Henry Kissinger'ın anılarından:
Mao'nun çalışma odası!
Başkan Nixon'la Mao'yu ilk kez ziyaret etttiğimizde doğrudan Mao'nun çalışma odasına alındık.
Oldukça dağınık görünen, üç duvarı kitaplar ve el yazmalarıyla dolu kitaplığın kapladığı mütevazı büyüklükte bir odaydı.
Kitaplar masaları kaplamış, yerlere yığılmıştı. Bir köşede basit ve sade bir yatak duruyordu.
[Karşımızda] dünyanın en kalabalık [800 milyon] nüfuslu ulusunun en kudretli yöneticisi, yetkisi ve gücünü daha da ihtişamlı kılacak geleneksel simgelere ihtiyacı olmayan bir filozofkral [duruyordu].
1933 ÜNİVERSİTE REFORMU: Bilimsel Devrim
31 Temmuz 1933'te TBMM'de kabul edilen 2252 sayılı "İstanbul Dârülfünunu'nun İlgasına ve Maarif Vekâleti'nce Yeni Bir Üniversite Kurulmasına Dair Kanun" ile İstanbul Dârülfünunu kapatılmış, bir gün sonra, 1 Ağustos 1933 tarihinde İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.
İstanbul Üniversitesi’nin en önemli özellikleri "laik", "bilimsel", “milli” ve “devrimci” olmasıdır.
İstanbul Üniversitesinin kurulması dönemin basınında "İlim İrfan İnkilabi" olarak adlandırılmıştır. İstanbul Üniversitenin kurulması "Bilimsel Devrim" olarak değerlendirilmiştir.
Eski anlayışı temsil eden ve bilimsel devrime katkı sunamayacağı düşünülen İstanbul Darülfünunu hocaları yeni kurulan İstanbul Üniversitesi’nin dışında bırakılmıştır. İstanbul Darülfünundaki 151 hocadan yalnız 59’una İstanbul Üniversitesinde yer verilmiştir.
İstanbul Üniversitesi’nin öğretim üyeleri üç kaynaktan sağlanmıştır:
1) Kaldırılan Darülfünundaki bazı bilim insanlarından,
2) Avrupa’ya eğitim için gönderilmiş genç bilim insanlarından,
3) Dünyaca ünlü Alman, Macar, Avusturyalı bilim insanlarından.
Atatürk'ün Mirası LAİK CUMHURİYET
Türkiye'de laiklik sadece ulusal egemenliğin, demokrasinin, düşünce ve vicdan özgürlüğünün, kadın haklarının, toplumsal barışın ve çağdaş yaşamın değil aynı zamanda hukuk birliğinin, yargı bağımsızlığının ve bağımsız devletin de güvencesidir.
Tüm ayrıntılarıyla Atatürk'ün Mirası LAİK CUMHURİYET'te anlattım.
"Efendiler, milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar."
(M. Kemal (Atatürk)'ün Dumlupınar Anıtı temel atma töreni açış konuşmasından, 30 Ağustos 1924)
"Yeni Osmanlıcılık" ve Atatürk'süz bir tarih yazma çabası...
TÜGVA yaz okulları finalinde Osmanlı padişahları Fatih, Yavuz ve Abdülhamit öne çıkarılıyor. (Bu arada Yavuz diye konulan kişi Şah İsmal'e, 2. Abdülhamit diye konulan kişi de dizi de Abdülhamid'i canlandıran Bülent İnal'a benziyor.)
Bu arada daha önce AKP iktidarının sıkça kullandığı Menderes ve Özal'a da koreografide yer verilmemiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan doğrudan doğruya ve sadece bazı sultanlarla, padişahlarla özdeşleştirilmiş.
Koreografide Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu önderi Atatürk de yok. Şaşırdık mı? Asla!
TÜGVA ne yapıyor, Mustafa Kemal (Atatürk)'ün önderliğinde ve başkomutanlığında işgalden kurtarılan ve Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Atatürk'ü yok sayıp Osmanlıcılık oynamaya kalkıyor.
TÜGVA, eğer Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğindeki ve başkomutanlığındaki Kurtuluş Savaşı kaybedilseydi Osmanlı'nın işgal altındaki üç başkentinin; Bursa, Edirne ve İstanbul'un bile kaybedileceğini ve bugün İstanbul'da bir stadyumda Osmanlıcılık oynayamayacağını görmezden geliyor.
Gerçek şu ki,
Bana göre AKP iktidarı, Atatürk'ün kurduğu üniter laik Türkiye Cumhuriyeti'nin yerine "Yeni Türkiye" dediği (aslında Yeni Osmanlı) yeni bir rejim inşa etmeye çalışıyor.
2017 Başkanlık Referandumu ile siyasal sisteme sarayın dahil edilmesi boşuna değildi. Son olarak saraydaki protokole Yeniçeri Ocağının ve Mehterin eklenmesi de boşuna değil. TÜGVA'nın yaz okulları finalinde bazı Osmanlı padişahlarını öne çıkarması ve seçimle gelen Menderes ve Özal'a bile yer vermemesi de boşuna değil. Çünkü onlar da saltanatı değil Cumhuriyeti temsil ediyorlar. TÜGVA ise sadece Osmanlı ve saltanat vurgusu yapmak istiyor.
AKP iktidarı inşa etmeye çalıştığı "Yeni Türkiye" (Yeni Osmanlı) dediği bu yapıya, Osmanlı tarihini işine geldiği gibi yorumlayarak, hatta çarpıtarak yeni bir tarih yazmaya çalışıyor. Öyle ki Osmanlı devlet otoritesine karşı geldiği için II. Mahmut tarafından kaldırılan Yeniçeri Ocağını bile sırf Osmanlıyı çağrıştırdığı için sahipleniyor, protokole koyuyorlar. Bunu yaparken 1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasının "Vaka-i Hayriye" (Hayırlı Olay) diye adlandırıldığını görmezden geliyorlar.
TRT'nin yüksek bütçeli Payitaht Abdülhamit gibi Osmanlı dizileri, yandaş medyadaki Osmanlı romantizmi, iktidarın trollerinin ve trol siyasetçilerinin sabah aksam sosyal medyada Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı yapmaları, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "Neyden kurtuluyuruz?" diyerek müfredattan Kurtuluş Savaşı'nı ve Vahdettin'in İngilizlere sığınıp kaçtığını çıkarmaya kalkması hep bu yeni tarih yazma çabasının bazı göstergeleridir.
AKP iktidarı, "Yeni Türkiye" dediği yapıya yazdığı bu yeni tarihte Atatürk'ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'nın ve Cumhuriyet Devrimlerinin yerini yok denecek kadar azaltnak istiyor. İktidar, bu dönemleri ve başta Atatürk olmak üzere bu dönemlerin önde gelen isimlerini olabildiğince değersizleştiren bir anlayışla hareket ediyor. Buna karşın İskilipli Atıf, Mustafa Sabri, Şeyh Sait, Vahdettin gibi Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi karşıtlarını, vatan hainlerini "kahraman" ve "mazlum", "mağdur" diye aklamaya çalışan iktidar mensuplarını ve yandaşlarını çok iyi tanıyoruz.
AKP iktidarı yazmaya çalıştığı yeni tarihte Atatürk'e neredeyse hiç bir olumlu rol vermek istemiyor. Sadece siyaseten gerektiğinde Atatürk'ten yararlanmak gibi bir yaklaşımı benimsiyor.
Sonuç olarak AKP iktidarının kendini "Yeni Osmanlıcılık" sevdasına ve saltanata fazlasıyla kaptırdığı çok açık. Ancak Yeni Osmanlıcılık sevdası ve bu çerçevede Atatürk'süz yeni tarih yazma projesi başarısızlığa mahkûmdur.
@61alibilgin@MDRaporlar@verisaptama Türkiye Büyük Millet Meclisine diplamasız millet vekili ve başkanların araştırılması önergesine kim karşı geldi?
Taraflı bakma taraflı bakanlar kör olur.
Hukuk damda.
Tarafsız basın.
Diken Gazetesi.
@istahmet25@MDRaporlar@verisaptama Hırsızı görmek için ayna elinde olmalı.
Gülistan Doku dosyası sonuçlandığında yeni ufuklar açıklanır, gri ortamlar aydınlanır, gerçek hırsızlar meydana çıkar zamana ihtiyaç var.
Bağımsız yargının olduğu yerde ne iktidarda hırsız yaşar nede muhalefette.