Para, pul, makam… Hiçbir zaman gönlümüz bunlarda olmadı. Biz, iki kuru soğanla bile mutlu olabilen; huzuru parada, makamda değil, gönülde arayan insanlarız.
Kırmayın insanları Belki o gün hayatla savaşmakta zorlandığı bir gündür. Sizin fark etmediğiniz bir cümle, onun için son damla olabilir. Kimse neyle baş ettiğini tam anlatmaz; bazıları gülerek susar, bazıları sessizce dağılır. O yüzden kalplere dokunurken ölçünüz merhamet olsun.
Günün, haftanın, belki de ayın en önemli haberi olmalıydı.
Maalesef birkaç mecra dışında haber bile olamıyorlar.
Bugün hayatını kaybeden Gazi Erdal Özdemir’in hikâyesini dinlemek ister misiniz?
Belki unutanlar, belki de bilmeyenler vardır. 24 Mayıs 1993’te içinde silahsız askerlerimizi (usta birliklerine giden) taşıyan otobüsün yolu PKK’lı teröristler tarafından kesildi. Otobüslerden indirilen askerlerimizin üzerine binlerce kurşun sıkıldı.
Eylemi gerçekleştiren terörist Şemdin Sakık’tı.
İşte orada 33 şehit verdik biz!
Gazi Erdal Özdemir, henüz gençliğinin baharında, 20 yaşındaydı. Vücuduna tam 7 kurşun isabet etti. “Öldü.” diye bıraktılar. Ama o, hayata bir şekilde tutundu. Ancak felç kaldı.
Gazi olduktan sonra hayatı boyunca zorluklarla mücadele etti.
Duyamadık, göremedik, derdini işitemedik…
Belki seslerini duyurabilir diye o hâliyle Güvenpark’taki eylemlere katıldı.
Bugün ise vefat haberi geldi.
Kimse farkında değil belki ama milletimizin üzerine ağır bir vebal yükleniyor.
Bu satırları yazarken kalbim acıyor. Allah bizi affetsin.
Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf romanında dediği gibi: "İki insanın birbiriyle karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yan yana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır."