Mafyanın parasını da batırdılar!
Fon skandalı öylesine büyük ki adı organize suçla anılan ve kamuoyunda 'mafya lideri' olarak tanınan ünlü bir ismin de yüklü miktarda parasının battığı konuşuluyor.
İddiaya göre olay şöyle gerçekleşiyor:
Fon soruşturması kapsamında, 21 Ekim günü Alnus Yatırım Menkul Değerler’in faaliyeti de durduruldu. Şirketin sahibi Nusret Altınbaş hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ama firari olan Altınbaş gözaltına alınamadı.
24 Ekim günü Nusret Altınbaş’ın teslim olduğu ve tutuklandığı açıklandı.
Teslim olmasının sebeplerinden birisi ‘can güvenliği’ endişesi olduğu ileri sürülüyor.
Çünkü ‘amca’ lakaplı mafya liderinin 20 Ekim günü Alnus Portföy’e adamları ile beraber gittiği söyleniyor. Sebebi ise Altınbaş’ın tavsiyesi ile oldukça yüklü miktarda parayı Cerdiwest Faktoring hisselerine yatırması.
1 Temmuz 2025 günü 5.8 lira olan Crediwest hissesi 45.9 liraya çıktı. Yani bir yılda 8 kat arttı. Fakat hisse ekim ayında 7.5 liraya kadar düştü.
İşte bunun üzerine mafya lideri çok sayıda adamı ile beraber şirkete gitti ve Altınbaş ile görüşüyor. “Sen bizi bu hisseye yönlendirdin. Satmamamı da söyledin. Sen de satmadığını iddia ediyorsun. Peki kim bu kadar yüklü malı elden çıkarıyor da tahta taban taban gidiyor” diyor.
Altınbaş ise lafı dolandırıp net bir açıklama yapamıyor. Ve bu olaydan sonra da hemen teslim oluyor.
***
Fon skandalı patladığı günden beri organize suçla ismi anılan isimlerin de borsada yoğun yatırım yaptığı konuşuluyordu.
Burada şu soru akıllara takılıyor elbette:
Borsa suç gelirlerinin aklanması içinde mi kullanılıyor? Hesaplar bu açıdan da inceleniyor mu?
Hakan Bahçetepe tahliye edildikten sonra ilk sözlerinde Ekrem İmamoğlu’nu andı:
“İnşallah en kısa zamanda Ekrem Başkanımız ve diğer belediye başkanlarımız tutuksuz yargılanıp ailelerine ve çocuklarına kavuşurlar."
Bu tür kapsamlı reformlar ve geçişler kendi alt yapı problem ve ihtiyaçlarını gözeterek ve katım içeren süreçlerle tartışılıp kararlaştırılmalıdır. Aksi takdirde yüzeysel, şova dönük hiçbir gerçek sorunu çözemeyen daha da kötüleştiren müdahaleler oluyor.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversitelerdeki müfredat ve eğitim süresiyle ilgili açıklamalar yaptı:
🔻 Lisans Eğitimi 3 Yıla İnliyor: Avrupa modeliyle uyumlu olarak 4 yıllık lisans eğitiminin 3 yılda tamamlanması için çalışmalar başladı. Üniversiteler 1 senedir bu sürece hazırlanıyor.
🔻 60 Ders Dönemi Bitiyor: Türkiye’de lisansta ortalama 60 ders verilirken Avrupa’da bu sayı 20-25. YÖK, tüm üniversitelere "müfredatı sadeleştirin, ders sayılarını azaltın" çağrısı yaptı.
🔻 İstihdam Edilmeyenin Bölümü Kapanıyor: Mezunları iş bulamayan eskiyen programlar sistem dışına çıkarılıyor. Son dönemde 80’e yakın yeni ve güncel program açıldı.
🔻 Yapay Zekâ Zorunluluğu: Ders içerikleri tamamen güncellenecek; dijital beceriler ve yapay zekâ okur-yazarlığı derslere entegre edilecek.
Eğer bir hesap erişime engellenmiş ise bunu gördüğüm an yeni hesabı takibe alıyorum...
Eğer erişime engellenmiş ise mutlaka kayda değer bir paylaşımları vardır ve ben bunu kaçırmış olabilirim.
Bu nedenle erişime engellenmiş hesap gördüğünüzde derhal takibe alın derim...
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
Murat Ağırel e ÖZGÜRLÜK!
"Haksız, hukuksuz bir şekilde sadece sizi eleştirdiği için cezaevine koyduğunuz bir insana 'Burada yerde yat, sana battaniye bile vermiyoruz' diyebilir misiniz? Bu mudur sizin Türkiye Yüzyılı'nız. Böyle bir uygulama olabilir mi, kabul edilebilir mi?"
Gazetecilik yapmanın bedeli bu mudur?
Gazetecilik yaptım diye ev hapsindeyim. Elektronik kelepçenin boşa çıkmasını bekliyorum, çok yoğunluk varmış. Bu süreçte sıklıkla resmi polisler gelip kontrol ediyor.
Son yazımı paylaştıktan bir saat sonra koşa koşa evime operasyon yapıldı. Tüm elektronik cihazlarıma el konuldu. İki gün TEM Şube’de gözaltında tutuldum. Beni, bu ülkeye 30 sene hizmet etmiş babamın silah arkadaşları gözaltına aldı. Nedenini bile anlayamadım.
“Yanıltıcı bilgi” dediler geçtiler. Kimi, hangi bilgiyle yanıltmışım, belli değil. Yanıltıcı bilgi iddiasıyla neden Terörle Mücadele ekiplerinin geldiği belli değil. Savcı talimatı oraya yazmış. Sorulan sorular ise bambaşka. Emniyette ifade alınmadı, doğrudan savcı beyin huzuruna çıktım.
Önce ifadeden sonra savcılık tarafından serbest bırakıldım. Sağlık raporumu aldım. Ek birkaç soru daha olduğu söylendi, koşa koşa tekrar gittim. Israrla telefon şifrem istendi. Haber kaynaklarımı korumak için veremeyeceğimi, Gazeteci olduğumu söyledim. Yapacak bir şey yok dendi, sevk edildim.
Koşa koşa sevk edildiğim mahkemeye indim. Huzura çıkamadan, kendimi savunamadan, “yoğunluk” gerekçesiyle elime tutuşturulan bir karar kağıdıyla ev hapsi aldım. Hala neyle suçlandığımı bilmiyorum.
Vatandaşın çalınan parasının peşine düştüm diye altın bilezik beklerken prangayla taltif edildim.
Canları sağ olsun…
Şeref madalyamdır.
Ben kimsenin başını öne eğecek bir şey yapmadım.
Gözaltındayken kendimi savunamazken 14-15 trol hesaba, “Dezenformasyonlarıyla anılan Yiğit Uzun gözaltına alındı.” şeklinde tweetler attırılarak itibarsızlaştırılmaya çalışıldım. Birileri bunu yaptı. Siz ise seslerini kestiniz, bana sahip çıktınız.
Ha, bu günler elbet geçecek. Susanı da konuşanı da gördüm.
İzzetbegoviç’in dediği gibi:
“Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
Devran döner, onlarla da yüz yüze geliriz.
Tutuklu bütün meslektaşlarıma selam olsun. İnşallah TCK 217 sopasından kurtulacağımız günlere…
"“AKP sistemini tıkır tıkır işletmemeye” kararlı herkesin ısrarla ve inatla sormaya devam etmesi gerekiyor:
Fatma Betül Saya Kaya yalnız değil. Listeyi açıklayın."
%💯
“Duruşumuz belli” videolarını izledim. AKP gerçekten çok vahşi ve gözü dönmüş bir halde.
Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’ya yapılan, bana Game of Thrones’taki Cersei’nin yürüyüşünü hatırlattı.
Daha dün ifadesi alınmış, henüz yargılanmamış bir kişinin tutuklanması, Adalet Bakanı’nın da paylaştığı bir teşhir filmine dönüştürülmüş.
Onu yetiştiren, bakan yapan, genel başkan yardımcısı yapan parti ve lideri, şimdi düşüşünü propaganda filmine çevirip sunmuş.
Videonun en çarpıcı anı, Erdoğan’ın sistemin “tıkır tıkır” işlediğini söylediği an. Daha önce de yazmıştım, Erdoğan adeta jenga oynuyor. Kule yıkılmasın diye hangi taşı, nasıl çekeceğini hesaplıyor. Birer birer kurban verecek, ortalığın sakinleşip sakinleşmediğine bakacak.
Ama bu kadar görkemli bir teşhir, güçten çok sıkışmışlığı gösteriyor aslında.
Pek de her şey tıkır tıkır işlemiyor gibi? Kendinden emin bir iktidar, dürüst, adil bir iktidar kurban sergilemeye ihtiyaç duymazdı.
Sayan Kaya için bile üzüldüm. Hesap elbette sorulmalı. Ama Adalet Bakanı’nın propaganda videosu yayınladığı bir düzende, Sayan Kaya ve aslında tüm toplum için adalet olabilir mi?
📌 Bizim ısrarla sormamız gereken soru ise şu: Listedeki diğer 200 kişi kim? Sayan Kaya yalnız değil. Hepsi böyle yürütülecek mi? Hepsi için propaganda videoları çekilecek mi?
“AKP sistemini tıkır tıkır işletmemeye” kararlı herkesin ısrarla ve inatla sormaya devam etmesi gerekiyor:
Fatma Betül Saya Kaya yalnız değil. Listeyi açıklayın.
🔎 Yeni Araştırma: Türkiye kapitalizminin kriz göstergelerinden biri uluslararası sermayeli fabrika kapanmaları ve üretimlerini başka ülkelere taşımaları.
🏭 2021-2028 döneminde 18 yabancı sermayeli fabrika kapandı ya da üretimini durdurdu: 12’sinde fabrika kapandı veya üretim yurt dışına kaydırıldı; 4’ünde fabrika/varlık devredildi ya da ülke içinde taşındı; 2’sinde ise kapanış takvime alındı.
🧑🏻🔧 Şirketlerin tedarik zinciri etkileri de eklendiğinde bu işlemlerden etkilenen işçi sayısı 7.500 ila 9.500’e yaklaşıyor.
🌎 Büyük bölümünü ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç ve Danimarka gibi Batı ülkelerinin oluşturduğu; İsrail, Çin ve Japonya sermayesinin de yer aldığı bu fabrikaların kapanması, üretim hatlarının sonlandırılması ve devir işlemleri kapitalizmin en temel çelişkilerinden birini gözler önüne seriyor: Sermaye serbestçe dolaşırken emek olduğu yerde çakılı kalıyor.
⛔️ İktidarın ve muhalefetin "istihdam yaratıyorlar" diye sevindiği yabancı sermaye, kârlılık beklentileri ve küresel üretim stratejileri değiştiğinde yatırımlarını başka coğrafyalara taşıyabiliyor. Geride ise işsizlikle, ödenmeyen ücretlerle, gasp edilen haklarla ve tazminat mücadeleleriyle baş başa bırakılan işçiler kalıyor. Sermayenin hareket özgürlüğünün bedelini, yerinden kıpırdayamayan emekçiler ödüyor.
Devamı: https://t.co/YyCo5vDosQ
Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanmasını değil Ömer Gönül’ün neden tutuklanmadığını konuşmak gerek.
Böylece diğer Fatma Betül Sayan Kaya’ların kim olduklarını ve bürokrasideki diğer Ömer Gönül’leri, görevden almaları Saray bürokrasisinden kimin engellediğini, o engeli çıkaranın fon soygunundan ne kadar vurgun yaptığını ve diğer suç ortaklarını da öğrenebilir ve hesap sorabiliriz.
İmamoğlu’nun savunmasında belirttiği durumun grafiği ekte. Bunu ilk günlerde hazırlamıştım. Tera’nın operasyon yaptığı hisselerden en büyük 10 tanesini alıp ağırlıklarına göre tek bir hisse grafiğine çevirmiş ve #bist100 endeks grafiği ile karşılaştırma yapmıştım.
Çıkan sonuç beni de şaşırtmıştı.
Bu kadar ters/zaman grafiği beklemiyordum.
Borsa sert bir şekilde aşağı kırarken bu sepet dik bir artış gösteriyor.
19 Mart darbesi sonrasının hemen sonrasında yazdığım bir köşe yazısında “19 Mart öncesi bir anda sosyal medyadan çok takipçili bir çok hesabın PPF’lerden bahsetmesi ilginç, mahalle bakkalınız bile size PPF anlatıyorsa bir tuhaflık vardır” diye yazmıştım
Bu grafiğin fon sepeti olanı da ilginç. 19 Mart operasyonu ile fonlar büyümeye başlıyor Kasım 2025’e kadar kesintisiz yükseliş var. Kasım ayında düşmeye başlıyor.
Nedeni Mehmet Şimşek’in uyarısı kasım ayında olmuşt.
Ne ilginçtir ki Şubat 2026’da yeniden yükselişe başlıyor.
İşsizlik Sigortasının tutar küçük olsa sa (3.8 milyar TL) fonlara giriş tarihi de Şubat 2026. Bu ben de acaba Türkiye Sigorta ve diğer kamu kurumlarının da fonlara giriş tarihi bu mu diye kuşkulandırıyor.
Türkiye Sigorta’nın maddi duran varlıkları 2025 başında 34 milyar TL iken 2026 Haziran bilançosunda 98 Milyara ulaşmadı, 2026 ilk çeyreğinde 20 milyarlık artış bu şüpheleri artırıyor (Sarıgül’ün kapta biberinin rengi bile servis edilirken maalesef Taha Çakmak savcılık sorgusu da iyi yapılmış bir denetim raporu da elimizde değil)
Benzer durumu bu kadar sert olmasa da Mayıs 2026 CHP’nin işgalle ele geçirilmesinde de görüyoruz. Borsa sert bir şekilde aşağı giderken Tera fonları yükselişe devam ediyor.
Çok tekrarladım ama sürekli vurgulamaktan zarar çıkmaz. İktidarın siyasi vurgununun paraleli sermaye piyasanda açığı çıkıyor.
Haliyle bu iş bir kaç dolandırıcı ve onunla işbirliği yapan bir kaç kamu otoritesinin işbirliğinin ötesinde
Düşünsenize FBSK 163 milyonunu tam butlan öncesi bir hisse alıyor karar ile borsa tepetaklak olurken o kendinden emin bir şekilde hisselerini elinde tutmayan devam ediyor. İnsanın eli titrer bir kısmını satar. Hayır o 13 katına gidene kadar Eylül başını bekliyor.
Eylül başı 2026 ilginç çünkü biz bu tasfiye edilen 131 fonda kalan 850 milyar TL’yi konuşuyoruz ancak bu fonlar 1 trilyon 400 milyarı gördü. Yani tasfiye öncesi 700 milyar TL’lik çıkış var. Ki bu çıkış yatırımcı sayısında bir düşüşe yol açmadan olmuş. Yani en büyükler zirveden çıkıyor ama hala binlerce küçük yatırımcı fonlara giriyor
Birileri tencereyi boşaltmış dibi 455 bin kişiye kalmış. Meselenin özü bu
İmamoğlu’nun savunmasında belirttiği durumun grafiği ekte. Bunu ilk günlerde hazırlamıştım. Tera’nın operasyon yaptığı hisselerden en büyük 10 tanesini alıp ağırlıklarına göre tek bir hisse grafiğine çevirmiş ve #bist100 endeks grafiği ile karşılaştırma yapmıştım.
Çıkan sonuç beni de şaşırtmıştı.
Bu kadar ters/zaman grafiği beklemiyordum.
Borsa sert bir şekilde aşağı kırarken bu sepet dik bir artış gösteriyor.
19 Mart darbesi sonrasının hemen sonrasında yazdığım bir köşe yazısında “19 Mart öncesi bir anda sosyal medyadan çok takipçili bir çok hesabın PPF’lerden bahsetmesi ilginç, mahalle bakkalınız bile size PPF anlatıyorsa bir tuhaflık vardır” diye yazmıştım
Bu grafiğin fon sepeti olanı da ilginç. 19 Mart operasyonu ile fonlar büyümeye başlıyor Kasım 2025’e kadar kesintisiz yükseliş var. Kasım ayında düşmeye başlıyor.
Nedeni Mehmet Şimşek’in uyarısı kasım ayında olmuşt.
Ne ilginçtir ki Şubat 2026’da yeniden yükselişe başlıyor.
İşsizlik Sigortasının tutar küçük olsa sa (3.8 milyar TL) fonlara giriş tarihi de Şubat 2026. Bu ben de acaba Türkiye Sigorta ve diğer kamu kurumlarının da fonlara giriş tarihi bu mu diye kuşkulandırıyor.
Türkiye Sigorta’nın maddi duran varlıkları 2025 başında 34 milyar TL iken 2026 Haziran bilançosunda 98 Milyara ulaşmadı, 2026 ilk çeyreğinde 20 milyarlık artış bu şüpheleri artırıyor (Sarıgül’ün kapta biberinin rengi bile servis edilirken maalesef Taha Çakmak savcılık sorgusu da iyi yapılmış bir denetim raporu da elimizde değil)
Benzer durumu bu kadar sert olmasa da Mayıs 2026 CHP’nin işgalle ele geçirilmesinde de görüyoruz. Borsa sert bir şekilde aşağı giderken Tera fonları yükselişe devam ediyor.
Çok tekrarladım ama sürekli vurgulamaktan zarar çıkmaz. İktidarın siyasi vurgununun paraleli sermaye piyasanda açığı çıkıyor.
Haliyle bu iş bir kaç dolandırıcı ve onunla işbirliği yapan bir kaç kamu otoritesinin işbirliğinin ötesinde
Düşünsenize FBSK 163 milyonunu tam butlan öncesi bir hisse alıyor karar ile borsa tepetaklak olurken o kendinden emin bir şekilde hisselerini elinde tutmayan devam ediyor. İnsanın eli titrer bir kısmını satar. Hayır o 13 katına gidene kadar Eylül başını bekliyor.
Eylül başı 2026 ilginç çünkü biz bu tasfiye edilen 131 fonda kalan 850 milyar TL’yi konuşuyoruz ancak bu fonlar 1 trilyon 400 milyarı gördü. Yani tasfiye öncesi 700 milyar TL’lik çıkış var. Ki bu çıkış yatırımcı sayısında bir düşüşe yol açmadan olmuş. Yani en büyükler zirveden çıkıyor ama hala binlerce küçük yatırımcı fonlara giriyor
Birileri tencereyi boşaltmış dibi 455 bin kişiye kalmış. Meselenin özü bu
🟥Fethiye’de AK Partili vekilin oteli için derenin yönü değiştirilmişti: Dere taştı, evleri su bastı
💬Altan Ulutaş: "Bu kanal neden taşıyor? Çünkü oteller kanalın ağzını değiştirdiler"
Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı Karataş Plajı’nda 21. ve 22. Dönem AK Parti Muğla Milletvekili Hasan Özyer’in otelinin önündeki tepe yok edilmiş, derenin yönü değiştirilmişti. Yönü değiştirilen dere taştı ve bölgede su baskınları meydana geldi. Evlerini su basan mahalle sakinleri, Gündem Fethiye'ye konuştu.
✏️Burak Necip Başar'ın özel haberi
#Fethiye #KarataşPlajı #Sel