Merhaba dostlar💜
14 Eylül'den beri süren hesap kapatma furyasında TR'den erişime engellenen hesabım için avukatımla hukuki süreci başlattık.
Yeni hesabım @afsiniremYeni askıya alınmıştı, kurtardım✌🏻
Hesabı takip edip, duyurmama yardım ederseniz sevinirim🌸
#YasakNeAyol
Yine yeniden merhaba.
İkinci kez erişime engellenen hesabımın yerine -belki de son kez- bu hesabı açtım.
Bluesky da yeni açtığım @gunluksolarsiv.bsky.social hesabım ile bu hesabı eş zamanlı yürüteceğim.
Herkese kolay gelsin…
İlk hesabım ailem güvende operasyonu nedeniyle, 2. hesabım fon krizi nedeniyle, paylaşımlarımla “milli güvenliği tehdit” ettiğim iddiasıyla Tr’den erişime engellendi. 3. Hesabım olan bu hesabımı takip edip, yaygınlaştırmama yardım ederseniz çok sevinirim. 🙏
@otisabi@idgoktas Ne şahane teklif💜
Ek yapayım mı? Öncesi veya sonrası için Bodrum'da geçiş evi de bizimki olsun, Dalaman'dan uçak uzak, Bodrum''a uçar, feribotla geçer olmaz mı?
Kediler yine mi çoğaldı? Mezeleri ben yaparım😉
Belki biz de geliriz🌸
İhtiyacı olan tüm üniversite öğrencisi arkadaşlarımıza ulaştıralım, başvursunlar.
Üniversite Öğrenci Desteklerimiz Başlıyor...
125.000 üniversite öğrencisine 20.000 TL destek sağlayacağımız "Genç Üniversiteli" sosyal destek paketimiz için yarın başvurular başlıyor.
başvuru için:
https://t.co/uUq3Mc3pad adresi ve
ALO 153 Çözüm Merkezi
Bana vurmak kolay, ben Deniz Göktaş’tan daha iyisini beklerdim… Başından beri tutukluluğuna karşı çıkmış, bunu sık sık konu etmiş, daha bu sabah YouTube yayınımda çok net şekilde tahliyesi için çağrı yapmış bir gazeteci olarak üzüldüm fakat artık kırılmıyorum…
Deniz Göktaş’ın ilk açıklaması:
“Sinem Dedetaş ve Mehmet Pehlivan hala burada. Hayalim üçümüzün tek bir arabayla beraber çıkıp İstanbul’a gitmesiydi ama olmadı…”
Gazeteci Fatih Ergin’in, sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alınması ve ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmesi kabul edilemez!
Ergin’in avukatı tarafından yapılan açıklamada, gazetecinin Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Turgay Tamer’in evinde ölü bulunmasına ilişkin yaptığı paylaşım nedeniyle gözaltına alındığı belirtilmiştir.
Bir gazetecinin kamuoyunun ilgisini doğrudan ilgilendiren bir olay hakkında haber yapması, bilgi paylaşması ve soru sorması gazeteciliğin temel görevleri arasındadır.
Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin haber yaptıkları, kamuoyunu bilgilendirdikleri ve soru sordukları için özgürlüklerinden mahrum bırakılması basın özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdittir.
DİSK Basın-İş olarak; gazetecilerin görevlerini özgürce yapabildiği, haberin ve gerçeğin suç unsuru olarak görülmediği, basın ve ifade özgürlüğünün güvence altında olduğu bir çalışma ve hukuk düzeni talep ediyoruz.
Fatih Ergin’in tutuklanması başta olmak üzere gazetecilere yönelik tüm baskı ve soruşturmaların basın özgürlüğü açısından değerlendirilmesini istiyoruz.
Fatih Ergin derhal serbest bırakılmalıdır!
Deniz Göktaş'ın savunmasının tam metni: "Halk, 500 CİMER şikâyetinden ibaret değildir"
"Halkı kin ve nefrete teşvik suçlamasına dâhil 3 cümle, beni siyasi sebeplerle sevmeyen ve itibarsızlaştırıp ceza almamı isteyen sosyal medya trollerinin yapay bir şekilde hedef göstermesinden ibarettir. Oruç tutmada açlık sinirine atıf vardır, 4. kitapta saygısızlık yoktur ve dalgıç şakası bu düşmanca yaklaşan hesapların aceleyle yaptıkları bir hatadır. Halk, 500 CİMER şikâyetinden ibaret değildir. Bir kampanya ile hedef gösterilmemin önünün açılmaması gerektiğini düşünüyorum. Cümlelerimin arkasındayım"
https://t.co/IEvt7gtAmQ
Bu önemli bir nokta: Beraat verilmesi gereken durumlarda hüküm+tahliyeye sevinir hale geldik. Aynı, tutuklama gerektirmeyen durumlarda kısa tutukluluk+y.dışı yasağı, adli kontrole sevindiğimiz gibi. Elbette bu mutluluklar çok içten paylaşımlar ama yaşananlar normalleştirildikçe sınır daha da daralıyor her gün.
“İfade özgürlüğü kapsamında bundan sonrası için alan açan emsal oldu”
Bu değerlendirme doğru değil. Aksine beraat kararı verilmesi gereken bir dosyada ifade özgürlüğünü sınırlandıran, bu özgürlüğün sanatsal faaliyetlerde daha geniş kullanılmasında caydırıcı etkisi olan bir karar verildi.
Bu gönderi çok önemliydi,dünkü gündeme kurban gitti.ülkede sürekli bir olay oluyor ve herşey o kadar hızlı unutuluyor ki.. Fakat ben unutmuyorum ,kuzularımı unutmam mümkün değil! Adalet mücadelem devam ediyor, etmek zorunda çünkü yavrularıma söz verdim.. Ben artık başka türlü nasıl yaşanır bilmiyorum,yaşamaya devam etmek için yavrularımın adaletini istiyorum.Lütfen Ezgi apartmanı davasını unutmayın,lütfen.
NORMALLEŞTİRME!
"Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim…”
Rakel Dink.
Hrant Dink‘e Veda Konuşması’ndan…
#OkulGüvenliği#okulsaldırısı
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? Ödeniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: https://t.co/QxRYpeKy4a)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?