Kuzey ve Doğu Suriye’de bir kadının saçlarının HTŞ’liler tarafından kesilmesine ve ganimet gibi davranılmasına karşı başlatılan “saç örme” direniş ve dayanışma kampanyasına katılan hemşire İkra Avcı, mesleğinden ihraç edildi.
İkra Avcı, kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine tepki göstermek ve kadın dayanışmasını büyütmek için saçlarını ördü, bunu sosyal medyada paylaştı. Bunun üzerine gözaltına alındı, hakkında dava açıldı ve beraat etti.
Şimdi ise bir hemşire olarak görev yaptığı kamu hastanesinden ihraç edildi.
Bir hemşireyi, kadınların maruz bırakıldığı şiddete karşı barışçıl bir şekilde ses çıkardığı için mesleğinden etmek kabul edilemez.
Kadınların maruz bırakıldığı şiddete, savaş ve çatışmaların ortasında kadınların hedef alınmasına karşı ses çıkarmak suç değildir. Kadın dayanışmasını cezalandırmak, şiddete karşı çıkanları susturmaya çalışmaktır.
Üstelik İkra Avcı hakkında açılan davada beraat kararı verilmişken, idari bir kararla mesleğinden ihraç edilmesi hukuk devleti açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
Tam da barışı ve demokratik toplumu konuştuğumuz bu süreçte, kadınların sesini kısmaya, itirazlarını cezalandırmaya ve demokratik haklarını kullanmalarını engellemeye yönelik uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Barış; kadınların susturulduğu, itiraz edenlerin cezalandırıldığı bir düzen değil, herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği ve kadınların şiddete karşı sözünü özgürce söyleyebildiği bir yaşamı kurmaktır.
Sağlık Bakanlığı’na çağrımız açık: İkra Avcı hakkında verilen ihraç kararı yeniden değerlendirilmeli ve derhal geri alınmalıdır. Hemşire İkra Avcı görevine iade edilmeli, uğradığı tüm hak kayıpları giderilmelidir.
@HurAyse Hep ciddiye aldım sizi,devam etmek de isterdim ama artık sizi ciddiye almıyorum,gerçeklikle nütün ilişkinizi kesmişsiniz,ben de sizi takipten vazgeçiyorum.
‘Leyla’ klibi yayınlandı
🔴23 Haziran 2020 tarihinde Kobani’de kadın yoldaşları Zehra Berkel, Mizgin Hebun Halil ve Emine Veysi ile birlikte Türkiye’nin SİHA saldırısında katledilen Leyla Agirî’nin anısına hazırlanan klip yayınlandı.
#Leyla
https://t.co/MvokHh7HIC
Fatma artık çok hasta bir mahpus. Çıplak arama ve diğer ihlaller nedeniyle hastaneye bile sevk istemiyor. Kamuoyunun dikkatini çeker mi bilmiyorum. Çünkü yıllardır anlatmaya çalışıyoruz.
Anne oğulun kavuşmaları bir film sahnesi gibiydi. Gardiyanlar bile ağlıyordu. Fatma DGM de yargılandı hiç ilgisinin olmadığı bir olaydan cezalandırıldı. İnanmayanlar olabilir ama burası Türkiye! Kim bilir kaç mağdurun DGM yargılamaları ile yaşamlarına kast edildi
1,5 ay uğraştık Azad’ı geri almak için. Kuruma gidip ‘Azad ben annenin arkadaşıyım seni almaya geldim’ dediğimde bir kedi yavrusu gibi kucağıma atlamasını hiç unutmadım. Sonra Azad’ı annesinin tutulduğu Gebze cezaevine götürdüm.
Günlerce çırılçıplak tutuldular. Azad’ın elinde ve sırtında sigara söndürüldü. (Rapor ile sabit) Fatma Türkçe bilmiyordu. Anlamadığı bir ifadeye parmak bastırıldı ve işlemediği bir suçtan tutuklandı. Fatma’ya acı çektirmek için Azad’ı Çocuk Esirgeme Kurumuna verdiler.
Çıplak arama, kişiyi çocukları ile tehdit etme o kadar eski ve yaygın bir yöntem ki. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1996 Aralık ayıydı. Fatma Tokmak 2,5 yaşındaki bebeği Azad ile gözaltına alındı. Yasal süre dışında 21 gün gözaltında kaldı. Kendisi ve küçük Azad
Nurettin Yedigöl’ün giysilerini polis gözaltında ki arkadaşı Aslan Şener Yıldırım’a verdi ve dedi ki ‘O’nun artık ihtiyacı kalmadı. Size miras bıraktı’.İşte böylesine bir kötülük CEZASIZ bırakıldı. Dönemin siyasi şube şefi Tayyar Sever di. #cumartesianneleri