Öğretmenime bir kere mesajda bana "kızım" demeniz çok hoşuma gidiyor dedim diye her konuştuğumuzda cümle sonuna kızım kelimesini koyuyor. Ne olsun daha benim onu sevmem için...
Saygı duyması, sevgisi kalbime çok iyi geliyor.
Ben konuşabildiğim insan istiyorum gerçekten. Soru sorduğumda bunu yük gibi görmeyecek, benden yorulmayacak, nazımı sevecek, tribimi gülerek geçiştirecek birini istiyorum. Sesimi duymaktan mutlu olacak. Zamanın hesabını yapmayacak. Benimle beraber yeni temiz bir sayfa açacak biri
Saadettin Ökten bir sohbetinde “Hüzün vaktinizde Allah sizinle beraberdir.” demişti. Bu düşünce bana sıcacık hissettiriyor. Kalbime bir hüzün çöktüğünde her şeyi bırakır köşeme çekilirim. “Bu ağrı bana ne anlatıyor olabilir ?” diye düşünürüm. Kalp ağrısını bu denli kucaklayabilmeyi ancak Allah’ın rahmetine sonsuz güvenmek ile açıklayabilirim sanırım.
Susanlardan daha çok bunca zulümden sonra hiçbir şey olmamış gibi davrananlar daha ürkütücü. İnanılmaz bir şey olmuş ve sana zerre yansıması olmamış. İnanılmaz bir kalp mühürlenmesi ve bakış körlüğü.
GAZZE’de ZULÜM ARŞ’a DAYANDI.
Kerem Aktürkoğlu bunu paylaştığı için yine linç edilmiş, bu zulme ses çıkarmak vicdan sahibi olmakla ilgilidir. Vicdanın varsa insansın, vicdanın kadar insansın.
Kadir Gecesi.🤍
Öyle güzel bir sayfa aç ki kaderime, bir an olsun geriye bakmayayım Allah’ım. Aklım, kalbim ve dilim açtığın o güzel sayfanın şükrüyle meşgul olsun. Beni geçmişin tüm kederinden arındır, kalan ömrümü geçen ömrümden kat kat güzel eyle. Kadir gecesi hürmetine beni affınla, lütfunla, ihsan ve ikramınla müjdele.
Yollar ayrılmış olsa bile insanların biraz birbirini düşünmesi, hatırlaması arada sırada da olsa içten bir "nasılsın" diye sorması gerekmez mi?! Olması gereken bu değil miydi aslında.