Sanatçı Sabahat Akkiraz, Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde Çerçeve Yasa'ya gönderme yaptı:
"Şunu bir kez daha söylemek istiyorum: Benim bir tek çerçevem Kemal Atatürk Cumhuriyettir."
Türk gençleri bu uygulamaları gördükçe korkup sinmiyor daha da öfkeleniyor.
Birileri tutuklanacaksa o birileri Türkiye Cumhuriyeti devletini Gazze’ye çeviririz diye tehdit eden Terörsit kılıklılar olmalıdır.
22 Ağustos 1921 günü sabah saatlerinde Yunan ordusunun saldırısıyla başlayan ve kesintisiz 22 gün 22 gece devam ederek zaferimizle sonuçlanan Sakarya Savaşı, Dünya savaş tarihine “en uzun” süren az sayıdaki meydan savaşlarından biri olarak yazılmıştır. https://t.co/P2ULusgVJ0
Rabia Nur Çoşkun, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Çıkışta söylediği söz ise netti: “Ulu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gitmeye devam edeceğim.”
Baskıyla, tehditle, barikatla bu iradeyi susturamazsınız.
Atatürk’ün izinden yürüyenler geri adım atmaz; bedel öder ama teslim olmaz. 🇹🇷
Terör örgütünü protesto eden genç kızımıza bu gözaltı niye?
Devletin terör örgütleri listesinde bulunan, cani ele başı müebbet hapis yiyen PKK terör örgütünün Eruh ve Şemdinli baskınlarını ve 1 askerimizin şehit edilmesini, havai fişeklerle kutlayanlardan kaç kişi tutuklandı ki?
Türkiye’de “Terörsüz Türkiye Süreci”ne ve PKK türevlerinin “kök yasa”, “çerçeve yasa” dedikleri çıkan yasaya rağmen…
Terör örgütü PKK’nın sözde “atılım”, “ilk kurşun”, “diriliş” günü olarak tanımladığı bu 15 Ağustos yıldönümünde bazı yerlerde kutlamalar, havai fişekler vardı.
Ve tam da o meşum günün yıldönümünde Başyılan Karayılan, kör göze parmak aymaz bir mesaj yayınladı.
Diyor ki:
“Silah bırakma, Apo’nun fiziki özgürlüğü ve siyasi muhataplığı sağlanmadan olmaz. Çerçeve yasa yetersiz. Mesele sadece silah bırakmaya indirgenemez…”
Ve ardından:
“Zap ve Metina’da tıkandılar; ilerleyemediler. Silahla, şiddetle bizi yok edemeyeceklerini anlayınca tekrar çağrı oldu.”
//
Öyle mi Başyılan?
O zaman sana tek bir soru:
Senin “devlet kurdum” dediğin, “kurtarılmış bölge” ilan ettiğin Sinath, Haftanin, Parasiya, Gapnerk, Zap, Metina, Avaşin-Basyan ve Hakurk’ta bugün kim oturuyor?
Ve oraları nasıl aldı?
Martavalı bırak.
Hikâyeni ağababan üzerinden anlat…
//
Bir tarafta 42 yıllık kanlı terörünü “zafer” diye sunan bir terör örgütü…
Bir tarafta onu muhatap alanlar…
//
Peki terör örgütü PKK’nın sözde “atılım”, “ilk kurşun”, “diriliş” günü olarak tanımladığı; Başyılan’ın mesaj yayınladığı 15 Ağustos neyin yıldönümüydü?
Başında durduğum o mezarda, 15 Ağustos 1984’te Eruh’ta PKK’nın ilk saldırısında şehit edilen Mehmetçik yatıyor.
J. Onb. Süleyman Aydın.
Erzincan/Mertekli.
//
Onların “ilk kurşun”, “atılım”, “diriliş” diye kutladığı, bugün bile mesajlar yayınladığı şey…
Bizim için Mehmetçiğin sırtına saplanan ilk kurşundu.
O gün sırtımıza saplanan kurşunu, PKK bugün çok daha sinsi ve tehlikeli siyasi bir kurşuna dönüştürmek istiyor.
Farkında mısınız bilmem, ama Başyılan tam da bunu anlatıyor.
//
Oysa asıl gerçek bambaşka…
Mehmetçiğin kanı ve canıyla;
Terör örgütü Türkiye’de eylem kabiliyet ve kapasitesini büyük ölçüde yitirmiş,
“Devlet kurdum”, “kurtarılmış bölge ilan ettim” dediği;
Sinath, Haftanin, Metina, Parasiya, Gapnerk, Zap, Avaşin-Basyan ve Hakurk’ta ezilmiş,
Suriye’de sıkışmış durumda…
//
Bütün bunlara rağmen…
Terör örgütü;
Kayıtsız şartsız silah bırakmıyorsa,
Kayıtsız şartsız kendini tasfiye etmiyorsa,
“Kan akmasın” umudunu siyasi bir fırsat ve baskı aracına çevirmeye çalışıyorsa,
Suriye’de “YPG/PYD’yi tasfiye ediyoruz” diyerek yapısal bütünlüğünü koruyor ve statü kazanıyorsa,
Irak’ta yeni alanlara açılıyorsa,
İran’a karşı yeni pozisyonlar arıyorsa,
Siyasi türevleri “İşler istediğimiz gibi gitmezse Türkiye’de her yer Gazze’ye döner” diyerek tehditler savurmaya, gözdağı vermeye kalkışabiliyorsa,
Ve ilk Mehmetçiği arkadan vurdukları 15 Ağustos’ta bile hâlâ “diriliş”, “atılım”, “ilk kurşun” söylemleriyle mesajlar yayınlayabiliyorsa…
Burada sadece silah bırakma ve tasfiye umutlarını değil, çok daha büyük bir siyasi, stratejik ve ontolojik bir oyunun oynandığını görmek zorundayız.
//
Bunu bize sadece Başyılan’ın anlattığı masal değil…
Saha anlatıyor.
42 yıllık tecrübe anlatıyor.
Ve en önemlisi;
İlk şehidin kabrinden yükselen gerçek anlatıyor.
🇹🇷 Kıbrıs Girit Olmasın
Dr. Cihat Yaycı:
“Bugün herkesin hafızasına kazınması gereken bir tarihî ders vardır: Kıbrıs, Girit olmasın.
Neden bunu söylüyorum?
Çünkü 1890’lı yıllarda Yunanistan, Girit’te isyanlar çıkardı. Ardından 1897 yılında Girit’e asker çıkardı.
Bunun üzerine Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı Ordusu’nu harekete geçirdi. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda ordumuz Yunan kuvvetlerini ezip geçti ve Atina kapılarına kadar ulaştı. Askerî bakımdan tartışmasız bir zafer kazanıldı. Hatta birçok tarihçiye göre Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki en kesin askerî zaferlerden biridir.
İşte tarihimizi çok iyi bilmek zorundayız.
Peki sonra ne oldu?
Fransa, İngiltere, Rusya, Almanya, İtalya ve Avusturya-Macaristan devreye girdi. Büyük devletlerin baskısıyla Osmanlı ile Yunanistan masaya oturtuldu ve 1897 İstanbul Antlaşması yapıldı.
Savaş neden yapılmıştı?
Girit’in özerkleşmesini önlemek için.
Ama masada ne oldu?
Zafer kazanan Osmanlı Devleti, Girit’e özerklik verilmesini kabul etmek zorunda bırakıldı. Böylece Muhtar Girit Devleti kuruldu. Başına da Yunan Kral��’nın oğlu Prens George getirildi.
Sonuç ne oldu?
1913 Balkan Savaşı’nın ardından Girit tamamen Yunanistan’a bırakıldı.
Yani savaş meydanında kazandığımız Girit’i, diplomasi masasında kaybettik.
İşte bu yüzden diyorum ki:
Kıbrıs, Girit olmasın.
Bugün yaşanan gelişmelere dikkat edin.
18 Haziran’da Avrupa Parlamentosu raporu yayımlandı.
Ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusunda yeni çözüm arayışları gündeme geldi.
Hemen sonrasında Amerikan Kongresi’nde Michael Rubin konuştu.
Dikkat edin…
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti demiyor.
“Kuzey Kıbrıs” bile demiyor.
Sürekli “Occupied Cyprus” (İşgal Altındaki Kıbrıs) ifadesini kullanıyor.
Geçen yıl söylemiştim.
“Kıbrıs’ta bir karışıklık çıkarmaya çalışacaklar.” demiştim.
Şimdi de NATO Zirvesi’ni işaret ederek, “Kıbrıs meselesini NATO gündemine taşıyın.” çağrısı yapıyor.
Bir taraftan Birleşmiş Milletler üzerinden NATO’nun garantörlüğü tartışılıyor.
Diğer taraftan Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki askerî varlığı hedef gösteriliyor ve meşru varlığımız gayrimeşru gösterilmeye çalışılıyor.
Aynı dönemde İsrail hükümeti adına yapılan açıklamalarda, “Kuzey Kıbrıs sadece Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin değil, bizim de meselemizdir.” deniliyor.
Yetmiyor…
PKK elebaşlarından Duran Kalkan da “Dana’nın kuyruğu Kıbrıs’ta kopacak.” ifadesini kullanıyor.
Şimdi bütün bu gelişmeleri yan yana koyun.
Avrupa Parlamentosu…
Birleşmiş Milletler…
NATO tartışmaları…
Amerikan Kongresi…
İsrail’in açıklamaları…
PKK’nın söylemleri…
Bunların hiçbirini birbirinden bağımsız değerlendiremezsiniz.
Bunların hepsi aynı büyük resmin parçalarıdır.
Onun için tarih bize sadece geçmişi anlatmaz.
Gelecekte yapılacak hataları da önceden gösterir.
Girit’in hikâyesi tekrar yaşanmamalıdır.
Kıbrıs, Girit olmamalıdır.
Şanlı Türk ordusunu 5 Temmuz 1938'de Hatay'a girerken görüyorsunuz. Lütfen videoyu paylaşan Dürbün Haber sayfasını takip edin ve Atatürk'ün Hatay'ı canı pahasına kurtarışından bahsettiğim bu bilgiseli sonuna kadar okuyun.
1⃣- Atatürk Hatay meselesini şahsi davası bilmiş ve kırk asırlık Türk yurdu dediği Hatay’ın düşman eline bırakılmaması hususundaki kararlılığından hiç vazgeçmemişti.
"Etrüskler Türk'tür" kitabını yazdı
ne Türkçeye çevrildi ne İngilizceye.
20. yy en büyük dilbilimcisi
İtalyan Prof. Mario Alinei
Roma medeniyetinin kurucusu Etrüsklerin Türk olduğunu yazdı, yüzüne bakan olmadı.
Kitabın çevirisinin hâlâ olmaması
akademik vizyonsuzluk ve utançtır.
Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu:
Şey Sait'e ,1 .Dünya Savaşı'nda Rus Ordusuna yardımlarından ötürü 500 bin Türk'ü katleden Ermeni çetelerinin de olduğu törende Ruslar tarafından övünç madalyası verilmiştir. Video Rus arşivlerinde mevcuttur, tarafımdan yayınlanmıştır.
Şeyh Sait Ruslara yardım ettiğinde Osmanlıya ,Halifeye ve İslam'a ihanet etmiyormuydu ?
Osmanlı'nın yapamadığını Atatürk yapmış, Şeyh Sait'i vatana ihanetten asmıştır.
Şeyh Sait ,bölücü ayaklanmasına dine alet eden klasik bir siyasal İslamcıdır. İsyanı din ile alakalı değil genç Cumhuriyet'i yıkmaya yönelik İngiliz destekli bir isyandır.
“Milliyetçilik; bir dünya görüşü olarak, reddedilemeyecek kadar doğru, yıkılamayacak kadar güçlü, vazgeçilemeyecek kadar zaruri fikirdir.” Dil bilimci, fikir ve dava adamı Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu’nu vefat yıl d��nümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.