Taylan’ımızı
dostumuz, yoldaşımız
Taylan Kulaçoğlu’nu ne yazık ki kaybettik.
Erken gidişlerin ardından tek tek eksilmenin acısını yaşıyoruz.
#TaylanKulaçoğlu
Biz uzaktan geldik,aidiyetsizdik, her iki yerde yabancılaşma yaşadık, zaten yabancıydık bu puştluğa ama ısrarlıydık insanlıkta,vazgeçmedik ve köklerimizi bulamadan göçüp gittik.Ce n'est qu'un au revoir!Hoşçakal güzel kardeşim, hoşçakal camarade,hoşçakal cousin!
#TaylanKulaçoğlu
Bakırköy 2. İnfaz Hâkimliği’nin onursal başkanımız Av. Selçuk Kozağaçlı’yı 24 saat geçmeden yeniden hapseden keyfi kararını kabul etmiyoruz!
Karara itirazlarımızı hep birlikte tekrarlamak için tüm üye ve meslektaşlarımızı yarın saat 12.30’da Bakırköy Adliyesi önüne bekliyoruz.
Onursal başkanımız Av. Selçuk Kozağaçlı tahliyenin üzerinden 24 saat geçmeden tutuklandı. Dün “bize böyle davranmalarını kabul etmeyelim” demişti.
Bize hukukla eziyet etmelerini kabul etmeyen herkesi yarın saat 10.00'da Çağlayan Adliyesine çağırıyoruz.
#SelçukKozağaçlıyaÖzgürlük
Hafta sonu görüş yapılmıyor. 7 Nisan Pazartesi 11:00’de yine Silivri’de dayanışma masamızda, çocuklarımızın yanındayız. Bu akşam 21:00’de tüm anne babaları, herkesi #çocuklarımıziçinözgürlük etiketinde buluşmaya, çocuklarımızın sesine ses olmaya çağırıyoruz.
Boykot uygulayan iradenize selam ederek bir duyuruyla geldim.
Artık ekip olarak YouTube’dayız.
Tam şuradayız ve yarın (Perşembe) 20’de yayındayız 👇🏻
https://t.co/rCrOSRXgKa
Özgür yolculuğumuza omuz verin ✊
@timursoykan@muratagirel@baristerkoglu@barispehlivan
Bu çocuğun adı Berkay Gezgin.
“Her şey çok güzel olacak” diyerek herkese umut aşılayan bir genç.
5 gün önce Berkay’ı tutukladılar!
Gençlikten, umuttan bu kadar korkuyorlar.
Susturmak için bedel ödetiyorlar.
Adını da yüzünü de unutturmayız!
#BerkayGezgin
#BerkayGezginiSerbestBırakın
Protestocu Pikachu dünya genelinde viral oldu.
Yabancı haber ajanslarının en çok tıklanan haberleri arasına girdi. Sosyal medyada milyonlarca etkileşim aldı.
Bazen çok değer verdiğiniz insanlarla ilgili kötü şeyler duyduğunuzda toptan reddeden bir konum alabiliyorsunuz. Bu nedenle Muazzez İlmiye Çığ ve HZİ Vakfı meselesini tek tek yazmaya ve neden kendisini asla sevmediğimizi anlatmaya çalışacağım:
- 1971'de bir vakıf kuruluyor. Adı HZİ Vakfı. Kurucuları arasında bugün ölen Muazzez İlmiye Çığ ve kardeşi Turan İtil var. Turan İtil bu vakıf için kritik önemde bir kişi. Almanya ve sonrasında ABD'de nöropsikiyatri üzerine akademik faaliyetlerde bulunuyor. LSD deneyleri, zihin kontrol deneyleri derken ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin yanı sıra toplumun tepkisi nedeniyle Türkiye'ye geliyor. Neyse bu vakıf 1974'ten itibaren yaptığı çalışmalarla bilimsel çevrelerde adını duyuruyor. ABD'de insan sağlığına olumsuz etkileri saptandığı için deneyleri yasaklanan bazı ilaçları Türkiye'de insan denekler üzerinde kullanıyorlar. Çünkü Türkiye'de yaşayan insanların canı ABD'dekiler kadar değerli değil.
- Vakıf, çalışanların sosyal bağlantıları aracılığıyla para karşılığında lise ve üniversite çağlarındaki gençleri deneylere ikna ediyordu. Ayrıca ordudaki generallere düzenli olarak sunum yapıp siyasi mahkumlar üzerinde deney yapmanın yollarını arıyorlardı. Özellikle darbe sonrasında hapisteki devrimcileri ve bazı ülkücüleri bu "deneylerde" kullanıyorlar. Kimi yerlerde mahkumlara söz geçiremiyorlar ama kimi yerlerde askerlerin yardımıyla zorla imzalattıkları beyan formu ile deneyler yapıyorlar. Deneyler çoğunlukla HZİ Vakfı'nın Gayrettepe'deki ofisinde yapılıyor. Ayrıca 1983 yılında Ayhan Songar'ın bazı deneyleri Cerrahpaşa'da yaptığı da söyleniyor.
- Darbeden 4-5 yıl sonra artık HZİ vakfına duyulan şüphe artıyor. Nokta Dergisi 1985 yılında vakıf tarafından denek olarak kullanılan 2 gençle röportaj yapıyor. Gençler 8 hafta boyunca farklı dozlarda bir ilaç verildiğini söylüyor. Nokta Dergisi'ne konuşan gençler 3 bin lira gibi bir para aldıklarını söylemişler. Gençleri vakfa getiren arkadaşları ise şu ilginç bilgiyi veriyor: "Benden sağlıklı ve asabi genç getirmemi istediler."
- Gencin aktarımı ilginç çünkü deneylerin sürdürücüsü olan Turan İtil ve Ayhan Songar komünizmin ve faşizmin bir tür rahatsızlık olduğuna inanıyor. Bu iki "hoca" Türkiye'de bu çalışmalarına meşru bilimsel zemin hazırlamak için "Türkiye’de Teröristlerin Rehabilitasyonu Uluslararası Sempozyumu" tarzı etkinliklerde boy gösteriyor. Hatta Songarla birlikte çalışan Nevzat Tarhan, çalışmaların sonucuna dair Ayhan Songar'ın "Sağcılar geri zekalı, solcularsa anti-sosyal ve psikopat çıktı" dediğini söylüyor. (Bu arada Sedat Peker, Nevzat Tarhan'ın SADAT'a psikolojik harp konusunda danışmanlık yaptığını iddia etmişti. Tarhan'ın bu iddiayı yalanlamasının ardından Peker, Tarhan'ın SADAT hissedarı olduğunu gösteren bir belge paylaşmıştı.)
- Vakıf 12 Eylül sonrasında Mamak, Metris, Erzurum gibi cezaevlerinde bazı siyasi tutuklulara deney yapıyor. Kimi tutuklular cezaevinden alınıp İstanbul'daki merkeze getiriliyor. İstanbul'daki klinikte o dönem pek çok sağlık merkezinde olmayan ileri teknoloji ekipmanlar var. Vakıf merkezinin ABD'de olduğu da herkes tarafından biliniyor. Hal böyle olunca kamuoyu yavaş yavaş tepki göstermeye başlıyor. 1990'a gelindiğinde ise Dev-Sol Gayrettepe'deki vakıf merkezini bombalıyor. Örgüt, yaptığı açıklamada insana saygı duymayan ve kobay gibi kullanan CIA bağlantılı bir merkezi bastıklarını belirtiyor.
- Saldırıdan sonra Turan İtil, pılını pırtını toplayıp ABD'ye gidiyor ve ordu ile daha önce yaptığı çalışmalarına burada devam ediyor. Muazzez İlmiye Çığ ise Türkiye'de kalıp kendi alanındaki çalışmalara devam ediyor. Yönetim Kurulu Başkanı olduğu vakfın bu faaliyetleri nedeniyle yargılanmıyor. Bu faaliyetler kendisine sorulduğunda ise yasadışı bir şey yapmadıklarını her şeyin kurallara uygun olarak yapıldığını, insanların deneylere kendi istekleriyle katıldıklarını söylüyor. 1984'ten sonraki iddialar üzerine Sağlık Bakanlığı inceleme başlatıyor. HZİ Vakfı'nın faaliyetlerinde sakıncalar bulunuyor fakat bunu önleyecek yasalar olmadığı iddiasıyla konu kapatılıyor. 2011 yılında ise İtil aleyhine bir suç duyurusu yapılıyor. Yapan 12 Eylül'de idamla yargılanan Ülkücü Recep Küçükizsiz. Bu davadan da sonuç çıkmıyor.
Sonuç: Şimdi büyük sümerolog dersiniz aydın dersiniz vs. sıfatı ne olursa olsun kurduğu vakıf aracılığıyla 2700'ü mahkum 5 bin insan üzerinde insan sağlığını riske atan deneylerin yapılmasına ön ayak olmuş bir insan var. Deneylerin asıl sürdürücüsü kardeşi Turan İtil fakat Muazzez İlmiye Çığ, bu deneyler yapılırken vakfın başkanı ve bu durumdan rahatsız değil. Sonrasında da deneylerin kurallara uygun yapıldığını iddia ediyor. Yani sevgili dostlar sizin birtaneniz bir işkence merkezinin kurucusu. Neresinden tutup seviyorsunuz bilmiyorum fakat ben burasından tutup kendisini tarih önünde mahkum ediyorum. Çünkü kendisini hukuken mahkum edebilecek bir yargımız yoktu.
Tweet genelinde geçtiğini söylediğim belgeler, röportajlar, aktarımlar ve iddiaların kaynakları:
https://t.co/52fChguFuR
https://t.co/OTgthAJC4X
https://t.co/ySlF36xtgi
https://t.co/qacKgGC5OS
https://t.co/9TYrzqX6Vm
https://t.co/rQ287CiubN
https://t.co/WpZqc5ZRCo