İnsan hiç yara almamış, umudu kırılmamış, inandığı için aptal hissetmemiş, kendi kendini teskin etmek zorunda kalmamış, eskiden sevdiği bir şeye tiksinerek baktığını görmemiş, saflığının salaklıkla karıştırılmamış ve ölümle tanışmamış çocuksu hâlini o kadar özlüyor ki.
Yalnız kalma kapasitesi önemli, tek başına yemeğe gitmek kahve içmek sinemaya gitmek vs vs.
Ama kapasite o kadar genişledi ki kimseye tahammül edememeye evrildi:/
Annem bana “çiçekler sevilmek için başını uzatmazlar, açmamış gonca dahi olsa sevmek isteyen elini kendi uzatır boynunu bükme” demişti. Zaman bu sözü doğrulamakla geçti.
alışmamalı hiçbir şeye, her şey olağanüstülüğünü korumalı. sevgiyle bakan bir çift göz, bir kumru ötüşü, rüzgârda salınan bir ağaç, mırlayarak kucağa kurulan bir kedi her zaman yüreğin atışını hızlandırmalı, hiçbir zaman sıradanlaşmamalı.
söyleneni değil de yapılanı alıp başucunda saklamak, büyüdükçe anladıklarım arasında en sevdiğim serinlik bu. söyleneni dinlemek ama davranışı anımsamak. tertemiz, berrak, taşsız.