İnsanları sözlerinden çok hayatlarıyla tanımayı daha erken öğrenebilseydim, başka türlü yaşardım. Elleri titreyerek erdemden söz edenlerin fantazilerinin sapkın, fantazileri ve söylemleri kusursuz görünenlerin yaşamlarının ise çoğu zaman sapkın olabileceğini bilseydim, hiçbir ideoloji beni kolay kolay tuzağına düşüremezdi.
Ama sonra kendime şu soruyu soruyorum: Bunu nereden bilebilirdim ki?
Memleketinden on iki yaşında ayrılmış bir çocuk, geride bıraktığı sokakların, insanların, kokuların ve dağların hayatının en kıymetli parçası olduğunu nasıl bilebilirdi?
Nereden bilebilirdi ki yıllar sonra toplumun en temiz görünen kurumlarında, en saygın unvanlarında, en güçlü şirketlerinde, en köklü siyasi partilerinde de çocukluğunda rastladığı aynı hırsla, aynı hasetle, aynı zorbalıkla ve aynı dedikoduyla yeniden karşılaşacağını?
Çocuk aklı kötülüğün kenar mahallelerde dolaştığını sanıyor. Oysa büyüdükçe öğreniyor ki kötülük çoğu zaman iyi giyiniyor, güzel konuşuyor, toplantılar yönetiyor, erdem üzerine nutuklar atıyor ve en çok da güven veren yüzlerin arkasına saklanıyor.
Nereden bilebilirdim ki mesele kötü insanların varlığı değilmiş. Asıl mesele, hırsın, hasedin, yalancılığın ve zorbalığın en güvenilir sandığımız kurumlarda bile kendine rahatça yer bulabilmesiymiş.
Meğer insanı aldatan, kötülüğün varlığı değil; iyiliğin üniformasını giyebilmesiymiş.
İnsan en güzel yerin, içinde yaşadığı yer olduğunu ancak oradan ayrıldıktan sonra öğreniyor. Tıpkı en sahici insanların en gür sesle konuşanlar olmadığını da çoğu zaman çok geç öğrendiği gibi.
Hayat, bize önce kaybettiriyor; neyi kaybettiğimizi ise yıllar sonra öğretiyor.
On iki yaşında ayrıldığım memleketimin hayatımın en güzel coğrafyası olduğunu bilmiyordum. Ama şimdi biliyorum: İnsan en değerli şeylerini çoğu zaman onları kaybettiğinde değil, çocukluğunun sıradan bir günü sandığında kaybediyor.
Belki de insan büyümekle bilgilenmiyor; yalnızca çocukken bilmesinin mümkün olmadığı hakikatlerin yasını tutmayı öğreniyor.
*Ardahan- Artvin sınırı / 2026
Fransız Filozof Jean-Paul Sartre, aydın insanı şöyle tarif eder “Kendisine görev verilmediği halde, Dünya’daki tüm sorunlardan sorumluluk duyan kişi aydındır.”
Çok fazla düşündük ama çok az hissettik. Makinelerden çok insanlığa ihtiyacımız var. Zekadan çok şefkat ve kibarlığa ihtiyacımız var. Bunlar olmadan yaşam şiddet dolu olur ve her şeyi kaybederiz.
- Büyük Diktatör, Charlie Chaplin
Bjk lilerin 10 gündür alalım diye kamp kurdukları salah i TS lular istemiyor.. işte benim hayal ettiğim TS bu.. biz büyüklüğü isimli futbolcudan değil arma dan biliriz..
Köpekler ile yarışa girmeyecek bir çıta yız...!!!
Trabzon’un yeni havalimanına kavuşmasına da Trabzonspor’un çağdaş tesislere sahip olmasına da karşı değiliz. Ancak Trabzonspor’un geleceğini, şehrin mekânsal yapısını ve kamu kaynaklarını doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir kararın dar bir toplantı çerçevesinde alınarak şehre sonradan bildirilmesini doğru bulmuyorum.
Trabzonspor yalnızca yöneticilerinin değil, bütün şehrin, Trabzon dışında yaşayan milyonlarca taraftarın ortak değeridir. Bu nedenle tesislerin taşınmasına ilişkin teknik, ekonomik ve hukuki veriler kamuoyuyla paylaşılmalı; alternatif yerler bütün yönleriyle tartışılmalı ve karar, şehrin kurumlarının ve Trabzonspor camiasının görüşleri alınarak verilmelidir. Ortak akıl karar yetkisini zayıflatmaz; karara meşruiyet, güven ve kalıcılık kazandırır.
Sahada futbol adına yapılması gerekeni yapan gerçek bir takımla futbol adına bir şey yapamayan abartılmış takım vardı. Gerçek ağır bastı, abartılmışın tüm abartı ve köpüğünü sildi attı. Eksik olan gollerdi, tek golle futbol kazandı.
@CambazTs Avustralya maçından sonra otobüse çekenlere garezim oluştu. Büyük takımlara karşı da Onauchu gol attı bizim ligde. Ben vermem Santraforumu. 30 a bile olsa. Diğer nijeryalı alıyorduk. Adam TR ye gelmek istemedi, o nedenle eldeki kuş daldaki kuştan iyidir.
@CambazTs Bizim daha kırk fırın ekmek yememiz lazım. Milli Takım ve Montella nın bir çok hatası da var, birisi de her takıma santraforsuz oynamak. Alternatif oyun planları ve oyunları oynayacak kadroları yapmamak. Trabzonspor içinde böyle bir kadro kurmak, o kadroda sebat etmek çok zor.
@CambazTs Eski hocamız George Leekens Belçika futbolunu 2000-2010 arası nasıl ayağa kaldırdıklarını anlatırken 4-3-3 sistemini seçtiklerini ve tüm liglerde tüm takımlara bu sistemi mecbur koltuklarını anlatmıştı bir röportajda. Santraforsuz oyun İspanya,Arjantin,Fransa oynayınca güzel ama
@CambazTs Hocam hem Trabzon hem Türkiye nerede görülmüş öyle dörtbaşı mamur kadro yapmak. Fikrinizi okuyunca aklıma bu Fıkra geldi. https://t.co/4nICnqHKxE
@aaydins Dünyada tüm futbol kulüpleri kurumsallaşırken, biz halâ sen ben kavgası yaparsak bu yanlış yönde bir değişim olur. Başarı süreklilik isterken biz hep kesintili hareket edersek başarılı olamayız.
Karar bu nedenle. her gelen uyumlu olacak mı? Nwaiwu arkada özellikle geniş alanda takımın sigortası demek.Van Drogelen dahil geçiş verme riskini kapatacak oyuncumuz yok.Nwaiwu satılabilir.Ama ikamesini doğru yapmak lazım.O zaman Saviç de gönderip yeniden yapılanma yılı demeliyiz
Başkan 2 oyuncudan fazla satmayacağım derken haklıydı.Mesele Takım olmak. Geçen yıl başarılı böyle olduk. Ama https://t.co/i4B32P4Cm9ği hatta şampiyonluğu kanat yokluǧundan ikram ettik.
Onana ve Saviç konusunda da tereddütlerim olsa da takım olma Mesele takım olmak. Nwaiwu zor
🇪🇸 İspanya Milli Takım Teknik Direktörü Luis de la Fuente:
"Bugün dünyanın en iyi oyuncuları, dünyanın en iyi takımına karşı oynadı. Dünyanın en iyi takımı kazandı."
hocam siz profesörsünüz...