METAFİZİK SALDIRI VE TÜM KÖTÜ ENERJİLİ VARLIKLARDAN ALLAHA SIĞINMA
Ayet-el Kürsi, Yâsîn Suresi 9. ayeti ve Kureyş Suresi;
Peş peşe (bir bütün olarak) toplam 7 defa okunur. Her bir okuma bitişinde belirlenen yöne doğru üflenerek manevi bir kalkan oluşturulur:
Ayet-el Kürsi ve Yasin 9. Ayet
1. Okuma: Sağa üflenir.
2. Okuma: Sola üflenir.
3. Okuma: Öne üflenir.
4. Okuma: Arkaya üflenir.
5. Okuma: Yukarıya üflenir.
6. Okuma: Aşağıya üflenir.
7. Okuma Nefesinle etrafına dönerek kendine Çember Oluştur.
Bu şekilde kişinin altı yönü (sağ, sol, ön, arka, alt ve üst) nefesinlede çember yaparak tamamen manevi bir kale ve sur yaparak koruma kalkanı altına alınmış olur.
En son Kureyş Süreside 7 kere sadece Çember iİçine Okunur.
Allah Kabul Etsin “VESSELAM”
Kalu bela - sözleşme
A’râf Suresi 172. ayette geçen, Allah’ın henüz yaratılmamış olan insan zürriyetlerini (zerreler halindeyken) huzuruna toplayıp onlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (Elestü bi-Rabbiküm) diye sorması ve onların da "Evet, şahit olduk" (Belâ) demesi olayını İbnü’l-Arabî, Vahdet-i Vücud ve Ayân-ı Sâbite kavramlarıyla derinleştirir.
İbnü’l-Arabî’ye göre bu konunun temel esasları:
1. Ayân-ı Sâbite ve Bilgi Mertebesi
İbnü’l-Arabî’ye göre ruhlar alemindeki bu "sözleşme", sadece zamansal bir geçmişte yaşanmış bir olay değil, varlığın "bilgi" (ilmi) mertebesindeki hakikatidir.
Ayân-ı Sâbite: İnsanların henüz dış dünyada varlık kazanmadan önce Allah’ın ilmindeki değişmez hakikatleridir.
Bu mertebede verilen söz, kulun kendi "istidadını" (potansiyelini) kabul etmesidir. Yani her varlık, Allah’ın ilmindeki kendi suretine göre "Ben senin kulunum ve Sen benim Rabbimsin" demiştir.
2. "Bela" (Evet) Demenin Hakikati
İbnü’l-Arabî’ye göre "Evet" (Belâ) cevabı, kulun Allah’ın rububiyetini (rab oluşunu) ve kendi kulluğunu ezelde ikrar etmesidir. Ancak burada önemli bir nüans vardır:
Kul, bu sözü verirken aslında Allah’ın kendisindeki tecellisini kabul etmektedir.
Bu söz, dünyadaki tüm eylemlerin ve kaderin temelini oluşturur. Dünyada bir insanın iman etmesi veya etmemesi, ezeldeki bu "mîsak" anındaki samimiyetinin ve fıtratının bir yansımasıdır.
3. Hatırlama ve Unutma (Nisyan)
İnsan dünyaya geldiğinde bu sözü unutur. İbnü’l-Arabî’ye göre peygamberlerin ve vahiylerin gönderilme amacı, insana ruhlar aleminde verdiği o "sözü" hatırlatmaktır.
Tasavvuftaki "zikir" kavramı, sadece bir kelimeyi tekrarlamak değil, ezeldeki o mîsakı hatırlamak ve ona geri dönmektir.
İrfan sahibi kişi, bu dünyadaki çokluğun (kesretin) arkasındaki tekliği görüp "Belâ" sözüne sadık kalan kişidir.
4. İstidat ve Kader Bağlamı
İbnü’l-Arabî’nin en çarpıcı yorumlarından biri şudur: Allah kuluna ezelde "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sorduğunda, kul kendi hakikatine göre cevap vermiştir.
Eğer bir kulun ezeldeki hakikati (ayân-ı sâbitesi) Allah’a tam bir teslimiyet üzereyse, o kul dünyada da salih bir insan olur.
Yani bu sözleşme, kulun kendi "oluş" biçimini onaylamasıdır. İbnü'l-Arabî, "Hüküm, ilme tabidir; ilim de maluma (bilinen şeye) tabidir" diyerek, Allah’ın zorla bir söz almadığını, kulun kendi mahiyetini beyan ettiğini savunur.
EVET, VERDIGIMIZ SÖZ ÜZRE ANAMIZI BABAMIZI HAYATIMIZI BU KADERI BIZ SEÇTIK. PEKI ISYANIMIZ KIME?
Ilgili kaynaklar:
1. el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye (En Kapsamlı Kaynak)
Bu devasa eserin birçok bölümünde "Mîsak" meselesi işlenir. Özellikle 2. Cilt, 172. Bölüm (Marifet mertebeleri) ve ruhların başlangıcını anlatan bölümlerdir.
Nüzul ve Huruc (İniş ve Çıkış): Arabî burada ruhların "Gayb" aleminden "Şehadet" (maddi) alemine inişini anlatır. Ona göre mîsak, ruhların henüz bedene girmeden önce, ilahi nura en yakın oldukları noktada gerçekleşmiştir.
Zerreler Alemi (Âlem-i Zerr): İbnü'l-Arabî, mîsakın "zerreler" seviyesinde gerçekleştiğini söyler. Buradaki "zerre", maddi bir toz parçası değil, ruhun en saf ve yalın halidir.
İlahi Hitabın Duyulması: Arabî, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusunun aslında her an devam eden bir tecelli olduğunu, ancak insanların dünya meşgalesiyle bu sesi "duymaz" hale geldiğini savunur.
2. Füsûsu’l-Hikem (Metafizik Temellendirme)
Füsûs, bu konuyu "Ayân-ı Sâbite" (Allah’ın ilmindeki sabit hakikatler) kavramı üzerinden açıklar.
Fass-ı Şîtî (Şit Kelimesindeki Hikmet): Bu bölümde, insanın potansiyelinin (istidadının) ezelde nasıl belirlendiğini anlatır. Mîsak anında verilen cevap, aslında her ruhun kendi doğasını (fıtratını) itiraf etmesidir.
Fass-ı İbrahimî (İbrahim Kelimesindeki Hikmet): Allah ile kul arasındaki dostluk ve ahit (sözleşme) ilişkisini ele alırken, mîsakın kulun varlık borcu olduğunu vurgular.
Ankara'da, devlette yetenekli adamlar var elbet. Onlara ama izin vermezler. Nerede küçük işlerin büyük adamı varsa onların daire başkanı, şube müdürü, milletvekili, bakan, vali, general olmasını isterler. Büyük adamı yönetemezsin çünkü. Küçük adam ama her türlü senin. Buradaki büyüklük de hayata bakışla, farkındalıkla ve gördüğün derinlikle alakalı.
Canım Yay…
insanlar seni şanslı zanneder ama senin hikâyen çok başka. 2014’ten beri hayat seni kökünden sınadı. Çocuklukta kendi kendini büyütmek zorunda kalmış, içinden kimseye yük olmamalıyım diye söz vermiş bir yapın vardı. İşte bugün yaşadıklarının temeli orada atıldı.
2014 ve 2017 arasında Satürn Yay burcunu içerden yaktı. Kimlik dağıldı, yön kaydı, ruhun ağır sorumluluk taşıdı. Bu yıllar seni büyüten değil, yaşlandıran yıllardı. Hayatın tüm masumiyeti orada kırıldı.
2018 ve 2020 döneminde Satürn ve Plüton maddi alana indi para düştü, özdeğer çöktü, iş düzeni darmadağın oldu. Uranüs günlük hayatını alt üst etti beden dengesizliği, uyku bozukluğu, sinir sistemi çökmesi… Bunlar senin hayal ettiğin Yay’ın değil, kaderden geçen Yay’ın izleriydi.
2020–2022 düğümler seni evlilik, ilişki ve benlik hattından vurdu. Bir şeyleri bitirmek zorunda kaldın ya da kalbine rağmen sürüklemek Her iki durumda da ruhuna ağır geldi. Ben neyi yanlış yaptım? diye sorup durdun.
2022 ve 2023’te görünmeyen düşmanlıklar, sağlık yükleri, arkadan konuşmalar, kapanan defterler sessizce içini kemirdi. İnsanların yüzü değişti, niyetleri ortaya çıktı.
2023 ve 2025 aile ve ev alanı kırıldı. Kök yandı. Geçmiş yüzeye çıktı, çocukluk tozlu hafızadan çıktı, ev değişimleri, aile baskısı, sorumluluk yükü, ben mi taşıyacağım yine?duygusu geri geldi.
Kalbin de boş durmadı aşk sınavı, değer sınavı, güven sınavı… Kim gerçek, kim sahte belli oldu. Arkadaşlar elendi, çevre küçüldü. Çünkü ruh büyüdü.
İnsanlar senin dışarıya attığın kahkahayı gördü, ama içindeki sessiz çığlığı kimse duymadı.
Ve şimdi 2026’ya doğru yürürken haritan sana masal değil, gerçek konuşuyor Bu yıl mucize değil; iradenin kaderle eşleşeceği yıl. Ya geçmiş yükleri bırakacaksın ya aynı döngü tekrarlayacak. Yolun keskinleştiği yer burası.
Sen artık kaybettiğin yılların hesabını sorma evresinden çıkıp: Ben gerçekten kim olmak istiyorum? sorusuna girmek zorundasın. Çünkü Yay’ın kaderi özgürlük değil özgünlük. Kendi doğrunu seçtiğin an yön değişecek.
Ve şimdi duam 🤲
Allah’ım Yay burcunun kalbine güç ver, geçmişinin yükünü taşıyamadığı yerde hafiflet. Ona korkunun değil, iradenin yolunu göster. Yanlış bağları çöz, doğru insanlarla yollarını kesiştir. Zihnine berraklık, kalbine sabır, adımlarına doğruluk nasip et. Evde, işte, aşkta yaşadığı her sıkışmayı hayra çevir. 2026’ya girerken kaderiyle kavga etmeyi değil, kaderiyle anlaşmayı öğret kendi yolunu çizme cesareti ver. Amin. 🌹
5 yaş — Babam her şeyi biliyor!
7 yaş — Babam biliyor.
10 yaş — Belki babam her şeyi bilmiyordur?!
12 yaş — Babam hiçbir şey bilmiyor.
14 yaş — Babam delirmiş olmalı!
16 yaş — Babamı ciddiye alamıyorum.
18 yaş — Babam ne anlar ki?!
22 yaş — Babam saçmalıyor!
24 yaş — Babamdan daha çok şey biliyorum!
26 yaş — Babam galiba bazı şeyleri biliyormuş.
30 yaş — Sanırım bunu babama sormalıyım?!
40 yaş — Babamın tüm bunların içinden nasıl geçtiği inanılmaz!
45 yaş — Babam başından beri haklıymış.
50 yaş — Keşke babam burada olsaydı, ondan çok şey öğrenebilirdim.