Katılma alacağı ve değer artışı payı alacağı davasında, davalı koca adına kayıtlı araç üzerindeki tedbir, “araç arıza veriyor” gerekçesiyle kaldırılmış.
Hukukun öngörülebilirliği adına kayda değer bir kepazeliktir bu.
Avukatlık sabır işi.
İsrail’i ve Amerika’yı refik edinenler hüsranla silindiler. Türkiye’yi, Suriye’yi ve Müslümanları dost edinmek yerine düşman bellediler, karanlığa mahkum oldular. Bu çürümüş aklın geleceği yoktur.
Şeyh Sait İsyanı’na katılanların devlete karşı suçları, 1928’de özel bir yasayla affedildi. Diyarbakır Elazığ Van Bitlis Hakkari Mardin Urfa Siirt Malatya Bismil Hınıs ve Kiğı’yı kapsadı. Sadece Şeyh Sait İsyanına katılanlar affedildi. Bugünü anlamak için düne bakmak lazım.
Sinsi Davut Koridoruyla Türkiye sınırna dayanmak isteyen İsrail’in, vatanına hıyanet eden Dürzi çeteler üzerinden Suveyda’da çıkardığı ayaklanmaya karşı Suriye’deki aşiretlerin başlattığı ‘Aşiret Şafağı Operasyonu’, namussuzluğa ve hıyanete indirilmiş haklı ve meşru bir darbedir.
Duruşmada yetkisiz ses/görüntü kaydı almak ve nakletmek Ceza Muhakemeleri Kanunu 183’e göre yasak ve suçtur. Türk Ceza Kanunu 286’ya göre 6 aya kadar hapis cezası vardır. Duruşma salonu şov yeri yahut propaganda alanı da değildir. Bunu paylaşan hukukçu dahi olsa bedelini öder.
Kendini bir sultan gibi gören Erdoğan, bir başka coşkulu ve saldırgan konuşmasında, İsrail ve İsrail Başbakanı aleyhindeki kışkırtıcı söylemlerini sürdürmeye devam ediyor.
Vatandaşlarının özgürlüklerini ve haklarını bastırmakta, aynı şekilde ülkesindeki muhalefeti sindirmekte rekor kırmış bir lider olarak, başkalarına ahlâk dersi vermeye cüret ediyor.
Emperyal heveslerini gizlemeyen; Kuzey Suriye’yi işgal etmiş ve Kuzey Kıbrıs’ı uluslararası hukuka aykırı biçimde elinde tutan birinin, hukuk ve ahlak adına konuşması ise tam anlamıyla ironiktir.
Bir nebze öz farkındalık, hiç de fena olmazdı.
İsrail’in İran, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin’e rahatça saldırmasının temel sebebi pasif, etkisiz ve kukla liderliklerdir. Güçlü liderlik olmazsa caydırıcılık da olmaz. Erdoğan’ın güçlü dik duruşu, İsrailin en büyük korkusu ve arz-ı mevud hayalinin önündeki en büyük engeldir.
Sırrı Süreyya Önder sonrası Dem Parti heyetine dahil edilen Gülistan Kılıç Koçyiğit’in heyetteki görevinin behemehal sona erdirilmesi, Terörsüz Türkiye sürecinin başarıya ulaşabilmesi için elzem ve hayati bir öneme sahiptir.
Çürük tahta çivi tutmaz, bir çürük tüm sepeti bozar.
Dünya'dan 120 ışık yılı uzaklıktaki K2-18b gezegeninde yaşama dair izler tespit edilmiş. Dünyamızdan 8 kat daha büyük yeni bir dünya.
*James Webb Uzay Teleskobu
Türk Ceza Kanunu’nun 142’inci maddesinin 2’inci fıkrası a bendine göre Hırsızlık Suçunun “…Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak…” işlenmesi hâlinde, 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Volvo ve minibüs yolcuları suç işliyor.
Endişeliyiz!
Her iki tarafa itidal tavsiye ediyoruz!
Meksika kartellerinin haklarına saygı duyulmasını bekliyoruz!
Sivil hassasiyeti ve orantılı güç kullanımına dikkat edilmeli!
Gönlümüz Meksikalı kartel kardeşlerimizden yana!
Adios amigos!
Avukatlık mesleğinde beklenti yaratıp hayal kurduran cümleler olmamalı. Hayal kırıklığının ağır ve keskin kokusunu insana yaşatmak yaşamı değersizleştirmekle kalmaz, yaşamla bağını kopartan ruhsal tahribat yaratır. Bu mesleğin bir onuru var.
Eski adı İzollu ilçesi olan Malatya'nın Kale ilçesi’nde meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki depremden etkilenen akrabalarıma ve vatandaşlarımıza geçmiş olsun.
Göbeklitepe’deki bazı oymaların takvim olarak kullanıldığı, 365 günü kapsadığı, 12 ay ve ek 11 günü içerdiği, kuş figürleri ve "V" harfi sembollerin kendini tekrarlayan güneş yılı takvimi olduğu, “V" sembollü kuş figürününse yaz gün dönümünü temsil ettiği keşfedilmiş. (Edbrg Üni)
AYM’nin Can Atalay hakkındaki son başvuruya dair gerekçesi hatalıdır.
Sizin yöntemle de Can Atalay TBMM’de ant içemez. Çünkü hakkında de facto kesinleşmiş bir mahkûmiyet var. Yeniden yargılama ile durma kararı verlir ve hüküm kaldırılırsa ant içebilir. Aksi hukuken mümkün değil.
Anayasa hükümleri gayet açıktır ve bu anayasa bugün uygulanmak üzere yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarıyla ilgili bu kurumların verdikleri kararları uygulamak mecburiyeti de hemen hemen ilgili her maddesinde yazılıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız 10 yıldan beri Cumhurbaşkanlığı görevinde. 2014 yılından bu yana bu anayasaya göre seçiliyor, bu anayasaya göre ant içiyor ve bu anayasaya göre YÖK ve HSK üyelerini atıyor, yargıtay başsavcısını ve Anayasa Mahkemesi üyelerini seçiyor. Anayasada kendine tanınan bütün hak ve yetkileri kullanıyor.
Birkaç yıl öncesine kadar biz hem 90. madde hem 148'den 153. maddelerine kadar Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına, AİHM kararlarına uymayı kendimize bir vecibe biliyorduk. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin defaatle verdiği kararlar ortada; ki en son 10'a 4 bir karar vermiş görünüyor ve o 4 üyenin de esastan bir itirazları yok, usulden itirazları var. Durum böyle iken Can Atalay'ın tekrar milletvekili olabilmesi için önünde hiçbir engel kalmamıştır. Bunun uygulanması gerekir. Çünkü bu anayasaya göre bu kararlar uygulanmalıdır. Geçmişte Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu konularında mevcut olan düşüncelerim bugün de aynen devam ediyor. Bu yüzden Sayın TBMM başkanımıza seslenmek istiyorum.
Sayın Numan Kurtulmuş, değerli meclis başkanımız; sizi geçmişten bu yana tanır, sever ve takdir ederim. Sizinle birlikte siyaset yaptık. Siz ayrıca iki siyasi partinin genel başkanlığı da yaptınız. Aileniz, ilmî birikiminiz, taşıdığınız unvan, örnek bir aile olmanız ve meclisimizi de bugüne kadar onurlu bir şekilde temsil etmeniz konusunda sizleri her zaman takdir ettim. Bugün önemli bir kararla karşı karşıyasınız. Bana düşen sizi dostça ikaz ederek Sayın Can Atalay'ı meclise davet edip ant içmesini temin etmenizdir. Bu kişi seçildi, mazbatasını aldı. Meclise geldi, meclis komisyonlarına seçildi fakat ant içmesi mümkün olmadı. Şu anda yasama görevine katılamıyor. Anayasa Mahkemesi'nin bu kadar kesin ve kati kararlarına karşı direnmenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur.
Hatırlayacaksınız, 2013 yılında Başbakan Yardımcılığım döneminde Kemal Aktaş isimli HDP'li bir milletvekili 1 yıl 8 aylık mahkumiyetinin kesinleşmesi karşısında mecliste ceza hükmü okunacak ve milletvekilliği sona erecekti. Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesine göre Nevruz'da yaptığı bir konuşma vesilesi ile bu cezayı almıştı. Söz konusu konuşmada da AİHM kararlarına göre hiçbir suç unsuru yoktu. Dolayısıyla Sayın Başbakanımızın görüş ve talimatlarını alarak kendi aramızda bu kanunun ilgili maddesini, "Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi..." şeklinde AİHM kararlarına uygun olarak değiştirdik. Kemal Aktaş'ın kararının TBMM'de okunmasını da Sayın Cemil Çiçek'ten rica ederek 4-5 ay geciktirdik. Sayın Başbakanımızın çok doğru bir kararı ile bu madde değiştirildi ve o günden bugüne de yürürlükte kaldı. Geçmişte bir milletvekilliğinin düşürülmesine bu şekilde karşı çıkmışken bugün neredeyse rutin bir olay gibi milletvekilliklerinin düşürülmesi vesilesiyle siyaset kurumunun zedelendiğini, siyasetçinin yıprandığını ve bu kurumun çok büyük yara aldığını düşünmekteyim.
Sayın TBMM Başkanım; lütfen kendi iradenizle, hukuk düşüncenizle, siyasî birikiminizle bu işi daha fazla uzatmadan çözüme kavuşturalım. Bu onurlu işi bir başkasına havale etmeyelim. Unutmayalım ki sizin de çok değer verdiğinizi bildiğim Or. Prof. Ali Fuat Başgil'in şu sözlerini hatırlatmakta fayda görüyorum: "En iyi anayasa uygulanan anayasadır, en kötü anayasa uygulanmayan anayasadır."
TTK 651 v.d hükümlerine göre senedin zıyaı sebebiyle alacak varlığını devam ettirir. Kamerayla sabit iken yutmak borcu sona erdirmez.
Ayrıca senedi cebren alması TCK 148’e göre Yağma Suçu olup 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanır. Borçlu hem senedi hem hapı yuttu(!)
İstanbul Beyoğlu’nda bir şahıs fotokopisinin çekilmesi için makineye yerleştirilen 523 bin TL’lik senedi aldığı gibi ağzına atarak yuttu.
Alacaklı taraf, senedi yutan adamdan şikayetçi oldu.