Serdar Tuncer: Gazze'de ki yaşananlara kızdığımız için bazı ürünleri boykot ediyoruz. Siz dediniz ki "Bu çok Müslümanca bir şey değil."
Sadettin Ökten: Ben boykot etmiyorum. Müstağni kalıyorum. Boykot İngilizce bir kelime. B-o-y-c-o-t-t. Ben boykot etmiyorum. Boykotta şu var: "Ben onu istiyorum ama şu şu sebepten almıyorum." Hayır ben onu istemiyorum. Ben ondan müstağniyim.
Amerikalı paralı asker David Mcintosh, Gazze'de binlerce insanın yiyecek bulmak için beklerken öldürüldüğü 'yardım' noktasından daha önce yayınlanmamış görüntüler paylaştı.
Mcintosh, katliamlardan sadece İsrail güçlerini sorumlu tutarak şunları yazdı:
▪️Orada yaptığımız işlerde Amerikalı yoldaşlarımı suçlayamam. Son derece yetenekli, üst düzey personellerdi.
▪️Ancak sahalarımızı çevreleyen İsrail ordusu bambaşka bir seviyede kötülük yapıyordu.
▪️Sivillere ve hatta standart prosedür gereği bize bile ateş ettiler. Burada ayrıntılara girmeyeceğim ama dünyada hâlâ gerçek savaşçılar olduğuna inanın.
▪️Paylaştığım görüntüler, Gazze'deki meşhur yardım sahalarını ve korkuya boyun eğmeyen ve ailelerinin açlıktan ölmesine direnen güçlü, irade sahibi Filistinlileri gösteriyor.
▪️Yönettiğim sahalarda erkek ve kadın askerler, Gazze halkına yardım etmek için ellerinden gelenin en iyisini yaptı.
▪️Fakat ne yazık ki İsrail güçlerinin kötü niyetleri vardı ve yaptığımız işi sabote etmeye çalışıyorlardı.
▪️Savaş suçlarını kolaylıkla işliyorlardı. Gerçekten de bu kadar çarpık ve dalkavuk zihinlerle daha önce hiç karşılaşmadım.
Hamas’ı kınamadım, kınamıyorum, kınamayacağım.
İsrailli yetkililer defalardır apaçık söylüyorlar 7 Ekim’de sivilleri biz öldürdük diye.
Biz ilk günden biliyorduk ki Hamas oraya sivilleri öldürmek için inmedi. Tek amacı İsrail’in artan zulmünü durdurmak için pazarlık malzemesi olması adına rehine almaktı. Zaten tecavüz gibi bir şeyin ihtimali bile yoktu. 50 gün tünelde tuttuğu kadınların kılına dokunmayan adamlar, savaş alanında kadınlara tecavüz edecek ve tek bir görüntü olmayacak, öyle mi?
Ancak İsrail propaganda makinesi ilk günden beri çok yoğun çalıştı. Tüm yalanları kısa sürede ortaya çıkmasına rağmen hâlâ 7 Ekim üzerinden meşruiyet kazanma çabasındalar.
Ne yazık ki katliamın dozu arttıkça, Filistin taraftarları bile 7 Ekim operasyonunun gerekliliğini sorgulamaya başladı. “Gazze yerle bir oldu, sivil rehineler de geri verildi, ne işe yaradı bu operasyon?” sorusu zehirli bir sorudur. 75 yıldır artarak devam eden zulme nasıl karşı duracaklarını Filistinlilere biz öğretmeyeceğiz. İsrail’in bölgede yaşanan vahşetin tek faili olduğu gerçeğine zeval getirecek algılara yem olmayacağız.
Beşparmak'ın güney yamacına, on iki futbol sahası büyüklüğünde boyanmış KKTC bayrağı yere çizilmiş dünyanın en büyük bayrağıdır. Yüzü Rum kesimine dönüktür ve Rumlar onu sabah, öğle, akşam, ertesi sabah yine, günün her saati izler.
TÜRKİYE’NİN SEKÜLERLERİ DİNSİZ DEĞİLDİR
Cep telefonlarından, dizüstü bilgisayarlara kadar pek çok cihazda veri transferi yaparken kullandığımız bluetooth teknolojisinin isim babasının kim olduğunu biliyor musunuz?
Ben bilmiyordum. Aslına bakarsanız, bugüne kadar hiç merak da etmemiştim. Ülkemizin sekülerlerinin doğal olarak “entelektüel seviyesi en yüksek sınıfımızın” gazetesi Oksijen sayesinde öğrendik.
Yüksek sınıf dediğime bozulmayın hemen. Biliyorsunuz bu güzide kampın dışında kalan bizler hangi eğitim seviyesine sahip olursak olalım asla liyakat ve ehliyet sahibi olamayız.
Bu katman onlara tahsisli.
Neyse konumuza dönelim. İngilizcede “mavi diş” anlamına gelen bu isim gerçekte 10. yüzyılda yaşamış olan Danimarka Kralı Harald Gormsson’un lakabıymış.
1990’larda Toshiba, IBM, Nokia, Intel ve Ericsson gibi şirketlerin mühendisleri farklı cihazların veri alışverişini sağlayacak bu teknolojiyi geliştirdikten sonra sıra ismini koymaya gelmiş.
Mühendisleri bin yıl önce Danimarka’yla Norveç’i birleştiren bu kral çok etkilemiş. Çünkü dişi çürük olduğu için “mavi diş” diye anılan bu kral bölgeyi Hristiyanlaştıran ilk yöneticiymiş.
Bugün Norveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkeleri paganizmden kurtulup Hristiyan dünyasının bir parçası olduysa bunu Kral Bluetooth’a borçlular.
28 Şubat’ın ünlü medya yöneticisi Zafer Mutlu’nun Oksijen’inden sonra ülkemiz muhalefetinin medyadaki gür sesi BBC Türkçe de bu hikâyeyi oldukça beğenmiş olmalı. Çünkü önceki gün aynen yayınladı. Demek anonim bir değeri var.
Biliyorsunuz Oksijen de tıpkı BBC gibi İngiltere merkezli bir başka yayın kuruluşu olan Financial Times’ın Türkiye’deki resmi içerik ortağı.
Açıkçası, Batılı mühendisleri kendi tarihlerindeki önemli bir figürün ismini yaşatmak için aldıkları bu karardan dolayı tebrik etmek gerek. Milyarlarca insan her gün bir vesileyle çürük dişli bu Hristiyan fatihini anıyor.
Sadece Batı’dakiler değil, Batılıların ülkemizde açtığı eğitim kurumlarının isimleri de Hristiyan büyüklerine adanmış. Mesela Hariciyemize bir dönem damgasını vuran hatta etkileri hâlâ devam eden monşerlerimizin yetiştiği okulların çoğu böyle.
Saint Joseph Lisesi adını Aziz Joseph’ten alıyor. Bir başka deyişle Hazreti Joseph’ten. Saint Benoit, Katolik dünyasında manastır hayatının kurucu babası Nursiyalı Aziz Benedict’in ismini taşıyor.
Keza Sainte Pulchérie Lisesi adını, Bizans İmparatoriçesi ve hem Doğu hem de Batı kiliselerinin azize kabul ettiği Pulcheria’dan alıyor.
Ülkemizde İmam Hatip Liselerine burun kıvıran, orta kısımları kaldırılıp, mezunlarına üniversite yolu kapatıldığında mutluluktan adeta havalara uçan sekülerlerimiz için Hristiyan azizlerine adanmış bu okullarda okumak daima bir iftihar vesilesi oldu.
Siz hiç Türkiye’de Hz. Ömer Lisesi, Hz. Osman Ortaokulu ya da İmam Maturidi Fen Lisesi gibi bir şeye rastladınız mı?
Elbette rastlayamazsınız. Çünkü yok.
Sosyolojinin kurucusu İbn Haldun’la büyük matematikçi Biruni’nin ismini bile ancak “özel” yükseköğretim kurumlarına verebildik.
Bu ülkenin sekülerleri hiçbir zaman dinsiz ya da dine mesafeli olmadı.
Sadece tercihleri farklıydı.
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 6 Ekim 2026 Salı.
Türkmenlerin haklarını vermiyorlar dediğimizde bize birşey bilmiyorsunuz diyenler iyi baksın.
Onlarca Türkmen Birliği vardı Esad ve YPG'ye karşı savaşan.
Savaş bitince kendi yanlarında olan Türkmenlere haklarını vermeyip YPG'lilerin istediklerini verdiler.
Bakın, tamamen objektif bir şekilde yazıyorum. Galatasaraylı kimliğimi bir kenara bırakarak fikrimi açıkça beyan ediyorum:
İki yıldır Yasin Kol denilen bu şaklabandan tek bir rahatsızlık duymayan kulüp ve taraftar grubu Fenerbahçelilerdi! Hatta her derbiye atandığında, her hakkımız yendiğinde burada kıs kıs gülerek paylaşım yapıyorlardı.
Bu adama isyan eden Galatasaraylı gördüm, Beşiktaşlı gördüm, Trabzonsporlu gördüm ama bir tane bile Fenerbahçeli görmedim.
Bu gerçeği delikanlıca kabul edin!
Tavuk dönerciler iyice çıldırdı
1 kg tavuğu 150 TL'ye alıyor
100 gram koyduğu bile şüpheli ama hadi 100 gram koydu diyelim,bunu 300 TL'ye satıyor
1 kg dan 8 porsiyon çıksın,fire verdi diyelim
1 kg satışından 2.400TL kazanıyor
Günde 50 kg satan bir tavuk dönerci
120.000TL ciro yapıyor.
Siz hiç batan tavuk dönerci gördünüzmü ?
Göremezsiniz,çünkü iyi kazanıyorlar :)
Fenerbahçe başkanı Ali Koç: İbrahim Hacıosmanoğlu mert adamdır. Dostumdur diye söylemiyorum, adil ve dürüst insandır.
Fenerbahçe başkanı Ali Koç: Ferhat Gündoğdu haklıydı, özür dilerim.
Fenerbahçe başkanı Ali Koç: Derbiye yabancı hakem istiyoruz. (Yabancı hakem gelir)
Fenerbahçe asbaşkanı Acun Ilıcalı: Kollanmıyorlar diye istedikleri kadar bağırıp çağırsınlar. Bu TFF’nin yanındayız.
Fenerbahçe camiası: Derbiye Yasin Kol’u istiyoruz. (Yasin Kol atanır)
Lan futbol cahilleri, emek hırsızları, iftiracı arsızlar;
Futbolu ve hakemleri yönetenler zaten sizin emrinizde. HERKES size hizmet ediyor. Galatasaray lehine bir YAPI nasıl kurulmuş oluyor bu durumda?
Fenerbahçe, kurduğu kirli düzene ve YAPI’ya rağmen ŞAMPİYON OLAMADI.
KABUL ETSENİZ DE, ETEMESENİZ DE GERÇEK BUDUR.
Uzun yıllardır raflarda olan ve son dönemlerde sıvı margarin formuyla üretilmeye başlanan Ülker Teremyağ Yemek & Hamurişi Sıvı Margarin ürününü inceleyeceğiz.
Ürün içeriğinde tereyağ bulunmazken, tereyağ aroma vericisiyle tereyağ tadı ve kokusu veriliyor.
https://t.co/LLheo4ud7T
3 Ekim 2008’de Hakkâri Şemdinli'de bulunan Aktütün karakoluna 350 hain terörist, ağır silahlar ve roketatarlar ile saldırdı.
O gün 62 vatan evladı tam 9 saat aralıksız, sayıca beş katı olan hainlere karşı mücadele verdi. 17 vatan evladı şehit olurken, 20 askerimiz de yaralandı ama Bayraktepe’yi teslim etmediler.
Mübarek kanlarıyla bu toprakları bize vatan kılan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. 🇹🇷
Erden Timur herkesin telefonları incelensin dediğinde sesiniz başka çıkıyordu.
Almayacaktınız mazlumun ahını hepiniz şimdi sıranızı bekleyin
Bu arada Bodrum'da ki villa işleri ne oldu orayada bakılsa ne olur sanki