Önce Metris,
Sonra Silivri,
Şimdi Kandıra Cezaevi.
Ne yapmıştı?
11 yıl önce muhalif konuşmuştu -zamanaşımı!-
3,5 yıl önce seçim yorumu yapmıştı.
Yani bomba yapmadı, pusu kurmadı, kimseyi yaralamadı, öldürmedi, terörizme finans bahanesiyle uyuşturucu satmadı.
Vatanı Türkiye’yi çok sevdi. Ömrünü TSK’ya adadı.
Türker Amiral serbest bırakılmalıdır.
#NeMutluTürkümDiyene
#türkeramiraliserbestbırakın
Elitler önce kendi iş birlikçilerini yok eder!
23 Nisan 2011- Banu AVAR'la DÜNYA DÜZENİ "PKK ile BÖL VE YUT!" bölümünden…
https://t.co/n0usvugXmt
-bölümün devamı YouTube’da-
BAŞKOMUTANIN VERDİĞİ SÖZ 👇
"Düşmanı Anadolu'nun harim-i ismetinde boğacağız." (1921)
Kurtuluş Savaşı'nın belki de en kritik, en zor aşamasında, Yunan taarruzu karşısında Türk ordularının Ankara yakınlarına çekildiği Kütahya Eskişehir Muharebeleri sonrası, 5 Ağustos 1921'de, TBMM, Mustafa Kemal Paşa'yı olağanüstü yetkili başkomutanlığa getirdi.
Mustafa Kemal Paşa, Başkomutan olunca "Düşmanı Anadolu'nun harimi ismetinde boğacağız" diyerek meclise, millete söz verdi.
Mustafa Kemal Paşa söylediğini yaptı:
Önce 1921'de Sakarya Meydan Muharebesi'nde düşmanı "Anadolu'nun harimi ismeti"ne çekip orada durdurdu. 1922'de Büyük Zafer'le, düşmanı Anadolu'nun harimi ismetinde boğdu.
5 Eylül 1922 tarihli Tevhidi Efkar şöyle yazacaktı:
"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!
"Milli kahramanımız söylediğini yapıyor: Geçen sene bu günlerde düşmanı Anadolu'nun harimi ismetinde boğacağız demişti. Filhakika bir sene sonra boğdu."
PKK'ya af çıkaran, katil teröristleri aramıza katmaya çalışan, onlara siyaset hakkı vermeyi planlayan, bebek katili Öcalan'a çalışma ofisi ve yaşayacağı yeni bir bina tahsis edip, sonra yasalarda değişiklik yapıp, umut hakkı vermeye çalışan ve nihayetinde yeni bir anayasa ile milli-üniter-laik Türkiye Cumhuriyeti'ni sonlandırmaya çalışanlar bilmelidir ki, son sözü Büyük Türk Milleti söyleyecektir!
24 yıldır hiç bunlar olmamış gibi, “Hayır dersem barışa karşı çıkmakla suçlanırım”diyerek siyaset yapılır mı? AKP’nin argümanlarından korkarak AKP’yle mücadele edilebilir mi? Geride kalan 24 yılın en büyük dersidir: AKP’nin argümanına teslim olan Türkiye’yi yönetemez!
👇🏽
https://t.co/iXMbwFZz6j
SEVR'in 145. maddesi...
Bu madde; ırk, dil ve din farklılıklarını esas alan geniş kapsamlı bir azınlık düzeni öngörüyordu.
Etnik ve dinsel farklılıklar yalnızca toplumsal kimlik olarak kalmayacak, siyasal temsil sistemine de taşınacaktı.
Yani…
Bugünün moda ifadeleriyle; “Türk, Kürt, Arap, Alevi…” gibi kimlikler, siyasal ve kamusal düzenin belirleyici unsurlarından biri hâline gelecekti.
Devletin ve siyasetin merkezine ortak vatandaşlık değil, kimlikler yerleşecekti.
Tıpkı bugün Lübnan’da olduğu gibi…
Adı başka, sonucu aynı: Kimliklere bölünmüş bir devlet düzeni…
Yani, Lübnanlaşma…
2009: Mehmet Ali Birand
"Öyle olur ki ateşkes olur, ilk af çıkar"
"Öcalan meclise girer, parti lideri olur"
"Bunu ancak Erdoğan yapabilir"
2026: Çerçeve Yasa kabul edildi.
Hadi canım sende dedik.
Adam falcı çıktı 👇
#HalkınSesiniDinle
Üçok: “İlginç bir şey duydum. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bir teklif hazırlamış. Ama bu teklif henüz yasa aşamasına geçmemiş. Bu teklife göre, belli bir süre hapis yatanlar askerlik görevini TSK’de değil kamu kurumlarında kamu görevi olarak silahsız bir şekilde çalışarak ifa edecek. Bu yasa çıkarsa hapisten çıkacaklara uygulanır. Ancak bu kanunun kapsamı genişletilirse belki dağdan ineceklere de uygulanabilir.”
"Türkiye'de iki yüzlü, çifte standartçı, sadece lafını yapıp, uygulamayan bir şeriatçılık var.
Modernitenin tüm imkanlarını sonuna kadar kullanırlar, lafa gelince iki yüzlü bir şekilde şeriatı överler.
Madem şeriatçısın, Boğaziçi mezunu, yurt dışında lisansüstü yapmış kızına dördüncü eş olarak talip olsam verir misin?
Sen şeriatçı olup versen kızın gelir mi? Kim gider birine dördüncü eş olarak?
Kuran güzel ama bizim evde geçerli değil, başka her yerde geçerli olsun diyen iki yüzlü şeriatçılar."
Mustafa Öztürk
27 YILDIR GİZLENEN APO VİDEOSU
Abdullah Öcalan:
Türkiye'de hukuken Kürt sorunu yoktur çünkü 1924 Anayasası'nda Kürtler vatandaş kabul edilmiş tüm hukuki hakları verilmiştir. Şimdi talep edilecek ve alınacak bir hak yoktur çünkü eşit yurttaşız. 65 M https://t.co/IIivWiHhIw
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’na gidelim.
Sevr’in 62. maddesindeki Kürt özerkliği nerede?
Yok.
64. maddedeki bağımsızlık hükmü nerede?
Yok.
145. maddede yer alan “ırksal azınlıkların temsili” sistemi?
O da yok.
Özetle…
Sevr’in kimlikler üzerinden kurmaya çalıştığı siyasal düzen, Lozan’da çöpe atıldı.
UMUT HAKKI DA GELDİ DAHA FAZLASI DA...
ÖCALAN İÇİN DE...
2005 SONRASI SUÇLAR
A- Cezası kesinleşmeyenler için yasa hükümlerine göre herhangi bir süre beklemeden, Anayasa md 38, 76 gereğince hiç bir engel yok.
Dağdaki şehirdekine aynı gün siyaset hakkı
B- "Davası hızla sonuçlanan" ve bu nedenle cezası infaz aşamasında olanların kapsam dışı bırakılmasına,
AYM/İHAM eşitlik, ayrımcılık yasağı hak ihlali kararı vereceği için, 2 veya 3 yıl bile beklemeden siyaset hakkı
2005 ÖNCESİ SUÇLAR
A- Öldürme suçları istisna denilmiş ise de, 2005 öncesi terör amacıyla öldürme suçları için mahkümiyet kararı verilemiyor. Bu yönden engel yok.
B- Müebbet, ağırlaştırılmış müebbet veya daha az ceza alan ve cezası infazda olanların kapsam dışı bırakılmasına,
AYM/İHAM kararı gereğince hak ihlali verileceğinden, erteleme demek UMUT HAKKI demek...
Umut hakkında siyaset hakkı yok iken, burada daha da fazlası, bir de siyaset yapma hakkı...
Sözde ana muhalefet partisi de sözde Atatürk'ün partisi de DEM'in çizgisine paralel talepleri dil getiriyorlar.
Eşit vatandaşlık, ana dilde eğitim ve yerel yönetimler özerklik şartını savunuyorlar.
Biz de soruyoruz; Siz nasıl muhalefetsiniz ki, sizi kirli referandum gecesi YSK önünde görmedik. Kirli referanduma ortak oldunuz?
Siz nasıl muhalefetsiniz ki, seçimlerden önce on binlerce yabancıya vatandaşlık verilirken, yasa değişikliği yapalım teklifimizi görmezlikten geldiniz. Sonra "seçimleri çok sayıda yabancıya vatandaşlık verildiği için kaybettik" dediniz?
Siz nasıl muhalefetsiniz ki, ve şimdi TBMM'de Sevr'in yıl dönümünde PKK'ya af yasasının arkasında durup, Öcalan'ın yerel yönetim özerklik şartını parti programınıza koyuyorsunuz?
Yasayı hazırlayanlar, meclise sunanlar, komisyonlarda oturup ağızlarında kurabiye ile "hıı.hıı..." diyerek dinleyenler, itiraz etmeyenler, " EVET" diyenler aşağıdaki cümleye verecek haklı bir cevabınız var mı...?
Çerçeve Yasa'ya giden süreçte ısrarla "100 yıllık mesele" söylemiyle Lozan'ı, 1924 Anayasası'nı ve Atatürk'ün önderliğinde kurulan üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hedef aldılar, almaya devam ediyorlar.
Oysa "100 yıllık mesele" söylemi algı yönetimi amaçlı tam bir aldatmacadır.👇