Onurlu Türk milleti iktidar ve muhalefet kanallarındaki yayınlardaki Atlantik yalakası söylemlere çıldıradursun
“gelen kıymetli misafirler” (işgalci güçler) ; Kurtuluş yıllarında olduğu gibi “hindiden tüy koparma” derdinde olmadık gazlar verirken, gazetecimsi yaratıklar hangi liderin en çok hangi yemeğimizi sevdiğinden dem vuruyor!
Ben söyleyeyim yemeyi istedikleri petrol ve gaz havzalarımız , içmek istedikleri fırat diclenin suyu, yüzmek istedikleri kara ve ak deniz!
"KORSAN HUTBE!"
BİZLER "AÇIKLARDAN" DEĞİL, AÇLARDAN SORUMLUYUZ
Aziz cemaat:
Kur'an bize apaçık söyler ki: açıkların kapanmalarından değil, açların doyurulmalarından sorumluyuz. "Açıklar" kendilerinden, açlardan ise biz sorumluyuz. Zira İslam'da zorlamanın her türü yasaklanmıştır. Ancak Müslümanlar bütün açlardan sorumlu tutulmuştur.
Açlarla ilgili sorumluluğumuzdan yırtmak için "açıklarla" uğraşanlardan olmayalım. Büyük ahlaksızlıkları ört-bas etmek için 15-20 yaşındaki kızların giyim tarzıyla uğraşmayalım. Bize geldiklerinde onlara insanca, Müslümanca yardımcı olalım. Onlarda gördüğümüz hataları güzelce ve İslam'ın bize emrettiği gibi eleştirelim. Onlar üzerinden kimlik Müslümanlığı yapmak gibi, insanlara kendimizi ispat etmek gibi, Allah'a karşı şov yapmak gibi (haşa), ham softalık gibi, kabalık gibi, sığlık gibi, şeytanlık gibi tepkiler göstermeyelim.
Onların yarınlarını bilemeyeceğimiz gibi, kendi yarınlarımızı da bilemeyiz. Bu şekilde onları kazanamayacağımız gibi, Allah'ın rızasını da kazanamayız. Bunları din adamları sizden gizlerler; ancak dinin adamları hatırlatırlar. Dine uyanları dinleyin ve dinin adamı olun. Din adamlarını dinlemeyin ve din adamı olmayın! Çünkü dinin adamı olmak dine uymayı, din adamı olmak ise din uydurmayı gerektirir. Dine uyun ve "açıklardan" değil, açlardan sorumlu olduğunuzu unutmayın!
Holiganlık, zorbalık, kabalık, softalık, hadsizlik, densizlik, münafıklık, ikiyüzlülük, aşırılık İslam dininde yasaklanmıştır. Bu yasaklara uyalım ve haddimizi bilip insan olalım, Müslüman olalım.
Güzelce tebliğ ederek gönül kazanma gücümüz, birikimimiz, yüreğimiz, erdemimiz olmayınca zorbalık yapmak, kabalık yapmak, azgınlık yapmak, bir yerlere kendimizi ispatlama çabası kaçınılmaz oluyor!
Büyük haksızlıklara, hukuksuzluklara, yolsuzluklara, sahtekarlıklara; yani ahlaksızlıklara, ortalığı kokutan fahşaya ses çıkaramayınca, çoluk çocuğun "açıklığına" kafayı takmak, onlara "fahişe" muamelesi yapmak, "teşhirci" yaftası vurmak "dinin birincil gereği" sayılıyor.
Değerli müminler ve mümineler:
Şunu hiç unutmayın ki; hiç bir Müslüman, "açıklardan" sorumlu değildir. Ancak her Müslüman, açlardan sorumludur. Açları doyurmaya bakın, iyi insan olun. Hayırlı insan olun. Merhameti kuşanın. Korkutmayın, müjdeleyin. Varlığınız varlığa hayır olsun ki beğenmediğiniz gençler sizleri örnek alsın ve onlar da sizin gibi hayırlı birer kul olmaya karar versinler.
Lütfen, sakın ola, n'olur; onlar sizden hakları olan bir hizmeti almaya geldiklerinde onlara "teşhirci" demeyin! Sadece gösteriş yapmak uğruna, onlara üstünlük kurmak uğruna, bir yerlere yaranmak uğruna, İslam'ın tam karşısında konuçlanmış İslamcılık uğruna, şahsiyetin tam cephesine düşen kimlikçilik uğruna, adaletin tam zıddına düşen mezhepçilik uğruna, insanlığın tam tersine düşen ırkçılık hesabına gencecik insanları harcamayın. Harcayanlara alkış tutmayın.
Güzel insanlar:
Cumayı hayır etmek adına mutlaka bir yüreğe dokunun. Bir yetimi sevindirin. Bir annenin hüznünü dindirin. Bir babanın omuzundan yükünü alın. Yapın cuma günü bir güzellik, bir iyilik. Biz bugün öyle yapacağız. Elden geldiği, güç yettiği kadar... İmkan az; fakat Allah kerim.
Hayırlı cumalar!!
Ramazan Yaman
BU HİKAYE İSVİÇRE'NİN O MUAAZZAM KÖYLERİNDE YAŞANIYOR.
Köpek ve kedi dışkısıyla çevreye sporokist saçılması → meralar, su kaynakları, yem depoları hızla kontamine olur.
Çiftlik hayvanları (sığır, koyun, domuz, tavuk) kaçınılmaz olarak ara konak haline gelir.
Çiftlikte bir kez bulaş olduğunda, hayvanların kaslarında binlerce sarkosist gelişir.
2. Çiftlik Hayvanlarında Klinik ve Ekonomik Yıkım
Kronik enfeksiyon: kilo kaybı, iştahsızlık, anemi.
Üreme kayıpları: düşükler, ölü doğumlar, yavru ölümleri.
Etin değer kaybı: kaslarda görünür kistler → karkasların tüketiciye sunulamaması.
Süt veriminde düşüş.
Sonuç: Çiftçi için ciddi ekonomik çöküş.
3. İnsan Sağlığına Yayılım
Çiğ/az pişmiş et tüketimi → bağırsak formu (ishal, karın ağrısı).
Kirli su/yiyecek → kas formu (ateş, yaygın miyalji, bazen ölüm).
Toplumda yaygın endişe → et ve süt ürünlerine talebin azalması.
4. Zincirleme Etki: Hayvancılığın Çöküşü
Salgınlar → hayvan ölümleri ve toplu itlaflar.
Ekonomik kayıplar → küçük üreticinin iflası, kırsaldan göç.
Gıda güvenliği krizi → et ve süt arzında ciddi azalma.
Toplumda algı: “Et ve süt hastalık saçıyor” → tüketim alışkanlıklarında radikal değişiklik.
5. Teorik Sonuç
Eğer Sarcocystis bulaşları kontrol altına alınamaz ve yayılım köpek–kedi–çiftlik hayvanı döngüsüyle devam ederse:
Hayvancılık sektörü sürdürülemez hale gelebilir.
Yerini endüstriyel sentetik protein (laboratuvar eti, bitkisel bazlı süt/et alternatifleri) alabilir.
Bu da küresel gıda endüstrisinin hayvancılığı tasfiye etmesi için “biyolojik gerekçe” olarak kullanılabilir.
Sevr’in 105. Yılında…
***
‘Durum’
NUTUK’ta Mustafa Kemâl Atatürk ülkenin 1919’daki genel durumunu anlatırken şu noktaların altını çizer:
‘I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş zedelenmiş şartları çok ağır bir ateşkes anlaşması imzalamış bir devlet.’
‘Millet yorgun ve çok fakir.’
‘Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa ‘nın başkanlığındaki hükûmet âciz haysiyetsiz ve korkak…’
‘Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…’
‘İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul’ da. Adana iIi Fransızlar; Urfa Maraş Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş.Antalya ve Konya’da İtalyan askerî birlikleri Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor.Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette…
İtilâf Devletleri’nin uygun bulması ile Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor…’
‘Memleketin her tarafında Hristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar….’
‘İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavri Mira Hey’eti illerde çeteler kurmak ve idare etmek gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul.‘Ermeni Patriği Zazen Efendi de Mavri Mira Hey’eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve İstanbul’daki merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti hiç bir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor.’
‘Çare..’
Mustafa Kemâl Paşa devam ediyor…
Lütfen yorum ve tekrar gonderi
Türk milleti
Kamuoyuna ve Yetkililere Açık Çağrıdır
Bir toplumun sağduyusu, ancak hakikatin sesine kulak verilerek korunabilir.
Ve bazen susmak da bir tür iştirake dönüşebilir.
Sayın @TC_icisleri, @saglikbakanligi, @iletisim ve @tcbestepe
ABD Sağlık Bakanlığı’nın mRNA aşı teknolojisine dair milyarlarca dolarlık projeleri durdurduğu bilgisi kamuoyuna yansımışken, ülkemizde bu teknolojiyi büyük bir kesinlikle, eleştiriye kapalılıkla savunan kişi ve kuruluşların maddi bağları, akademik liyakatleri ve etik sorumlulukları da kamu adına sorgulanmalıdır.
Aşağıda kamuoyunda etkili olan, ancak karşıt görüşlere kapalı, bilimsel sorgulama yerine medya tahakkümüne dayalı bir tutum takındığı görülen kişi ve kurumlardan bazıları yer almaktadır:
@DrRecepOzturk@esenol@mehmetceyhan23
@oergonul1
@serapsimsekyvz@bengibaser@klimik_dernegi@ttborgtr@EKMUD@dralpersener
Bu isimleri yargılamak değil, sorgulamanın eşitlik ilkesine tabi tutmak istiyoruz.
Çünkü bilim, itiraz hakkının olduğu yerde gelişir.
Sayın milletvekilleri ve yürütme erkini temsil eden yetkililer,
Bu konu sadece geçmişin değil, geleceğimizin de meselesidir.
Toplumu temsil eden sizlerin, bu konuda şeffaflık ve denetim sorumluluğunuzu hatırlamanızı diliyoruz.
Bizler bilim insanları olarak, bir teknolojinin yasaklanması ya da yüceltilmesini değil; onun bağımsızca sorgulanabilir olmasını savunuyoruz.
Bugün ABD’de yaşanan gelişmeler, 4 yıldır bizlere yöneltilen ithamları değil, sorularımızın meşruluğunu teyit etmektedir.
Şimdi yapılması gereken, kamusal zarar oluşup oluşmadığını incelemek, yetki suistimali veya çıkar çatışması varsa açıklığa kavuşturmaktır.
Bu çağrı, bir linç çağrısı değil; adil ve bağımsız denetimin sesi olma arzusudur.
Bu mesajın hedefi kimseyi yargısız infaz etmek değil, toplumsal belleği diri tutmak ve kamu çıkarını koruyacak adil mekanizmaları harekete geçirmektir.
Derin ihanet, topluma sirayet etti!
Her yerde, her tarafta!
Dişi deveye, dişi olduğunu bilerek erkek diyen çok fazla sayıda insan var!
Sanırım çok ama çok daha kötü günleri yaşamadan, çıkış imkansız görünüyor!
Ülkede, bırakın şu çürüdü, bu çürüdü demeyi, GERÇEK ÇÜRÜDÜ GERÇEK!+
Bahçeli'nin tetikleyip sürüklediği bebekkatili/pkk açılımına ve ardından gelecek federatif milliyetsiz anayasaya destek veren, sessiz kalan, tevil eden hiç kimseyle türdeş değiliz...Hukukumuz da yoktur.
#Açılımınızıbaltalayacağız
Tarikat müritleri, zikirde huşu içinde
Uçan evliyaya,astral seyahat eden şeyhe,yüzüne bakınca günahların döküldüğüne inanılan bir cübbenin köşesine secde ediyor.
Aman efendim, bizde yok öyle sınıflar.
Bizde sadece efendi hazretleri var. Dünyadan el etek çektiği” için 14 tane şirketin başında olanlar var. Riyazetle zayıfladığı için çiftliğin yarısını mideye indirenler var. Allah yolunda dedikleri, Cennet mahallesi tapulu arsalar bir gece vakti himmetle üstüne geçiyor bağışlarla, ama kayıtlar yok, makbuz yok, sevap çok!
Yardım kutusuna ne attıysan, sana ahirette köşk olur evladım! Ama o kutunun ucu Katar’a, Malezya’ya, yurt dışı hesaplara bağlanmış. Evladım demişken Kur’an kursu öğrencilerine etli yemek yok ,çünkü israf. Ama şeyh hazretlerinin torununa zırhlı SUV var, çünkü emniyet. Cemaatten alınan aidat ile kurulan holdingler, vakıflar, dernekler. Her biri yeni bir “altın ve gümüş yığma” operasyonu.
Kur’an’ın lanetlediği ne varsa, onlar tefsir edip kendilerine helal kılıyor.
Ve sen onları eleştirdiğinde
Fitne çıkarma.
İslâm’a zarar veriyorsun.
Bize iftira atma.
Bu düzeni besleyenlerde siyasetçilerdir.
21 Temmuz 1922 tarihinde Ermeni teröristlerce düzenlenen suikast sonucu şehit edilen İttihat ve Terakki liderlerinden Cemal Paşa’yı vefat yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Normalde şu yaptığımı odaların,derneklerin ve üniversitelerin yapması yazması gerekiyor değil mi?
Onlar ki toprakta karınca, suda balık,
havada kuş kadar çokturlar;
Korkak, ürkek ve emir kuludurlar.
.......
......
Çok sözler edildi onlara dair ve onlar için:
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur denildi.
Sınav Soruları
Ayarsızlık ve izansızlık yalnızca bireysel karakter zaafı değildir; aynı zamanda bir toplumun adalet terazisinin, liyakat mefhumunun ve ortak vicdanının kırılma anlarını da işaret eder. Bugün, milyonlarca evladımızın yıllar süren emeğiyle hazırlandığı, ailelerin alın teriyle destek verdiği, kimi zaman uykusuz gecelerle, kimi zaman yoksullukla harmanlanan bir sürecin ardından girilen bir sınavda; soruların çalındığına dair bir şüphe dahi toplumsal düzenin iliklerine sirayet eden bir güvensizlik tohumudur.
Türkiye’de en başarılı öğrencilerin dahi milyonlarca lira ödeyerek okuyabildiği, toplamda birkaç yerli ve özgün eğitim kurumunun bulunduğu, bu okullardan mezun olan gençlerin yalnızca yüzde onunun ülke içindeki üniversitelere yöneldiği; kalan çoğunun ise bu toprakları terk etmeyi tercih ettiği bir düzende, böylesi bir skandalın sıradanlaştırılması, “yaygara” kisvesiyle itibarsızlaştırılmaya çalışılması yalnızca bir ahlâk sorunu değil, aynı zamanda bir akıl ve iman sorunudur.
Bu milletin hafızasında yer etmiş, geçmişte hukuken de tescillenmiş benzer bir "soru hırsızlığı" vakasının izleri hâlâ tazeyken; bugün de benzer bir hadise yaşanıyorsa, mesele artık bireysel ihmallerle açıklanamayacak kadar derindir.
Soruşturmanın ciddiyetle yürütülmesi gerekirken; olayı siyasî şova çeviren muhalefet milletvekillerine mi yanalım (örneğin Turhan Çömez gibi), yoksa konuyu bir komisyon eliyle şeffaf biçimde açıklığa kavuşturmak yerine siyasî polemiklere başvurarak sorumluluk alanını inkâr eden, üst perdeden ama altı boş açıklamalar yapan bakanlara mı?
Kur’an’da emanetin ehline verilmesi emredilir (Nisâ, 4/58). Emanet, yalnızca maddî varlıklar değil; bilgi, sınav, adalet ve devlet işlerinin de doğru ellere teslim edilmesini kapsar. Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Emanet zayi edildiğinde kıyameti bekle” buyururken, aslında bugün yaşanan gibi olayları tarif ediyordu.
Efendiler, siz ayarsız ve izansızsınız.
Bu milletin evlatlarına umut değil yük oldunuz. Toplumsal güveni aşındırıyor, liyakati ayaklar altına alıyorsunuz. Bunu Allah’ın şahitliğinde, milletin vicdanı önünde yüksek sesle kınıyorum. Siz bu memlekete hayır getiremezsiniz. Çünkü ahlâkınız yoksa adaletiniz de olmaz.
Bazı cemaat ve tarikatlara mensup kimi şahısların, “hak ve şeriat mücadelesi” adına tevile başvurarak, çocukları daha hayatlarının baharında sınav sorusu çalmak gibi en adi hırsızlık türüne sevk etmeleri; ne dini bir duruşla ne de ahlaki bir gerekçeyle açıklanabilir. Bu, olsa olsa İslam’ın ruhunu tahrif etmeyi hedefleyen istihbarat destekli operasyonların, içimize sızmış ajan yapılar eliyle yürüttüğü bir ahlak aşındırma projesidir. Zira Allah’ın emriyle sabit olan “emaneti ehline vermek” ilkesi (Nisâ, 4/58), böyle bir sapmayı asla meşru kılmaz. Bu durum, dış etkilerin içerideki mankurtlar vasıtasıyla inanç üzerinden nesil çürütme planıdır ve İslam adına değil, İslam’a rağmen yürütülen bir bozgunculuktur.
Dr. Ferhat Arslan
Yemende esir tutulan Türk askerlerin kampını İngiliz generali teftiş ederken; Türkçe konuşarak İçinizde Maraşlı olan varmı? Demiş.
Beş kişi el kaldırmış bunu gören general yaverine “bunları benim odama getir” diye talimat vermiş.
Odasına getirilen Maraşlı Türk askerlerine tek tek Maraş’ın neresindensin? Diye sormuş
Biri demiş Afşin öteki demiş Albustan, diğeri Pazarcık derken biriside Maraş’ın içindenim demiş
Bunu duyan general merakla Maraş’ın hangi mahallesindesin? demiş oda “ Divanlı mahallesinden “ deyince; General sen divanlı mahallesinde kimin oğlusun”
Oda: Katırcı bekirin oğluyum demiş
General hayretini gizlemeyerek “ya demek sen katırcı bekirin oğlusun öylemi?”
Oda evet deyince
General Biliyormusun sen bana çok yemek getirmiştin demiş
Bizim esir asker dayanamayıp iyide sen kimsin ? deyince: Ben sizin mahalledeki caminin imamı “ Memmet efendiydim” demiş.
Kıssadan hisse
Demem odurki;
İran genel kurmay başkanı ile birlikte tüm kuvvet komutanlarını adrese teslim imha eden İsrail İran’a gönderdiği Memmet efendiler sayesinde bu işi yaptığını anlamamak için gerizekalı olmak yeterlidir
Son yıllarda ülkemizde “Memmet efendilerden” geçilmediğini anlamak içinde Türk olmak yeterli olsa gerek diye düşünüyorum?
Alıntı
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷