Yalnız kalmayı öğrenin. Yalnız yiyin, yalnız uyuyun, yalnız başınıza keyif alın, yalnız iyileşin. Görüşlere ve onaylara ihtiyaç duymadan çiçek açabileceğinize o kadar güvenin ki. Ve eğer kendinizden şüphe ederseniz, her zaman kim olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi hatırlayın.
Başkalarının lafıyla sana tavır alan biri, ya olgunlaşmamıştır ya da tavır almak için bahane aramıştır.
Ne demişti Nazım Hikmet:
"Beni benden öğren, herkese aynı değilim."
Farkındalığın arttıkça daha çok şey göreceksin. Sözlerin, davranışların hatta mimiklerin bile alt anlamlarını derinden fark edeceksin. Yüreği temiz olmayan kimseyle gerçek bir ilişki kuramayacak, sonrasında dönüp kendi yüreğine bakacaksın. İşte asıl dönüşümün orada başlayacak.
denginiz olmayanlara denginizmiş gibi davranırsanız, aranızdaki gerçek farkı kavrayamayıp size kendi seviyelerindeymiş gibi muamele ederler. buradaki denklik statü, gelir ve diploma değil; davranışsal klaslık, dünya görüşü ve vizyonerlik gibi kişisel standartları ifade eder
Şunu fark ettim: Gerçek insanların genelde çok arkadaşı olmuyor. Çünkü herkese uymuyorlar, her ortama girmiyorlar, her şeye katlanmıyorlar. İçleriyle çelişmemek için bazen susuyor, bazen geri çekiliyorlar. Bu da kalabalıkları azaltıyor. Derin düşünen, çok hisseden insanlar kolay bağ kurmuyor; kurdukları bağ da yüzeysel olmuyor zaten. O yüzden sayısı az ama anlamı büyük oluyor. Herkesle gülüp eğlenmek yerine, birkaç kişiyle gerçekten anlaşmayı tercih ediyorlar. Bu durum çoğu zaman yalnızlık gibi görünüyor ama aslında bir seçicilik. Sahici kalmak, bazen az insanla yürümeyi göze almak demek. Ve bu, zayıflık değil; karakter meselesi.
İran’da kadınlar başörtüsü takmadıkları için
yargılanırken, İran'ın dini lideri Hamaney'in torunu, Amerika’da saçı açık, saçık gezerken görüntülendi.
Siyasal islam tam olarak budur!
Kendine ait bir dünya yaratmak için, mutluluğunu, huzurunu kendi çabalarınla inşa etmek için verdiğin çabayı anlayamayanlara kulak asma. Sınırlarını belirginleştirmekten, hayatına alacağın insanlar konusunda seçici olmaktan asla vazgeçme.
Steve Jobs: “Etrafınızda hayat diye adlandırdığınız her şey, sizden daha akıllı olmayan insanlar tarafından tasarlandı. Ve siz bunu değiştirebilir, şekillendirebilir ve başkalarının da faydalanabileceği kendi eserlerinizi ortaya koyabilirsiniz... Bu gerçeği kavradığınızda, bir daha asla eskisi gibi olmayacaksınız.”
Kimden uzaklaştıysam son bir kez dönüp baktım. Gördüklerimden sonra kendimi bir kez daha kutladım. Meğer ne kadar doğru bir sözmüş;
“Manzaranın içindeyken görülmeyen manzaraya uzaktan bakıldığında kendini gösterirmiş.”
Psikolojik acıya dayanabilmek, kimsenin pek konuşmadığı ama asıl belirleyici olan güçtür. Başarıya ulaşan kişi ağır darbeler alır, büyük kayıplar yaşar, egosu defalarca yerle bir olur. Buna rağmen pes etmez. Acıyı taşır, sindirir ve yeniden ayağa kalkar.
İşinize gelmediği gibi davrandığım için nasıl da mesafeler girdi aramıza.. Bazı insanlar siz iyi olduğunuz için iyidir, gerçekten iyi oldukları için değil.
Hayatta gördüğüm gerçek şu: Mutlu insan, başkalarıyla uğraşmaz. Kendine güvenen insan, başkalarını aşağılama gereği duymaz. Onun tek işi kendisi ve kendi değer üretimidir. Size asla kaos, aşağılama, yargılama kokusu vermez; daima prestij, büyüme ve yenilenme enerjisi verir.
Dışarıdan bakınca soğuk dediğiniz insanların çoğu nerede nasıl davranması gerektiğini bilen, saygılı ve seviyeli insanlar oluyor. Soğuk değiller, sadece samimiyetsiz ve sahte ilişkiler kurmak yerine zamanla oturan insan ilişkilerini tercih ediyorlar. Hepsi bu