Girne'deki gemi faciasında 2 evladı kaybolan acılı anne:
"Tatile geldik, eve dönüyorduk. 20 kişinin üzerine basarak çıkabildim.
Can yeleği yoktu. Çocuklarım can yeleksiz gitti. Balon gibi şeyler geldi, oraya ilk önce çalışanlar atladı."
Girne açıklarında yaşanan gemi faciasında, eşi ve çocuğuna can yeleği bulmak için geminin alt bölümüne inen Jandarma Uzman Çavuş Fahri Ateş, tekrar yukarı çıkamayarak hayatını kaybetti.
— Eşi ve çocuğu sağ kurtarıldı.
— İstanbul’da görev yapıyordu, Kıbrıs’a tatil için gelmişti.
(Sabah)
SİZ HİÇ VATANINIZI İKİ DEFA KAYBETTİNİZ Mİ?
Ben kaybettim.
5 yıl önce sevdiğim Tataristan’ımı…
Buğün Türkiye’yi…
İnsan bir kez hayatını bavullara sığdırıp her şeye yeniden başladığında, aynı şeyi ikinci kez yaşayabileceğine inanmıyor.
Ama yaşayabiliyormuş.
Ama bu kez yaşadığım şeyin adını biliyorum.
Bir kez daha havaalanındayız. Bir kez daha bavullar yanımda. Bir kez daha önümde ne olduğunu bilmiyoruz.
Vatanımı ikinci kez kaybettim…
Biraz sonra her şeyi anlatacağım.
TOGG'la ilgili benim de eleştirilerim var, bir sürü şey yanlış yapıldı.
Mesela batarya tedarikçisi yanlıştı, teknolojisi yanlıştı.
Bir sürü başka şey yanlıştı.
Fakat en nihayetinde iyi kötü Türkiye zaten bir araba yaptı.
CATL kararı da bir yanlıştan dönmektir, doğru yöne bir adımdır o bakımdan.
Sana daha fazla katma değer alanı açar.
Kaynaklarını hücre fabrikası kuracağım, platform geliştireceğim diye harcamazsın da yazılıma harcarsın başka sistemlere harcarsın.
Neyse. Özüyle durum bu.
* Bakınız: Yüzde 30 katma değere ulaşırsak zaten büyük bir iştir
Bir konuya açıklık getireyim. Tesla'nın en büyük fabrikası Şanghay'da.
Üretim yarısından fazlasını gerçekleştiriyor yıllardır.
Araba parçalarının tamamına yakını Çinli, Koreli, Japon tedarikçilerden geliyor.
Çoğunluğu Çin'den ama.
Elon'un katma değeri yüzde 30'u katiyen bulmaz, araç başı kar belli.
Çin'le Amerikan'nın arası bozulsa Elon araç yapamaz.
Özetle. So what?
* Bakınız: Yüzde 30'la başlarsın, yarın 32 olur. Beş sene sonra 35.
* Çinliler de yedi kuşaktır elektrikli yapmıyor.
* Sen CATL platformunun üstüne koymazsan başkası koyar yine sana satar
* Biz yapamayız zihniyeti her zaman sıfıra mahkumdur.
Fevzi çakmak "ben başka çare göremiyorum" deyip de gözünü sana diktiğinde ne düşündün bilmiyorum. Yakup Sevki Subaşı "bu kararın vebali büyük olur" diyerek defaatle "ihtiyat" kelimesini tekrarladığında, bir zamanlar ondan aldığınız harp derslerinin tam olarak hangi aşamada aklınızda hükümsüz kaldığını da bilmiyorum. Ismet Inönü " vereceğiniz karar ne olursa olsun canla başla yerine getireceğiz" dediğinde, onu duyup duymadığını hatta orda olduğunu gördünmü kestiremiyorum. peki ya sabahın köründe üstünüze inen sise karşılık içtiğin tütünün verdiği sıkıntı neye benzer? toplar yağmur olup kocatepe'ye yağdığında nasıl bir heyecan vermiştir yüreğine? imkanı yok tahmin edemiyorum. ama zaferin neye benzediğini biliyorum.
Vaktiyle bir Mustafa Kemal varmış!
Var olsun...
Devletin gücü, vatandaşının haklı talebine kulak vermesiyle; adaleti ise ayrım yapmadan tesis etmesiyle ölçülür.
Gazileri hedef alan küçümseyici ifadelerle meseleyi “soytarılık”, “şov” veya “küçük bir grup” diyerek geçiştirmek; yıllardır dile getirilen hak ve adalet talebinin özünü görmezden gelmektir.
Bizler ne devletimizle ne milletimizle kavga ediyoruz. Tam tersine, devletimizin bize verdiği gazilik makamının onuruna yakışır şekilde eşit ve adil haklar istiyoruz.
“Dünyanın en ileri hakları bizde” deniliyorsa, o zaman sorumuz çok açık:
Eğer gerçekten hiçbir sorun yoksa, yıllardır aynı talepleri neden dile getiriyoruz?
Neden farklı statülerdeki gaziler arasında özlük hakları bakımından farklar bulunuyor?
Neden çözüm için yıllardır mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz?
Bir başka gazinin veya şehit yakınının aldığı haktan bizim de yararlanmamızı istememiz, devletin menfaatine zarar vermek değildir. Tam aksine, devletin adalet duygusunu güçlendirmektir.
TBMM’yi, bakanlıkları veya devlet kurumlarını ziyaret edip teşekkür eden gaziler ve şehit yakınları elbette kıymetlidir. Onların memnuniyetini kimse tartışmıyor. Ancak onların teşekkür etmiş olması, başka bir gazinin yaşadığı mağduriyeti ortadan kaldırmaz.
Bir gazinin teşekkür etmesi, başka bir gazinin hakkını aramasına engel değildir.
Biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Kendi hakkımızı istiyoruz.
Bizi küçümsemek, susturmaya çalışmak veya şahıslar üzerinden tartışmayı başka yere çekmek yerine, taleplerimizi hukuk ve adalet çerçevesinde değerlendirin.
Gazilik makamı üzerinden siyaset yapmayın.
Gazileri birbirine düşürmeyin.
Gazinin gaziyi rakip değil, aynı vatan uğruna bedel ödemiş bir kardeş olarak görmesini sağlayın.
Devlet büyüklerine çağrımız nettir:
Bir avuç insanın değil, bütün gazilerin sesini dinleyin.
Ayrıştırmayın, eşitleyin.
Ötekileştirmeyin, hakkı teslim edin.
Çünkü biz bu ülkenin düşmanı değiliz.
Biz bu ülke için bedel ödemiş gazileriz.
Talebimiz ayrıcalık değil, ADALETTİR.
#GazileriminYanındayım
#GazilerimizinHakkınıVerin
#gündem
#SONDAKİKA
#TerörleMücadeleErGazileri #EmsalÖzlükHakları #GazilerAdaletİstiyor #GazilerPlatform
@MOS6582 Yaş belli bir seviyeyi geçtiğinde bazı bilgilendirmeler Anne Baba'ya karşı çocuksu bir çekince yüzünden değil, daha çok yetişkin bir şekilde onları endişelendirmeme amacı taşıyor. Davranış fiziksel olarak aynı aynı davranış. Bunun olmadığı ailelere üzülüyorum.
Gaziler platformundan açıklama:
“Kurtuluş Parkı’nda adalet mücadelesi veren terörle mücadele er gazilerimizi arayarak sesimize kulak veren ve bizlerle görüşen Cumhurbaşkanımızın Başdanışmanı Sayın Oktay Saral’a teşekkür ediyoruz.
Sayın Oktay Saral’ın, Ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığında terörle mücadele er gazilerimizin ve er şehit ailelerimizin beklediği yasal düzenlemeler ile emsal özlük haklarının çözümü için gerekli adımların atılacağı yönündeki açıklaması, adalet mücadelemizin karşılık bulduğunu gösteren önemli ve yapıcı bir gelişmedir.
Bu yaklaşım, yıllardır hak ve adalet bekleyen gazilerimiz ve er şehit ailelerimiz için güçlü bir umut oluşturmuştur. Kamuoyunun bilgisine sunarız ki mücadelemiz, toplumumuzun ve devletimizin ilgili makamlarının dikkatine ulaşmış; çözüm iradesi ortaya konulmuştur.
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, gazilerimizin sesine kulak veren Sayın Oktay Saral’a ve sürece katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz.”
-her eleştirel tavır “kolonyalist” olarak damgalanıyor; radikalizmden güç alan bir anti-entelektüalizmle süreci eleştirmeyi göze alanlar Kürt halkının karşısına konumlandırılıyordu.Sanki Kürt halkı süreçle ilgili en küçük bir kuşku dahi beslemiyormuş gibi+ https://t.co/69tG0pNcSN
Artık konserlerde;
- Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti
- Yaşasın Laik Cumhuriyet
- Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk
demem de yasak anladığım kadarıyla.
Bu Cuma Hatay Defne’de
5 Eylül Aydın Kuyucak’ta
17 Eylül Vadi İstanbul Açıkhava’da
Cumhuriyet ve Atatürk anmaya devam