🩺 DHY BİR AYRICALIK DEĞİL, ANAYASAL KAMUSAL YÜKLÜMLÜLÜKTÜR
Her DHY döneminde 81 ilin milletvekillerinden benzer açıklamalar görüyoruz:
“İlimize şu kadar hekim atandı. Hayırlı olsun…”
Elbette genç hekimlerimizin ülkemizin dört bir yanında göreve başlamasını ve sağlık hizmetine katkı sunmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu atamaların siyasi bir başarı veya kişisel girişimlerin sonucuymuş gibi sunulmasını doğru bulmuyoruz.
Çünkü o hekimler bir siyasi iradenin lütfuyla hekim olmadı.
Her biri üniversite sınavında yüksek başarı gösterdi; yıllar süren ağır bir eğitimden geçti. Gecesinden, gündüzünden, sosyal hayatından ve gençliğinden fedakârlık etti. Bu süreçte aileleri de maddi ve manevi büyük bir yük üstlendi.
Üstelik DHY, hekime bahşedilmiş bir makam veya ayrıcalık değil; kanunla yüklenmiş bir kamu hizmeti yükümlülüğüdür. Hekimler zaten emekleriyle kazandıkları mesleklerini icra etmek ve zorunlu hizmetlerini yerine getirmek üzere görevlendirilmektedir.
Bu nedenle yapılması gereken, hekim atamalarından siyasi pay çıkarmak değil; genç meslektaşlarımızın görev yapacakları yerde hangi koşullarla karşılaşacağını sorgulamaktır:
▪️ Güvenli ve insan onuruna yakışır çalışma ortamı sağlandı mı?
▪️ İş yükü adil ve sürdürülebilir biçimde planlandı mı?
▪️ Barınma ve ulaşım sorunları çözüldü mü?
▪️ Mesleki ve bilimsel gelişim olanakları sunuldu mu?
▪️ Hekimi o bölgede uzun süre çalışmaya teşvik edecek özlük ve mali haklar oluşturuldu mu?
Asıl siyasi başarı, “İlimize şu kadar hekim atandı” açıklaması yapmak değil; atanan hekimin birkaç ay sonra tayin istemediği, tükenmediği, şiddet görmediği ve mesleğini güven içinde sürdürebildiği bir sağlık sistemi kurmaktır.
Genç hekimlerimizin emeğinin sahibi de başarılarının asıl mimarı da öncelikle kendileri ve onları yıllarca destekleyen aileleridir.
Hekim ataması bir lütuf değil, kamunun yerine getirmesi gereken planlama görevidir. Hekim emeği ise hiç kimsenin siyasi propaganda malzemesi değildir.
Sağlık çalışanlarından yapılan %35’lik vergi kesintilerinden vazgeçilmeli, her ay sabit kalmak koşuluyla en fazla %15 vergi kesintisi uygulanmalıdır.
Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu (TTB AHEK) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) öncülüğünde, illerde sağlık emek-meslek örgütlerinin de katılımıyla 54 hafta boyunca “Gelirde-vergide adalet” talepleriyle her ayın 15’ini takip eden çarşamba günleri olmak üzere basın açıklamaları yapılmıştı.
İnsanca yaşam koşulları kamu olanaklarıyla herkese yeterli düzeyde sunulmalı, ücretler artırılmalı, vergi kesintileri adil bir şekilde düzenlenmelidir. #ZamDeğilHakkımızıİstiyoruz
Teşvik ve temel ek ödemenin fiili çalışma günü üzerinden hesaplanması, sağlık çalışanlarını yıllık izin kullanmaktan korkar hâle getirdi.
İzin kullanmayı cezalandıran bu uygulama, sağlık çalışanlarının emeğini değersizleştirmektedir.
Bu adaletsiz uygulama derhâl kaldırılmalıdır.
Yan dal asistanı bir meslektaşım gönderdi:
“Hocam, bu nasıl zam?”
Temmuz zammıyla brüt maaş 12 bin TL artıyor.
Net maaş? 610 TL.
Bordrolar aşağıda.
Sizce burada gerçekten “zam”dan söz edebilir miyiz?
Meslektaşlarımdan mesajlar geliyor.
Doktor odası yok.
Personele özel otopark yok.
Dinlenme alanı yok.
Güvenli çalışma ortamı desen, o da yok.
Yok oğlu yok…
Peki hekimden ne bekleniyor?
Kesintisiz hizmet, yüksek performans, sıfır hata, sonsuz fedakârlık.
Bir sağlık sistemi, yalnızca hastaların değil, sağlık çalışanlarının da iyilik hâlini korumak zorundadır.
Hekimden sürekli daha fazlasını istemeden önce, ona insanca ve güvenli çalışma koşulları sağlamak gerekmez mi?
📌 HEKİMSEN BİLGİLENDİRİYOR. HEKİMLERİNDE BİREYSEL HEDEF KATSAYISI NASIL UYGULANACAK?
Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Bireysel Hedef Katsayısı (BHK), teşvik ek ödemeyi doğrudan etkileyen ve 1,00–1,40 arasında değişen bir katsayıdır. Sistem ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinde uygulanacak; uzman tabipler, pratisyen hekimler, uzmanlık ve yan dal asistanları kapsamda değerlendirilecektir.
🔎 UZMAN HEKİMLERDE TEMEL SİSTEM
Uzman hekimin performansı artık yalnız toplam puan üzerinden değerlendirilmeyecek. Hekim, aynı sağlık tesisi rol grubunda ve kendi branşındaki meslektaşlarıyla karşılaştırılacak.
Ana parametre üzerinden:
Hekimin puanı → Branş ortalaması → Standart sapma → Z-Skoru → İlk Katsayı
hesaplanacak.
Bunun üzerine branşa göre muayene, nitelikli işlem, ameliyat sayısı, girişimsel işlem veya başka yan parametrelerden ilave katsayı gelebilecektir.
🩺 HEKİMLER İÇİN 10 AYRI PERFORMANS GRUBU
BHK sistemi bütün uzmanlara aynı şekilde uygulanmıyor:
➡️ Dahili branşlar: Vizit + nitelikli işlemler + muayene
➡️ Kardiyoloji: İnvaziv girişimsel işlemler
➡️ Nükleer Tıp / Radyasyon Onkolojisi: Kategori 3/a–3/b
➡️ Radyoloji: Kategori 4/a–4/b
➡️ Cerrahi branşlar:Cerrahi işlem puanı + ameliyat hedefleri + muayene
➡️ Kadın Doğum: Cerrahi işlemler + ameliyat hedefleri + Robson kriterleri
➡️ Anestezi: Kategori 7/a + rejyonel anestezi/7-b
➡️ Acil Tıp: Kategori-8 + acil muayene oranı
➡️ Patoloji: Kategori 9/a–9/b
➡️ Tıbbi Genetik: Kategori 10/a–10/b
🚨 CERRAHİ BRANŞLARDA HEDEF AMELİYAT SİSTEMİ
Cerrahi branşlarda yalnızca işlem puanı yeterli olmayacak. A-B-C-D grubu ameliyat hedefleri ve özellikle A grubu nitelikli ameliyat üretimi de katsayıyı etkileyebilecek.
A grubu ameliyat sayısı aynı rol grubundaki branş ortalamasından;
%40–80 fazla ise → +0,05
%80’den fazla ise → +0,10
ilave katsayı alınabilecek.
🚑 ACİL TIP UZMANLARI
Acil Tıp uzmanlarında:
Kategori-8 işlem puanı = Ana parametre
Sağlık tesisinin acil muayene oranı = Yan parametre
olarak değerlendirilecek.
Belirlenen eşiklere göre Acil Tıp uzmanlarının katsayısına +0,10 veya +0,20 ilave gelebilecek. Burada dikkate alınan oran hekimin kişisel oranı değil, sağlık tesisinin kurumsal acil muayene oranıdır.
🏥 ACİL SERVİS, YOĞUN BAKIM VE ÖZEL BİRİMLER
Acil servis, yoğun bakım, yanık merkezi, kemik iliği, diyaliz, palyatif bakım, sağlıklı yaş alma merkezi ve evde sağlık gibi birimlerde görev yapan hekimler için sağlık tesisi katsayı ortalamasına dayalı sistemi bulunmaktadır. Kılavuz ayrıca bazı durumlarda hekimin kendi hesaplanan BHK’sı daha yüksekse yüksek olan katsayının uygulanabileceğini belirtmektedir.
🛡️ BAŞHEKİM KARARIYLA MUAFİYET DURUMU
Hekimin hedeflerini;
cihaz veya malzeme eksikliği,
ameliyathane/işlem odası sorunu,
personel yetersizliği,
yatak veya servis kapasitesi yetersizliği
gibi kendi kontrolü dışındaki nedenlerle gerçekleştirememesi halinde, Başhekim tarafından muafiyet kararı verilebilecek ve sağlık tesisi katsayı ortalaması üzerinden verilebilecektir.
📅 UYGULAMA TAKVİMİ
Ağustos 2026: BHK tüm hekimler için 1,00
Eylül 2026: Fiili performans verileri hesaplanmaya başlayacak
Ekim 2026: Eylül verilerine göre hesaplanan BHK teşvik ek ödemeye yansıyacak.
⚠️ HEKİMSEN OLARAK UYARIYORUZ
Yeni sistemle hekimlerin teşvik ek ödemesi;
Z-Skoru, branş ortalaması, ameliyat hedefi, muayene puanı, Robson kriteri, girişimsel işlem ve kurumsal göstergelerden oluşan çok katmanlı bir performans sistemine bağlanmıştır.
Performans içinde performans yaratan, hekimleri sürekli hedef ve katsayı tutturmaya zorlayan bir ücret sistemini doğru bulmuyoruz.
Hekimlik katsayı tutturma yarışı değildir!
Emeğin ve mesleki sorumluluğun karşılığını veren adil, güvenceli ve öngörülebilir ücret sistemi istiyoruz.
#HEKİMSEN #BireyselHedefKatsayısı
📢 AYNI PUAN, FARKLI MAAŞ!
Teşvik Ödemesi Adaletsizliği Son Bulmalı!
Hekimlerin emeği; şehirden şehre, hastaneden hastaneye ve katsayıdan katsayıya farklı bir değere dönüştürülemez.
Aynı emeğin farklı illerde farklı karşılık bulmasına itiraz ediyoruz.
📍 Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi Önü – Diyarbakır
⏰ 12 Ağustos 2026 Çarşamba - 12.30
📢 BASIN AÇIKLAMASI
Emeğimizin karşılığını istiyoruz!
Hekimlik bir performans yarışı değildir.
Aynı emek, farklı değerde olamaz!
Tüm meslektaşlarımızı basın açıklamamıza davet ediyoruz.
Bu çağrının daha fazla hekime ulaşması için paylaşımımıza destek olun.
Paylaşın, duyurun, meslektaşlarımıza ulaştırın!
#HekimSen #AynıPuanFarklıMaaş #TeşvikteAdalet #HekimlikPerformansYarışıDeğildir
📌 HEKİM PUAN PEŞİNDE DEĞİL, HASTASININ YANINDA OLMAK İSTİYOR!
Performans içinde performans, katsayı içinde katsayı istemiyoruz!
Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Bireysel Hedef Katsayısı (BHK) ile hekimlerin teşvik ek ödemeleri; artık yalnızca yapılan tıbbi işlemlere değil, branş ortalamalarına, Z skorlarına, baraj puanlarına, geçiş katsayılarına ve branşa özgü ilave hedeflere bağlanıyor.
Bir hekimin emeği artık;
➡️ Ne kadar sağlık hizmeti sunduğuna,
➡️ Aynı rol grubundaki meslektaşlarının ne kadar puan ürettiğine,
➡️ Branş ortalamasına göre nerede kaldığına,
➡️ Bakanlığın belirlediği hedef ve yan parametreleri tutturup tutturamadığına
göre yeniden katsayılandırılıyor.
BHK 1,00–1,40 arasında değişiyor; ancak 1,40’a ulaşabilmek için hekimin yalnızca çalışması yetmiyor, sürekli değişen hedefleri ve diğer hekimlerin performansını da yakalaması gerekiyor.
🚨 Bu sistem performansı ödüllendirmekten çok, performansın içine yeni bir performans yarışı yerleştiriyor.
Hekimler birbirleriyle yarışmak için değil; hastalarını bilimsel, güvenli ve nitelikli biçimde tedavi etmek için vardır.
HEKİMSEN olarak talebimiz nettir:
❌ Katsayı labirentlerine son verilsin.
❌ Hekim ücreti sürekli değişen performans hedeflerine bağlanmasın.
❌ Hekimler arasında puan ve hedef yarışı yaratılmasın.
✅ Emeğin, eğitimin ve mesleki sorumluluğun karşılığını veren, öngörülebilir, güvenceli ve tek kalem ücret sistemi hayata geçirilsin.
Hekimlik katsayı tutturma yarışı değildir!
Performans içinde performans değil, emeğin karşılığını istiyoruz!
#HEKİMSEN #BireyselHedefKatsayısı #TeşvikEkÖdeme
Hekimlerin teşvik ek ödemesi gerçekten neye göre hesaplanıyor?
Kamuoyunda yaygın olarak düşünülenin aksine, hekimlerin teşvik ek ödemesi yalnızca bakılan hasta sayısına veya yapılan tıbbi işlemlere göre belirlenmemektedir.
Bugün uygulanan sistemde, Bireysel Hedef Katsayısı (BHK) adı verilen hesaplama yöntemiyle teşvik ek ödemesini etkileyen çok sayıda kriter bulunmaktadır.
Bu hesaplamada; tıbbi işlem puanları, branş ortalamaları, Z skoru, standart sapma, hastanenin rol grubu, aktif çalışma süresi, cerrahi ve girişimsel işlem oranları, branşa özgü hedefler, görevlendirmeler, personel ve altyapı durumu, başhekim tarafından verilen muafiyet kararları ile Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerler ve katsayılar gibi çok sayıda değişken birlikte değerlendirilmektedir.
Üstelik hekimin geliri yalnızca kendi yaptığı işlemlerden değil; aynı branştaki diğer hekimlerin performansından, hastane ortalamalarından ve çeşitli istatistiksel hesaplamalardan da etkilenmektedir.
Hekimlik; algoritmalarla tam anlamıyla değerlendirilebilecek bir meslek değildir. İyi hekimlik; bilgi, tecrübe, etik sorumluluk ve hastaya ayrılan nitelikli zaman üzerine kuruludur.
Hekimler, karmaşık algoritmalara göre puan üretmeye değil; hastaları için en doğru tıbbi kararı vermeye, gereksiz tetkik ve tedavilerden kaçınmaya, güvenli ve bilimsel sağlık hizmeti sunmaya odaklanmalıdır.
Bu nedenle Hekim Birliği; hekimlerin toplam gelirinin en az %80'inin emekliliğe yansıyan sabit tek kalem maaştan, en fazla %20'sinin ise performansa dayalı ek ödemeden oluştuğu; gelir güvencesini esas alan, iyi hekimliği koruyan, mesleki bağımsızlığı güçlendiren, adil ve sürdürülebilir bir ücret sistemini savunmaktadır.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
Bir milletvekilinin maaşı; TBMM Genel Kuruluna kaç kez katıldığına veya kaç kanun teklifi verdiğine göre belirlenmiyor.
Bir hâkimin maaşı, sonuçlandırdığı dosya sayısına göre hesaplanmıyor.
Bir imamın maaşı, camiye gelen cemaat sayısına göre ödenmiyor.
Peki neden hekimler; muayene sayısı, ameliyat sayısı, Z skoru, branş ortalaması, hastane ortalaması, aktif çalışma günü ve 50'den fazla kritere bağlı bir gelir sistemiyle çalışmak zorunda bırakılıyor?
Hekimlik bir üretim bandı değildir. İyi hekimlik; sayıların, katsayıların ve algoritmaların ötesinde bilgi, tecrübe ve vicdan gerektirir.
Hekimler için adil, öngörülebilir, emekliliğe yansıyan tek kalem ücret sistemi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Total gelirimizin %80'inin sabit tek kalem maaş, %20'sinin ise teşvik ek ödemeden oluşmasını talep ediyoruz.
#TekKalemMaaş #HekimBirliği #SağlıktaAdalet
@saglikbakanligi@drmemisoglu
Uzman Hekimler dertli
Aile Hekimleri çok dertli
Özel sağlık çalışanları dertli
Diş Hekimleri çok dertli,
Hemşireler, Teknik kadrolar dertli,
İşe giremeyen sağlık çalışanları dertli,
Hastalar çok daha dertli,
Ama Sağlık Bakanımıza göre Dünya'nın en iyi sağlık hizmetini veriyoruz.
@SedatAtlas79 Herkesi birbirine düşüren LABORATUVARLARI ise yok sayan bir sistem. 1’in altında bir katsayı yok 0.85 bile yapsan 1 sayılacak diyor ama biyokimya ve mikroya direkt 1.0 laboratuvarla derdiniz nedir?Her seferinde aynı senaryo bıktık artık kapatın labıda kurtulalım @saglikbakanligi
👉Sağlıkta keyfi geçici görevlerdimeler daha sonra hastanelerde keyfi masabaşı görevlendirmeler olduğunu herkes çok iyi biliyor.
👉Sağlık bakanlığın bunları sonlandırmak için adım atması çok yerinde bir karardır. Lakin sarı sendikaların bunun için tepki vermesi de anlaşılır bir şeydir.
👉Çünkü sarı sendikaların tek yapabildikleri şey kendi yandaşlarını yaşatmaktır.
👉Sağlık bakanlığı sarı sendikaların bu tepkisi göz önüne almayıp ivedilikle kararı sahaya uygulamalıdır.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: "Dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunuyoruz."
Keşke sağlık emekçileri olarak bizler de alnımızın terinin karşılığını alıyoruz diyebilseydik.
Geldiğiniz günden bu yana sağlık çalışanları için tek bir iyileştirme yapmadınız.
@drmemisoglu
📢 TEŞVİK DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ!
Teşvik sistemine her gün yeni bir kriter ekleniyor:
❌ Üretilen puan
❌ Kurum hedef katsayısı
❌ Birim hedef katsayısı
Bu düzen, herkese daha fazla ödeme yapmak için değil; aynı bütçeyi çalışanlar arasında yeniden paylaştırmak için kuruluyor.
Bir kişi insanüstü çalışırsa diğerinin payı azalıyor.
Herkes insanüstü çalışırsa ise bu kez ödenecek tutarlar eski seviyesine geriliyor.
Yani sistem daha fazla kaynak üretmiyor; çalışanları birbirine karşı yarıştırıyor.
Biz buna modern kölelik sistemi diyoruz.
Hakkımız olan ücret, tek kalemde ve adil şekilde ödenmelidir.
Meslektaşımdan 👇🏻
“Merhaba. Kendim aile hekimiyim. Dün 2,5 yaşındaki oğlum düştü ve çene altında derin bir kesik oluştu. Sütür atılması gerektiği için Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Aciline başvurduk.
Hekim olduğumu belirttim. Acildeki hekim arkadaş sağ olsun, “Plastik cerrahideki arkadaşlara yönlendirelim, yardımcı olurlar.” dedi ve gittik.
Plastik cerrahideki asistan hekimler arasında özellikle tek bir bayan asistan hekim vardı. Adını bilmiyorum. “Çok hasta var, size yardımcı olamayacağız. Çok istiyorsanız sabaha kadar bekleyin, ancak o zaman sütür atabiliriz.” dedi.
Doktor hanıma ve asistan doktor beye tekrar rica ettim. “Peki, bekleyin. Arada boşluk olunca alırız.” dediler.
Gelin görün ki bizden sonra gelen tüm hastalar alındı. Daha sonra gelenler de alındı. Biz ise tam 4 saat bekletildik. Bu sırada 2,5 yaşındaki oğlum bir yandan ağlıyordu.
Doktor hanıma tekrar “Yardımcı olabilir misiniz?” diye sordum. Bana, çömezine mobbing uygular gibi, “Hayırdır, bir problem mi var?” dedi. Gerçekten şaşkınım. Bir doktor başka bir doktora nasıl böyle davranabilir?
Sonrasında da yine bekletildik. Maalesef artık beni ağlama noktasına getirdi.
Bunun üzerine acildeki hekim arkadaşa tekrar rica ettim. Sağ olsun, benim halimi görünce kendisi dikişi attı ve oğlumla ilgilendi.
Ben meslektaşımdan gördüğüm bu muamele karşısında hem şaşkınım hem de üzgünüm.“
Bizdeki Maaş skalası gerçekten çok garip en zor ameliyatları yapan, binlerce insana umut olan Profesör Doktorun maaşı 200.000 tl, Kaptan pilotun maaşı 700.000 tl
YKS Türkiye 13.'sü olup 1,5 yıldır iş bulamayan Sabancı Üniversitesi mezunu Nur'un yaşadıkları:
🔶 Sabancı'da okuyunca bütün kapıların önüme açılacağını ve bana "Hemen gel başla" diyeceklerini sanıyordum.
🔶 Başlarda çok seçici davranıp iyi firmalara başvurdum ama arka arkaya ret yemeye başlayınca moralmen çöksem de reddedilmeyle yaşamaya alıştım.
🔶 Piyasada durum şu ki, eğer arkanızda sağlam bir torpiliniz veya tanıdığınız yoksa köle gibi en düşük maaşlarla başlatılmak isteniyorsunuz.
🔶 Eskiden Sabancı mezunları kurumsal yerlerde üç asgari ücretle başlarken, ben şu an beklentimi düşürdükçe düşürüyorum ama geri dönüş bile yapmıyorlar.
🔶 Şu an o kadar saçma bir sistemdeyiz ki, eskiden vasıfsız veya lise mezunu kişilerin yaptığı işleri şu an bize ve yüksek lisans yapanlara teklif ediyorlar.
🔶 YKS'de derece yapacak kadar büyük hedeflerle yola çıktım ama şu an 2 yıllık bölüm okuyanları ya da hiç okumadan hayata atılanları kendimden daha şanslı görüyorum.
🔶 "Ben iyi bir üniversitede okuyorum, kesinlikle iş bulurum" diye büyük bir özgüvenle çıktığım bu yolda şu an aileme karşı bile büyük bir utanç ve mahcubiyet hissediyorum.
🔶 Bayramlarda akrabaların yanımıza gelip sahte bir üzüntüyle "Tüh, hâlâ iş bulamadın mı?" diyerek beni ezmeye çalışmalarından nefret ediyorum.
🔶 İş bulabilmek için o kadar çok sınava, mülakata ve testlere girdim ki, bu kadar niteliğe rağmen sürekli görmezden gelinmekten varoluşsal sancılar çekiyorum.
Neden bu sistemi bu kadar kabullendik ben anlayamıyorum?
Evini satmak istiyorsun.
Kendin neden siteye koymuyorsunda gidip emlakçıya %2 komisyon vermeyi kabul ediyorsun.
5 milyonluk bir evden 100 bin tl paranı istiyorlar.
Onların yapıpta senin yapamaycağın hiç bir şey yok.
Kendin koyarsan alıcı da emlakçıya para vermek zorunda kalmaz.
Ve senin ilanın sahibinden olduğu için daha hızlı satılır.çünkü cazibesi var.Herkes bilir bunu.
Bunu yaygınlaştırmak gerek boştan yere emlakçı adı altında meslek oluşturuldu.