Actress Susan Sarandon being arrested earlier today for protesting Benjamin Netanyahu’s speech at the United Nations. One is speaking out against genocide, one is committing it. One was arrested, one was not.
Yeni sezona çok güzel bir programla başlıyoruz. Katkıları için değerli konuklarıma ve Lübnandaki faaliyetleri için @Tika_Turkiye kurumuna teşekkürlerimle .. Yayındayız !
What happened to me is bigger than one artist or one stage. When the billionaire class can decide which voices are allowed on stage and which ones are too dangerous to hear, everyone should be paying attention.
So we're going on tour. All proceeds will benefit organizations supporting the Palestinian people and movement.
Sign up at https://t.co/2na35y8pQ5
1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir.
Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir.
Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
Sn Ömer Bolat'a sorardım, eğer orada röportaj adam yerine ben olsaydım... Örneğin; Şok marketlere ne zaman denetim yaptınız? Neden Murat Ülker'in marketlerine dokunmaktan imtina ediyorsunuz? Yıllardır aracı firmalarla oynadıkları oyunları resmi belgelerle yayınlamamıza rağmen neden görmezden geliyorsunuz?
Migros, Hakmar, Carrefour, Bim, A101... Tamamında yapılan fahiş fiyatlamalar, aracı ve komisyoncuların halden markete gelene kadar kat kat arttırdığı ve tüketiciye yansıyarak enflasyonu oluşturan fahiş fiyatlarla ilgili bugüne kadar ne yaptınız? Yıllardır yayınladığımız aracı oyunlarıyla üreticinin ve tüketicinin hakkına girenlere bugüne kadar ne gibi yaptırımlar uyguladınız?
Siz gerçekten bu denetimleri yapmış olsaydınız bugün savcılık operasyonlarına gerek kalır mıydı?
Kimi kandırıyorsunuz?!
Masal gibi anlatıyorsunuz, maalesef.
@ticaret@omerbolatTR
Basir Al-Boursh, the son of Dr Muneer Al-Boursh is killed by the israelis, torn in half by a missile in his tent — little by little, there’ll be no one left
Selahattin Anar ile bir doğaçlama sonucunda çıkan “Yorgun” adlı bestemizi tüm dijital platformlarda dinleyebilirsiniz.
Selahattin, Ronroco çaldı. Ben de şuhrengiz sazımla eşlik ettim. İyi dinlemeler 🍂
YouTube linki: https://t.co/7r0M7DVCM5
Spotify linki: https://t.co/W08kCZrvyp
Beşiktaş’ta Deniz Müzesi’nin yan sokağında kaldırım üzerinde “Sultan Selim Şah bin Bayezid Han” yazılı top öyle duruyor. Ne bir açıklama ne de herhangi bir koruma var etrafında. Genellikle gençler üzerinde meşrubat falan içiyor akşamları. Öyle takılıyor orada işte.
Kültür faaliyeti kapsamında İsrailli siyonist bir şarkıcıyı konsere getirtme afişi dolanıyor ortalıkta doğruysa, Turizm ve Kültür Bakanlığı marifetiyle...
Eli kanlı İsrail'in arsız siyonist destekçilerinden ne sanat olur ne kültür!
İnsanlığa bir gıdım faydaları olmadı, olmayacak.
Çoluk çocuk pırasa gibi doğranırken gidip konserini mi dinleyecek bu millet?
Hal böyleyken bu sonu gelmeyen dayatma nedir, bu bir türlü edinilemeyen hassasiyet ne vakit sizin akla galip gelir?
Imannoor...
Ambargo öncesi İsrail’e en çok demir çelik ihraç eden firmalardan olan Çolakoğlu Holding ile aynı aileye ait. Bilhassa inşaat alanında böyle bir ticaret, İsrail işgaline dolaylı destek niteliğindedir. Hadise şovları, tesettürü rezil etmeleri falan sonraki meseleler…
Teklif Dergisi’nin “Akıl ve Mâkûliyet” başlıklı 28. sayısı yayımlandı!
“Teklif, varoluşumuza temel teşkil eden temalarla ilgili sorgulama sürecini bu kez mâkûliyet temasıyla sürdürüyor.
Teklif, her seferinde olduğu gibi klasik hükmündeki kitapların tanıtımları, muhtelif alıntılar ve uzmanlarca kaleme alınan makalelerle geçmişten günümüze mâkûliyet temasını ele alan farklı yaklaşımlara bütünlüklü bir bakış getirmeye çalışıyor.
Teklif, 'hakikat, iktidarın işine gelendir' mottosunun —yeniden— yüksek sesle dillendirildiği, fizikalist bir bilim anlayışının akademiye hakim olduğu bir zamanda; belli bir dine inanmanın tarihin yanlış tarafında kalmakla özdeşleştirildiği, iktisâdî rasyonalitenin siyaseti dahi belirlemeye başladığı günlerde; mantıkta bile çoğulculuktan söz edildiği, akla uygun olmanın yerini oyunda kalacak hamleyi yapabilmenin aldığı bir dönemde herkesi mâkûliyet teması üzerine yeniden tefekkür etmeye davet ediyor.
Teklif, mâkûliyet üzerine geniş kapsamlı bir tartışmayı bu sayıya kadar ele alınan tüm temalarla irtibatlı olarak tartışmaya açıyor.”
Teklif’in bu sayısının tüm makalelerine websitemiz üzerinden erişebilirsiniz.
#teklifdergisi #sayı28 #akılvemâkûliyet
Kadın akademisyenler evlenmeyi ve/veya çocuk sahibi olmayı tercih edebilir ve bu utanılacak bir seçim değil. Kariyeri boyunca hesabını vermesi gereken bir durum asla değil. Kadın hocalar için ima edilen veya bazen alenen yüzlerine söylenen, "aslında evlenmemiş olsa, ailesi için koşturmasa, çocuklarına odaklanmasa ne kadar da çok iş üretebilir, ne kadar daha iyi yazabilir, çok daha iyi akademisyen olabilir" argümanı en nazik tabiriyle hadsizlik.
Erkek egemen akademide, üniversiteleri babalarının çiftliği gibi kullanan, sabah 10-11'den önce okula teşrif etmeyip, iki sohbet edip gitmeyi iş zanneden, profesörlüğünü vakt-i zamanında, şu ankinden çok daha az beklentiyle almış, dersleri dahi asistanlara verdiren arkaik hocalardan bahsetmiyorum bile. Görece yeni nesilden, ailesi varsa dahi Türk usulü baba modeliyle eve minimal uğrayarak, ve yine kadınların sorumluluğun çoğunu yüklenmesiyle aile sahibi olmuş, sırf o üretsin diye önüne yemek konması dışında başı ağrıtılmamış, her durumda işini öncelemiş erkek hocaların, yaşadığı lüksün farkına varmadan kadın hocalara dil uzatabilmesi ve abi kisvesi altında yorum yapma cüretini kendinde görebilmesi edepsizlik. Ha evinde her işini yaparsın, çocuklarına bakar ilgilenirsin anneleri kadar, sonra nasihat alırız sizden. Gerisi arşa konmuş ve asla ulaşılamayacak hedefler.
Bazen kadın hocalar da birbirine bu zorbalamayı yapabiliyor ki en üzücüsü bu. Erkek egemen akademinin sadece tek tip kuralı olabileceği, o yaşam tarzının herkese uyabileceği sinyalleniyor ki çok yanlış. Kadın akademisyenlerin birbirine destek vermesi şart.