Yörüklerimizin keçileri, orman yangınlarını önleme ekibiydi.
Ormanları koruyacağız yalanıyla, hem Yörükler, hem de doğal yangın önleyici keçiler dağlarımızdan kovuldular...
Bugün mezunu olduğum, kayyumun ve paraşütçülerinin usulsüzlüklerini ortaya çıkardığım @UniBogazici'de öğretim üyeliğinden "geliştirdiğim yazılımı paraşütçüye kullandırmayı reddettiğim için savunma hakkı verilmeden" çıkarıldım. +++
CHP üçlü bir saldırı altında:
Tutuklama, rozetleme, butlanlama!
Bunu aşmak için üç yol var:
1-Parti bütünlüğünü korumak.
2-Millette çoğalmak.
3-Tüm demokrasi güçleriyle omuz omuza olmak. https://t.co/kTRj6iDf5h
Halk arasında “kanserli patates” diye anılan hastalıklı patates tarlalarını anımsayın… Artık o tarlalara ekim yapılamıyor, çünkü toprak kimyasal ilaçlarla zehirlendi. İthal Agira’dan başka patates yiyemiyorsunuz. Bizim ata tohumu sarı, sulu yerli patatesimizi yok ettiler❗️
Emperyalist şirketlerin hem yapay tohum, kimyasal gübre, böcek zehiri hem de insan hastalıklarına ilaç üretmesi bir raslantı mı❓Ata tohumu satışını, köylünün pazarlarda fide satışını kim yasaklattı❓Doğurgan tohumların yerine her yıl parayla alınan kısır tohumları geçirmek için kimler sertifika zorunluluğu getirdi❓Dünyayı çölleştiren ve Türkiye’yi yoksullaştıran muazzam bir kumpas kurdu bu şirketler.
Her yerde göller havzalarını doldurup taşarken, barajlar, dereler yıllar sonra canlanırken İznik Gölü kurumaya devam ediyordu hâlâ? İznik Gölü’nden su alan Gemlik Gübre ve gölün kıyısındaki Cargil Mısır İşletme Fabrikası bu anlamda incelendi mi? İncelenecek mi? Gübre fabrikası artık alanen yapıyor belli oldu. Peki Mısır fabrikası? suyu yer altından çekiyormuş gölden değil. Gölü sadece görülenden ibaret sanmak bu? @csbgovtr@TCTarim@murat_kurum@ibrahimyumakli
Kanser hücresi bencildir. Önce çevresindeki hücreleri istila eder sonra tüm kaynakları sömürür. Büyüdükçe kök salar kök saldıkça büyür. Özgüveni artar hepsini ister. Nihayetinde vücut iflas eder, işte o ölüm anı geldiğinde kanser hücresi de öldüğünü görür ama artık geç kalmıştır.
Türkiye’de artık vatandaş denize girmiyor…
Denize alınıyor…
Bir zamanlar sahiller kamunundu…
Şimdi kapısında fedai gibi duran görevlilerin…
Bir şezlong koyuyorlar…
Bir halat çekiyorlar…
Bir çit dikiyorlar…
Sonra denizi satmaya kalkıyorlar…
Deniz ne zamandan beri tapulu mal oldu…?
Kıyılar bu ülkenin insanınındır…
Üç beş işletmecinin değil…
Ama bugün Bodrum’da olan yarın her yerde olacak…
Önce küçük bir alan çevrilir…
Sonra “müşterilere özel” denir…
Sonra giriş paralı olur…
Sonra vatandaş kendi ülkesinde denize bakıp geri döner…
Adına da turizm derler…
Bu turizm değil…
Kamusal alan işgalidir…
Daha kötüsü ne biliyor musunuz…?
İnsanlar artık buna alışıyor…
Çünkü Türkiye’de en tehlikeli şey hukuksuzluk değil…
Hukuksuzluğun normalleşmesi…
Belediyeyi ararsın ulaşamazsın…
Bakanlığı ararsın cevap yok…
İşletmeye sorarsın “kurallar böyle” der…
Hangi kural…?
Kimin kuralı…?
Kıyı Kanunu diye bir şey var…
Ama belli ki bazı yerlerde kanundan daha güçlü olan şey kasa…
Para vermezsen kum yok…
Para vermezsen gölge yok…
Para vermezsen deniz bile yok…
Böyle ülke olur mu…?
Yavaş yavaş halk plajları dışında her yer küçük derebeyliklere dönüyor…
Bugün sahile zincir çeken…
Yarın sokağa da fiyat biçer…
Hukukun olmadığı yerde önce fırsatçılar gelir…
Sonra küçük mafyatik düzenler kurulur…
Ve en acısı…
Vatandaş kendi memleketinde misafir muamelesi görür…
💥En kısa zamanda halkın yüzme hakkına tecavüz eden otel lokanta ve bilimum yerleri isim isim yayınlamaya çalışacağım
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Hiç endişe etmeyin; CHP arınacağı kadar arındı.
Çağrınızın muhatabı olabilecek çok az sayıdaki “sızıntı” artık CHP’de değil. AKP’de, Özlem Hanım’ın sözleriyle, “Cumhurbaşkanı’nın himayesindeler.”
CHP inancının cesaretini ve insan olmanın onurunu taşıyanlar ise ya cezaevindeler ya da yargısal baskı altında görevlerini sürdürüyorlar.
Başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere cezaevindekiler, sizin “Hak, Hukuk, Adalet” yürüyüşünüzde atılan her adımı bugün yeniden anlamlandırıyorlar.
Esenlik dileklerimle.
Çine Seferler köyü yakınlarında Kaltun Maden'in çoğu fıstık çamı olmak üzere ağaç katliamı devam ediyor. Binlerce yıllık tarihi kalıntıların ortasında doğa ve tarih katlediliyor! Bu güzellikleri kıyanlara, bu vahşete izin verene, sessiz kalana yazıklar olsun!..
🇹🇷14 yaşındaki Türk genci büyük bir başarıya imza atarak #Satranç dünyasının seçkinleri arasına girdi…
#YağızKaanErdoğmuş, 2700 ELO barajını aşarak bunu başaran en genç isim oldu.
Bu seviye, satrançta "Süper Büyükusta" olarak biliniyor.
Eski dünya şampiyonu Veselin Topalov’u 4-1 yenerek bu bsşarıyı elde etti.
Türk satranç tarihinin ulaştığı en yüksek seviyeye gelerek hepimizi gururlandırdı.
Bu topraklara böyle güzel evlatlar lazım..
Hain ve vahşiler değil‼️
#şiddetehayır
Mehmet Demirkol’un 2019 yılında eğitim sistemi üzerine yaptığı konuşma yeniden gündem oldu:
“4.2 matematik sorusu bilinmiş ortalama. Rezil bir eğitim sistemimiz var. Zaten kötü olsun diye uğraşılıyor neredeyse.
Eğitim sisteminin en önemli tarafı şudur; ülkenin bütün çocuklarının liseye kadar aynı okula gitmesi gerekir.
Zengin başka okula gidiyor, orta sınıf başka okula, apartman görevlisinin çocuğu başka okula…
Eğitim birliği olmadan ulus olamazsın.
Çocukları ekonomik durumlarına göre ayırırsan ulus olmaz buradan.
Bugün yetkim olsun bütün özel okulları kapatırım.”
CANIMIZLA SINANIYORUZ
Topraklarımızın gasp edilmesi ölüm fermanımız dedik. Sayım esnasında 67 yaşındaki Havana Ova sinir krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı!
Bu saatten sonra başımıza bir şey gelirse sorumlusu Limak'tır, acele kamulaştırmadır.
Yürütme durdurulmalıdır!
🩸Ülkemiz yağmalanıyor!
Tarım bitirildi.
Hayvancılık bitirildi.
Ormanlar talan ediliyor.
Madenler sömürülüyor.
Ülke yavaş yavaş yok ediliyor…
Bunun adı beceriksizlik mi sizce⁉️
İstanbul'da İETT otobüsünden inen bir kadına motosiklet çarpıyor!
Bir trafik düzenlemesi yapılacaksa önce, kural nizam tanımayan, kaldırımı, yaya geçidinin keyfine göre kullanan, ters yönde ilerleyip, tehlike saçan motorcular için yapılmalıdır!..