Türk Sağlık-Sen olarak Huzurevlerinde görev yapan bakım personellerine yaşlı odaları ile bu odalardaki banyo ve tuvaletlerin temizliği görevinin verilmesine karşı yargı yoluna başvurduk.
Ayrıntılar için🔗https://t.co/Mlmaio0mZn
📍 Amasya
Memleketim Amasya’da, Genel Sekreterimiz Ümit Turhan ile birlikte teşkilatımızla bir araya geldik.
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcimiz ve Türk Sağlık-Sen Şube Başkanımız Şemsettin Dümen ve Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın şube başkanları ile bir görüşme gerçekleştirdik. Sendikal çalışmalarımızla ilgili değerlendirmelerde bulunduk.
Ülkemizin dört bir yanında hep birlikte, kamu çalışanlarımızın hakları için mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
“Geldik, Gitmiyoruz!” ifadesini bir slogandan öteye taşıyarak anlamlı ve kalıcı bir çalışmaya dönüştürdüğümüz “Türk’ün Zaferler Ayı Ağustos” kitabımız; bin yıldır bu toprakları bize vatan kılan şehitlerimize, gazilerimize ve aziz Türk milletine Türkiye Kamu-Sen’in armağanıdır.
Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarruz’un 104. yılını büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz.
Anadolu’yu bizlere vatan kılan Sultan Alparslan’ı; istiklal mücadelemizin Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm kahraman şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene!🇹🇷
2008 ÖNCESİ İŞE BAŞLAYIP, 2008 SONRASINDA KADROYA ATANANLARIN EMEKLİLİK MAĞDURİYETİ İÇİN ÖNEMLİ DAVA
2007 yılında sözleşmeli olarak göreve başlayan ve 2011 yılında kadroya geçirilen üyemizin emeklilik haklarının korunması için yargıya başvurduk.
Bursa’da ebe olarak görev yapan üyemizin 2007 yılında başlayan kamu hizmetinin memuriyet başlangıcı olarak kabul edilmesi ve emeklilik işlemlerinin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında değerlendirilmesi talebiyle yaptığı başvuru idare tarafından reddedilmişti.
Bunun üzerine sendikamız tarafından işlemin iptali istemiyle dava açıldı.
Dava dilekçesinde, üyemizin 2007-2011 yılları arasındaki sözleşmeli hizmetlerinin çeşitli özlük haklarında dikkate alındığı, ancak memuriyet başlangıcının 2011 olarak kabul edilmesi nedeniyle 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin emeklilik açısından ciddi hak kaybına yol açtığı vurgulandı.
Üyemizin 2007 yılından bu yana kamu görevlisi olarak kamuda fiilen görev yapması ve kadroya geçiş işlemleri ile beraber sözleşmeli statüde geçen hizmet sürelerinin hem sigortalılık süresinde hem de memuriyette geçirilmiş sayılarak geriye dönük derece ve kademe ilerlemesinin yapıldığı belirtildi.
Memuriyete başlangıcının 2011 yılı yerine 2007 yılı olarak kabul edilmesi ve emeklilik işlemlerinin 5434 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından söz konusu zımni ret işleminin iptali istendi.
Bu davanın yanı sıra yakın zamanda 2008 sonrası memuriyete başlayıp emekli olan ve mağduriyet yaşananlar içinde davamızı açarak hukuki süreci başlatacağız. Bu konuda da hazırlıklarımız sürmektedir.
Açılan dava ile ilgili olarak bir değerlendirme yapan Genel Başkanımız Önder Kahveci:
2005 yılında Yasa tasarısı olarak gündeme gelen Sosyal Güvenlik Reformu (Kamu çalışanları açısından 5510 Sayılı yasa) Mayıs 2008’de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 3 yıllık süreçte Türkiye Kamu-Sen gerek Emek platformu üyeleri ile ortak
gerekse kamu çalışanlarının hakları için söz konusu yasa tasarısına karşı yoğun bir mücadele vermiştir. 3 yıllık süreçte yasanın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesi, Anayasa mahkemesinde bazı maddelerinin iptal edildiği ara dönemler dışında gündemde olduğu her zaman tasarıya karşı eylem, etkinlik, basın açıklaması, Bakan ve Bakanlık yetkilileri ile görüşme, TBMM’de komisyonlar ve parti grupları ile görüşme Türkiye Kamu-Sen tarafından
gerçekleştirilmiştir. 2005-2008 yılları arasında kamu çalışanlarının geleceği, ileriki yıllarda göreve başlayacak kamu çalışanları için Türkiye Kamu-Sen’in verdiği bu mücadeleye bugün mağduriyetlerin oluşması ile birlikte hukuki süreci başlatarak devam ediyoruz. 2008 sonrası göreve başlayan memurlarımız içinde bu süreçleri başlatacağız.
Temmuz 2023'te memurlara verilen ancak emekli maaşlarına dahil edilmeyen ilave ek ödeme ile ilgili yürüttüğümüz süreçleri burada da gerçekleştireceğiz ve sorunun çözülmesi adına tüm platformlardaki mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Büyük Türk milliyetçisi, kardeş Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin sembol ismi Ebulfez Elçibey’i, vefatının yıl dönümünde saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
PTT AŞ’de, kurumun geleceğini ve binlerce çalışanımızın statüsünü doğrudan etkileyecek tarihi bir süreç yaşanıyor.
399 sayılı KHK’ye tabi yaklaşık 9 bin 405 çalışanımıza başka kamu kurumlarına geçiş imkânı tanınırken, PTT’de kalacak çalışanlarımız açısından da yeni bir istihdam dönemi başlıyor. Bu nedenle mesele yalnızca “kim gidecek, kim kalacak” meselesi değildir; asıl mesele, 200 yıllık PTT’nin bundan sonra hangi personel yapısıyla yoluna devam edeceğidir.
Biz en başından beri PTT’de tek tip personel yapısını desteklediğimizi, ancak bunun çalışanlarımızın haklarını ve geleceğini koruyan, güvenceli bir model üzerine kurulması gerektiğini ifade ettik. Bugün de aynı noktadayız.
“Tek tip bir istihdam şeklinin güvenceli bir model üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyledik. Hâlâ aynı kanaatteyiz.”
Genel Başkan Yardımcımız Orhan Yılmaz ile birlikte, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığı görevine başlayan Sayın Cihad Çağlayan’ı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerimizi ilettik.
Gerçekleştirdiğimiz ziyarette, sağlık çalışanlarımızın gündeminde yer alan konular ve çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerde bulunduk.
Sayın Cihad Çağlayan’a yeni görevinde başarılar diliyor, görev sürecinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.
Sorunlar her geçen gün artıyor…
✅Öğretmenler İl içi yer değişikliği yapamıyor,boş okul yok denecek kadar az..
✅Sıra tayini işletiliyor,sonuç sıfır,yer yok..
✅İller arası tayinler,müracaat edecek okul yok,normlar dolu,
hatta fazlalık var..
✅Mazeret tayinleri yapılıyor,öğretmenlerimizin çoğunluğu mazeretinin olduğu İle İlçeye gelemiyor.Üstüne İl emride verilmiyor şuan için mağduriyet hat safhada..
✅Milli Eğitim Bakanlığında çalışan hizmetli,memur arkadaşlarımız,hem özür grubundan,hem normal tayin istiyor,sonuç yok..
✅Üniversite idari personeli arkadaşlarımız yer değişikliği yapamıyor.YÖK becayiş sistemiyle sorunu çözmeye çalışıyor,elde var sıfır..
✅
✅
✅Daha bir çok sorun çözüm bekliyor.
Sendika olarak talep ediyoruz,sorunları dile getiriyoruz,çözüm önerilerimizi sunuyoruz..
Sorunları çözmek,Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ün görevidir.
Türk ve Türkiye Yüzyılında eğitim çalışanları mutlu,huzurlu olursa başarı gelir.
Çözüm önerilerimiz;
-Çalışan memurlara verilen seyyanen zam ve ilave ek ödemeler(uzman ve başöğretmenlik ödemesi…)
emekliliğe yansıtılsın.Yoksa 65 yaşına kadar öğretmenlerimiz emekli olamıyor.Emekli olduklarında,maaşları yarı yarıya düşüyor.
-Zorunlu hizmet bölgesinde çalışan öğretmenlere,zorunlu bölge hizmet tazminatı verilsin.
-YÖK Üniversitelerde,acilen normları belirleyip,atama ve yer değişikliği yönetmeliği çıkarması gerekmektedir.
Eğitim çalışanları merak etmesin.Herkes sussa biz susmayacağız.Herkes trübüne oynayıp şov peşinde koşsa,biz sorunların çözümü için uğraşacağız.Çünkü bizim önceliğimiz eğitim çalışanlarıdır. @tcmeb@Yusuf__Tekin@YuksekogretimK
%16 olarak belirlenmiş olan yıl sonu enflasyon hedefi, %26’dan %28’e İKİNCİ KEZ GÜNCELLENDİ!
Bu durumda, ASGARİ İNSAFIN gereği olarak, memur ve emeklinin maaş zam oranlarının da GÜNCELLENMESİ gerekmez mi?
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederek yürüttüğümüz çalışmalar hakkında bilgi arz ettik; kıymetli değerlendirmelerini, tavsiye ve talimatlarını aldık.
Liderimizin ortaya koyduğu irade ve çizdiği istikamet doğrultusunda, devletimiz, milletimiz ve teşkilatımız için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
Tahminler değişmişse rakamlar da değişmelidir.
Hedefler revize edilmişse maaş artışları da revize edilmelidir.
Kamu görevlileri ve emeklilerimizin 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin maaş artışları, güncellenen ekonomik göstergeler ve enflasyon beklentileri doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.
Taraflar arasında bir toplu sözleşme protokolü yapılmalı; mevcut maaş artış oranları yeni ekonomik gerçeklere göre güncellenmeli, kamu çalışanları ve emeklilerimizin alım gücünü koruyacak ek zam ve refah payı uygulamaya konulmalıdır.
Çünkü toplu sözleşme rakamları değişmez değildir; esas olan kamu çalışanının alın terini ve alım gücünü korumaktır.
Açıklamamız👇
🔗https://t.co/usJ9XGoYSD
EKONOMİK HEDEFLER DEĞİŞTİYSE MEMUR VE EMEKLİ MAAŞLARI DA EK BİR PROTOKOLLE YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİDİR
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2026 yılı sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e yükseltmiştir.
Böylece daha önce açıklanan ekonomik hedeflerin ve enflasyon beklentilerinin bir kez daha yukarı yönlü revize edildiği görülmüştür.
2025 yılında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde kamu görevlileri ve emeklilerimizin 2026 ve 2027 yıllarında alacağı maaş artışları belirlenirken, o günün ekonomik tahminleri ve enflasyon beklentileri esas alınmıştır. Aradan geçen bir yıllık süreç ise bu tahminlerin önemli ölçüde geçerliliğini yitirdiğini ortaya koymuştur.
Bugün geldiğimiz noktada enflasyon hedefleri değişmiş, beklentiler yükselmiş, ekonomik göstergeler ve buna bağlı olarak para ve maliye politikalarının dayandığı varsayımlar yeniden şekillenmiştir.
Önümüzdeki süreçte 2027 yılına ilişkin tahminlerin de ekonomik gelişmelere bağlı olarak yeniden değerlendirilmesi kaçınılmazdır.
Hal böyleyken, yalnızca memur ve emeklilerimizin maaş artışlarının bir yıl önceki tahminlere mahkûm edilmesi kabul edilemez.
Ekonominin bütün parametreleri güncellenirken, memur ve emekli maaşlarının eski tahminlere göre artırılması adaletli değildir.
Enflasyon tahminleri yükseliyorsa, maaş artışlarının belirlenmesinde kullanılan ekonomik zemin de değişmiş demektir. Dolayısıyla toplu sözleşmede belirlenen maaş artışlarının dayandığı şartlar bugün itibarıyla önemli ölçüde farklılaşmıştır.
Üstelik mesele yalnızca yıl sonunda oluşacak enflasyon farkının ödenmesi meselesi değildir. Enflasyon farkı bir zam değil, gerçekleşen kaybın aylar sonra telafi edilmesidir. Kamu çalışanları ve emeklilerimiz, fiyatlar yükselirken gelirlerinin erimesini beklemek zorunda bırakılmamalıdır.
Bu nedenle
kamu görevlileri ve emeklilerimizin 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin maaş artışları, güncellenen ekonomik göstergeler ve enflasyon beklentileri doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.
Taraflar arasında bir toplu sözleşme protokolü yapılmalı; mevcut maaş artış oranları yeni ekonomik gerçeklere göre güncellenmeli, kamu çalışanları ve emeklilerimizin alım gücünü koruyacak ek zam ve refah payı uygulamaya konulmalıdır.
Çünkü toplu sözleşme rakamları değişmez değildir; esas olan kamu çalışanının alın terini ve alım gücünü korumaktır.
Tahminler değişmişse rakamlar da değişmelidir.
Hedefler revize edilmişse maaş artışları da revize edilmelidir.
Kamu çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini, artık geçerliliğini yitirmiş ekonomik tahminlere mahkûm etmek sosyal devlet ve ücrette adalet anlayışıyla bağdaşmaz.
Türkiye Kamu-Sen olarak "Yeni ekonomik şartlara uygun ek toplu sözleşme protokolü için vakit kaybetmeden taraflar bir araya gelmelidir." diyoruz.
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde sendikal baskı, liyakatten uzak uygulamalar, görevlendirmeler ve akademik atamalara ilişkin yaşananlar artık tahammül sınırlarını aşmıştır.
Şehit Ömer Halisdemir’in adını taşıyan bir üniversitede; şehit ve gazi yakını çalışanlara yönelik mobbing iddiaları, sendika temsilcilerimize yönelik sürgün niteliğindeki görevlendirmeler ve mahkeme kararlarıyla iptal edilen kişiye özel kadro ve hukuka aykırı uygulamalar, adaletsiz sınav görevlendirmeleri kabul edilemez.
Burada açıkça ifade ediyoruz:
Bizim mücadelemiz kişilerle değil, hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz uygulamalarladır.
Talebimiz açık ve nettir:
🔹 Hukuk devleti ve liyakat esas alınmalıdır.
🔹 Sendikal tercih, baskı ve ayrımcılık aracı olarak kullanılmamalıdır.
🔹 Akademik ve idari atamalarda adalet, ehliyet ve liyakat gözetilmelidir.
🔹 Sınav görevlendirmeleri şeffaf ve hakkaniyetli yapılmalıdır.
🔹 Şehit ve gazi yakınlarının yanı sıra tüm kamu çalışanlarının hakları korunmalıdır.
🔹 Ciddi iddialar bağımsız ve tarafsız şekilde araştırılmalıdır.
Hiçbir makam, hiçbir kişi veya hiçbir yapı; üniversitenin itibarından, hukuktan ve kamu vicdanından daha büyük değildir.