Hafif elbiseni giymiştin
Bense merdiveni bir kiraz ağacına dayamıştım
Önce sen çıkmak istedin
Ve sonra…
Pek çok yolu, pek çok biçimi vardır
Bir şeyleri konuşmadan anlatmanın
Ve sen bunu yapmayı çok iyi bildiğin için
Yaptın da…
niş, gösterişsiz, sırf meraktan dolayı gelişen hobiler veya insanların bir şeylere ilgi duymasına bayılıyorum. yaprağına bakıp ağacın, çiçeğin, bitkinin ne olduğunu anlayabilmek, bir şeylerin tamirinden anlamak, bir tarihin veya coğrafyanın bir kesitine dair pek çok şey bilmek
bende tükenmek bilmeyen bir yaşam sevgisi var. güneşli bir gün mü tamam keyiflenelim, karpuz peynir mi yedik ooo müthiş, aklımda büyük küçük planlar, hedefler, yeni şeyler öğrenirken döktüğüm ter. hayatın acı tatlı içinden geçen bu halimi hakikaten seviyorum, bazen şaşırıyorum da
Bir haftadır melih cevdet anday'ın bu şiirindeki gibi hissediyorum. yeşilliklerin, ormanların, güler yüzlü sakin insanların, rengarenk kuşların, balkonlu, bahçeli bir evin, bisikletlerin arasında adımı dahi unutacak kadar huzurlu bir misafirlik.
havuç'umun mekan, ev değişikliğinde gözümün içine bakıp, sen buradaysan sorun yok deyip hemen alışıvermesi, keşfi sırasında dönüp dönüp bana bakışı, koynumda yatışı.. dünyanın öbür ucuna götür gelir benimle, acayip bi şey bu. dünyayı dolaşıyor, şimdi bi de almanya gördü 🤣
insan işte irrasyonel bir varlık. yalnızlığım, sığınağım diye sayfalarca şiir yazan adam, Lou Salomé ondan ayrılınca ne yapacağını bilemeyip adete panikle gidip evleniyor :D
her yerde bakınıp durduğun o "güzel", bulabileceğin bir şey değil! onu bir mermerden, onu gündelik yaşamın hoyrat sıkıcılığından sen, kendin çıkaracaksın, ellerinle.
dün Rilke’nin genç bir şaire mektuplarını okuduktan sonra, bugün Musée Rodin'e geldim. Burası Rilke’nin Rodin'in sekreterliğini yaptığı yer. Aynı zamanda büyüleyici bahçesine hayran kalıp burayı Rodin'e öneren kişi Rilke. Paris'e nihayet bu hafta yaz geldi, bu güzel bahçede
kuş sesleri dinliyorum, yaprakların gölgesi sıcacık yerde titriyor. Rodin'in heykellerini gördüğümde o sanki bitmemiş hissi ve heykelin nereden geldiğini gördüğümüz mermerin de heykele dahil oluşu ruhumu genişletti.
o hafifçe yükselen
çift göğsünün altında bile neredeyse,
kristal bir düzenin akıntısı
neden şarkı söyleyerek aktığını bilmeyen.
Neden, neden, neden,
sevgilim, neden?
Ne oluyor sana, bize,
neler oluyor bize?
Ah aşkımız sert bir urgandır
bizi yaralayarak bağlayan
ve eğer istersek
yaramızı bırakıp gitmeyi,
ayrılmayı,
yeni bir düğüm atar bize ve mahkum eder bizi
kanımızı akıtmaya ve birlikte yanmaya.
Ve nasıl da boş geçtin dünyadan
buğday renkli bir testi gibi
havasız, sessiz, özsüz!
Boşuna aradım sende
kollarım için bir derinlik
durmaksızın toprağın altını kazan:
teninin altında, gözlerinin altında,
hiçbir şey,
titreyen bir benlikle sevilmeyi beklemek veya alacaklı gibi sevgi talep etmek sevgi getirmeyecektir. burdan bakınca en büyük ihtiyacımız için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.
saruhan'ın vefat ettiğini dün öğrendim. bilmiyorum ne anlamı var bu paylaşımımın ama anmak istiyorum. şarkıları, nereden buluyor bu şiirleri de çeviriyor dediğim şiirleri, filmleri, kitapları, hiçbir zaman gerçek olup olmadığını anlayamadığım bir hüznü, esprili bir dünyası vardı.