Kemal Kemahlı. Bir Gazze dostu, Müslüman bir yardımsever. Doğal olarak bir antisiyonist, soykırım mağdurlarına, saldırıya uğrayanlara yardım eden bir gönüllü. Kalkmış o bölgeye yakın, saldırıya uğramış Lübnan halkına ve oradaki Gazze kamplarına desteğe gitmiş.
Kadın, çocuk, yaşlı, yaralı, aç, susuz insanlara yardım ediyor.
Bu nasıl ve kime göre suç?
Bir hukuk devletinde Mağdura yardım etmek suç sayılamaz. Kemal Kemahlı, işgalci terörist İsrail saldırılarında evleri yıkılan masumlara yardım götürdüğü için mi tutuklandı. Bu haksızlığa son verilsin!
#KemalKemahlıyaÖzgürlük
#KemalKemahlıYalnızDeğildir
7 Ekim’den bu yana İslam dünyasında, bölgesel ve küresel düzlemde yaşanan dönüşümleri; siyasi, toplumsal ve fikrî yansımalarıyla konuşuyoruz.
Vakfımızın X platformunda gerçekleştireceği “Aksa Tufanı Sonrası İslam Dünyası” başlıklı Sohbet Odası’na sizleri bekliyoruz.
Türkiye’de bir ilk gerçekleşti. Bir mahalle kadını ve erkeğiyle tam bir sene boyunca direndi ve boykot markası MCDonalds’ın kapısına mühür vurdurdu. İşte Üsküdar’daki Bahçelievler Mahallesi’nin örnek hikayesi:
Mahalle Baskısı - Belgesel https://t.co/sRJA5qVP3n @YouTube aracılığıyla
Aynı ruh ve heyecanla, her dem yenilenerek yola devam. Muştu Gençlik’te Güz Dönemi dersleri bu hafta başladı. Kayıtlarımız Üsküdar’daki dernek binamızda devam ediyor.
Muştu Gençlik’te Güz Dönemi dersleri bugün itibariyle başladı. Üsküdar’daki Muamma Kahve’de gerçekleşen ilk dersimizde Gazzeli Hocamız Abdurrahman Hamed ile “Tufan Sancağı Altında” kitabını tahlil ettik.
Sınırsız’da bu hafta tam 1 yıldır Gazzeli kardeşleri için direnen Üsküdar’daki Bahçelievler Mahallesi’nin sakinleri misafirimiz. İşte İstanbul’un örnek mahallesinin hikayesi:
İstanbul'un Örnek Mahallesi https://t.co/VLedjDq7ty @YouTube aracılığıyla
Üsküdar, bugün şehit Muhammed Zeki Hamed’in şehadetine şahitlik etti!
Dönem açılışımızı, şehit Muhammed Zeki Hamed’in ağabeyi Abdurrahman Hamed’i konuk ederek gerçekleştirdik.
Kendisinden, kardeşi şehit Zeki Hamed’in "Tufan Sancağı Altında" kitabının hikayesini dinledik.
Muştu Gençlik artık adeta bir üniversite gibi. Dostluk ve kardeşliğin ön planda olduğu üniversitemize kayıt olmak isteyen arkadaşları pazar günü 11.00’de Üsküdar’daki Muamma Cafe’de yapılacak olan dönem açılışına bekliyoruz.
Kur’an kursunda hoca olarak görev yapan Uygur Türkü Akide İsmail’den hala haber alınamıyor. Hangi göç idaresinde olduğu henüz bilinmiyor.
Yetkililerden konuya ilişkin henüz net bir açıklama gelmedi.
FON KRİZİ BİR MÜLKİYET HAKKI MESELESİDİR, TASFİYE SÜRECİ HAK TEMELLİ YÜRÜTÜLMELİDİR
Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu tasfiye sürecine alınmıştır. Kurulun açıkladığı verilere göre bu fonlarda yaklaşık 455 bin tekil yatırımcı bulunmakta ve bu yatırımcıların bir kısmını da birikimlerini, emekli ikramiyelerini, konut ya da eğitim için ayırdıkları tasarruflarını bu fonlara yatırmış insanlar oluşturmaktadır.
Yaşanan kriz, sadece bir piyasa dalgalanması niteliğinde değildir. Anayasa güvencesinde bulunan mülkiyet hakkı, yüz binlerce insan için tehdit altına girmiştir. Mülkiyet hakkı devletlere, sadece kişilerin malvarlığına müdahale etmeme yükümlülüğü yüklemez. Devlet aynı zamanda bu hakkı koruyacak düzenleyici ve denetleyici bir çerçeve kurmakla ve bilinen risklere karşı zamanında tedbir almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük sermaye piyasalarının etkili denetimini de içermektedir.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler, fonlardaki olağandışı getiri ve piyasadaki manipülasyon riskine ilişkin uyarıların yaklaşık 1 yıldır yetkili makamların gündeminde olduğunu göstermektedir. Kasım 2025'te bu yönde resmi uyarılar yapılmış, 3 Aralık 2025'te Kurul bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Buna rağmen kapsamlı düzenleme ancak Ağustos 2026 sonunda hayata geçirilebilmiştir. Bu süre zarfında fonlara yeni yatırımcıların girmeye devam ettiği ve içlerinde kamu görevi icra eden bazı isimler ile yakınlarının da bulunduğu bazı yatırımcıların SPK müdahalesinden kısa süre önce çok yüksek rakamlarla sistemden çıktıkları dikkate alındığında, denetim yükümlülüğünün zamanında ve etkili biçimde yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Bundan sonraki süreç de tümüyle kamu otoritelerinin sorumluluğundadır. İhmallere acil tedbir geliştirilmesi, tasfiyenin hak temelli ve hakkaniyete uygun yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
1. Tasfiye süreci şeffaf biçimde yürütülmeli; varlık satışları, elde edilen tutarlar ve dağıtım esasları, düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
2. Fonlardan yapılan olağan dışı para hareketleri ve ilişkili taraflara yapılan para transferleri incelenmeli, hukuken geri alınabilir tutarlar tasfiye havuzuna kazandırılmalıdır.
3. Soruşturmalar etkili, bağımsız ve makul sürede yürütülmeli; sorumluluğu bulunan bütün gerçek ve tüzel kişiler, kamu görevlileri dahil, hukuk önünde hesap vermelidir.
4. Yatırımcılar için erişilebilir bir bilgilendirme, başvuru ve itiraz mekanizması oluşturulmalı; etkili başvuru hakkı güvence altına alınmalıdır.
5. Kamu otoritelerinin denetim süreçleri bağımsız bir değerlendirmeye tabi tutulmalı, benzer mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli yapısal düzenlemeler yapılmalıdır. @tcbestepe@HMBakanligi@spkgovtr
4 Ekim Pazar günü dönemin ilk programında “Tufan Sancağı Altında” kitabının yazarı Şehit Muhammed Zeki Hamed’in kardeşi Abdurrahman Hamed’i misafir ediyoruz. Üsküdar-Uncular Caddesi’ndeki Muamma Kahve’de 11.00’de başlayacak programa hepiniz davetlisiniz.
Yeni döneme hızlı bir giriş yapıyoruz! 4 Ekim Pazar günü dönemin ilk programında “Tufan Sancağı Altında” kitabının yazarı Şehit Muhammed Zeki Hamed’in kardeşi Abdurrahman Hamed ile kitabın tahlilini yapacağız.
🗓️ 4 Ekim Pazar
⏳ 11:00
📍 Muamma Kahve, Üsküdar
🔹 21. İnsan Hakları Okulu (İHO) Başvuruları Devam Ediyor!
📌 Alanında yetkin isimlerin yer alacağı İHO için son başvuru 1 Ekim.
📌 Derslerimiz MAZLUMDER Genel Merkezi'nde yüz yüze yapılacaktır.
🔗 Başvuru formuna ulaşmak için: https://t.co/DudCuiP8W6
Ahmet Kaynar - Erişimin engellenmesi: Bir gereklilik mi yoksa bir sansür mekanizması mı?
Ahmet Ulvi Türkbağ - Yapay Zekada Sessiz Devrim, Etik ve Hukuk
Bilal Kılınç - İnsan Hakları Atölye Çalışması
Gökhan Türkoğlu - Raporlama Süreçleri
Hüseyin Sevim - İnsan Hakları Dili
Kaya Kartal - İnsan Hakları Bilinci
Muharrem Balcı - Hak, Adalet, Özgürlük Kavramları ve Hak Arama Bilinci
Nuri Yılmaz - İnsan Hakları Tarihi
Orhan Demir - Sağlık Hakkı
Ömer Faruk Karataş - Dünden Bugüne Cezaevleri ve İnsan Hakları Mücadelesi
Resul Uzar - İnsan Haklarında Bireysel Mücadele
Şadi Çarsancaklı - İnsan Hakları Mücadelesinde MAZLUMDER
Tülay Gökçimen - İnsan Hakları Mücadelesi ve Sanat: "Sanatçı ne zaman aktivist olur?"
Ümran Sırımsı Candemir - Hak Arama Yolları
Vega Moqrabı / Omıd Ahmad Adrak - Göçmen Olmak
Yakup Sevinçhan / G. Enda Bayram - Türkiye’de Yaşayan Mültecilere Karşı Hak İhlalleri
Yasin Dıvrak - Adil Yargılanma Hakkı
Yıldız Önen - İnsan Hakları Emperyalizmi
23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı Ziyareti
📢 21. İnsan Hakları Okulu (İHO) Başvuruları Başladı!
🔹 MAZLUMDER’in 2002 yılından bu yana düzenlediği ve artık bir ekol haline gelmiş eğitim programı İnsan Hakları Okulu’nun 21’incisi, 10 Ekim – 7 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
🔹 Alanında uzman isimlerin ders vereceği programda; insan hakları olgusunun tarihsel ve kavramsal temelleri, insan hakları teorileri ve sahadan aktarılan deneyimler ele alınacak. Hak, hukuk, adalet ve özgürlük kavramlarını içselleştiren, insan hakları alanında donanımlı bireyler yetiştirmeyi amaçlayan İnsan Hakları Okulu’nda dersler, 5 hafta boyunca cumartesi günleri 10.00 – 15.00 saatleri arasında dernek merkezinde yapılacaktır.
🔹 Programı başarıyla tamamlayan katılımcılara “MAZLUMDER İnsan Hakları Okulu Sertifikası” verilecektir.
🗓️ Başvuru için son tarih: 1 Ekim 2026
Başvuruların ardından 3 Ekim 2026 Cumartesi, 10.00 – 16.00 saatleri arasında Dernek Merkezinde mülakat yapılacaktır.
📌 Not: İnsan Hakları Okulu, bölüm, meslek ve yaş fark etmeksizin (18 yaş üstü olmak kaydıyla) tüm katılımcılara açıktır.
🔗 Başvuru Formu: https://t.co/SYfX5XGzfZ
SHAKER AAMER'İN SINIR DIŞI EDİLME SÜRECİ DURDURULMALIDIR!
Suudi Arabistan uyruklu Shaker Aamer, hiçbir suçlama yöneltilmeden ve hiçbir yargı süreci işletilmeden ABD tarafından 14 yıl Guantanamo'da tutulmuş, buradaki hukuksuzlukların, işkence uygulamalarının ve hukuki güvencesizliğin dünya kamuoyundaki en bilinen simgeleri arasında yer alan isimlerden biridir.
Aktivistlerin ve insan hakları örgütlerinin yıllar süren mücadelesi, imza kampanyaları ve eylemleri sonucunda Aamer, 14 yıllık tutukluluğunun ardından 2015 yılında, “hiçbir suç isnadında bulunulmamış” olarak serbest bırakılmıştır. Serbest kaldıktan sonra da Guantanamo'da maruz kaldığı işkenceleri ve hukuksuzlukları dünya kamuoyuna anlatarak, Guantanamo'nun kapatılması için yükseltilen seslere eşlik etmiştir.
Mülteci statüsüyle yaşadığı Birleşik Krallık'tan ayrılan Aamer, 2019 yılından bu yana Türkiye'de bulunmaktadır. Kısa dönem ikamet izniyle bulunduğu bu topraklarda önce ikamet izni uzatma talebi reddedilmiş, ardından hakkında G-87 tahdit kodu tesis edilmiştir. Türkiye'de hakkında hiçbir adli soruşturma ve kovuşturma bulunmadığı halde Aamer aleyhine bu kodun konulması, Avukatlarının açıklamalarına göre ABD kaynaklı verilere dayanmaktadır.
Tahdit kodu nedeniyle ikamet izni alamayan Aamer, İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından idari gözetim kararıyla Binkılıç Geri Gönderme Merkezi'ne sevk edilmiştir. Suudi Arabistan'a iade edilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalabileceği, siyasi gerekçeli suçlamalarla hapis cezasına çarptırılabileceği, hatta yaşam hakkının doğrudan tehlikeye girebileceği yönünde ciddi endişeler bulunmaktadır.
Aamer Türkiye'de Suriye uyruklu bir kadınla evlenmiş olup doğum belgesinden başka hiçbir resmi kimlik belgesi bulunmayan 3 yaşındaki bir çocuğun babasıdır. Sınır dışı edilmesi hâlinde ailesine bir daha kavuşamama tehlikesiyle de karşı karşıyadır.
Hakkında Türkiye'de hiçbir adli süreç yürütülmediği halde, utanç kaynağı Guantanamo'da suçsuz yere 14 yılını geçirmiş bir sığınmacı hakkında G-87 kodu tesis edilmesi, üstelik bu kodun ABD kaynaklı istihbarat verilerine dayanılarak verilmesi, kod uygulamalarının ne denli mesnetsiz biçimde uygulanabildiğinin yeni bir örneğidir. Yabancı devletlerin istihbari verileri doğrultusunda bir sığınmacı hakkında sınır dışı kararı almak ve idari gözetime tabi tutmak, uluslararası sözleşmelere ve temel insan haklarına aykırıdır. Egemen bir devletin başka ülkelerden aldığı istihbari bilgi ve verileri hiçbir süzgeçten geçirmeden doğrudan uygulaması egemenlik hakkını zedeler. Hukuk devletinde her sığınmacının durumu kendi özgün koşulları içinde ayrı ayrı değerlendirilmeli, toptancı yaklaşımlardan vazgeçilmeli, en temel hak olan yaşam hakkı korunmalı, tahdit kodları bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmemeli ve idari makamlar kendilerini kolluk ya da savcılık makamı yerine koymamalıdır.
MAZLUMDER olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni;
•Hukuk devleti ilkelerine ve egemenlik şartlarına uygun hareket etmeye,
•Anayasa'nın 17. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesinde güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun geri gönderme yasağını düzenleyen 4. maddesi ve sınır dışı etme kararı alınamayacakları düzenleyen 55. maddesi uyarınca Shaker Aamer'i Suudi Arabistan'a iade etmemeye,
•İdari gözetim hâlini sonlandırarak serbest bırakmaya davet ediyoruz. @Gocidaresi@TC_icisleri@tcbestepe