-Kılıçdaroğlu ihanetinin bir belgesi daha:
-İzmir Menderes Belediyesi, biraz önce CHP’den AKP’ye geçti.
-Çünkü, CHP’de kalan meclis üyeleri, seçimde Yeni Parti’ye değil AKP’ye oy verdiler.
-Bunu da Kılıçdaroğlu istedi.
-İşte Kemal Kılıçdaroğlu budur.
O, 1970’lerden itibaren tıpkı Bahçeli gibi, tıpkı Perinçek gibi bu görev için yetiştirilmiştir.
-Kılıçdaroğlu 6 Ok’a da Atatürk’de kökten düşmandır ve Alevilerin gözünde de tam bir düşkündür.
-İşte onun eline verilen şu anki CHP de budur.
-Bu CHP Atatürk’ün değil Tayyip Erdoğan’��n partisidir.
-Hedef, AKP ve MHP ile birlikte Amerika’nın PKK’ya yönelik planını gerçekleştirmek ve yine Türkiye’de ABD’ye bağlı mezhepçi bir din devleti kurmak, Erdoğan’ı başında tutmaktır.
-Hala bu CHP’de kalanlara soruyorum:
Vicdanınız Saray’a ve ABD’ye böyle açıktan hizmeti kabul ediyor mu?
-Siz susun vicdanınız konuşsun…
🎙️ Burcu Hakyemez & Aslı Duru:
"Karmen Aksoy milli oyuncumuz Belçika ile oynanan maçta ön çapraz bağlarını koparmıştı. Ve ardından da tabii ki ciddi bir ameliyat geçirdi. Kulübü Türk Hava Yolları tek taraflı Karmen Aksoy'un sözleşmesini feshetti."
"Karmen'e yazmadım çünkü hani kız üzülmüş olabilir, şeydir, bin tane şeyle uğraşıyor şimdi. Babası Emrah'a yazdım. Ama onun zaten böyle bir tahmini vardı. 'Böyle böyle doğru mu bu? Yani bu gerçek olabilir mi yani?' dedim. O da 'Evet, feshettiler' dedi. Ben direkt 'Karmen iyi mi?' dedim. '��yi, yani zaten bekliyorduk' dedi."
"Kesinlikle tek kelimeyle yazıklar olsun. Yani Türk sporuna katkı sağlıyorum, işte Türk voleyboluna katkı sağlıyorum diyen bu kulüp; milli takımda, milli görevde bilmem kaç bin kişinin önünde Ankara'da çok iyi bir performans sergilerken sakatlanıyor. Hepimiz ağlıyoruz kızcağızın sakatlığı sebebiyle. Oyuncular kötü oluyor, kız gidiyor, sonra işte çapraz bağ deniyor, ameliyat oluyor falan..."
"Böyle bir oyuncuyu sen tek taraflı sözleşmesini nasıl feshedersin? Ben buna gerçekten anlam veremiyorum. O zaman hiçbir oyuncu milli takıma gitmesin. Niye? Sözleşmesini garanti altında tutmak için. Sadece kulüpte oynasın. Böyle bir şey var mı ya?"
"Geçen sene THY ayakta kaldıysa Sultanlar Ligi'nde Karmen'in performansı sayesinde kaldı. Şimdi açık açık konuşalım. Bu kız inanılmaz derecede gelecek vaat eden, kendi antrenörünün Santarelli'nin desteğini arkasına almış, Sultanlar için de ilk günden kampa girip çalışmaya başlayan, her ayakta performans gösteren ve iyi oynayan ve sonrasında da milli takım için, bayrak için sakatlanan bir kız. Yani biz milli takımda sakatlanan oyuncuya sahip çıkmıyorsak kime sahip çıkacağız?"
"Ben THY sporcusu olsam şu anda, sözleşmeme bu maddeyi kesin eklettiririm yani: 'Milli takımda sakatlanırsam benim sözleşmemi feshedemezsiniz' diye. Çünkü güvence nerede ki? Sporcuyu koruyup kollamamız gerekmiyor mu? Yani onu pamuklara sarmamız lazım. Çok ciddi bir sakatlık ve elbette sezona hazır olacak, elbette Sultanlar Ligi'nin bir noktasında dönecek kulübe. Yani 'Tamam, işimize yaramazsın artık, git' gibi bir durum bu."
"Neymiş efendim? 'Sağlık kontrolünden geçememiş.' Zaten Karmen'in sağlık kontrolünden geçecek bir durumu mu var? Çok büyük bir ameliyat geçirdi. Artık şu anda fizik tedavisi devam ediyor, Sporcu Sağlık Merkezi'nde çalışıyor. Her geçen gün daha iyiye gidiyor. Hani kız sanki hiçbir şey yapmıyor, fizik tedavi görmüyor, hiçbir şekilde dönmek için bir çaba sarf etmiyor olsa filan... Öyle bir durum yok ki. Kız sakatlandığı günden itibaren daha ameliyat olmadan ağırlık yapmaya gitmişti ya fitness'a. Bu kadar bilinçli bir sporcudan bahsediyoruz yani. Zaten o sorumluluğun bilincinde olan bir kız."
"Vallahi yazıklar olsun yani. Çok üzüldük. Ben bir daha Türk Hava Yolları'nın adını ağzıma almam. Hiç benim umurumda değil yani şu dakikadan sonra. Sen milli oyuncuya sahip çıkmıyorsan bence varlığın ve yokluğun bir yani. Yaptığın katkı da benim için hiçbir şey."
📺 Altın Set x HT Spor
🎙️ Eda Erdem:
Öncelikle ben bu yaz Milletler Ligi'nde büyük bir başarıya imza atan takım arkadaşlarımı tekrardan yürekten kutlamak istiyorum.
Avrupa Şampiyonası için çok sayılı günler kaldı, çok heyecanlıyız. 2019'da final oynamıştık ama 23'te altını almıştık. Şu an hedefimiz belli zaten. Takım arkadaşlarımla çok güzel bir ortamda çalışıyoruz. İnanıyoruz ki İstanbul seyircisiyle beraber çok güzel bir enerji ortaya koyup maç maç giderek, üzerine koyarak adımızı finale yazdırmak istiyoruz.
Ben ama şunu da söylemek istiyorum: Avrupa Şampiyonası'na son şampiyon olarak çıkıyoruz ve kendi evimizde, kendi seyircimizin önünde mücadele edeceğiz. Bunun ne kadar özel ve aynı zamanda ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunun farkındayız. Bunu kesinlikle söylemek istiyorum.
Bunun yanında da bu takımın en güzel özelliklerinden biri, kazandığı başarılarla yetinmemesi. Biz her turnuvaya yeniden inanarak, yeniden çalışarak ve aynı heyecanla hazırlanıyoruz. Bizleri yıllar boyunca destekleyen herkese teşekkür etmek istiyorum.
Biz yine son topa kadar mücadelemizi vereceğiz. Ülkemizi gururlandırmaya ve Türk voleyboluna yeni güzel anılar kazandırmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Hepimize Avrupa Şampiyonası'nda çok güzel bir şampiyona diliyorum. Teşekkür ediyorum.
42 yaşında erkek hasta.
Yoğun bakımda takip ediyoruz.
Genel durumu kötü.
Hastayı her an kaybedebiliriz.
Büyük bir kalabalık hastane kantininde ve bahçesinde bekliyor.
Eşi, çocukları, anası, babası, kardeşleri, dostları, iş arkadaşları...
Her gün önce eşi geliyor yanıma çocuklarıyla.
Bilgi veriyorum durumu hakkında.
Bir de yaşlı anası, kardeşleriyle birlikte.
Önce anneyi almak istemedim içeriye.
Kardeşleri "bilmek ister" dedi, "o da herşeyi bilmek ister."
On gündür hiç değişmedi.
İyi bir haber bekliyorlar.
Ne yazık ki yok.
Başından beri hemen hemen aynı durumda.
Sonra daha da kötüleşti.
Konuştum.
Yine bilgilendirdim.
Ertesi gün annesi gelmedi.
Sadece kardeşleri, eşi ve çocuklar geldi.
“Annemiz....?” dedim.
“Yoruldu, hırpalandı. Eve gitti.” dediler.
Akşam oldu.
Poliklinikten çıkacağım.
Annesi kapının önünde yakaladı beni.
Maviş gözlü bir Karadeniz kadını.
Elinde bir poşet.
“Doktor kızım...” dedi.
“Buyur teyze.” dedim.
“Bir bak, sen izin vermezsen içeri almazlar.”
“Neyi, teyze?” dedim.
Elindeki poşeti masanın üzerine koydu.
İçindeki kavanozları tek tek çıkardı.
Kefir var.
“Ben yaptım.” dedi.
Pekmez var.
Duttan.
Bir de yemeğini yedikleri otlarla bir su kaynatmış.
Köye bunları getirmek için gitmiş.
“Umudu kestiysen hortumundan bunları ver.
Ben evladımdan umudumu kesmedim.” dedi.
“Ben Abdullah Öcalan’ın yanına kadar gittim, orada onu öldürmek için tam 3 ay bekledim.
3 ay haller yaşadım, yılan yedim böcek yedim.
Artık sabrım kalmadı ve JİTEM’den bana bu emri veren albayla irtibata geçtim.
‘Neyi bekliyorum efendim, bu emir ne zaman gelecek?’ dedim.
Albay bana ‘Emir büyük yerden, öldürmeden geri geleceksin.’ dedi.
Duyduğum laflar karşısında fenalık geçirdim.
Ben para için değil binlerce asker öldüren soysuzların hesabını kesmek için bu görevi üstlendiğimi bildirdim JİTEM’ci albaya.
Bana ömrünü hapiste çürür dedi, sonra ona dedim ki:
‘Birazdan Apo’yu öldüreceğim, sonra seni ve sana o emri veren makamdakileri.’
Bunlar devletin bütün birimlerine sızmış.
Apo’yu öldüremedim, o gece dağ kadrosunda bir tane hain olduğunu öğrendim telsizden.
Herkesi sorgulamaya başladılar, yakalanmam an meselesiydi.
Apo’yu alıp götürdüler kamptan. Gece olunca zar zor ayrıldım kamptan.
Ve giderken şunu yazdım;
‘Yeşil bir kere geldi, bir daha geldiğinde hiçbiriniz yaşamayacaksınız!’
Türkiye’ye gelemedim, hain ettiler beni.
En çok zoruma bu gitti, milletimin beni hain bilmesi.”
YEŞİL
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
Millet gereken tepkiyi verdi, gör��şünü belirtti. Ya milletin sesine kulak vereceksiniz ya da gözünüzde fazlasıyla büyüttüğünüz azınlık grubunun dediğini yapacaksınız. Karar sizin. @eczozgurozel
#CerceveYasayaHayir
YENİ Parti'yi kuran millettir! Ve millet HAYIR diyor!
İşçi HAYIR diyor
Emekli HAYIR diyor
Memur HAYIR diyor
Esnaf HAYIR diyor
Çiftçi HAYIR diyor
Kadınlar HAYIR diyor
Gençler HAYIR diyor
Türkiye HAYIR DİYOR!
#CerceveYasayaHayir@eczozgurozel@yenipartiyiz
42 İl Başkanını,9 Milletvekilini ihraç etmiş veya görevden almış olan Butlancı “Kimse partiden ayrılmasın” diyor.
Gerçekten sağlığınız yerinde mi efendi?
🎙️ Burcu Hakyemez:
Ebrar'ın menajeriyle karşılaştım ve konuşma şansı yakaladım. Çok yoğun bir şekilde tedavi oluyormuş, güçlenme için de.
Aslında iyi hissediyormuş fakat nüksetme olasılığına karşı bir önlem alınıyor şu anda. Çünkü şunu tahmin edemiyorlar: Başladığı anda bir anda tekrardan nüksedip daha kötü bir hale gelebilir diye.
O yüzden çok temkinli ilerleniyormuş. Ebrar da çok özlemiş voleybolu.
📺 HT Spor x Altın Set