Bu konuda acilen tahkikat başlatılıp erişim engeli getirilen hesaplar sahiplerine geri iade edilmeli. Aksi takdirde bu insanlar devlet millet için yazıp çizmekten vazgeçer. @aslandegirmenci
Yıllarca bu mecrada hiçbir menfaat beklemeden doğrularınızı alkışlayıp duyurmaya çalıştım. Ne zaman ki, yanlışlarınızı eleştirip içinizdeki çürükleri ayıklayın dedim hemen hesabıma erişim engeli getirdiniz.
Benim nazarımda chp'den farkınız kalmadı.
Size yazıklar olsun @Akparti
Kendisi Gazze’ye onlarca yardım organize etmiş, vatanına milletine son derece bağlı bir arkadaşımızdı. Bu zamana kadar mantıksız bir konuşmasına da denk gelmedim.
Sansür politikasıyla bazı şeylerin üzeri örtülmez. Bu kararlar acilen gözden geçirilmeli.
CHP ve Yeni Partililer Ak Parti'ye Fon krizi üzerinden neden deliler gibi muhalefet etmiyor? Çok büyük ihtimalle kendi adamları da işin içinde. FBSK yeterince konuşulduysa diğer isimlere geçelim! Milletin bu isimleri bilmeye hakkı var.
Foncular bu hesap kapattırma cesaretini nereden alıyor?
90’lar geride kaldı lan çakallar. Reisin adını kullanıp sömürdüğünüz yetti. Yetkisini usulsüzce kullanan bu varlıkların kim olduğu tespit edilip yargı önünde hesap vermeliler.
Hiçlik makamı; benlikten tamamen sıyrılmak, zerre bile olmamak; hiç olmak. Tevazuun en ileri derecesi, benlikten sıyrılmanın en üstün mertebesi; kendi beşerî şahsiyetine, dünyevî varlığına ait hiçbir sıfatı yok.
#MahmudEsadCoşan
Geçenlerde çok sıkıntılı hesapları erişime kapattılar, çok da sevindik ama alâkalı alâkasız bir sürü X hesabını da erişime kapatmışlar. Tam olarak ne yapmamızı istiyorsunuz? Bir talimat listesi verin, ona uyalım bari!
Fatma Betül Sayan Kaya parayı iade etti mi etmedi mi?
Yeni iddia 'etmedi' şeklinde!
Şaka mı bu?
Millet haklı olarak tutuklanmamasına bile tepki gösterirken!
Ettiyse, dekont paylaşılır olur biter!
'Etmediyse' demek bile istemem!
F. B. Sayan'ın hâlâ gözaltına alınmamış ve ifadeye çağırılmamış olması gerçekten çok şey gösteriyor bize. CHP'li biri olsaydı çoktan gözaltına almışlardı bir gece yarısı. Bu adalet herkese ne zaman eşit işleyecek? Bunları da Cumhur İttifakı'na oy vermiş birisi olarak söylüyorum.
Aynen o yüzden Türk Devletleri Teşkilâtı kuruldu. Karabağ'ı unuttun hadi, Savunma Sanayi alanındaki yerlilik oranı %20'lerden %80'lere çıktı. Haysiyetli ve kafası çalışan her Türk milliyetçisi buna sevinir.
Ermeni daha düşmandır derken meselâ? Ermeniler bizim düşmanımız olabilecek güçte bile değiller. Türkiye'nin ve dünyanın gelecekteki düşmanı İsrail'dir. Filistin'in değeri Kudüs'ten ve yamyam terör devleti İsrail'in zulmü altında inim inim inlemelerinden geliyor.
Trump-Xi görüşmesinden Ukrayna diplomasisine: Moskova ne görüyor?
ABD-Çin rekabeti, Rusya-ABD temasları ve Ukrayna savaşının diplomatik boyutu aynı jeopolitik denklemde kesişiyor. Moskova açısından mesele yalnızca ateşkes değil; savaş sonrası güvenlik mimarisi ve tarafların müzakere koşulları da belirleyici.
Yeni köşe yazım @Haber7 Haber7’de.
https://t.co/2DzHJmF88l
#Ukrayna #Rusya #ABD #Çin #Trump #XiJinping #Diplomasi #Jeopolitik #Uluslararasıİlişkiler
Bu günlerde değerini daha iyi anlıyoruz. Mekânın cennet olsun "Güzel" adam. Hasan Celal Güzel'in yıllar önce yazdığı o yazı:
"Sayın Milletvekillerine ithaf olunur- Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir 'enayi' olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren 'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi. Hiç kimse 'Devlet malı deniz, yemeyen domuz' dememişti.
Bütün ömrüm tâbir-i âmiyanesiyle 'eşşek gibi' çalışmakla geçti. Çalışma hayatımda tek gün dahi izin kullanmadım. Bir gece bile doyasıya uyuyamadım. Kimileri bana 'uykusuz müsteşar' adını takıp uçup kaçtığımı söylerdi ama 'Ne akılsız adam yahu!' şeklindeki fısıltılar, her gün yüzlerce telefon konuşmasıyla çınlayan kulaklarıma kadar gelirdi.
Üzerinde 'T.C. Hükümeti' yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde, âdeta okşar gibi incitmemeye çalışarak kullanırdım. Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler. Yüzlerine bakmaya kıyamadığım Mustafam ve Elifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum. Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım. Koruma görevlisi de kullanmadım. Arabamın önünde ve arkasında fiyakalı eskortlar hiç bulunmadı.
Meğer ben ne enayiymişim!...
Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur... Meselâ, bendeniz milletvekiliyken -birkaç zarurî toplantı dışında- Meclis lokantasında yemek yemezdim. Zira, burada çalışanlar kamu personeliydi ve çok ucuz olan yemekler milletin kesesinden sübvanse ediliyordu. Sonra, çok beğendiğim halde, aynı gerekçelerle TBMM Sigarası da içmedim. Ceplerim şıkır şıkır metal jetonlarla dolu olarak dolaşır, özel görüşmelerimi kulisteki ankesörlü telefonlarla yapardım. O zaman 'beleş' cep telefonlarımız da yoktu.
Hiçbir hediyeyi kabul etmez; ya reddeder veya demirbaşa kaydettirerek devlete intikal ettirirdim. Yıllarca üst yöneticilik, müsteşarlık, bakanlık yaptım; hâlen evimde bu dönemlere ait -bronz plaketler dışındatek bir hatıra eşya göremezsiniz.
Benim anladığım mânâda siyasete 'Zengin girilir, fakir çıkılır'. Biz enayiler, devlet hizmetini ve siyaseti böyle anlıyoruz. Siyasî hayatımda önüme çıkan yüzlerce fırsatı teperek mal mülk edinmedim. Bilâkis, ANAP'taki Genel Başkanlık mücadelesinde, Bond çantalarda getirilen paraları reddederek, eşimin SSK kredisiyle aldığı Oran'daki daireyi; YDP'nin kuruluşunda da babamdan kalan Malatya'daki ev ile dedemden kalan Gaziantep'teki evin bana düşen hisselerini harcadım.
Bu arada, eşimin uzmanlığıyla ve alınteriyle hak ettiği 'Vakıflar Genel Müdürü' olarak tayin kararnamesini, nasıl engellediğimi de unutmayayım.
Sadece bununla kalsa neyse... ANAP döneminde, şiddetle muhalefetime rağmen çıkarılan 'kıyak emekliliği' reddedip tek maaşa devam ettim. Bu haksız uygulama hâlen devam ediyor. Başbakanlık Müsteşarı'yken, milletvekili maaşlarının buna göre ayarlanmasını gerekçe göstererek kendim için sözleşme yapmadım ve üç yıl müddetle emrimdeki daire başkanlarından bile daha az maaş aldım.
Meğer ben ne enayiymişim!...
***
Şimdi 70'ine merdiven dayadım. Hâlâ kirada oturuyorum. Kendime ait tek mülküm kitaplarım... Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda 'Dikili ağacım dahi yok'. Hizmet hayatım boyunca, muhatabımın bıyık altından gülerek dinlediği, 'Bu fukara millete ben bu masrafı hiç yaptırır mıyım?' lâfım vardı.
Sevgili okuyucularım, bu yazdıklarımı okuyup da sakın bütün bunlardan pişmanlık duyduğumu sanmayınız. Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım.
Beni bütün 'enayiliğime' rağmen kimseye muhtaç etmeyen Yüce Allahıma hamd ediyorum."
Türkiye'ye okumaya gelen bir yabancıya şu cümleleri söyletecek ne yaşattınız ya? Ne istiyorsunuz lan bu ülkeye okumaya gelen insanlardan? Ben de yurt dışında okudum, yaklaşık 67 bin Türk var yurtdışında okuyan. Böyle çocuklara kötü davranmayın, yazıktır. Pek çoğu zaten imkânsızlıklar içinde bir hayat yaşıyor, çoğu fakir ve burslu gelebiliyorlar. Ve bir de bu çocuk Türkçe de öğrenmiş, harika Türkçe konuşuyor.
Geçmişte bir biçimde tanıdığım, adaleti yücelten pek çok arkadaşımın bu gün her türden adaletsizliğe eyvallah demesi, hatta adaletsizlikle elde edilen yemişlere üşüşmesi beni daima şoke etti. Sonunda, onların adalet diye bir dertlerinin hiç olmadığını anlıyor insan.