Birgün'ün yaptığı aslan gibi haberi "tetikçilik" olarak değerlendiren CHP Genel Merkezi, Sinem Dedetaş'ın gözaltına alınma sürecini "gerçeğin eksiksiz bir şekilde ortaya çıkarılması için (burası çokomelli) dikkatle takip edecek"miş. Muhalefet gibi muhalefet be. Valla helal!.
@TurkTelekom@TTDestek Sabit internet için 17 gün önce yaptığımız başvurudan sonra bugün kurulum yapıldı, ancak internete yine bağlanamıyoruz, oluşturulan arıza kaydı acil bir şekilde dikkate alınmalı…
@TTDestek 3 temmuzda Bodrum Hekimköydeki evimize fiber kablo geldiği için yaptığımız sabit ev interneti başvurumuz sonuçlandırılmadı, acil cevap bekliyorum. Randevu her gün bir sonraki güne erteleniyor:(((
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Deniz Göktaş'tan, Kemal Kılıçdaroğlu ile arasında geçen diyalogla ilgili açıklama:
"Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. ‘Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın’ dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. 2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur"
https://t.co/Oe82GKtfzf
Üzülerek gördüm ki KK gerçekleri tahlilden çok uzak bir zihinsel durumda. Ne seçmeni ne de ülkeyi umursuyor. Hiç hukuk bilgisi yok. Sorulara saçma, kaçamak cevaplar veriyor. Meşruiyet seçimden alınırken mahkeme kararı ile gelip de yapılmış 3 diğer Kurultay’a rağmen koltuğu kendisinin zannetmek ve ahlaki üstünlükten söz etmekse çok manipülatif. Bir de arındırma görevini CHP tarihinden aldım demesi var ki… görevleri Millet verir, Millet alır! Bunu unutanlara da gereken cevabı da …
SICAĞI SICAĞINA...
(Sözcü TV'deki Kılıçdaroğlu mülakatı)
🔴 Sayın Kılıçdaroğlu'nun hiçbir yanıtı beni tatmin etmedi.
🔴 Aradan bunca zaman geçmesine rağmen, Türkiye tarihinin en büyük ve en önemli siyasi davaları olan İBB Davası ve hatta Merdan Yanardağ'ın yargılandığı "Casusluk Davası" iddianamelerini (en azından tamamen) okumadığını söyleyerek ağır bir ayıba imza attı.
🔴 Sadece okumamış olması bile, kabul edilemez bir ayıp sayılır. Hele hele Merdan Yanardağ'ı savunmak adına tek bir kelime bile etmemesi, tarihi bir ayıptır. Vicdana sığmaz bir vefasızlıktır.
🔴 İBB Davası sanıklarından emniyette ağır ve aşağılayıcı işkence gören kadına sahip çıkma şansı tanındığı halde, o toptan bile "kaçtı"
🔴 İnsanların "hüküm giyene kadar suçlu sayılamayacağı" ilkesini, yani masumiyet karinesini tamamen yok sayan sözleri, kendisi adına tarihi bir talihsizliktir.
🔴 Kurultay'ın toplanması ile ilgili yine "top çevirerek" herkesi aptal yerine koymuştur. "Yargıtay'a yapılar başvurular çekilirse (kendileri de başvurarak tedbirin kaldırılmasını isterse) kurultayın yapılabileceğini" söyledi. Ama bu konuda söz verip kendisini bağlamadı. "Arkadaşlar bakarlar, incelerler" diye lafı dolandırdı.
🔴 Erdoğan'ı bugüne kadar en ağır ve en çok ben eleştirdim" demesine rağmen, bu mülakat boyunca hiçbir somut ve belirgin eleştiride bulunmadı. Rejime, rejimin vicdansızlıklarına, sömürü ve baskılarına özellikle yargıya utanmazca müdahalesine, medyaya dönük tavrına yönelik tek bir kelime etmedi.
Kılıçdaroğlu, Senem Toluay Ilgaz’ın sorusu üzerine , “belediye operasyonlarının, AKP’nin Cumhurbaşkanlığını garantilemesi için yapıldığını” söyledi.
Senem Toluay ILGAZ:
Neden sadece CHP’li belediyelere operasyon yapılıyor, sizce?
Kemal KILIÇDAROĞLU:
Ak Parti mi…. İşi garantilemek için, Cumhurbaşkanlığını garantilemek için.