@TurkNetDestek 1 ayda 3. kez mağdur etmenizden dolayı tebrik ediyorum. Her nasılsa bütün arızalar cuma gününe denk gelip, haftasonu boyunca hiç bir destek sağlamamanızdan dolayı da gerekli yerlere şikayet edeceğim.
📣 AKP sosyal medyayı sandığımızdan daha fazla manipüle ediyor | Flood
Akp'ye muhalif kitleler tarafından da yoğun şekilde takip edilen "sosyal medya haberciliği" yapan en çok takipçili sayfalar AKP'nin propaganda aracı, talimatla yönetiliyorlar.
Öncelikle belirtmeliyiz ki bu hesaplar görselde listelediğimiz 20 hesap ile sınırlı değil. Listemizde en fazla takipçili olanlar başta olmak üzere sınırlı bir derleme yaptık.
Listedeki hesapları haftalarca önceki paylaşımlarına bakarak inceledik. CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde halkın toplandığı ve dün öğle saatleri itibariyle polisin işkenceye varan müdahalesini nasıl paylaştıklarını turnusol olarak kabul ettik. En fazla takipçili beş hesabın yaklaşık son iki gündeki paylaşımlarını bu bakış açısıyla zincir şeklinde sunuyoruz.
Zincir başlıyor...
“Akıntıya karşı küreklere asılalım”
Akşam sayımı bekliyoruz, saat 20.00’ye yaklaşıyor. Alelacele hazırlayıp alelacele yediğimiz, Abdülhalit’in “Yav ne acelesiniz var, bir yere mi yetişeceksiniz, zaten buradayız, bir yere gidemiyoruz” deyip de sofrayı silip süpürdüğü bir akşamı daha geride bıraktık. Hapishanenin kilo alalım diye motor yağıyla(!) pişirdiği makarna ve pilavın ağırlığıyla sandalyeye gömülmüş haberleri izliyoruz. Koğuşta genelde akşam haberlerinde Show TV, Kanal D gibi ana akım kanallar izleniyor. Pilav ve makarnanın ağırlığıyla göz kapaklarım ağırlaşıyor, uyumamak için mücadele ediyorum. Hapishane işte burası, öfkeliyiz. Gerekirse pilavla bile kavga ederiz.
“Gençler artık ikinci el kıyafetlerle ilgileniyor. Hem fiyatı uygun hem de çeşidi” diye başladı haberi sunmaya spiker. Soluma döndüm Ortodoks Aslan’a baktım, sağıma döndüm Eser’le göz göze geldim. “Yapamadın be şöyle esaslı haberler gazeteci” dediler sırayla. Toso Dayı da yaklaştı, “Ya gazeteci kardeşim, millet garibanlıktan değil, çeşidi çok, fiyatı uygun diye ikinci el alıyormuş” diye fısıldadı. “Namussuz be bunlar dayı, haberi sunan da yapan da namussuz. Öyle ‘Biz de ekmek parası için yapıyoruz bu haberleri’ diye işin içinden çıkamazlar, namussuz bunlar” demeye başladım pilavın ağırlığını üzerimden atarak. Abdülhalit ise televizyona bakarak söyleniyordu. Kötü bir gündü, hapishanenin zulmünü yaşadığımız…
Gardiyanlar geldi, saydırdık yine kendimizi “1,2,3…. 40.” Neye saydırıyorsak, sanki saymayı bilmiyorlar, ama adli koğuş burası siyasi değil, saydırıyoruz işte.
Gececi Speedy tek gözü kapalı ayakta uyurken geldi yanıma göbeğini sallayarak, “Kanka gel satranç oynayalım” dedi. Üç hamlede mat oldum. “Kanka senin kafan başka yerde, sabahki olayı düşünüyorsun hâlâ değil mi?” dedi. Speedy’nin kolundaki silah dövmelerini inceleyerek “Evet, takarım kafaya böyle şeyleri” dedim. “Sen takmıyor musun oğlum sanki, seni ihbar eden muhbiri düşünmüyor musun her gün?” Speedy’nin küçük gözleri yerinden fırlayacak gibi oldu, “O muhbir onu bulacağımı biliyor, başına neler geleceğini de…”
Speedy’den beni sabah 6’da uyandırmasını rica ettim, “Bitirelim bugünü hiç sevmedim” deyip bölmeye çıktım. Hapishane burası, bir gün diğer günü tutmaz. Mahkumu düşürmek kolaydır ama halkımız için anında ayağa kalkmamız gerekiyor. Merak etmesinler, yumruklarımız her daim sıkılı, sözlerimiz hazır, elimizden dökülmek için çırpınıyor.
“Gazeteci” diye seslendi Ortodoks Aslan, “Kalk bir sigara içelim, uyuyamadım.” “İçelim be abi, seni mi kıracağım? Seni kıracağıma kafamı kırarım.” “Dur be oğlum kırma. Gerçi müstahak sana, sen kurtaracaksın ya memleketi” dedi muzip tavrı ve hep moral veren gülümsemesiyle.
Maltaya(ortak alan) indik, çakmağa fısıldayarak yaktık sigaralarımızı. Sessizlik saatindeyiz çünkü… İçimden konuşmaya başladım kendimle kavga ederek. “Memleketi kurtarmayacaksak, halkımız için çalışmayacaksak, ne halta yaşıyoruz? Memleket dediğin koca bir ülkeden ve makam koltuklarından ibaret değil ki. Bugün bir çocuğu kurtarırsın, o çocuk gün gelir memleketi kurtarır. Bugün bir öğretmenin öğrettiği tek bir harfte bile kurtuluşu bulabiliriz. Nereden biliyorsunuz millet için attığımız bir adımın, söylediğimiz bir sözün memleketi kurtarmayacağını? Bugün değilse de yarın…” Hapishane işte burası, insan daha çok düşünmeye başlıyor.
Ey bu satırları okuyan sen, memleketi, devleti ben kurtaracağım, sen kurtaracaksın. “Olmaz” deme, bir dene. Tutuş kavgaya, gör bak neler olur.
Bu sefer de böyle olsun. Akıntıya karşı küreklere asılalım…
Ömrüm boyunca "Şimdi sırası değil. Sakın söyleme. Kimsenin bilmesine izin verme. Sence kimsenin umrunda mı? Başka özelliklerinle kendini sevdir. Açığını kapat. Evlensen en güzeli. Helak olan kavmi hatırla. Gündemimiz sen değilsin. İlgiyi üzerine çekme. Efendi ol. Öne çıkma. Şov yapma" sözlerini işittim zaten...
Sizce burdan bana yazılan o akıllar şu saatten sonra beni ırgalar mı? Çocukluktan beri okulda, sokakta duyduğum 4 harfli küfrünüz beni üzer mi?
Haziran ayı boyunca yazıp çizeceğim bu konuda kusura bakmayın. Takip etmeseniz de timeline'ınıza düşüyorsam yapabileceğim bir şey yok.
Ha neden Haziran?
Dünyanın bir yerinde bir Haziran ayında işsiz, evsiz, güvencesiz bırakılmış, hor görülmüş lgbti'lere baskılar öyle bir geri teper ki bir daha o ülkede kimse onlarca yıl kimseye değil baskı yapmak akıl vermeye dahi kalkamaz. Bir Haziran ayında...Sonra Haziranlar, o başkaldırının saygıyla anıldığı, utanç değil onur duyulan aylar olur.
Nerede otoriter bir baba figürü, ülkeyi şahsınının malı sansa karşısına önce gökkuşaklarıyla lgbti'ler dikilir...
Haydi iyi geceler.
Rüyanızda 🌈 görün.
Altından geçmekten de korkmayın.
Değil mi ki 19 Mart'tan beri her eylemde her meydanda kampüste Lgbti'ler de direniyor ve gencecik lgbti gençler bedel ödüyor siz de bu gececik kabus gibi bir rüya görüveriniz
..
Hâlâ "ne lüzum vardı şimdi bu saçmalığa?" diyorsanız da bilin ki o otoriter ana baba sizsiniz. Fırsatınız olsa ve ülkeyi yönetseniz aynı haltları yersiniz.
Çalık Holding’ten tazminat alacaklarını almak için on yıla yakındır mücadele eden işçi kardeşimiz, holding güvenliklerince dövülerek öldürüldü..
https://t.co/GoCJ8d5c2T
Asıl işi enformasyonla mücadele olan teşekkülün İmamoğlu’nun X hesabını engellemek için kullandığı 2 argüman da saçma ve geçersiz:
1. Paylaşımları İmamoğlu yapmıyormuş: Siyasi büyükleriniz arasında paylaşımlarını kendi yapan var mı?
İmamoğlu paylaşımlarını avukatları aracılığıyla yönetiyor
2. İmamoğlu’nun X hesabı kamu düzenine zarar veriyormuş: Bunun tespit edilmesi mümkün değil; kaldı ki o “zarar” ne? Tanımlanması imkansız. “Rahatsız olduk” desenize.
Kamu düzenine karşı en büyük tehdit sandıkta yenemeyeceğiniz siyasetçiyi hapse atmanızdır, ezcümle, sizin eylemlerinizdir.
Bu sabah X'in serbest avukatı sıfatıyla ve X talebiyle yapmış olacağımı beyan ettiğim gibi, 8. Sulh Ceza Hakimliğinin Sayın Ekrem İmamoğlu’nun X hesabının tamamına erişim engeli getiren 2025/4361 D. İş sayılı kararına karşı İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmek üzere İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliğine 27 sayfalık itiraz dilekçem ve ekleriyle beraber toplam 765 sayfalık itiraz dosyam sunulmuştur.
Şeffaflık adına, konu ile ilgilenenler için, 27 sayfalık bu itiraz dilekçemin tamamına şu linkte yer verilmektedir:
https://t.co/NN4WlaJSYg
TÜPRAŞ Kocaeli Rafinerisi’nde işçiler, patronun attığı mesaja sloganlarla yürüyüş yaparak cevap verdi: “İş ekmek yoksa barış da yok”
https://t.co/lZa2xcWvyp
#tüpraşişçisidireniyor
Genç dostlarımızın direniş alanımıza gelişinin ardından firma temsilcileriyle bir görüşme gerçekleştirildi.
Onların direnişimize kattıkları güç için teşekkür ediyor, bir kez daha "İşçi gençlik elele mücadeleye!", "İşçi gençlik elele genel greve!" diyoruz