Hukuk, intikam aracı değil toplumsal düzeni, toplumsal adaleti ve huzuru sağlama aracıdır. Adaleti tesis edemeyen hukuk sistemi, gerçek görevini yerine getirmemiş olur.
Değerli meslektaşlarım, 2024-2025 adli yılı içinde çeşitli barolar ve kurumlar nezdinde katılmış olduğum "Kira Hukukuna" ilişkin panellerden, video kaydı yayınlananların linkleri aşağıda erişiminize açık olup, tüm meslektaşlarımızın faydalanması için aşağıda listelemektedir:
Merhaba @bimturkiye@SokMarketler, File ve A101
Kariyerlere oturmaları için sandalye vermezseniz sizden alışveriş yapmayacağım. Bu durum insan haklarına aykırıdır. Lütfen tiviti yayalım.
Yeni ehliyet kartını sağlık muayenesi için ARAÇSALLAŞTIRMAK fevkalade bir fikir, tebrik ederim! Periodik sağlık muayenesini yeni ehliyet kartı çıkarmak gerekmeksizin isteyebilirsiniz ve geçemeyenlerin ehliyetini iptal edersiniz. Bu denetim yetersizliğinden karta zorlamaya benziyr
Yeni ehliyet kartını almayanları ehliyetsiz saymak, TC kimlik kartını yenilemeyenler yurttaşlığını yitirir demeye benziyor. Yani ehliyetsiz muamelesi yapılmaması gerekir. Ehliyet kartı almak ehliyeti kurucu bir işlem değil, ispat aracı sadece. Bu yetkiyi hangi kanundan alıyorlar?
#ehliyetyenileme@AliYerlikaya@iletisim@tcbestepe
Okullar tatil, Millet köyünde. Aile hekimi sadece Bağlı bulunduğunuz yerden rapor alırsınız diyor.
Ehliyet yenileme süresinin yıl sonuna kadar uzatında Temmuz son gün diyen Milletten uzak arkadaşın hatasını Millet çekmesin
Ehliyet yenileme için son gün öncesi nüfus müdürlüklerinin ilgili birimlerinde yoğunluk İstanbul'da ilçelerde yüzde 90'ların üzerinde. Hatta Üsküdar'da randevu yok. Beklenti sürenin yıl sonuna uzatılması. Ancak İçişleri, sürenin uzatılmasının söz konusu olmadığını açıklamıştı
@RTErdogan@AliYerlikaya@TC_icisleri Sayın Cumhurbaşkanım Ehliyet yenileme işlemlerini yıl sonuna kadar uzatın lütfen, sağlık raporu işlemleri çok uzun sürüyor bir çok kuruma gönderiliyorsunuz ve randevu almak zor, şahsen 3 aydır uğraşıyorum işlemlerim bitmedi, rica edeceğim.
@AliYerlikaya@TC_icisleri Ehliyet yenileme de verilen süre 31.07 değilmiydi???Sistemler ağustosa geçti.Randevular kilit vatandaşların durumu ortada!!!Süreyi uzatmayacaksanız gerçekten büyük bir kaos!!!
İstiklal Savaşı'nda işgal kuvvetlerini savunan yazarlar vardı. Türk ordusunun Kars’ı Ermenilerden geri almasını eleştiren yazısı nedeniyle Ali Kemal’e halk “Artin Kemal” demeye başlamıştı.
Ali Kemal, Milli Mücadele kahramanlarını yerden yere vuruyor ve şöyle yazıyordu:
-“Haydutların işi gücü savaş. Siyasetten zerre kadar anladıkları yok. Ellerinde derme çatma bir ordu, dövüşüp duruyorlar. Hükümet ölçüp biçmiş Sevr Antlaşması’nı uygun görmüş. Çocuk gibi yok ‘İzmir’i isteriz, Edirne’yi isteriz, hatta tam istiklal isteriz’ diye tutturmuşlar.”
-Ali Kemal ve benzerleri böyle düşünüyordu. İstiklal Savaşı'nda kahramanlar, vatanın-milletin namusu, şerefi için kanlarını akıtıyor, şehit oluyorlardı.
Sevr'i savunan Ali Kemal'i ve benzerlerini İngilizler ve diğer işgalciler çok sevdi.
-Tarih ne güzel bir ayna. Şimdi de her mahallede, köyde yatan kahraman şehitlerimizin katili teröristlerle fotoğraf çektirme yarışına giren PKK sevicileri var. Ali Kemal’e rahmet okutacak derecede… PKK madalyalı sözde “medya” aktörleri. Ali Kemaller çok daha dürüsttü…
Dün Ahmet Mingüzi’nin yaşadığı gibi bir olayın neredeyse aynısını yaşadık. Eşimle her zaman gittiğimiz Maçka Demokrasi Parkı’nda akşamüstü oturup kahve içiyorduk. Yanımızdan geçen bir şahıs hiçbir neden yokken yere değil, doğrudan bulunduğumuz yöne tükürdü ve tükürük rüzgarla yüzüme geldi. Eşim çok sakin bir şekilde, “Kardeşim burada oturuyoruz, ayıp oluyor” diye uyardı. Tepki vermeyen ve arkadaşının yanına gidip içmeye devam eden şahıs bir süre sonra geri geldi ve “Öyle mi denir lan, sikerim sizi! diyerek bir anda eşime kafa attı. Eşimin burnundan kanlar fışkırdı. Güvenliğe bağırdım, insanlar yardıma koştu, ama saldırgan güvenlikten kurtulup kaçtı.
O esnada yanında oturan arkadaşını tuttuk. Meğer kuzeniymiş. Adı Yusuf. Önce saldırganı tanımadığını söyledi. Telefonu yok, bilgisi yok dedi. Ama sonradan biz sıkıştırınca saldırgan kuzeni olduğunu itiraf etti. Polis geldi, ifademizi verdik, eşim ambulansla hastaneye götürüldü ve darp raporu aldı. Ben de kuzenini kaçmasın diye tutmaya çalışırken tırnağım boynuna değdi. Bu yüzden o da benden şikayetçi olmuş.:) Neyse ki hala duyarlı ve iyi insanlar var yanımızda oturan çift bizim tanığımız oldu ve ifade verdi.
En can yakıcı kısım şu: kuzeni şahsın metanfetamin bağımlısı olduğunu, polisler, uyuşturucu kullanmaktan sabıkası bulunduğunu ve şu anda da aranmakta olduğunu aynı zamanda asker kaçağı olduğunu söyledi. Yani uyuşturucu kullanan, sabıkalı, saldırgan bir adam, kamusal alanda elini kolunu sallayarak geziyor ve insanlara saldırabiliyor. Biz orada neredeyse canımızdan oluyorduk. Bir anlık tepkiyle, tek darbeyle ölebilirdik. Bu olay münferit değil, bu ülkede her gün yaşanıyor. Sadece gündeme gelmiyor.
Biz hem kasten yaralama, tehdit ve hakaretten ceza davası hem de kamuya açık alanda saldırıya uğradığımız ve travma yaşadığımız için manevi tazminat davası açıyoruz. Bu şahıs yakalanana kadar da konunun takipçisi olacağız. Sadece kendi güvenliğimiz için değil, parkta oturan her insan için. Uyuşturucuya batmış, sabıkalı bir saldırgan serbestçe gezip insanlara saldırabiliyorsa, bu sadece kişisel bir olay değildir. Bu, kamu güvenliğine açık tehdittir.
Bu paylaşımı gören herkes, ister paylaşsın ister etiket atsın ama bir şeyi unutmasın: bu ülkede yaşamanın tek güvenliği, başımıza bir şey gelmediği süredir. O yüzden ses çıkarmak zorundayız. @EmniyetGM@adalet_bakanlik
Bazı Türk kızları !
Beni dinleyiniz;
Sizlere yazık olmaktadır. Lütfen okuyunuz.
Giyinmek üzerine
İnsanlık, sosyal evrimini örtünerek başlatmış, giyinerek sürdürmüştür.
Giyinmek, sadece bedeni değil, aynı zamanda kişiliği, zarafeti ve medeniyeti kuşanmaktır. Giyim kuşam ayrıca bir sanattır.
Bir toplumun estetik ve ahlaki düzeyi, çoğu zaman bu incelikte saklıdır. Kadını ve erkeği soyarak özgürleştirdiğini iddia eden sistemler, aslında medeniyetin özünden ve insanî duruşun asaletiyle yoğrulmuş örtünme bilincinden fersah fersah uzaklaşmıştır.
Soyunmaya teşvik eden bu zihniyet, bedeni metalaştırır, kişiliği silikleştirir ve özgürlüğü teşhircilik ile karıştırır. Oysa gerçek özgürlük; insanın kendi değerini, vakarıyla taşıyabilmesindedir.