Borsa yine kötü kapattı. Günlerdir yatırımcının zararı büyüyor, umutlar azalıyor, güven her geçen gün biraz daha yıpranıyor.
Küçük yatırımcı artık sadece para kaybetmiyor; sabrını, motivasyonunu ve piyasaya olan inancını da kaybediyor. İnsanlar alın teriyle biriktirdiği parasını ülkesinin şirketlerine, üretimine ve geleceğine yatırıyor. Bunun karşılığında ise sürekli düşen fiyatlar, belirsizlik ve sahipsizlik hissiyle mücadele ediyor.
Piyasa yükselirken herkes konuşuyor. Asıl mesele, yatırımcı zor durumdayken yanında durabilmek.
Bugün yatırımcı gerçekten zorlanıyor, isyan ediyor ve “Bu piyasaya kim sahip çıkacak?” diye soruyor. Bu soruyu artık görmezden gelmemek gerekiyor.
Borsanın yeniden güven kazanması için yalnızca endeksin yükselmesi yetmez. Adalet, şeffaflık, güven ve yatırımcıyı koruyan güçlü bir duruş gerekir.
Küçük yatırımcı bu piyasanın yükü değil, temelidir.
Yatırımcı yalnız bırakılmamalı.
Yatırımcının emeğine, birikimine ve güvenine sahip çıkılmalı.
Ben yatırımcının yanındayım.
Belki elimden piyasayı değiştirmek, kayıpları telafi etmek ya da bu gidişata doğrudan müdahale etmek gelmiyor. Elimden gelen, yaşananları görmezden gelmemek ve yatırımcının sesine bu satırlarla ortak olmak.
Bazen insanın elinden yalnızca yazmak gelir.
Ben de bugün, susmak yerine yazmayı tercih ediyorum.
Çünkü yatırımcının sesi duyulmalı.
Yatırımcı sahipsiz olmadığını bilmeli.
Ve birileri, en azından “Ben sizin yanınızdayım” demeli.
Seviliyorsunuz 💙
Tokat'ta “kaza geçirdik” ihbarı ile ambulansla hastaneye kaldırılan ancak katIIediIerek öIdürüIdüğü ortaya çıkan Hatice Yalman'ın olaydan 2 saat önce bir markete girerek kasiyere uluslararası yardım işareti yaptığı ancak market çalışanının bunu anlamadığı ortaya çıktı.
Market çalışanı bu yardım işaretini anlasaydı belkide Hatice Yalman bugün aramızda olacaktı..
Farkındalık için lütfen paylaşın.
İtalya Başbakanı!!
Ben de bir kadınım ayrıca bir anne!!
Masum çocukların katiliyle duramam!!
Müslüman ülkeler Filistinlilerin katillerini destekliyor!!
Müslüman ülkeler birleşip İsrail'le tüm ticareti durdurursa, bu Yahudiler bir hafta dayanamaz!
Bir devlet başkanı elinde portakal tutuyor...
Ne var bunda! Sıradan bir hadise işte diyenler olabilir...
Bu portakallar, 1930'lu yıllarda İtalya’dan getirildi. Adana başta olmak üzere Mersin, Antalya ve Ege’nin bazı bölgelerinde aşılandı...
Buraya kadar sorun yok.
Okuyun bakalım, ardından ne gelecek..
📌 İskenderun Demir Çelik fabrikası,
📌 Nazilli Basma fabrikası,
📌 Kayseri Sümerbank tekstil fabrikası,
📌 Şişecam fabrikası,
📌 Aliağa rafinerisi
ve daha bir çok fabrika Ruslar tarafından yapıldı!
Ve parası portakal ile ödendi..
Türk sanayisinin omurgasını oluşturan bu hayati tesisler sayesinde, hem onbinlerce insanımız iş buldu, hem de Türkiye milyarlarca dolarlık ithalattan kurtuldu, dışarıya bağımlılığı azaltıldı.
Ve, bunların karşılığında bir lira bile ödemedik… Hepsinin parası, sebzeyle meyveyle narenciyeyle ödendi.
Tıpkı!
Aynı yıllarda çay bitkisinin Rize’ye getirtilip ekildiği gibi..!
Tıpkı!
1927’de çıkartılan yasa ile;
"Fındık Fidesi"nin ihracatının yasaklanıp,
Ordu ve Giresun’un fındık yetiştiren il olarak kabul edilmesi ve devamında fındık kongresinin toplanması gibi..!
Demem o ki!
O portakal çok önemli...
Uşak Ulubey'den bir çobanla konuştum. 250 davar, 130 oğlağı var. Ağaçlar daha genç. Ama nedense gençleştirme için damgalanmis ve kesilip toprak sürülecek. Çoban tecrübeli. "Toprak sürülünce geçişimiz yasaklanacak hayvancılık burada da bitiyor" diyor. "Okullarda çocuklara yanlış bilgi veriliyor, keçi ot yer, çam yemez, kışın kar olursa ancak alt dalları yer, bununla da çamı budamış olur. Yerdeki otları yiyip bitirdiği için yangınları önler. Biz yörüğüz doğanın içinde yasariz. Doğayı biliriz. Davarın pisliği dahil hiçbir şeyi atılmaz. Yörükler dağları savaş için değil üretim için kullanır. Ama biz vatanseveriz yurt savunmasında en önde oluruz. Bu dağlar, ormanlar, ovalar bizim."
@MALATYA1571@Soncer_37 Her çıkmaya başladığında bende aynı şeyi diyorum ama o yine geri aynı yerine dönüyor,kurbağa ile akrebin hikayesindeki akrep gibi