Belki de artık şu gerçeği kabullenmenin zamanı geldi: Türkiye bir futbol ülkesi değil.
Çünkü futbol ülkesi olmak; sokakta en çok futbol konuşmakla, en yüksek reytingleri almakla ya da en kalabalık tribünlere sahip olmakla ölçülmez. Futbol ülkesi olmak, oyunu doğru yönetebilmekle ölçülür.
Bugün dönüp baktığımızda kadın ve erkek voleybolunda, basketbolda ve birçok branşta uluslararası başarılar elde eden bir Türkiye görüyoruz. Aynı ülke, aynı insan kaynağı, aynı gençler… Buna rağmen futbolda yıllardır aynı hayal kırıklıklarını yaşamamız tesadüf değil.
Sorun yetenek eksikliği değil. Sorun; liyakatin önüne ilişkilerin geçmesi, uzmanlığın önüne popülerliğin konulması ve doğru insanların doğru görevlerde yeterince yer bulamaması.
Futbolda başarı hâlâ bir sistemin doğal sonucu değil, istisnai yeteneklerin veya dönemsel mucizelerin omzuna yükleniyor. Oysa kalıcı başarı; kurtarıcı bekleyen yapılardan değil, doğru yönetilen kurumlardan çıkar.
Biz futbolda insanları değiştirmeye çalışıyoruz. Oysa değiştirmemiz gereken şey sistemin kendisi.
@Sozyuku Amerikada bir arkadasımı evinden aldım birlikte bir yere birlikte gidecektik bir baktım elinde sadece kendine to-go bardakta cay yapmış bindi arabama :)) bizler kendimize bir şey yapınca muhakkak arkadasımızı da düşünürüz ya ona da getiririz ikram ederiz , garip geldi :))
Noel ışıklarıyla Ramazan hazırlıklarını aynı teraziye koymak; küresel bir pazarlama stratejisi ile köklü bir manevi disiplini birbirine karıştırmaktır. Biri vitrini parlatırken, diğeri vicdanı arındırmayı hedefler.
20. YY başlarından itibaren Noel, maalesef kapitalizm tarafından ele geçirilmiş, dini özü 'hediyeleşme çılgınlığı' ve 'AVM ışıkları' altında ezilmiş bir tüketim festivaline dönüşmüştür.
O ışıklar 'Tanrı doğdu' demez, 'Yüzde 50 indirim başladı' der.
Noel Baba (Santa Claus-Aziz Nikolaos) figürünün bugünkü hali bile bir reklam ikonudur.
Ramazan ise kapitalizmin en büyük düşmanıdır. Çünkü kapitalizm 'durma tüket' derken, Ramazan 'dur ve sabret' der. Bir ay boyunca nefsi terbiye etmek, israftan kaçmak ve gösterişten uzaklaşmak; vitrin süslerine sığmayacak kadar büyük bir meydan okumadır.
Eğer görsel bir gelenek arıyorsanız, Osmanlı’dan bu yana süregelen 'Mahya' geleneği dünyadaki en estetik ve anlamlı şehir süslemelerinden biridir.
Ancak mahya, 'Buraya gel ve para harca' demez; gökyüzüne "Elhamdülillah", "Yetimi Sevindir", "İsraftan Sakın", "Paylaş ki Bereketlensin" yazar. Biri ticari bir reklam panosudur, diğeri ise gökyüzüne asılmış birer tefekkür notudur... 🕌 🌙