baştürk (@leventbasturk26): "Uluslararası sistemin evrimi bağlamında ABD hegemonyası, NATO ve yeni küresel düzen"
Kayahan Çetin (@kayahancetin_): "NATO'nun Türkiye'de ki sicili, faaliyetleri"
Mücahit Gültekin (@mgultekin111): "Nato,İsrail ve Türkiye"
isimli sunumlarını gerçekleştirdiler.
Bursa'nın Nilüfer ilçesine bağlı Badırga ve Yörükyenice ovalarında, devam eden yüksek hızlı tren (YHT) inşaatı çalışmaları nedeniyle yüzlerce dönüm tarım arazisi sular altında kaldı. #badırga@niluferbel#hızlıtren#Kalyon
https://t.co/6En6KoE0dd
https://t.co/IfrCsMEswr
Marmara Denizi'nde müsilaj sorununu gündemde tutmak için düzenlenen etkinlikte, 14 Haziran Pazar günü 19.00'da Mudanya Mütareke Meydanı'nda düzenlenecek panelde, BSK olarak "Denizi Isıtanlar da Kirketenler de Aynı" başlıklı sunum yapacağız.
Katılımlarınızı bekliyoruz.
@BKolektifi@kuzugrp@bursabuyuksehir Merhaba, konuyu ilgili birime iletebilmek ve kayıt altına alabilmek adına iletişim numaranızı direkt mesaj (DM) üzerinden iletebilir misiniz?
Bu görüntüler ve koku, denize derin deşarjın çözüm olmadığını, atık su arıtma tesislerinin kapasite ve denetim eksikliği sorunu yaşadığını gözler önüne seriyor. Arıtma tesislerini işleten şirketlerin daha çok kar için her açığı kullanarak kirli deşarja yöneteceği bilinmektedir.
Güzelyalı sahilleri kirliliğe teslim edildi. Görüntüler bugün çekildi. @kuzugrp işlettiği @bursabuyuksehir Mudanya Derin Deşarj İstasyonu yönünden rüzgarın etkisiyle İDO iskelesine doğru yayılan turuncu renkli pis kokan kirliliğe rağmen halkın denize girdiği görüldü.
Bu akşam (15 Mayıs Cuma) 19.00'da Nilüfer Kent Konseyi'nde HİZ Halkların İklim Zirvesi Bursa Buluşmasını unutmayın.
BSK olarak kuruluşunda yer aldığımız ve toplantılarına katıldığımız HİZ'in Bursa Meclisini kurmak amacıyla sizleri bekliyoruz.
Kayıt için
https://t.co/VcUnwrWJWe
Danıştay 6.Dairesi, #Akbelen'e yönelik Cumhurbaşkanlığınca çıkarılan acele kamulaştırma kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
Diğer çevre davalarında da adaletin sağlanması için emsal olmasını umduğumuz bu başarı, direnen yurttaşlarımızın ve dava sürecini takip eden dostlarımızındır.
Direne direne kazanacağız.
Dava avukatlarının konuyla ilgili açıklaması görsellerdedir ⤵️
Cesur bir Kadın daha konuştu!
Kanada lideri Elizabeth May, Netanyahu'yu sert bir dille eleştirdi.
“Barışın düşmanının kim olduğunu biliyoruz. Ve ne yazık ki, onun bir adı var. O, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'dur.”