Prof.Dr.İlber Ortaylı'nın en keyifle güldüğü espiri:
Harf İnkilabı yapmışız, onu yaptığımız için de eski mirasımız gitmiş, bir gecede cahil kalmışız!
Asıl bunu söyleyenler cahil...
Siz hiç Türk Tarihini anlatan Osmanlı Kroniği gördünüz mü? Hattileri, Frigleri, Urartuları, veya Sakaları/İskitleri, Hunları, Etrüskleri, Çoban kralları, Medleri yahut Hazarları Göktürkleri, Türgişleri, Büyük Selçukluları anlatan Osmanlı kroniği gördünüz mü? Osmanlı tarihini bile Avrupalılar yazmıştı, sonradan da Cumhuriyet müverrihleri yazmıştır.
Dil Devrimiyle Türkler eğitime katıldı, okudu yazdı, meslek sahibi oldu, işi gücü oldu, Osmanlı'daki gibi cahil kalmaktan kurtuldu. Dertleri milleti tekrar cahil yapmak ve Araplaştırmak .
Yusuf Tekin Türkiye cumhuriyeti Osmanlı‘yla zaten barışık Türkiye cumhuriyeti 16 Türk imparatorluğu yıldızlar 16 yıldız şeklinde Cumhurbaşkanlığı forsuna koyarak hanedan tarihine milli tarih bilincine çevirdi. Cumhuriyet‘le Osmanlı arasında bir kavga yok.
Kavga senin Cumhuriyet‘le kavgan. Senin Kurtuluş Savaşı’nı Osmanlı’dan kurtulmak zannetmen.
Üzerinden 104 sene geçtikten sonra Kurtuluş Savaşının koskoca Osmanlı’dan kurtulmak için yapıldığına inanan gayri milli eğitimsizlik bakanı Yusuf Tekin, 1918-1922 arasında yaşasaydı, Ankara’da Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa, Mehmet Akif, hamdullah Supi, ipsiz Recep, Şehit Kamil, Sürçü İmam, Şahin bey, Hasan Tahsin, Yörük Ali. Efe, Topal Osman Ağa ile birlikte Ege’de Yunan ordusuna, İzmir’de, Adana’da Antep‘te Fransızlara Antalya’da İtalyanlara, ayrıca Doğu Anadolu’da Ermeni çetelerine Karadeniz’de Pontus çetelerine karşı omuz omuza savaşır mıydı?
Yoksa Yusuf Tekin 1918-1923 arasında İstanbul’da padişahı Vahdettin’e sadık kalır, Damat Ferit hükümetinde eğitim bakanı olur, Anzavur’un güçlerine destek olur, Nemrut Mustafa Divanını alkışlar mıydı?
Ne dersiniz? Yusuf Tekin hangi tarafta yer alırdı? Vahidettin’i mi yoksa Mustafa Kemal Atatürk”ün mü? @zaferpartisi@gazetesozcu@gazetesozcu@halktvcomtr@nefesgazete@gizemfidanhaber@baristerkoglu
Kamuoyuna sesleniyorum:
Yıllardır verdiğimiz bu mücadele yalnızca kendi evladımız için değil, benzer acıları yaşamış ve yaşama ihtimali olan tüm aileler içindir. İnancımızı ve umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik.
İnanıyorum ki beklediğimiz yasal düzenleme hayata geçecek ve çocuklarımıza karşı işlenen ağır suçlarda adalet duygusunu güçlendirecek önemli bir adım atılacaktır. Bu düzenlemenin gerçekleşmesi, yalnızca bir kanun değişikliği değil; vicdanın, toplumsal adalet talebinin ve mağdur ailelerin yıllardır yükselttiği sesin karşılık bulması olacaktır.
Temennimiz, bu tarihi adımın Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek'in öncülüğünde hayata geçirilmesi ve adalet bekleyen binlerce ailenin umutlarının gerçeğe dönüşmesidir.
Biz mücadelemizi hukukun üstünlüğüne olan inancımızla sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü adalet, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de en temel güvencesidir.
SİLİVRİ SICAKTIR : FATMA SİBEL'DEN MEKTUP VAR
======================================
Ne diyelim...Silivri'den selamlar.
Hakim dedi ki:
"Maktul İbrahim Paşa olayını gündeme getirmenizi kamu düzenini bozucu nitelikte bulduğum için tutuklanmanıza karar verdim."
Ben de zaten, benden önce 55 adet uyuşturucu şüphelisini sorgulamış ve 50'sini serbest bırakmış olan hakimi hiç yormak niyetinde değildim.Uzatmadım.
Biz zaten; 50 adet uyuşturucu şüphelisinin toplumun içine salınmasının kamu düzenini bozmayacağını ama adı sanı yıllar önce unutulmuş bir eski bakana Maktul İbrahim Paşa hatırlatmasının bozacağını bilen insanlarız.
O bakımdan gülümseyerek Silivri'nin yolunu tuttuk. Zaten, "bırakır" umudu ile sorgu hakimine dil dökmeye karşıyım.
Silivri (yeni adıyla Marmara Ceza İnfaz Kurumu) güzel bir yer; adeta bir "yaşam alanı". Her taraf tertemiz, görevliler güleryüzlü. Kurum içi düzen tıkır tıkır işliyor.
Bir reviri var; "revir" dediysek neredeyse sadece ameliyathanesi eksik.
Belki de Vatan Emniyet'İn nezarethanelerinden sonra burası bize otel gibi gelmiştir ama Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ni de görmüş biri olarak , "Bakırköy mü, Silivri'mi" diye sorsalar Silivri'yi tek geçerim.
Atacağı twitle başını belaya sokacak arkadaşlar; tutuklu nakillerinin o ay hangi cezaevine yapılacağını öğrenerek ona göre twit atsınlar.
Artık sıraya koymuşlar.
Bir ay Bakırköy, bir ay Maltepe, öteki ay Silivri.
Temmuzda nöbet Silivri'ye geçtiği için bir gün farkla Silivri'yi yakaladım. Kendimi ikramiye çıkmış gibi hissediyorum.
Şu da var ki; Ekrem İmamoğlu ve ekibinin Silivri'ye gelmesinden sonra sanki Silivri'nin şartları olumlu anlamda epey değişmiş. 2008 yılından 2012 yılına kadar "Ergenekon" sanığı olarak Silivri'ye gelip gitmiş biri olarak söylüyorum.
VIP konukların barındırıldığı, dünyanın gözü önündeki bir infaz kurumu olarak bir hayli çeki düzen verilmiş bu güzide kurumumuza.
İçeride,eski bir siyasetçiyi Maktul İbrahim Paşa'ya benzettiğiniz için yatıyor olmanız Libya, Pakistan ligi bir demokrasiye delalet ediyor olabilir ama fiziki şartlarda kusur bulursanız ayıp edersiniz.
Biz zaten hiç bir zaman, bir eli yağda, bir eli balda gazetecilerden olmadık. Mesleğimizin taşıdığı riskin bilincindeyiz. Gazeteciyi tutuklatarak cezalandıracağını zannedenler gülünç duruma düşmesin.
Bir gazeteci için böyle bir dönemde Silivri'de olmanın mesleki tecrübeye ve ülkeyi daha iyi tanımaya katacağı şeyleri düşünebiliyor musunuz?
Silivri Türkiye'nin laboratuarı. Burada inanılmaz insan manzaraları, dramlar ama onların yanısıra da komedi filmlerini aratmayacak hayatlar var.
Aktarmaya devam edeceğim.
Sağlıcakla kalın.
✅Vahdettin, milletine ihanet etmiş ve İngiliz gemisi ile kaçmıştır,
✅Seyit Rıza ve Şeyh Sait, hain oldukları için asılmıştır,
✅Apo, bebek katili teröristtir,
✅PKK, hain terör örgütüdür.
Biz bir savaş mı kaybettik? İşgal mi edildik? Parçalandık mı? Federasyon mu olduk? “Resmi dilimiz Türkçedir’ cümlesi Anayasamızdan çıkarıldı mı??? Sormanız gereken soru: kimin parmakları bu kuklaları oynatıyor??
Deniz Göktaş tutuklandı. Ama bu kadına soruşturma bile açmadılar..
Bu kişini adı: Amal Zaamta. Aslen Suriyeli. İstanbul'da yaşıyor. Kendi sayfasındaki beyanına göre TRT World ve El Cezire kanalında çalışıyor. Bir video konuşmasını yayımladı ve videoda şöyle dedi:
"Aleviler tüm dünyada katledilmelidir."
Gözaltına alınmadı, soruşturma açılmadı!
TUTUKLAYACAKLAR TABİ ; HAYIFLANMAYINIZ
====================================
.@FSYuksek 'in Silivri'den herkese selamı var.
15 yıl sonra nöbeti devralmış; düzenini kurmuş durumda.
Sizlere yazdığı mektubu dışarı çıkarmasına izin vermedikleri için aynen iletemiyoruz.
Telefonla ve sosyal medyadan desteğini sunan herkese , özellikle zıtlaştıklarına ayrıca teşekkür ediyor.
Yalnız bir ricamız var:
Bu süreci iki ayrı noktada farklı yönetmektir dileğimiz:
1) "Siz nasıl bir gazeteciyi bir twiti için tutuklarsınız"
Bu ülkede yüzlerce gazeteci yazdıkları bir cümle/bir twit yüzünden içerideyken bu haykırışlar birilerinin gevrek gevrek gülümsemesinden öte işe yaramıyor.
Fatma Sibel bu ülke için nice bedeller ödeyen gazetecilerden biri olarak girdiği hamamın da, nasıl terleneceğinin de bilincinde.
O yüzden Türkiye karakıştan ilkbahara evrilirken, bütün bu yaşananları bir çöküşün öfkesi ile değil bir do��umun müjdesi ile karşılamalıyız.
30 bin takipçili bir gazeteci, Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde oyunbozanlık yapabiliyorsa bu ülkemiz ve demokrasisi adına ümitvar bir gelişmedir.
Tutuklayacaklar tabi; o yüzden hayıflanmayınız.
2) "Annesini çocuğundan nasıl ayırırsınız"
Bizi en çok düşündüren klişe ise bu.
Bu ülkede nice ana/baba çocuklarından ayrı kaldı hem de en kahredici şekilde.
Onların yaşadıklarının karşısında, Fatma Sibel'in evladından ayrı kalması, bu ülkenin fedakar analar/babalar ve evlatları tarihinde bir dip not bile değildir.
Kendisi de evladı da, bu ayrılıklara hazırlıklıdır ve nazar boncuğu misali taşıyacakları bir hediyedir.
O yüzden bu ülkenin nice Kardeleninin anısına saygıdan, yaşananların bu boyutuna bir hayıflanma/isyan değil bir kutlama boyutunda dile getirmeniz en büyük dileğimiz.
Hep beraber yaşayıp göreceğiz.
Üzerine cezaevleri dolusu kar boca edilen bir Millet'in bağrından filizlenen nice Kardelen'in ortalığı bahara çevireceğini.
Bu yolda bir katkımız olursa ne mutlu bize.
Bilgilendirmeye devam edeceğiz.
az önce m8 metroya kozyatağından 3 tane hırt bindi. en fazla 16-17 yaşındalar. sürekli küfür ederek konuşuyorlar. bir tane abi yanlarına gidip "gençler sessiz olun anneniz yaşında bayanlar var küfür edemezsiniz" diyince içlerinden biri "DAYI işine bak" dedi. abi gömleğini kaldırıp SİLAH gösterdi piçler bir anda suspus oldu. diğer durakta indirip güvenliği çağırıp dışarı attırdı aq ahahahah