Bu hadise ile ilgili @mazlumder Mazlumder'in yaptığı açıklamadan bir bölüm:
"Resmî anlatıya göre çift (Muhammed Kavi ve eşi) güvenlik güçlerine ateş açmış ve çıkan çatışmada vurulmuştur. Buna karşılık aile; evde silah bulunmadığını, herhangi bir çatışma yaşanmadığını ve Muhammed Kavi'nin çocuklarının bulunduğu odada doğrudan vurulduğunu belirtmekte; olay yerinde tek bir boş kovan dahi bulunmadığını vurgulamaktadır. Operasyonda kullanıldığı öne sürülen silahın bulunup bulunmadığı, balistik inceleme yapılıp yapılmadığı ve özel harekât kalkanına isabet ettiği iddia edilen mermilere ilişkin rapor düzenlenip düzenlenmediği gibi hayati sorular yanıtsızdır. Yetkili makamlara yöneltilen sorular da bugüne dek karşılıksız kalmıştır."
Mazlumder bu açıklamayı 5 Temmuz'da yapmış olay 23 Haziran'da gerçekleşmiş, aradan 45 gün geçmiş ancak ne İçişleri Bakanlığı ne de Adalet Bakanlığı konu ile ilgili resmi bir açıklama yapmamış ve soruşturma başlatılmamış. NATO üyesi ülkelerin yöneticileri ve ABD Başkanı Trump Ankara'ya gelecek diye bir aile sebepsiz şekilde öldürülmüş ama sorumluluğu üstlenen yok.
Adalet Bakanı; üzerinden kaç yıl geçmiş olursa olsun, faili meçhul cinayetlerin tek tek inceleneceğini ve faillerin ortaya çıkarılacağını söylüyor. O halde bu hadise de bir faili meçhul cinayettir. Ve üzerinden henüz yıllar da geçmiş değil, 1,5 ay önce yaşanmış. Muhammed Kavi ve eşi ölmüş ama baba, yetim çocuklar olayın bizatihi şahidi... Olayın içinde olan kolluk kuvvetleri dahil herkes dinlenilsin, operasyon anında çekilmiş kamera görüntüleri izlenilsin. Bütün bunların yapılması için İçişleri Bakanı'nın soruşturma emri vermesi, Adalet Bakanı'nın da yargılama sürecini başlatması gerekir.
Hangi sebeple olursa olsun hiçbir güç suçsuz ve sebepsiz bir şekilde bir insanın canını yok sayamaz hele hele bunu NATO'nun katil yöneticilerini karşılamak için yapmış ve üstünü örtmüşse bu Türkiye için utanç, iktidar için ise büyük bir vebaldir.
https://t.co/QHY6pcj4DU
#SONDAKİKA
⭕Suriye'nin başkenti Şam'ın Ceramana bölgesinde bomba yüklü bir araç infilak etti.
İlk belirlemelere göre ölü ve yaralılar olduğu bildirildi.
Dışişleri Bakanı Fidan, işgalci yahudi varlığının Suriye' ye yönelik saldırılarını kınayarak uluslararası toplumun bu saldırılar karşısında daha güçlü bir tepki ortaya koymasını dile getirmiş.
Sayın Fidan, her zaman olduğu gibi ümmetin en can alıcı meselelerin in çözümünü yine uluslararası topluma havale etmişsiniz.
Sizler ümmetin sorunlarının çözümünü ya uluslararası topluma ya BM'ye ya da NATO' ya havale ediyorsunuz.
Sizin eliniz armut mu topluyor?
Siz neden müdahale etmiyorsunuz?
Sizlerde çok iyi biliyorsunuz ki; bu kurumların tek patronu katil Amerika'dır.
Bugün Gazzeli müslümanları imha etmesi için işgalci varlığa ismini dahi bilmediği silahları veren bu uluslararası toplum/ABD değil midir?
Gazze'yi manda yönetimi haline getirecek ve sözde Gazze Barış planını hayata geçirecek olan sömürgeci kafir ABD değil midir?
Ve Gazzeli Müslümanları esaret altında bırakacak bu plana destek veren sizler değil misiniz?
Suriye ve Lübnan'da katliam yapmasına yeşil ışık yakan ABD değil mi?
ABD tarafındanü adam yerine dahi konmayan ve zaten pratikte de hiçbir karşılığı olmayan uluslararası toplum mu bu sorunları çözecek?
Celladına aşık olmak ve işlerini onun eline bırakmak tam da bu olsa gerek!
İmam Şafii'nin doğduğu topraklarda Amerikan Manda Yönetimi kurulurken aklen kabîhi/kötülüğü tartışmaktan daha büyük bir kabahat/kötülük mü var?
- 3 yaşında bir çocuğun öldürülmesi aklen kabîhtir, eyvallah, peki
- 3 yıldır çocukların öldürüldüğü,
- Bedenlerinin paramparça edildiği,
- Binlercesinin enkaz altından hala çıkarılamadığı,
- Faillerinin ve azmettiricilerinin ellerinden damlayan bebek kanlarıyla bu topraklarda show yaptıkları,
- Hele de Fıkhi mezheplerden birinin kurucusu İmam Şafii'nin doğduğu topraklarda, Epstein sapığı Trump'ın başkanlığında Manda yönetiminin kurulduğu bir zamanda,
- Hasılı ümmetin en hayati meseleleri hakkında ölümcül kararların alındığı tüm zamanlarda hocaların fıkhı, İmam Şafii ve diğerlerinin ibarelerini konuşturmayıp, gündem dışı tartışmalarla kamuoyunu sürekli meşgul etmesi aklen de şera'n de siyaseten de kabîhin/kötülüğün şâhikasıdır.
Erdoğan, Riyad'a doğru yola çıktı ama anlaşma Mekke'de imzalandı
Adını "Mekke Savunma Anlaşması" koydular.
Bir tarafta İran cephesinde sıkışan ABD...
Bir tarafta alelacele imza..
Misvak da bunu İslam birliği diye pazarlıyor.
Oysa daha geçen ay Ankara'da NATO Zirvesi yapılmıştı...
1970'de kurulan Milli Nizam'dan bugüne Türkiye'de İslâmî mücadele kasıtlı olarak sistem içine çekildi.
O dönem oy vermeyi cihadi bir anlayış gibi görenler, zamanla nasıl evrildiklerini bugün kendileri itiraf ediyorlar.
Bugün bu yola tevessül edenlerin elinde sadece kocaman bir hiç yoktur, avuçlarında büyük bir vebalde bulunmaktadır.
Birileri çürük demokrasi ipliğine hülyalar dizdirdiler. Bu hülyalar gerçekleşmese de göreceli bazı menfaat ve kazanımlar elde edilmiştir. Ama kaybedilen şuur, direnç ve hedefe bakınca bunların hiçbir kıymeti yoktur.
Oy vererek sistemi değiştirmeye çıkan zihniyet, bugün laik demokratik kemalist sistemin havarisi konumundadır.
Örneğin; önceden oy verirken yasama hakkı verdikleri vekillerin; faizi, zinayı ve alkolü yasaklayamayacaklarını bildikleri halde veriyorlardı, şimdi bu çağda bunlar olur mu diyerek vermektedirler.
Amerika, İngiltere veya cümle Batı; bu mücadelenin demokratik bir zeminde, sistem içinde verilmesini neden istemektedir? Peki onların istediği hatta dayattığı bu yolu dosdoğru yol kabul etmek serap değil midir?
Ne diyordu Süleyman Demirel: "hangi partiye olursa olsun mutlaka sandığa gidin."
Hep bir ağızdan sandığa giderseniz demokrasi kazanacak diyorlardı. Hatta insanlar sandığa gitsin diye oy vermemeyi suç kabul edip idari para cezası getirmişlerdi. Ayrıca partilere hazineden yapılan yardımın hikmeti de neydi? Neden demokrat olmamız konusunda bu kadar ısrarcı idiler?
Çünkü kendilerine benzememizi istiyorlardı. Maalesef öyle de oldu... Bugün sokağa, televizyona ve sosyal medyaya bakınca herkesin gördüğü şey bu değil mi? Herkesin eleştirdiği şey bu çukur değil mi?
Türkiye'de hiçbir lider veya siyasi parti Erdoğan ve AK Parti'nin ulaştığı güce bir daha ulaşamaz. Ama bu dönem aynı zamanda fısk, zulüm ve küfrün belki de en çok işlendiği dönemdir. Hâl böyle iken, yola çıkarken konulan hedeften bu kadar sapılmış iken hâlâ bu sistemi şerrin ehveni görmenin izahı asla İslâm fıkhı olamaz.
Fakat konforlu ve steril ortamlarda mücadele kolaycılığı olabilir.
"Oy vermezsek alternatifi nedir?" sorusuna cevap verememeleri olabilir.
İslâm'ı hayata hakim kılma hedefinden uzaklaşmış olmaları ve bunu nasıl yapacaklarını bilmemeleri olabilir.
Ezcümle; İslâm fıkhını vs. bir kenara bırakın. Gelin salt akıl ile düşünelim. Sizce sömürgeci Amerika ve Avrupa'nın, kurucu irade olan CHP'nin, İslâma karşı düşmanlığı bilinen cümle zevatın yıllardır ısrarla yapmamızı istediği şey bizler için hayırlı olabilir mi?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan "Mekke Anlaşması" imzaladı. Anlaşmaya göre bir ülkeye yapılacak olan saldırı diğer iki ülkeye de yapılmış kabul edilecek.
Trump, Suudi Kralı için "Biz seni desteklemezsek o koltukta iki hafta oturamazsın" dememiş miydi?
Şahbaz Şerif, Trump için; “Allah sizi korusun. Allah size, daima bu şekilde hizmet edebilmeniz için uzun bir ömür versin.” dememiş miydi?
CB Erdoğan, Trump için; "Başkan Trump, dünyanın asırlardır beklediği lider. Sadece güçten bahsetmiyor, o gücün bizzat kendisi." dememiş miydi?
Mekke Anlaşması ABD'y rağmen yapılmış olamaz bilakis ABD'nin tensipleriyle yapılmış bir anlaşmadır.
Öyleyse ki öyledir, o zaman bu anlaşma ABD'nin bölgedeki çıkarlarına hizmet etmekten başka hiçbir işe yaramayan bir anlaşmadır.
Basın Açıklaması
Hükümetin Port Sudan’da Su ve Elektrik Tedarik Edememesi, Uygulanan Sistemin Başarısızlığını ve Yöneticilerin Yozlaşmışlığını Kanıtlıyor
#HizbutTahrir#Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
https://t.co/NMZXC5W97T
Basın Açıklaması
Göç ve Ölüm Kafileleri İktidar Rejimlerinin Alnına Vurulmuş Bir Utanç Lekesidir
#HizbutTahrir
Merkezî Medya Ofisi
https://t.co/1DuEOF0nD4
Haber-Yorum
Kokuşmuş Bir Rejim Cennet Vaat Ediyor ve Hayata Atılma Çağındaki Gençler İse Cehennemin Hakikatini Açığa Çıkarıyor
#HizbutTahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Münâcî Muhammed
https://t.co/TWfG7lOzth
Haber-Yorum
Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi, Zorla Dayatılan Yasalar ile Değil İslam Kardeşliği ile Olur
#HizbutTahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ercan Tekinbaş
https://t.co/cpdSPbs0Sd
El-Vakiye TV:
“Garantör Ülkeler Nereye Gitti?”
Hizb-ut Tahrir Üyesi Faziletli Şeyh Yusuf Muhareze’nin (Ebu Humam)
"Ümmetin Meseleleri: Ümmet Gazze'yi Unuttu mu?" programındaki söyleşisinden bir kesit
H. 18 Safer 1448 M. 1 Ağustos 2026
https://t.co/yelHQkvYzS
https://t.co/QyIQzhvTUi
Basın Açıklaması
Sömürgeci Batı, Mekke ve Medine’nin Hemen Yanı Başında Bir Çatışma Yürütmektedir
Ey İslam Ümmeti! Kalk ve Onları Kov, Bu Toprakları Onların Kötülüklerinden Temizle!
#HizbutTahrir#Yemen Vilâyeti
Medya Bürosu
https://t.co/QzVyoXpm1z
Sudan’daki Durum ve Amerika’nın Hedefleri
❏ Sudan’daki durum nereye doğru gidiyor?
❏ Amerika, çözüm önerisiyle neyi hedefliyor?
❏ Ve yakın zamanda bir çözümün gerçekleşmesi mümkün mü?
H.15 Safer 1448
M.29 Temmuz 2026
https://t.co/X0uwI5AZ1e