Elbet bir gün bütün çiçekler beyaz açar
Hür ve mesut bir şarkı halinde,
Penceremizden uzanır nur.
İstediğimiz şekilde doğar gün,
Dilediğimiz gibi yağar yağmur…
Yaşar Kemal
CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, Ankara'daki savcı atamaları yapılırken CHP'li siyasetçilerin ismi verilerek "Sana bunu tutukla dendiğinde gözünü kırpmadan tutuklayabilecek misin" diye sorulduğunu iddia etti
İlk kez Niğde'de dile getirdiği bu iddiayla ilgili Özel şunları söyledi:
"Şu anda Meclis'te görevli bir milletvekilinin bir yakınına bunun sorulduğunu birinci ağızdan duyduk. Kayda geçiriyoruz. Eninde sonunda bu siyasi operasyonlar, günü geldiğinde insanların özgürlükleri siyasi sebeplerle kısıtlandığı için gerçek soruşturma konusu haline gelecekler. Bunlar yargılanacak"
@ozgecanozgenc
@Savash_Porgham Kurumların çürüdü toplumlarda
Sokaktaki insan kahramanlara ihtiyaç duyar. Birey olma karar almaktan kaçar. Bu kahramanlı pelerini altında ortaya çıkan kişilerin bağımlılıkları zaafları vardır.
Haluk Levent bu zaaflarına yenik düştü.
Bu ülkede güven, Ankara'da bir park adıdır
Çocuğunun beslenme çantasına yemek koyamayan insanlar
Messi ve Ronaldo kıyaslamasını Filistin-İsrail savaşı üzerinden değerlendiriyor.
Bu politik zekanın başka bir örneği yok galiba
Medya dilinin de adaletin bir parçası olduğuna örnek olan,
haberin öznesini sansasyon değil, hukuk ve kadın hakları yapan bu etik ve özenli haber için sevgili @kepenekevrimm ve @bianet’e teşekkür ederim.
Ahmet Necdet Sezer dönemi yaşanan 2 tane hak ihlalini:
2004-Kızıltepe'de 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.
2005-Şemdinli'de bir kitabevi bombalandı. Patlamada bir kişi hayatını kaybetti
Kimi öveceğinizi iki defa düşünün.
Cumhuriyet tarihi boyunca sisteme itiraz eden muhalif olanlar çoğu defa yargı yolu ile esaret altına almış engellemiş.
CHP DP ANAP AKP... isimler değişmiş hukuksuzluk değişmemiş.
Politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
8,1 milyon seyirci. %1,6 artış.
Ama tablo göründüğü kadar parlak değil. Ödenekli tiyatrolar 418 bin seyirci kazanırken, özel tiyatrolar 252 bin seyirci kaybetti.
Verilerin anlattığı hikâyeyi Mustafa Kara yazdı.
@mustafakaraQ
🔗 https://t.co/13hl0aD9mT
Uzun bir süredir Kürt halkı parti medyalarının propagandası ile karşı karşıya. Yakın tarihte "bir birlerini ihanetçi' ilan etme yarışından, yeni yeni kurtuluyorlar.
Bağımsız sivil ve tarafsız Kürt medyası her Kürt için ekmek su hava kadar elzemdir.
🔴 Kürt Medyası Özgürlükten Ne Anlıyor?
➖ Neden Kürt medyası kendisinden olana özgür; farklı düşünene gardiyan?
➖ Basınımız neden eleştiriyi hamledemiyor?
https://t.co/2H0M6YF5jT