🔴 EMEP Genel Başkanı Aslan'ın sözleri, IŞİD için "bir grup öfkeli genç" diyen Davutoğlu'nu kızdırdı!
10 Ekim Gar Katliamı gerçekleştiği zaman Başbakan olan Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu; o dönemde katıldığı bir televizyon programında saldırıdan sonra partisinin (AKP) oylarında 'yükselme trendi olduğu' açıklamasını yapmış ve bu açıklama tepki çekmişti.
TTB Kongresinde EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan o açıklamaları hatırlatınca tansiyon yükseldi. EMEP Genel Başkanı ve Davutoğlu arasında kısa bir gerginlik yaşandı.
“İki kız babası olarak vicdani sorumluluğum ve çocuklarımı yetiştirme biçimim bir mücadeleyi gerektiriyor. Az önce bir öğretmen arkadaşımı yapacağımız basın açıklamasına çağırdım ve bulaşıkçılık yaptığı için gelemeyeceğini söyledi. Bu düzenin bu yüzden değişmesi gerekiyor.”
Yıllardır devrimcileri terörist vatan haini ilan edenler bu videoyu iyi izlesinler.
Devrimciler halkın çocuklarını koruyordu onların gidebileceği kötü yolları kapatıyodu şimdilerde ise dizlerini dövüyolar, bu umutsuzluk değil aksine daha iyi bi fırsattır
kurtuluş örgütlenmektir.
‘Fıkra’ ile açılan hastane arazisinin 57 yıllık rant öyküsü: Koç-kondu
Koç Holdingin İzmir Balçova’da açılışını yaptığı Amerikan Hastanesinin temelinde yarım asırlık bir rant ve sermaye birikim öyküsü var.
🔴 1969: Balçova’da hazineye ait arazi, gecekondulaşmayı önlemek için yurttaşlara satılmaya başlandı. Ancak toplanan bu paralar altyapı projeleri ve lüks otel inşaatlarına aktarıldı.
🔴1980: 12 Eylül darbesi ile arsa dağıtım süreci tamamen yarıda kaldı. İlerleyen dönemde Balçova Belediyesinin kapatılmasıyla binlerce yurttaş tapu haklarından mahrum bırakıldı.
🔴 1984: İzmir’in ANAP’lı Belediye Başkanı Burhan Özfatura, körfez sermayesi ile belediyenin ortak olduğu ARİZKO adında bir şirket kurdu; araziye otel ve kumarhane açıldı.
🔴 1999: Türkiye genelindeki tüm kumarhanelerin kapatılması, anlaşmazlıklar ve değişen belediye yönetimleri nedeniyle Grand Plaza Oteli eski cazibesini yitirdi. Tesis, atıl kaldı.
🔴 2001: Yıllardır boş duran otel binası, 18 milyon dolar karşılığında İzmir Ticaret Odasına satıldı. Bu devir işleminin ardından aynı bina üzerinde İzmir’in ilk özel üniversitesi kuruldu.
🔴 2017: İzmir Ekonomi Üniversitesi, tıp fakültesi kurma kararı alarak yeni bir yatırım sürecine girdi. Bu amaçla 19 milyon lira ödenerek 21 bin metrekarelik yeni bir arsa satın alındı.
🔴 2018: Alınan arsa üzerinde 30 bin metrekarelik kapalı alana sahip hastanenin kaba inşaatı tamamlandı. Değişen üniversite mütevelli heyeti inşaatı durdurdu, yapıyı çürümeye terk etti.
🔴 2020: YÖK, özel üniversitelerin tıp fakülteleri için en az 200 yataklı kendi hastanelerini açma zorunluluğu getirdi. Aynı yıl mahkeme, 1969 mağdurlarına gülünç ödemelere hükmetti.
🔴 2021: YÖK’ün kararı ile üniversite yönetimi harekete geçme kararı aldı. Fakat bu adım hastaneyi tamamlamak için değil, kaba inşaatı sermayeye satmak amacıyla atıldı.
🔴 2022: Düzenlenen şaibeli ihalede tek rakibi çekilen Rahmi Koç, inşaatı 260 milyon TL’ye satın aldı. İtirazlar sonucu fiyatı artırılan bu ihale, yargı sürecine rağmen hızla sonuçlandırıldı.
🔴 2023: Koç Holding, satın aldığı bu hastane projesi için genel seçim öncesinde devasa bir devlet teşviki aldı.
🔴 2026: Yarım asırda tapularını alamayan arsa mağdurlarının mücadelesi sürerken, rant zincirinin son halkası Amerikan Hastanesi adıyla kapılarını açtı.
Emirhan Durmaz (@emrhndrmz) yazdı
💬Çocuklar hâlâ Metin’in gazetesini satıyor
💬“Metin’e bir gün ‘Oğlum, gazeteden ayrılsan. Başına bir iş gelecek’ dedim. ‘Yok anne’ dedi. ‘Ben bu gazeteyi çok seviyorum. Evrensel’i çok seviyorum.’ Ben de bir daha bir şey demedim
📌Polisler tarafından dövülerek öldürülen gazetemiz muhabiri Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe anlatıyor
*TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ'A AÇIK ÇAĞRI*
Sn Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde “Can Atalay Olayı üzerine artık konuşmak istemediğini” açıkladı.
Gerçekten de artık üzerine yapılacak bir konuşma kalmamıştır.
Yapılması gereken TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un bir imzası ile Meclis listesine yazılmamdır.
TBMM Başkanlığına, Mart ve Nisan aylarında iki ayrı dilekçe ile başvurdum. İkisine de bir yanıt alamadım.
Soruyorum: Sn. Numan Kurtulmuş'un bağlılık yemini ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halen yürürlükte olduğunu hatırlaması için daha kaç mahkeme kararı yazılması gerekiyor?
AYM kararlarının uygulanmaması konusunda Danıştay, yakın tarihli bir kararında;
*'AYM kararlarının gereğini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olacağını'* vurgulamıştır.
Bir milletvekilinin Anayasa’nın hükümlerine ve AYM’nin kararlarına karşın hapiste tutulması TBMM için varoluş nedeniyle apaçık bir çelişkidir. TBMM, 106. Yılında yurttaşın oyuyla seçilmiş bir vekilin “fiilen” rehin tutulmasına göz yumamaz.
*Mart ve Nisan 2026’daki dilekçelerimde belirttiğim üzere TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’u bir kez daha görevini yapmaya davet ediyorum.*
Bir kez daha sesleniyorum:
Sn. Kurtulmuş; Anayasa ve AYM Kararları gereği, Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ı bir imza ile Meclis Kütüğüne kayıt işlemini gerçekleştirmeniz, bağlılık yemini ettiğiniz Anayasa uyarınca göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
🔴AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu'ndan 'üniversitelerde organize istismar ağı' iddiası
📌Kafkas Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Munzur Üniversitesinin ismini verdi.
📌İddiaya göre istismar ağının içerisinde polisler de var.
📌Yoksul ailelerin çocukları hedef alınıyor.
📌Öğrenciler "Örgütçüsünüz" denilerek tehdit ediliyor ve istismara maruz bırakılıyor.
💬"Biri bana derse ki 'Sen bunu ispatlar mısın', evet ispatlarım."
🔗https://t.co/hmF9GE7u1a
Parti heyeti olarak Sayın Özgür Özel ve beraberindeki heyetle Meclis’te son yaşanan gelişmeleri değerlendirdik.
Sarayın, “mutlak butlan” kılıfı giydirilmiş kayyım düzenine karşı; ekmek, barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yan yana olmaya devam edeceğiz.
Saray rejiminin mutlak butlan kararına, faşizmin inşasına karşı binlerce yurttaşla Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Parkı’ndayız!
Ancak yetmez.
On binlerce, yüz binlerce, milyonlarca emekçiyle yürümek durumundayız.
Bütün fabrikalar, okullar, hastaneler, iş yerleri, üniversiteler, emekçi mahalleleri...
Her yer saray rejimine karşı iş, ekmek ve özgürlük mücadelesinin direniş alanları olmalıdır. Genel eylem alanları olmalıdır.
İşte o zaman saray rejimini çökertebiliriz…Biz kazanabiliriz, biz kazanacağız.
Saray rejimine teslim olmayacağız.
Demokrasi, siyasal özgürlük,
seçme ve seçilme hakkı için, başta işçiler ve emekçiler olmak üzere tüm halkımızı; ülkenin dört bir yanında birleşmeye, direnmeye ve saray düzenine karşı ekmek barış özgürlük için mücadeleye çağırıyoruz.
FAŞİZMİN İNŞASINA GEÇİT VERMEYELİM!
MUTLAK BUTLAN KARARINA KARŞI DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, SEÇME VE SEÇİLME HAKKI İÇİN MÜCADELE EDELİM!
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi CHP yönetimi hakkında “mutlak butlan” kararı verdi. Bu karar; parti içi tartışma ya da hukuk meselesi değildir, saray rejiminin faşizmin inşası yolunda attığı yeni bir adım, zor yoluyla CHP yönetimini değiştirme hamlesidir.
Olağan bir seçimi kazanma ihtimalinin kalmadığını düşünen iktidar için bu karar; seçme-seçilme hakkından siyasi partiler yasasına en temel demokratik hakların topyekun tasfiye edilmesinin adımıdır.
Olası tepkilerin önüne geçmek için “mutlak butlan” kararının Kurban Bayramı’nı kapsayan tatil sürecinin hemen öncesine denk getirilmesi, dini bayramların bile iktidarın ayak oyunları için istismar edilmesi çaresizliğinin göstergesidir!
Bugün CHP’ye yönelik gerçekleştirilen bu siyasi müdahale; yarın grev hakkına, sendikal örgütlenmeye, işçi direnişlerine ve ekmek kavgasına yönelik saldırıların daha da büyütülmesinin habercisidir.
BU KARANLIĞI DAĞITALIM!
Bugün işçilerin grevleri “milli güvenlik” bahanesiyle yasaklanıyorsa, patronların kârı için işçilerin toplu sözleşme hakkı gasp ediliyorsa, her yıl binlerce işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyorsa nedeni açıktır; saray rejiminin sermaye düzenini ve iktidarını korumak adına baskıyı büyütmesi içindir. İktidarını sürdürebilmek için mevcut anayasa kararlarını bile dinlemeyen, kendi kanunlarını, yargı düzenini bile tanımayan bir rejimin başka yolu yoktur.
Çünkü halk desteği zayıflayan, meşruiyetini yitiren, çözülen ve yargı-devlet üzerindeki hakimiyeti dışında elinde bir şey kalmayan bir iktidar bu saldırılara bağımlıdır. Bu yüzden muhalefeti parçalamak, toplumu korkuyla teslim almak, yargıyı sopa gibi kullanmak ve faşist bir rejim inşa etmek istiyorlar.
Bu ülkenin işçileri susarsa; yarın yalnızca siyasi partiler değil, sendikalar da fiilen kapatılacak, grev hakkı tamamen ortadan kaldırılacak, fabrikalarda, OSB’lerde, depolarda, hastanelerde kölelik düzeni derinleşecek.
Bu düzeni değiştirecek olan; işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesidir!
Bu karanlığı dağıtacak olan; halkın birleşik mücadelesidir!
Saray rejiminin darbelerine, baskı politikalarına, faşist rejim inşasına karşı işyerlerinde, okullarda, mahallelerde ve her alanda birleşelim, örgütlenelim, mücadele edelim!
Emek Partisi Genel Merkezi