Adı İstiklal Savaşı, Milli Mücadele değil.
-Dünyanın en haklı, en meşru, en kutsal savaşlarından biridir, "Türk İstiklal Savaşı"
-1919-1922'de Trakya ve Anadolu'daki işgaller ve buna karşı yürütülen mücadelenin savaş tarihindeki adı "savaş"tır.
-"Savaş"a mücadele demek, vatandan milletten başka sevgili tanımayan o kahraman kuşağı değersizleştirmek demek.
-Yunanlar, yenilgiye "Felaket" dediler. 6 devlet adamını kurşuna dizdiler. 130 binden fazla zayiat verdiler. Bunun adı savaştır, mücadele değil.
-30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Anlaşması işgalin düzeyini göstermiyor mu? Sevr'in çöpe atılması ve ardından Lozan Barış Antlaşması savaşın sonundaki imzalanan antlaşma değil mi?
-"İstiklal Savaşı" yerine, "Milli Mücadele" demek, tarihi küçümsemek, savaş tarihini reddetmek demek.
-İngiliz, Fransız, Yunan ve Ermenilere karşı bir savaş verilmiştir. Ayrıca, işgalcilerle işbirliği yapan isyancılara karşı da savaş verilmiştir.
-"İstiklal Savaşı"na "Milli Mücadele"demek, çok cephede yürütülen savaşı tarif edemez. Bu mantıkla, tarihte "savaş" bulmak mümkün olmaz.
-Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak) 30 Aralık 1925'te başbakanlıktan, kazandıkları savaşa net bir isim verilmesini talep etti. Başbakan İsmet Paşa, 6 Ocak 1926'da "İstiklal Harbi" olarak net cevap verdi.
-Tarihi yazanlar ve anlatanlar, tarihe sadık kalmak zorundadır. Tarihi yapanlara saygılı olmak zorundadır.
"Vefa imandan gelir."
“Kıbrıs NATO'ya girsin, Türk askeri adadan çekilsin, Türkiye'nin garantörlüğü sona ersin; Türklerin yeni garantörü NATO olsun” söylemleri yükselirken...
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, artık kesinleşmişken...
“Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte Anayasa değişikliği tartışmaları gündemin merkezine yerleşmişken...
Trump'ın Türkiye özel elçisi Tom Barrack'ın, “Ulus devlet yerine Osmanlı modeline dönün” sözleri yankılanırken...
İşte tam da böyle bir dönemde...
Trump'ın Türkiye'yi çok sevdiğini söylemesi…
Sizi bilmem ama, beni çok çok endişelendiriyor.
Kılıçdaroğlu'nun konuşması, federasyona götürecek işaret fişeğidir.
Terörist başı Öcalan, 21 Nisan ve 30 Mayıs 2025’te İmralı heyetiyle yaptığı görüşmede amacını açıklar:
“Türkiye federasyondan çok çekiniyor. Bilerek özerklik demiyorum, yerel demokrasi diyorum. Ama bu da dünyanın her tarafında özerkliktir. Seçilen belediye başkanı dışında ayrıca vali yoktur. Yerel polis, yerel yapılar belediyeye bağlıdır. Türkiye’de de böyle bir demokrasi çerçevesi çizeceğiz.”
Anladınız…
Önce federasyon, ardından Türkiye’nin parçalanması…
Tesadüftür(!)
CIA Orta Doğu Direktörü Graham Fuller, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını taklit etmiş gibidir.
1990’da şunları söyler:
“Kemalizm bitti… Bu nedenle, kendisine entelektüel güven duyan Türkiye, İslam’ın günlük yaşamdaki yerini almasını yeniden düşünmelidir.”
Hedef, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in olmadığı bir ümmet anlayışı…
Eli kanlı bebek katili, 50 bin insanımızın katlinden sorumlu terör örgütü ele başının serbest bırakılmasını isteyenler, Aliyev'in verdiği yanıtı iyi okumalı
Bu olay neden yeterince gündem olmadı? 4-6 yaş arasında henüz çişini zar zor tutan çocuklar neden camiye götürülecekler? Üstelik Yusuf Tekin’in kendi çocuğu Londra’da okuyup noel kutlamışken, vatandaşın çocuğu neden camiye gönderilecek? İsteyen camiye gönderir zaten ama bunu devlet eliyle yapamazsınız. Din ve devlet işleri ayrıdır. Aileler neden sessiz? Kadınlar neden sessiz? Erkekler neden sessiz?
Kimse kimsenin çocuğunu rızası olmadan bir yere götüremez!
Yalova'da IŞİD terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda üç polisimiz şehit düşerken, 8 polis ile 1 bekçimiz de yaralandı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, çatışmada ölü ele geçirilen 6 teröristin "Türk vatandaşı" olduğunu açıkladı.
Suriye’de PKK’nın kolu SDG/YPG silah bırakmıyor, dağılmıyor. Oysa Terörsüz “Türkiye” süreci SDG’nin dağıtılması varsayımına dayandırılmıştı. Ama PKK silah bırakmadı, dağılmadı.
-Varsayım çöktü, bu şekilde süreç ilerler mi? Amaç, PKK’nın silah bırakması ise ve süreç buna dayandırıldıysa, “süreç” kalmamıştır.
ABD, IŞİD terörü bahanesiyle, Suriye’ye de girdi ve sonunda rejimi yıktı. El Kaide, IŞİD, El Nusra HTŞ ve SDG dedikleri PKK, aynı fabrikanın ürünüdür ve hepsi ABD patentlidir. Asıl hedef, bölgenin enerji kaynaklarına ve Fırat-Dicle havzasına el koymaktır.
https://t.co/v63QycmYhr
Bunlara ilaveten..
SÜRECE UYMAYAN KOMUTAN, VALİ VE KAYMAKAMLAR DEĞİŞTİRİLMELİ
· Çatışma döneminde atanmış olan vali, kaymakam, emniyet müdürü, jandarma komutanı gibi kamu yöneticileri ile güvenlik bürokrasisi personeli, barış sürecinin gereklerine uygun olarak gözden geçirilmeli; barış iklimine aykırı tutum ve uygulamalara son verilmelidir.
MAHKUM TERÖRİSTLER ÜZERİNDE BASKILAR KALDIRILMALI
· Aynı şekilde, özellikle siyasi mahpusların tutulduğu cezaevlerinde görev yapan cezaevi müdürleri de denetlenmeli; keyfi uygulamalar ve mahpuslar üzerindeki baskılar ortadan kaldırılmalıdır.
ÖZEL HAREKAT VE OPERASYON BİRLİKLERİ GERİ ÇEKİLMELİ
· Kendini fesheden PKK’ye mensup grupların geri çekilmesi ve çatışmasızlık ortamının kalıcılaşmasıyla birlikte, bölgeye çatışmalı dönem için sevk edilen özel harekât birlikleri, operasyon timleri ve batıdan gönderilen askeri birliklerin geri çekilmesi sağlanmalı.
KARAKOLLAR KALDIRILMALI
· Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı bölge kentlerinde yol kontrolü ve kimlik sorgulaması amacıyla kurulan karakol ve kontrol noktaları kaldırılmalı.
Bilginize..
Ajanslar..
DEM’in taleplerini içeren raporu tam sayfa duyurmuş..
Bu raporu okudum, dikkat çekici yerleri alıntılayıp üzerine büyük harfle ne anladığımı yazdım.
(-) işareti başlayan her cümle bu rapordan bire bir alıntıdır.
ANAYASA'NIN BAŞLANGIÇ HÜKMÜ DEĞİŞTİRİLSİN
“Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda” diye başlayan..
-Anayasa’nın başlangıç bölümü, barış odaklı bir dille yeniden yazılmalıdır.
ANAYASA’NIN DEĞİŞMEZ HÜKÜMLERİ DEĞİŞTİRİLSİN
- Süreci taçlandıracak anayasal değişiklikler yapılmalıdır.
- Türkiye’nin çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı ve çok kimlikli toplumsal gerçekliği tanıyan yeni bir anayasal düzene ihtiyacı vardır.
TÜRK ULUS DEVLET KİMLİĞİ, TÜRKÇE EĞİTİM DEĞİŞSİN, YEREL YÖNETİMLERE ÖZERKLİK
- Anayasa’nın 42.(anadilindeeğitim), 66. (vatandaşlıktanımı) ve 127. (idari vesayet) maddeleri üzerinde düzenlemelere gidilmelidir.
- Yerel yönetimlerin mali ve idari özerkliği güçlendirilmelidir
TÜM DİLLERDE EĞİTİM, MEDRESELERE RESMİ STATÜ
- Kürtçe başta olmak üzere Türkiye’de konuşulan tüm dillerde anadili temelli ve çok dilli eğitim modelleri yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
- Kürtçe hutbelere izin verilmeli, medreselere resmî statü tanınmalıdır.
ÜNİVERSİTELER BARZANİ İLE AKADEMİK İŞ BİRLİĞİ YAPSIN
- İstanbul ve Diyarbakır başta olmak üzere uygun olan illerde Kürtçe dilinde eğitim veren üniversiteler açılmalıdır.
- Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki üniversiteler ile Türkiye’deki Kürtçe enstitüleri olan üniversiteler arasında akademik iş birliklerinin geliştirilmelidir.
ZORUNLU ASKERLİK KALDIRILSIN
- Zorunlu askerlik yasası kaldırılmalı; vicdani ret hakkı yasal bir statüye kavuşturulmalıdır.
TERÖRİSTBAŞI TAHLİYE EDİLSİN, TMK KALDIRILSIN
- Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı, Umut Hakkı ilkesi uygulanmalıdır.
- Terörle Mücadele Yasası (TMK) kaldırılmalıdır.
KORUCULUK KALDIRILSIN, SİLAHLARI TOPLANSIN
- Koruculuk sistemi lağvedilmelidir ve korucuların ellerindeki silahlar toplanmalıdır.
MAHMUR PKK KAMPI TÜRKİYE’YE GELSİN
- Mahmur halkının geri dönüş hakkı güvence altına alınmalıdır.
BÜTÜN TERÖRİSTLERE ÖZGÜRLÜK, SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK HİZMETİ, KAMUDA GÖREV VE YASAL TEMİNAT
- Bu Yasa(Barış), çatışma sürecinin tarafı hâline getirilmiş tüm kesimleri kapsamalı; “suç işleyen-işlemeyen” gibi öznel ve ayrıştırıcı kategorilere dayanarak yeni dışlama alanları yaratmamalıdır.
Silah bırakan örgüt mensuplarının kamusal alana entegrasyonu amacıyla;
- Talepleri hâlinde sağlık hizmetlerinden yararlanmaları,
- İstihdama katılımlarının sağlanması,
- sosyal güvenlik haklarının teminat altına alınması,
- seyahat ve ifade özgürlükleri üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması,
- kimliklerinin kamusal alanda ifşa edilmemesi ve toplum içinde hedef hâline getirilmemeleri gibi hususlarda gerekli tüm koruyucu tedbirler alınmalıdır.
- Bu tedbirlerin, yasal düzenlemelere uygun biçimde çıkarılacak kararlar ve düzenleyici işlemler yoluyla etkin biçimde hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
SÜRECE KATKIDA BULUNAN MEDYA-SİYASET-SİVİL TOPLUM- DİPLOMAT.. YASAL TEMİNAT
- Yasanın kapsamı, barış sürecinde rol alan medya, sivil toplum, siyaset ve diplomasi aktörlerinin de yasal güvence altına alınmasını içermelidir.
- Bu bağlamda, barış sürecine katkı sunan tüm kişi ve kurumların faaliyetleri, sonradan cezalandırma konusu yapılamayacak şekilde korunmalıdır.
TERÖR SUÇLARINDAN CEZALI KAMU PERSONELİ TÜM HAKLARIYLA GERİ İADE
- Hedeflenen tarihsel sonuca ulaşılabilmesi için örgüt yöneticiliği, örgüt üyeliği, örgüt propagandası gibi ceza hukuku başlıkları yeniden ele alınmalı;
- İdare hukuku bağlamında “örgüte irtibat ve/veya iltisak” gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılanların durumları da bu çerçevede düzenlenmelidir.
- Kendini fesheden örgütle irtibat ve/veya iltisak iddiası nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılanların, kalıcı barış ve demokratik entegrasyon hedefi doğrultusunda, gerekli yasal koşullar sağlanarak tüm haklarıyla birlikte görevlerine iadesinin önü açılmalıdır.
Durum bu, bilginiz olsun.
Cemaat vakıflarına vergi muafiyetiyle din işleri cemaatlere bırakılıyor. Böylece laik cumhuriyetin adım adım ortadan kaldırılmasına yol veriliyor. Buna karşı ana muhalefet tamamen millileşmeden, bağımsızlaşmadan çözüm de olmaz. Önce bu gerçek anlaşılmalı.
https://t.co/nn6vzI9o5C
Başka ne diyor?
“Bölgeye çatışmalı dönem için sevk edilen özel harekât birlikleri, operasyon timleri ve batıdan gönderilen askeri birliklerin geri çekilmesi sağlanmalı...”
Dikkat edin!
“Batıdan gönderilen” ifadesi, özellikle kullanılmış.
Yani, “biz Kürdistan”ız ve “ayrı bir bölgeyiz”, “güçlerinizi çekin” diyorlar.
Yakında, Türk ordusuna “işgalci” diyeceklerinden hiç kuşkunuz olmasın.
Devlet Bahçeli'nin açıklaması:
''…İfade ve düşünce hürriyetinin meşru sınırları dahilinde, yürürlükteki yasa ve anayasa hükümleri kapsamında herkesin, her siyasi partinin toplanma, gösteri ve açık hava toplantısı yapmaya hakkı vardır.”
***
Bahçeli'den 'Öcalan mitingi' açıklaması: 'Hiçbir mahsuru yoktur' https://t.co/9HfcYMwg2t @cumhuriyetcomtr aracılığıyla
AKP’nin raporunda “suça karışmamış örgüt mensuplarına iş bulma, bakanlıkların özel yönetmelikler hazırlaması” gibi öneriler yer alıyormuş.
• PKK’ya katılmış olmak başlı başına suç değil mi?
• Bu nasıl bir mantıktır? “İşe girmenin yolu örgüte katılmaktan geçiyor” algısını kim, nasıl açıklayacak?
• Milyonlarca genç işsizken, örgütle bağı olanlara özel istihdam kapısı açmak kamu vicdanıyla alay etmek değil midir?
• Devlet, terörü bitirmek isterken yanlış politikalarla teröre dolaylı teşvik üretir hâle mi getiriliyor?
Devletin görevi, örgüte katılanı ödüllendirmek değil; toplumu korumaktır.
#TerörleMücadele #PKK #SiyasiSorumluluk #Adalet #TürkiyeGerçekleri #MilliGüvenlik
Medya ve siyaset kurumları, Barzani-Bahçeli tartışması ve Abdullah Öcalan’ın ne dediği ile meşgul... Siyasi irade ve Bakanlık izin vermese, bu rezalet yaşanır mıydı? Öte yandan Tom Barrack’ın 1919’a, ulus devlete ve KKTC’ye saldırısına cevap veren yok!
https://t.co/QXpTjCdtNo
📍Bu arada, Barzani’nin temsilcisinin yaptığı açıklamada;
✍️“All arrangements and security measures for President Barzani’s visit were conducted in accordance with a protocol agreed between the relevant institutions in the region and the Republic of Türkiye” deniyor.
👉Yani;
✍️“Ziyaretteki güvenlik önlemleri Türkiye ile imzaladığımız protokole uygun, her şey önceden biliniyordu ve imza altına alınmıştı” deniyor!
👉Açıklamalar geldikçe rezaletin boyutu da derinleşiyor.
👉Bahse konu “protokol” her ne ise kamuoyuna açıklanmalı!