Basın Açıklaması
Mekke Anlaşması Ümmetin Değil ABD’nin Çıkarlarını Korumaktadır
"Bu ülkelerin yönetimleri, ortak tarihi bağı, Müslümanların kardeşlik ilişkisini ve İslami dayanışma ruhunu gerçekten önemsemiş olsalardı Gazze’yi yüzüstü bırakmazlardı. Elbette biz onları bir araya getiren şeyin Allah rızası olmasını isterdik, ittifakı kurduran iradenin kendilerine ait olmasını, böylece bu güçleriyle Gazze’yi işgal eden Yahudi varlığını mübarek topraklardan söküp atacaklarını söylemelerini beklerdik. Ama ne anlaşmada ne de yaptıkları açıklamalarda böyle bir şey görmedik, aksine bu ittifakın NATO’nun bir alternatifi olmadığını ve ABD’nin menfaatleriyle de çelişmeyeceğini söylediler..."
Basın Açıklamasını okumak için yorumdaki linke tıklayın 🔻
1970'de kurulan Milli Nizam'dan bugüne Türkiye'de İslâmî mücadele kasıtlı olarak sistem içine çekildi.
O dönem oy vermeyi cihadi bir anlayış gibi görenler, zamanla nasıl evrildiklerini bugün kendileri itiraf ediyorlar.
Bugün bu yola tevessül edenlerin elinde sadece kocaman bir hiç yoktur, avuçlarında büyük bir vebalde bulunmaktadır.
Birileri çürük demokrasi ipliğine hülyalar dizdirdiler. Bu hülyalar gerçekleşmese de göreceli bazı menfaat ve kazanımlar elde edilmiştir. Ama kaybedilen şuur, direnç ve hedefe bakınca bunların hiçbir kıymeti yoktur.
Oy vererek sistemi değiştirmeye çıkan zihniyet, bugün laik demokratik kemalist sistemin havarisi konumundadır.
Örneğin; önceden oy verirken yasama hakkı verdikleri vekillerin; faizi, zinayı ve alkolü yasaklayamayacaklarını bildikleri halde veriyorlardı, şimdi bu çağda bunlar olur mu diyerek vermektedirler.
Amerika, İngiltere veya cümle Batı; bu mücadelenin demokratik bir zeminde, sistem içinde verilmesini neden istemektedir? Peki onların istediği hatta dayattığı bu yolu dosdoğru yol kabul etmek serap değil midir?
Ne diyordu Süleyman Demirel: "hangi partiye olursa olsun mutlaka sandığa gidin."
Hep bir ağızdan sandığa giderseniz demokrasi kazanacak diyorlardı. Hatta insanlar sandığa gitsin diye oy vermemeyi suç kabul edip idari para cezası getirmişlerdi. Ayrıca partilere hazineden yapılan yardımın hikmeti de neydi? Neden demokrat olmamız konusunda bu kadar ısrarcı idiler?
Çünkü kendilerine benzememizi istiyorlardı. Maalesef öyle de oldu... Bugün sokağa, televizyona ve sosyal medyaya bakınca herkesin gördüğü şey bu değil mi? Herkesin eleştirdiği şey bu çukur değil mi?
Türkiye'de hiçbir lider veya siyasi parti Erdoğan ve AK Parti'nin ulaştığı güce bir daha ulaşamaz. Ama bu dönem aynı zamanda fısk, zulüm ve küfrün belki de en çok işlendiği dönemdir. Hâl böyle iken, yola çıkarken konulan hedeften bu kadar sapılmış iken hâlâ bu sistemi şerrin ehveni görmenin izahı asla İslâm fıkhı olamaz.
Fakat konforlu ve steril ortamlarda mücadele kolaycılığı olabilir.
"Oy vermezsek alternatifi nedir?" sorusuna cevap verememeleri olabilir.
İslâm'ı hayata hakim kılma hedefinden uzaklaşmış olmaları ve bunu nasıl yapacaklarını bilmemeleri olabilir.
Ezcümle; İslâm fıkhını vs. bir kenara bırakın. Gelin salt akıl ile düşünelim. Sizce sömürgeci Amerika ve Avrupa'nın, kurucu irade olan CHP'nin, İslâma karşı düşmanlığı bilinen cümle zevatın yıllardır ısrarla yapmamızı istediği şey bizler için hayırlı olabilir mi?
Köklü Değişim Van Temsilciliği olarak yaz aylarında #davetsokakta şiari ile düzenlediğimiz park sohbetimizi gerçekleştirdik.
Bu hafta Sami Lenk Hocamız “ Allah’a Adanmış Bir Ömür Nasıl İnşa Edilir ” konusunu işledi.
Katılım sağlayan herkesden Allah razı olsun.
#van
Toplumun hali, onu yöneten nizamın aynasıdır.
Sağlam bir nizam, sağlam bir toplum; bozuk bir nizam ise bozuk bir toplum meydana getirir. Toplumu değiştirmek isteyenler, önce doğru fikir üzerine kurulmuş doğru bir nizam için çalışmalıdır.
#HayırlıCumalar
Eko Vizyon I Doların Hakimiyeti Bitiyor mu?
Eko Vizyon'un bu bölümünde; doların ABD'ye sağladığı küresel ayrıcalıkları, bugün karşı karşıya olduğu riskleri ve doların hâkimiyetinin sona ermesi hâlinde yerine geçebilecek alternatiflerin neler olabileceğini değerlendiriyoruz.
Gazze için oluşturulan sözde Barış Kurulu, ABD Başkanı Donald Trump’ın ihanet planının uygulanmasına yönelik 15 maddelik yol haritasını açıkladı.
Tümüyle Yahudi varlığı ''israil''in lehine ve çıkarlarına uygun şekilde hazırlanmış, Filistin ve Gazze halkını neredeyse tamamen yok sayan büyük bir ihanet planı.
Bakınız Hamas Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamad şunları söylüyor:
"Bu anlaşma, soykırım savaşı, katliam, yıkım, açlığa mahkumiyet ve zorla yerinden etme gibi tüm saldırganlık yöntemlerinin Gazze halkı üzerinde dayanılmaz bir baskı oluşturduğu istisnai koşullarda imzalandı."
Bu büyük baskıya Türkiye, Mısır ve Katar'ın Hamas üzerinde oluşturdukları baskıyı da eklerseniz Hamas'ın İstemediği halde bu anlaşmaya nasıl mecbur bırakıldığı ortaya çıkacaktır.
Yol haritasını incelediğiniz de siz de göreceksiniz ki Hamas'ı bu anlaşmaya mecbur bırakanlar size yalan söylemeye devam ediyorlar.
1. Taraflar, Trump’ın Gazze Barış Planı ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararına bağlı kalacak. Süreç İsrail’in tamamen çekilmesini, Gazze’nin yeniden inşasını ve Filistin devletine uzanan siyasi yolu hedefleyecek.
2. İsrail, Hamas ve diğer Filistinli gruplar askeri faaliyetlerini durduracak. Yol haritasının takvimi 14 gün içinde hazırlanacak. Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi göreve başlayacak ve tarafların yükümlülükleri uluslararası bir komite tarafından teyit edilecek.
3. Bir aşamadan sonraki aşamaya geçilmesi, önceki aşamaya ait yükümlülüklerin yerine getirildiğinin teyit edilmesine bağlı olacak. Bunun teyidi, Uluslararası Doğrulama Komitesi tarafından yapılacak. Komite, ihlalleri de takip edecek.
4. Hamas ve diğer gruplar, yönetimi Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredecek ve komitenin çalışmalarına müdahale etmeyecek.
5. Komite, kamu hizmetlerinin devamını sağlayacak, çalışanların hakkını koruyacak, mali ve idari denetim gerçekleştirecek ve 400 milyon dolara kadar olan meşru borç ve yükümlülükleri değerlendirmeye ve karşılamaya çalışacak.
6. Gazze, "tek otorite, tek hukuk, tek silah" ilkesiyle yönetilecek. Komite, Filistin hukuku, uluslararası standartlar ve iyi yönetim ilkeleri doğrultusunda çalışacak.
7. Yeni eğitilen personel, mevcut polis teşkilatına katılacak. Bütün polisler, güvenlik incelemesinden geçirilecek. Uygun bulunmayanlar sivil görevlere geçirilecek veya hakları korunarak emekliye ayrılacak. Polis silahları, komitenin denetimine verilecek.
8. Ağır silahlar, silah depoları ve üretim tesisleri ile tüneller, belli bir takvime göre aşamalı bir şekilde kullanımdan çıkarılacak. Süreç, İsrail’in aşamalı çekilmesiyle bağlantılı olacak. Süreç sonunda Gazze’de silah bulundurma ve denetleme yetkisi, sadece Komite’ye ait olacak.
9. Bireysel silahlar, Filistin yasalarına tabi olacak. Silahları kayıt altına alma, ruhsat verme veya iptal etme yetkisi sadece Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne ait olacak.
10. Silahlı gruplara ait silahlar Komite’nin denetiminde kullanımdan kaldırılarak depolanacak. Bu grupların üyeleri polis veya güvenlik teşkilatına alınmayacak.
11. Filistin yasaları ve adetleri çerçevesinde bir Toplumsal Barış Anlaşması imzalanacak. Filistin dahilinde şiddet, intikam eylemleri, askeri gövde gösterileri, geçit törenleri ve silahlı gösteriler sona erecek.
12. Gazze şeridine geçici Uluslararası İstikrar Gücü konuşlandırılacak. Bu güç, İsrail güçleri ve Filistin kontrolündeki bölgeleri birbirinden ayıracak, ateşkesi denetleyecek, Filistin polisini eğitecek ve insani yardımların güvenli biçimde ulaştırılmasını sağlayacak. Ancak polislik görevi yürütmeyecek.
13. İsrail güçleri, silahsızlandırma sürecine bağlı olarak üzerinde anlaşılacak takvim doğrultusunda Gazze Şeridi’nden aşamalı olarak ve tamamen çekilecek. Kimse, Gazze’den ayrılmaya zorlanmayacak.
14. Gazze içindeki güvenlik olaylarından Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi sorumlu olacak.
15. Gazze’nin yeniden inşası ile gerekli mali kaynakların tedariki, Barış Kurulu ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından hazırlanıp denetlenecek plan ve takvime göre yürütülecek.
Bağımlılık zincirleri arasında iktidar olup muktedir olamamanın arkasında yatan gerçekler.
Dr. Abdürrahim Şen'den derin bakışla ele alınmış aydınlatıcı bir analiz.
İktidar Olduk Muktedir Olamadık' Neden? - Abdurrahim Şen https://t.co/aT8Ijc0i9L @YouTube aracılığıyla
Tarihin gördüğü en yozlaşmış ABD Başkanı, bütün dünyayla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.
İnsanlık ve dünya hiç bu kadar aşağılanmamış ve karanlığa gömülmemişti.
Dünya, ABD ve onun ahlaksız başkanını, yaptıklarına pişman edecek bir devlet ve liderlik için yanıp tutuşuyor.
Son birkaç gündür Nepal’de, özellikle Hindistan sınırına yakın bölgelerde Müslüman azınlığı doğrudan hedef alan toplumsal şiddet dalgası patlak vermiştir.
Bu düşmanlığın arkasında, bölgeye dışarıdan ithal edilen ve Hindutva aşırılıkçılığının yansıdığı yıkıcı bir arka plan bulunuyor.
Yaşanan bu planlı şiddete ve krizin ciddiyetine rağmen, uluslararası kamuoyundaki ve ana akım medyadaki sessizlik sağır edici boyuttadır.
Bu sessizlik yalnızca Nepalli Müslüman kardeşlerimizi yalnızlaştırmakla kalmıyor aynı zamanda şiddeti kışkırtan odakları da cesaretlendiriyor.
Bu vahim tablonun karanlıkta kalmaması ve Nepalli Müslümanların yaşadıkları şiddet olayları hakkında farkındalık oluşturarak onların sesi olmak belki onların durumunda iyileşmeye ve olumlu bir etkiye yol açar.
Müslümanlar olarak yaşanan insani krizin görünürlük kazanması açısından İslami ve insani bir duyarlılıkla katkıda bulunmak, Nepalli Müslüman kardeşlerimizle dayanışma içinde olmak önem arzetmektedir.
#Enflasyon cebinizdeki hırsız, ilan edilmemiş en büyük vergi kalemi ve toplumsal yozlaşmanın gizli mimarlarındandır. Emeğin, birikimin ve geleceğin sessizce gasp edilmesidir.
Türkiye istatistik Kurumu #tüik tarafından yapılan açıklamaya göre Temmuz'da enflasyon aylık %1,78, yıllık ise %31,75 olurken, Mehmet Şimşek, Temmuz enflasyonuyla ilgili paylaşımında "Mali disiplinden ve kalıcı fiyat istikrarı hedefimizden taviz vermiyoruz" ifadesiyle başarısızlığı gizlemeye çalıştı.
Bugün açıklanan veriler %31,75 diyor ama mutfakta ve rafta hissedilen gerçek çok daha fazla.
Kazanırken vergilendirilen, harcarken eriyen bir alım gücüyle yoksullaştırılan halk, ülkenin en temel gerçekliği haline gelmiştir.
Mehmet Şimşek ne kadar bahane üretse de, başarısızlığı başarı gibi göstermeye çalışsa da başarısızlık gün gibi apaçık ortadadır.
Burhanettin Duran tarafından açıklanan 2. İletişim Şûrası Sonuç Bildirgesi dezenformasyonla mücadeleye odaklanmış.
Ancak Küresel ve yerel iletişim platformlarının, basın ve medyanın yayınladığı içeriklerinin toplum üzerindeki yozlaştırıcı etkisini görmezden gelip sadece dezenformasyonla mücadeleye odaklanmak yeterli değildir.
Gerçek tehdit, küresel ve yerel iletişim platformlarının, basın ve medyanın üzerine kurulu olduğu bozuk ilke ve değerler toplamıdır.
Asıl mücadele bu bozuk ve saptırıcı değerlere karşı verilmediği sürece istediğiniz kadar iletişim şurası düzenleyin işe yaramaz, hayırlı bir sonuç getirmez.
Küresel çetenin kontrol ettiği küresel düzenin bir parçası olarak kalmaya devam etmek, boşa kürek çekmek, ülke ve halkın enerjisini sonuç üretmeyen işlerde tüketmek demektir.
Tam bir yıl önce idi...
Sözü Muhatabına Söylemek için çıktık yola...
Çünkü ortada büyük bir soykırım varken soykırıma dur diyecek muhatap ortada yoktu...
Gazze'ye yardım elini uzatacak ve "artık yeter!" "kopsun incelediği yerden" diyecek bir otorite yoktu...
Somut adım atacak, işgalciler ile diplomatik ve ticari ilişkiyi kesecek kimsecikler yoktu...
Halkı Müslüman olan 57 ülke lideri Trump'ın, hükümet ile ters düşmemek isteyen SDK'lar da Erdoğan'ın ağzına bakıyordu. Ama Gazze gözler önünde yok oluyorken ona sahip çıkacak kimse yoktu...
Türkiye'nin dört bir yanından yola çıkanlar 27 Temmuz'da ortak bir paydada sadece Gazze için buluştuk...
Hiçbir hesap yapmadan, selefisi sofisi, eşarisi maturidisi, sakallısı kravatlısı kol kola omuz omuza yürüdük on binlerce Müslümanla...
Hep birlikte haykırdık ve "Müslümanlar Birleşin" dedik...
O günden sonra Trump'ın liderliği ve Netenyahu'nun gölgesinde yapılan sözde barış hiç uygulanmadı. Gazze'de ateş hiç sönmedi...
Hepimize yalan söylediler!
Önce garantörüz dediler; yalan söylediler!
Mehmetçik sahada güveni sağlayacak dediler; yalan söylediler!
Gazze'ye bizim sayemizde barış geldi dediler; yalan söylediler!
Yardım konteynerları sorunsuz Gazze'ye ulaşacak dediler; yalan söylediler!
Ve yalan söyleyenler kaybetti...
Yalan söylediklerini bildikleri halde yalancının yanında duranlar kaybetti...
Gazzeli çocuklar kazandı ama 57 ülke lideri kaybetti!
Dünyayı ahirete tercih edenler kaybetti!
Trump'ın barışına alkış tutanlar kaybetti!
Allah'ın rızası adına, Gazze'ye sahip çıkmak adına, hiçbir hesap yapmadan tüm engellere rağmen Türkiye'de ilk defa muhatabına giderek hakkı haykıranlar kazandı...
Selam olsun Sözü Muhatabına Söyleyenlerden...
Bu ülkenin aydınları(!) olarak adlandırıldılar.
Çünkü halk karanlıkta idi. Karanlıkta olmalarının esas sebebi ise İslâm'a ve O'nun emirlerine olan bağlılıklarıydı.
Onlara göre İslam karanlık ama laiklik aydınlanma idi...
Tesettür irtica ama çıplaklık medeniyet idi...
Haremlik selamlık çağdışı ama gayri İslâmî hayat tarzı modernleşme idi...
Batı kültürünü televizyon, sinema, müzik vs. ile hep bu şekilde aşıladılar. Bizlere öz vatanında parya muamelesi yaptılar.
Ama bir yerde yetki sahibi olunca Haluk Levent veya Erdal Beşikçioğlu gibi güzide bir örneklik dahi sergileyemediler. Mum olup etraflarını ışıtamadılar.
"Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara sürükler." [Bakara 257]
Türkiye'nin yapması gereken şey, bu şer ittifakı olan NATO’nun bir uç karakolu olmak değil tarihte olduğu gibi Hilafet ile yeniden İslam ümmetine liderlik etmektir.
Gazzeli çocuk:
"Yemin ederim korkuyorum,nefes bile alamıyorum, gitmek istiyorum!"
Bu çocuğun nefesini kesenlerin nefesini kesecek ordular ne yapıyor biliyor musunuz?
5 adet F-16 ve 72 personel NATO için Baltık hava sahasını koruyacak.
Filistin'in hava sahası mı, kimin umurunda!
Köklü Değişim Van Temsilciliği olarak yaz aylarında #davetsokakta şiari ile düzenlediğimiz park sohbetimizi gerçekleştirdik.
Bu hafta Sami Lenk Hocamız “ Kalbi Ayakta Tutan Ameller ” konusunu işledi.
Katılım sağlayan herkesden Allah razı olsun.
#van#davetsokakta
Etimesgut Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk operasyonunnda Erdal Beşikçioğlu gözaltına alınmış.
Ülkede kamu görevi bir zengileşme aracına dönüşmüş durumda.
Yoksulun, yetimin, akşam yatağına aç giren çocukların hakkına göz dikecek kadar derin bir çürümüşlükle karşı karşıyayız.
Artık şunu anlamamız gerekiyor.
Bu neredeyse bütün kamu görevlilerine bulaşan yozlaşmanın temel nedeni; anayasasıyla,kanunlarıyla, siyasal sistemiyle, kurumlarıyla, iktidarıyla, muhalefetiyle, belediyesiyle, bürokrasisiyle bozuk düzenin ta kendisidir.
Bu düzende en temiz insanı kamu görevine getirseniz, yetki verseniz bir süre sonra görüyorsunuz ki o temiz insanda bozuk düzenin bir parçası haline gelmiş.
Tabi bu durumun istisnaları da var.
Dikkat edetseniz istisna diyorum. Genelin içinde kaybolup giden temiz insanları kastediyorum.
Yani demem o ki insanları bozan, çürüten ve yozlaştıran bozuk düzen var olduğu sürece hergün bizi şaşırtan yeni olayları ve hayal kırıklıklarını yaşamaya mecbur kalacağız.