Kemal Tahir, Aziz Nesin, Ara Güler, Erdal Eren’in memleketindeyim. Şebinkarahisar maden şirketlerinin yağma alanına dönüşmüş durumda..
Biz işçilerle tarih konuşuyoruz..
Ezen ile ezilen tarihini..
Carlo Ginzburg’u kaybettik…
Sanırım 26 sene önceydi, daha öğrenciydim. Kafamı allak bullak eden elime geçip okuduğumda beni büyük bir şaşkınlığa sürükleyen, ezberlerimi bozan bir kitapla karşılaştım: Peynir ve Kurtlar.
Tarih deyince aklımıza hep krallar, padişahlar ve büyük savaşlar gelirdi. Ama bu kitap bambaşka bir şey anlatıyordu: Günümüzden 430 yıl önce, 16. yüzyıl İtalya’sında, engizisyon mahkemesinin soğuk ve korkutucu duvarları arasında yargılanan sıradan bir değirmencinin, Menocchio’nun hikayesini.
Menocchio 2 kere tutuklanıp zindana atıldı, uzun yargılama süreçleri boyunca kendi anladigi şekli ile doğayı insana ve varlığa ilişkin görüşlerini anlattı. Ölümle burun buruna geldiği, o korkunç yargıçların karşısına çıktığında bile geri adım atmadı ve kendi gerçeğini savundu. Dedi ki; “Bana göre her şey bir kargaşaydı... ve o kütle tıpkı sütün kesilip peynire dönüşmesi gibi bir araya geldi…” Menocchio 1600’de yakılarak öldürüldü. Ondan geriye sadece bu mahkeme kayıtları kaldı.
Kendi köylü aklıyla evrene bambaşka, dokunulabilir bir açıklama getirmişti. Eğer mahkeme tutanakları sadece egemenlerin haklılığını kanıtlamak için okunup geçilseydi, Menocchio ve onun isyanı sonsuza dek unutulup gidecekti.
İşte o resmi engizisyon kayıtlarının arasına dalıp, belgeleri “tersten okuyarak” bu köylünün muazzam hikayesini çekip çıkaran kişi, dün 87 yaşında hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz İtalyan tarihçi Carlo Ginzburg’du. Tarihin içinde silinip gitmemesini sağlayan şey; o büyük devletlerin, kurumların, makro yapıların gürültüsü arasında kaybolan “küçük insanın” sesini duyurmaya adadığı hümanist ömrüydü.
Ginzburg bize ideolojik kalıpların dışına çıkıp insanı anlamayı öğretti.
Eğer bugüne kadar okumadıysanız, tarih ve hayata bakışınızı tamamen değiştirecek şu kitapları mutlaka okuyun:
* Peynir ve Kurtlar
* Tahta Gözler
* Gece Savaşları
* Efsaneler, Amblemler, İzler
* Güç İlişkileri
Bu eserleri dilimize kazandıran Metis, Pinhan ve Dost yayınevlerine ne kadar teşekkür etsek az kalır.
İnsan detayını, duyguyu ve hayatın ta kendisini tarihe geri veren bir büyük ustaya saygıyla.
#carloginzburg @Metiskitap@Dost_Yayinevi@pinhankitap
Tam bunun anlatmaya çalışıyordum.
Tarihi eserler ve bahçeler kimsenin malı değil, tüm İstanbullularındır, hepimizindir.
Hepimizin bahçesi Kadıköy Gazhane’de deprem sonrası toplanan, kendi kararlarıyla burayı deprem toplanma alanına çeviren mahalleli dostlarımıza çok sevgilerimi gönderiyorum ❤️
Restore ettiğimiz tüm tarihi eserler tüm kamusal alanlar iyi günde de kötü günde de İstanbulluların bahçesidir.
Hepimize çok çok geçmiş olsun.
hem adanın atlarını canından ve yurtlarından ettiler hemde adayı taşıt trafiğine https://t.co/dVbw9Ovw73 yazık ki bir sonraki adını öngöremeyenler tarafında da desteklendiler. Çok söyledik ama anlatamadık maalesef…
Bu işin dönüm noktası, çok duyarlı liboşlarımızın başlattığı faytonlar kaldırılsın kampanyasıydı. Faytonlar için sürekli denetim, çalışma saati sınırı ve her adada yeterli sayıda veteriner istihdamı demekten aciz sistem aparatları,
Türkiye’nin tek yaya bölgesi Adalarda azman minibüsler için “minibüslerini al da git” oturma eylemi başladı. Adalılar nöbete, duyarlı tüm İstanbullular’ı ve Adalılar’ı bekliyor #adalarhepimizin çocuklarımızın,gelecek kuşakların.Dünya Mirası “SON İSTANBUL” Adalarımızı koruyacağız
Sevgili Fatihliler,
Sandıklar açıldıkça sizlere bilgi vermeye devam ediyoruz.
Fatih’te demokrasi şöleni gibi geçen seçimde sandıkların %80.78’i açıldı; yani 639 sandık…
Bizim oyumuz %45.80, rakibimizin oy oranı ise %46,40. Şu an 952 oy gerideyiz.
Biz mücadelemizi her alanda sürdürürken ne yazık ki İlçe Seçim Kurulu'nda çuval açma görüntüleri gibi demokrasiye yakışmayan görüntüler de önümüze gelmeye başladı. Tutanaklara da itiraz etmeye devam ediyoruz.
Fatih'te demokrasi mücadelemizi sürdürmeye ve her 1 oya sahip çıkmaya devam ediyoruz.