En güvendiğimi iddia ettiğim, en güvendiğimi zannettiğim yerlerde bile ipleri hiçbir zaman tam anlamıyla bırakamadım ve iyi ki bırakamamışım. Ama birgün o ipleri gerçekten bırakabilmeyi çok isterim.
Sanki bir şeyler olacakmış da koştur koştur ona hazırlanmam gerekiyormuş gibi bir his var içimde. Ama ne olacak, neye, nasıl hazırlanmam gerekiyor hiçbir fikrim yok.
You'll regret it if you get married, you'll regret it if you don't get married. You'll regret it if you have kids and you'll regret it if you don't. Kierkegaard said this 200 years ago as follows - whatever you choose, you'll regret it, because the problem isn't in your choices, it's in romanticizing your life. A person always finds an untravelled path alluring and mysterious. That's why the issue isn't making the right choice. It's choosing and deciding which regret you'll live with. In life, we must choose our regret.
Epey meşakkatli yollardan geçtim ama updatelendim. Belirsizlik karşısında kaygılanmak yerine akıştan keyif almaya çalışıyorum. Biraz da bardağın dolu tarafından bakıyorum. Belirsizlik, birden çok seçeneğinin olması neticede ve muhtemelen de çoğu kafamdakinden çok daha güzel ✨✨
Carl Jung’un eşzamanlılık kavramına çok inanıyorum. Yani hayatta rastlantı diye bir şey yoktur.
Kader önümüze sürekli ipuçları serpiştiriyor bizse hepsini tesadüf sanıp geçip gidiyoruz.
samiha ayverdi diyor ki "hayatta olan şeylere "neden" diyen kimse acemidir." önüne açılan yoldan yürü. şöyle olsaydı, böyle olsaydı daha iyi olurdu diye vehmettiğin tüm yollar kaderin dışındadır. kaderin dışında olansa yok hükmündedir.
Bazı duyguları fazlasıyla özlediğimi farkediyorum. Güvenebilmeyi, hiçbir soru işareti olmadan inanabilmeyi mesela. Ve galiba en çok da kapı eşiğinde, her an tetikte beklememeyi …